Ana Sayfa / Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi / Avrupa Birliği Hukuku 

Avrupa Birliği Hukuku 

Avrupa Birliği Hukuku; sözleşmeler kapsamında yer alan tamamlayıcı hukuk ve üye ülkeler arasında imzalanan antlaşmalar, Topluluğun dış ilişkilerinden kaynaklanan hukuki düzenlemeler, Adalet Divanı’nın içtihat hukuku, Topluluğun yasal düzeni çerçevesinde kabul edilen tüm kurallardan oluşmaktadır. AB Hukuk sitemine genel olarak “Müktesebat” denmektedir.

Avrupa Birliği Hukuku, Birincil Mevzuat ve İkincil Mevzuat olmak üzere iki başlık altında incelenmektedir:

1.Birincil Mevzuat (Kurucu Antlaşmalar)

Birincil mevzuat, Avrupa Birliği’ni kuran antlaşmaları içermektedir. Üye devletler arasında doğrudan müzakereler sonucu kabul edilen ve ulusal parlamentolar tarafından onaylanan mevzuattır. Birincil mevzuat kaynakları Topluluğun anayasası niteliğindedir.

Topluluk hukukunun temel kaynakları olan Avrupa Topluluklarını kuran Antlaşmalar ve bu Antlaşmaları tadil eden diğer belge ve antlaşmalardan oluşur.

– Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu Antlaşması (Paris Antlaşması)
– Avrupa Ekonomik Topluluğu Antlaşması (Roma Antlaşması)
– Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu Antlaşması
– Avrupa Tek Senedi
– Maastricht Antlaşması
– Amsterdam Antlaşması
– Nice Antlaşması
– Katılım Antlaşmaları

2. İkincil Hukuk

Avrupa Birliği kurumlarının Antlaşmaları temel alarak geliştirdikleri yasal araçlardır. Bu araçlar şunlardır:

– Tüzük
– Direktif
– Karar
– Tavsiye Kararı
– Görüş

 Tüzükler:

Üye devletlerin koyduğu kanunlar gibidir. 3 özelliği vardır:
– Genel geçer olması (tüm topluluğa yönelik olması);
– Doğrudan uygulanması (hiçbir hukuk işlemi gerekmeksizin);
– Bütünüyle bağlayıcı olması (tüm hükümleri uygulanması).

 Direktifler: 

Bağlayıcıdır; ancak tüzükten farklı olarak, direkt uygulanamaz. Üye ülkeler tarafından iç hukuka alınması gerekir. Üyeler, söz konusu iç hukuk araçlarını seçmekte serbesttir.

Kararlar: 

Bağlayıcıdır. Özelliği; bir ülke, firma veya kişiyi muhatap alabilmesidir.

Görüş ve Öneri:

Bağlayıcı değildir. Genellikle etik değer taşır.

Kurucu Antlaşmalar

AB hukukunun asil kaynaklarını oluşturan ve birincil mevzuat olarak da adlandırılan Kurucu Antlaşmalar, AT’nin amaçları, örgütlenmesi ve işleyiş biçimi üzerine temel hükümleri ve AT ekonomik mevzuatının büyük kısmını içerirler ve AT’nin işleyişiyle ilgili anayasal çerçeveyi ortaya koyarlar. Aynı zamanda, Topluluk kurumları, yetkilerini bu antlaşmalara dayanarak kullanmaktadır. Kurucu Antlaşmalar şunlardır:

MAASTRICHT ANTLAŞMASI

1992’de Maastricht’te imzalanan Avrupa Birliği Antlaşması, 1993’te yürürlüğe girdi. Maastricht Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu, Avrupa Topluluğu adını aldı. Avrupa Birliği’ni kuran bu Antlaşma ile AB’nin “üç temel sütunu” oluşturuldu. Bu sütunlar Ekonomik ve Parasal Birlik, Ortak Güvenlik ve Dış Politika ile İçişleri ve Hukuk alanında işbirliği’dir. Ortak Dışişleri Güvenlik Politikasını ortak bir savunma politikasını başlatmayı hedefler. Adalet ve İçişleri’nde ise göç ve siyasi iltica alanlarında bir Avrupa Polis Ofisi kuruldu. Maastricht ile Avrupa Toplulukları (AKÇT, AET, EURATOM) Avrupa Topluluğu bünyesine dahil edildi.

Maastricht Antlaşması’nın 2 ana hedefi vardır: Euro’nun tanıtılması için zemin hazırlayarak parasal birliğin oluşturulması ile ekonomik ve siyasi birliğin oluşturulması. İlk sütun ile diğer iki sütun arasında büyük bir fark vardır. Üye ülkeler ilk sütun olan Avrupa Topluluğunda AB kurumlarına egemenliklerinin bir bölümünü aktarırken, diğer iki sütunda böyle bir durum söz konusu değildir. Ülkeler bu iki sütunda bağımsız karar lama yetkilerini korumuşlardır. İçişleri ve Hukuk ile Ortak güvenlik ve Dış Politika sütunlarına giren konularda üyeler AB Zirveleri’nde ve Bakanlar Konseyi’nde karar alabilirler. Bu iki sütün için Maastricht’te ortak hareket, ortak karar ve çerçeve karar gibi karar alma mekanizmaları geliştirilmiştir. Maastricht Antlaşması karar alma mekanizmasında Parlamento’ya daha fazla yetki verdi ve “ortak karar alma” prosedürünü getirdi. Maastricht ile ayrıca Avrupa vatandaşlığı oluşturularak, AB vatandaşlarına yaşadıkları ülkenin belediyelerinde seçme ve seçilme hakkı verildi.

1993 yılında yürürlüğe giren Maastricht Antlaşması’yla Avrupa Topluluğu Avrupa Birliği adını almış ve AET kısaltması AT olarak değiştirilmiştir. Bu antlaşmayla, Ekonomik ve Parasal Birlik, Ortak Güvenlik ve Dış Politika ile İçişleri ve Hukuk alanında işbirliği başlıklarında yeni bir yapı tanımlanmaktadır.

Maastricht Antlaşmasıyla oluşturulan Birliğin amaçları, sınırsız bir pazar yaratmak, ekonomik ve sosyal bütünleşmeyi sağlamak, tek parayı kapsayacak bir ekonomik ve parasal birlik oluşturmak, ortak bir dış politika ve güvenlik politikası uygulamak ve uzun vadede ortak bir savunma politikası oluşturmak, Avrupa vatandaşlığı kavramını oluşturmak, hukuk ve içişleri alanında daha sıkı işbirliği olarak şekillendirilmiştir. Bunların içinde en önemlilerinden birisi Avrupa Birliği vatandaşlığıdır. Buna göre, Topluluğa üye ülke vatandaşı olan herkes Birlik vatandaşıdır ve antlaşmalardan doğan hak ve sorumluluklara sahiptirler. Birlik vatandaşları, Topluluğa üye ülkelerde serbestçe dolaşma ve ikamet etme hakkına sahiptirler. Üye ülkelerde ikamet eden ‘Birlik Vatandaşı’, o ülkenin uyruğunda olmasa bile o ülkenin belediye seçimlerinde ve Avrupa Parlamanetosu seçimlerinde aday olma ve oy kullanma ve diplomatik koruma haklarından yararlanabilmektedir.

Ayrıca Maastricht Antlaşmasıyla Avrupa Parlamentosu’nun yetkileri artırılmış, ortak karar alma (co-decision) adı verilen yeni bir prosedür çerçevesinde bazı konularda veto etme ve gensoru verme yetkisi verilmiştir. Üye sayısının yeniden düzenlenmesi ve dış politika konularında nitelikli çoğunlukla karar alması da kabul edilmiştir.

ROMA (AVRUPA EKONOMİK TOPLULUĞU) ANTLAŞMASI 

1957’de Roma’da imzalanan, Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) Antlaşması ve Avrupa Atom Enerji Topluluğu’nu (EURATOM) kuran Antlaşma, 1958’de yürürlüğe girdi. Bu iki antlaşma, ‘Roma Antlaşmaları’ olarak bilinir. Roma Antlaşması denildiğinde sadece Avrupa Ekonomik Topluluğu Antlaşması ifade edilir.

Roma Antlaşması ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kuran 6 ülke, diğer sektörlerde de ekonomik birliği kurmak için Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kurdu. Roma Antlaşması Avrupa Ekonomik Topluluğu’na hukuken uluslar üstü bir kuruluş olma niteliği kazandırdı.

AET’nin hedefi malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaştığı bir ortak pazarın kurulması idi. Nihai hedef ise AET’nin siyasi bütünlüğe ulaşmasıydı.

Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu’nu Kuran Antlaşma ise nükleer enerjinin barışçıl kullanımı için üye ülkelerin planladığı veya yürüttüğü araştırma programlarını koordine etmekti.

1965’de kurucu üyeler imzalamış oldukları ‘Birleşme Antlaşması’nı (Füzyon Antlaşması) imzaladılar. Böylece AKÇT, AET ve EURATOM için tek bir Konsey, Komisyon ve Parlamento oluşturuldu, bütçeleri birleştirildi ve bunlar için bir bunlara bir bütün olarak Avrupa Toplulukları denildi.

PARİS (AVRUPA KÖMÜR ve ÇELİK TOPLUĞU) ANTLAŞMASI

1951’de Paris’te imzalanan ve 1952’de yürürlüğe giren Avrupa Kömür Çelik Topluluğu’nu kuran Antlaşma, Avrupa bütünleşmesinin temelini attı. Federal Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg tarafından imzalanan Paris Antlaşması Avrupa Toplulukları’nı kuran üç antlaşmadan en eskisidir. 50 yıllık bir süre için imzalanan Paris Antlaşması 23 Temmuz 2002’de sona erdi.

Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schumann 1950 yılında, Avrupa’da barışın kurulabilmesi için Fransız-Alman dostluğuna dayanan ve Avrupa ülkelerinde kömür ve çeliğin kullanımının uluslar üstü bir organın sorumluluğuna vermeyi öneren bir plan geliştirdi. Plan, Savaş sanayinin bu iki ana maddesinin üretim ve kullanımının kontrolünü sağlayarak iki Dünya Savaşı sonucu yıkılan Avrupa’da savaşın çıkma olasılığını yok etmek için geliştirildi. Antlaşmanın amacı kömür ve çelik alanlarında ortak bir pazar oluşturmak ve bunu aşamalı olarak ekonominin diğer sektörlerine de genişleterek Avrupa’nın bütünleşmesiydi.

Paris Antlaşması ile kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile antlaşmayı imzalayan 6 devlet ulusal egemenliklerinin bir bölümünü uluslar ustu bir kuruma devretti.

AVRUPA TEK SENEDİ

1986’da imzalanan ve 1997’de yürürlüğe giren Tek Avrupa Senedi’nin amacı 31 Aralık 1992’ye kadar Avrupa Tek Pazarı’nın aşamalı olarak tamamlanmasını amaçladı.

1968’de Gümrük Birliği ile üye ülkeler arasında yapılan ticarette gümrük vergileri ve miktar kısıtlamalarının kaldırıldı. Gümrük Birliği ayrıca üçüncü ülkelere karşı ortak bir gümrük tarifesi uygulanmaya başladı. Bu, Tek pazar oluşturma yönündeki ilk önemli adımdı. 1973’de petrol krizinin neden olduğu ekonomik kriz ve 1980’lerde üye ülkelerdeki standart farklılıklarının sanayicilere bürokratik zorluklar getirmesi nedeniyle iç pazar oluşturma çalışmaları başladı.

1986’da Avrupa Tek Senedi ile Avrupa Topluluklarını kuran Antlaşmalar, ilk kez kapsamlı bir biçimde revize edildi. Senet ile kişilerin, sermayenin ve hizmetlerin dolaşımında sınırlamaların olmayacağı İç Pazar’ın en önemli adımı atıldı. Ortak Pazar’la üye ülkeler arasında politik, ekonomik ve sosyal bütünleşme, ekonomik ve parasal birlik, teknolojik araştırma ve geliştirme, çevre politikası gibi yeni Topluluk politikaları belirlendi.

Tek Avrupa Senedi’nde Ortak Pazar hedefi yeniden tanımlandı, Avrupa Parlamentosu’nun yetkileri “işbirliği usulü” ile arttırıldı. Ayrıca, daha önce oybirliğinin gerekli olduğu, Ortak Gümrük Tarifesi’nde değişiklik yapılması, hizmetler, sermayenin serbest dolaşımı, ortak ulaşım politikaları konularında nitelikli oy çokluğu ile karar alma mekanizması getirildi. Son olarak, “Avrupa Siyasi İşbirliği” ile üyeler arasında dış politikada işbirliği yapılması kararlaştırıldı.

AMSTERDAM ANTLAŞMASI

Ekim 1997’de imzalanan ve Mayıs 1999’da yürürlüğe giren Amsterdam Antlaşması Maastricht Antlaşması’nın günün koşullarına uyarlanması, tek para birimine geçiş ve AB’nin genişleme süreci için AB’yi ve üye ülkeleri hazırlamak amacıyla yapıldı.

Amsterdam Antlaşması Maastricht Antlaşması’nın oluşturduğu hukuksal çerçeveyi tamamladı ve “Avrupa Vatandaşlığı” kapsamındaki hakları güçlendirdi. AB ve AT Antlaşmaları yeniden numaralandırıldı, bunlara değişiklikler getirildi. Amsterdam Antlaşması ile AB Antlaşması’nın maddelerini değiştirdi ve maddeler A’dan S’ye harflerle belirlendi.

Avrupa Parlamentosu‘nun karar alma mekanizmasındaki rolü ortak karar alma prosedüründe getirilen değişikliklerle güçlendirildi. Ayrıca Komisyon Başkanı’nın atanması için Parlamento’nun onayı, Komiserlerin atanması içinse Komisyon Başkanı’yla ortak karar şartı getirildi.

Antlaşma ile üye ülkeler arasında sınır kontrollerinin kaldırılması amacıyla Schengen Anlaşması AB hukuku’na dahil edildi (İrlanda ve İngiltere’nin sınır kontrol hakkı saklı kaldı). Amsterdam Antlaşması’yla, ayrıca, 1.1.1999’de tek para birimine geçiş teyit edildi.

AB’nin temellerini oluşturan özgürlük, demokrasi, hukuk devleti ve insan hakları ile temel özgürlüklere saygı ilkelerine bağlı her Avrupa Devleti’nin üyelik için başvurabileceği, Amsterdam Antlaşması ile belirtildi.

NICE ANTLAŞMASI

Şubat 2001’de imzalanan ve Şubat 2003’te yürürlüğe giren Nice Antlaşması genişleme süreci kapsamında AB’nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformları getirmek amacını taşıdı. Antlaşma, AB Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’ndaki üye sayıları dağılımı ile AB Konseyi’nde karar almadaki oy ağırlıklarını belirledi, Bakanlar Konseyi’ndeki ağırlıklı oy oranlarını değiştirdi.

Nice Antlaşması’yla Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu‘ndaki üye ülkelerin oy dağılımları ve Avrupa Komisyonu üye sayıları yeni katılacak ülkeleri de kapsayacak şekilde düzenlendi. Nice Antlaşması’nın büyük ve küçük üye ülkeler arasındaki dengeyi sağlaması sonucunda AB Konseyi’ndeki oy dağılımında bir ayarlama yapıldı.

Avrupa Komisyonu‘nda ise her bir üye ülkenin Avrupa Komisyonu’nda tek üye ile temsil edilmesi kararlaştırıldı. Avrupa Birliği üye sayısı 27’ye ulaştığında ise Avrupa Komisyonu üyeleri sayısı üye devletlerin sayısından az olacağından rotasyon sistemi getirildi.

Nice Antlaşması’yla nitelikli çoğunlukla karar alınan alanların kapsamı genişletildi, vatandaşların serbest dolaşımı, sivil işlerde hukuki işbirliği, hizmetler ve fikri mülkiyetin ticari boyutu ile ilgili uluslararası anlaşmalar, sanayi politikası, üçüncü ülkelerle ekonomik, mali ve teknik işbirliği, Avrupa düzeyindeki siyasi partilerin tüzüğü, Adalet Divanı ve Birinci Derece Mahkemesi’nin işleyiş kuralları gibi alanlar bu çerçeveye alındı.

 

Hakkında hukukbook

Bunu okudunuz mu?

Giorgio Agamben

Giorgio Agamben 22 Nisan 1942 tarihinde İtalya’nın Roma kentinde doğmuş, hukuk ve felsefe eğitimi almıştır.  …