Ana Sayfa » Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi » Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler tarafından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin uygulanmamasından kaynaklanan insan hakları ihlallerinin tespiti için 4 Kasım 1950 tarihinde kurulmuş, Türkiye Cumhuriyeti 1987 tarihinden itibaren bireysel başvuru hakkını kabul etmiştir.

İkinci Dünya Savaşında 60 milyondan fazla insanın ölümü sonucunda savaşın ardından 26 Haziran 1945‘te San Francisco’da imzalanan Birleşmiş Milletler Ana Sözleşmesi’nde insan haklarına vurgu yapılmış ancak BM İnsan Hakları Bildirgesi, insan haklarının çiğnenmesi durumunda uluslararası korumanın nasıl gerçekleşeceğini saptamamış, bireysel başvuru yöntemine ilişkin kurumsal bir çözüm getirmemiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi2. Dünya Savaşından sonra oluşmuş,  Avrupa Konseyi’nin girişimleri sonucu 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, uygulamada daha başarılı sonuçlar veren bir sistem kurmuştur. Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler, üye devletlerde yaşanan ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin uygulanmamasından kaynaklanan insan hakları ihlallerinin tespiti için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti de 1987 tarihinden itibaren, vatandaşlarının Mahkeme nezdinde bireysel başvuru hakkını kabul etmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Ek Protokollerle tam zamanlı bir mahkeme statüsüne kavuşmuştur. Mahkeme statüsünden önce Avrupa İnsan Hakları Komisyonu ve Divanı olarak çalışmakta olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin denetimine ilişkin yargısal görevleri yerine getirirken, kararların yerine getirilme sürecinin kontrolü de, şimdi de aynı görevi yürütmekte olan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından yapılmıştır.

Uluslararası hukukun tanınmış kurallara göre iç hukuktaki bütün başvuru yolları tüketildikten sonra ve konu hakkında son kararın verilmesinden itibaren 6 ay içinde mahkemeye başvurulabilir. Kamu  otoriteleri mahkemeye başvuru yapamazlar. Başvuru sahibinin, iddia konusu sözleşme ihlallerinden şahsen ve doğrudan etkilenmiş olması gerekir. Başvuru sahibi AİHM’ e yapacağı şikayetin özünü ulusal işlemler sırasında da ortaya koymak durumundadır. Ulusal mahkemeler, AİHM yargılama yapmadan önce konu hakkında karar alabilme olanağına sahiptir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Yüksek Sözleşmeci Taraf Devlet sayısı kadar yargıç bulunmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının Taraf Devletler tarafından yerine getirilip getirilmediğine ilişkin denetim Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından yürütülmektedir.

Mahkeme teşkilatına ve onun yargılama usulüne ilişkin hükümler, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin İkinci Kısmında 19 ila 51. maddeler arasında ve AİHM İçtüzüğünde yer almaktadır. AİHM’de Sözleşmeye taraf ülke sayısı kadar hâkim görev yapar ve halen Mahkemede 47 hâkim vardır. Hâkimler, taraf devletler tarafından sunulan üç kişilik liste üzerinden Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi tarafından seçilir. 9 yıllık bir süre için seçilen hâkimler yalnızca bir dönem görev yapabilirler. Ancak hâkimler, her durumda yetmiş yaşında emekli olurlar. Mahkemenin çalışmasında bir aksaklık olmaması amacıyla her hâkimin yenisi gelene kadar görev yapması esası da benimsenmiştir (Sözleşme, md. 20-23)

Öte yandan hâkimler kendi adlarına Mahkemede yer alırlar, yani geldikleri ülkeleri temsil etmezler. Mahkemede görev tam zamanlı olduğundan bunu aksatacak bir görev de alamazlar. Hâkimlerin tarafsızlık ve bağımsızlıklarına zarar verecek bir faaliyette bulunmaları da yasaktır. Mahkeme, hâkimlerin uymaları gereken etik ilkeleri 2008 yılında kabul ettiği Yargı Etiği Kararında ortaya koymuştur.

Mahkemenin Yapısı

Mahkemede yer alan birimleri kendi içerisinde idari ve yargısal birimler olarak ikiye ayırmak mümkündür.

Mahkemedeki idari birimler ise şunlardır: Mahkeme Genel Kurulu, bölümler ve filtraj bölümü.

Mahkeme Genel Kurulu

Mahkeme içtüzüğünün kabul edilmesi en önemli görevi olarak kabul edilebilir. Mahkemenin yönetici kadrosunun seçilmesi de görevleri arasındadır: başkan, iki başkan yardımcısı ve üç bölüm başkanı. Başkan yardımcıları, aynı zamanda içinde bulundukları bölümün başkanlığı görevini de devam ettirirler. Bunlardan her biri üç yıllık bir dönem için seçilirler. Öte yandan Genel Kurul, beş yıl için yazı işleri müdürü ve onun yardımcısını da seçer. Ayrıca bölümlerin üye kompozisyonuna karar verir ve Bakanlar Komitesine belli bir süre için dairelerin üye sayısının yediden beşe indirilmesi önerisinde bulunabilir (Sözleşme, md. 25).

Bölümler

Mahkeme bünyesinde idari bir yapılanma olarak beş bölüm oluşturulmuştur. Mahkeme İçtüzüğüne göre her bir hâkim, beş bölümden bir tanesinde görev yapmaktadır. Hâkimlerin bölümlere dağılımında coğrafi bölgeler, cinsiyet ve Sözleşmeci devletlerin sahip olduğu farklı hukuk sistemlerinin dengeli temsiline özen gösterilir. Ayrıca bölümlerin kompozisyonu her üç yılda bir değiştirilmektedir.

Filtraj Bölümü

14 no.lu Protokolün yürürlüğe girmesiyle oluşturulan tek hâkim formasyonu Mahkemenin önündeki açıkça kabul edilemez nitelikteki başvuruları elemek açısından son derece yararlı sonuçlar vermiştir. Bu durumdan daha fazla yararlanmak için yazı işleri müdürlüğü bünyesinde yeniden yapılanmaya gidilmiştir. Böylece daha önceki beş bölüm yanında bir anlamda “altıncı bölüm” olarak (resmi olarak bu şekilde adlandırılmasa da) filtraj bölümü kurulmuştur. Bu bölüm, hakkında en çok başvuru yapılan beş ülkeden gelen hukukçuların oluşturduğu alt birimler halinde çalışmaktadır. Burada amaç, kabul edilemezlik kararlarında bir standardın sağlanması, kabul edilebilirlik usulünün daha rasyonel kılınması ve çalışma usullerinin düzeltilmesidir. Yeni dönemde ise elde edilen başarı nedeniyle filtraj bölümü bünyesinde diğer ülkeler için de alt birimler kurulmuştur.

Mahkemedeki yargısal formasyonlar ise şu şekilde sıralanabilir: daireler, komiteler, tek hâkim, Büyük Daire.

Daireler

Her bir bölüm içinde daireler oluşturulmuştur. Bölüm başkanı, bütün davalarda, başvurunun yöneltildiği ülke hâkimi ise seçildiği ülkeye karşı açılan her davada yer alır. Şayet, başvuru bölüm başkanının seçildiği ülkeye karşı yöneltilmişse bölüm başkan yardımcısı müzakereye başkanlık eder. Daire önündeki her davada, o dairenin asıl üyesi olmayan bölüm üyeleri yedek üye olarak yer alırlar. Dolayısıyla her başvurunun müzakeresi için bölümde farklı bir üye kompozisyonu içeren daireler karşımıza çıkar.

Komiteler

Her bölüm içinde on iki aylık bir dönem için üç hâkimden oluşan komiteler kurulur. Komiteler, özellikle Mahkemenin yerleşik içtihadının söz konusu olduğu başvuruları karara bağlarlar. Sınırlı da olsa filtraj yetkileri de, yani başvurunun kabul edilemezliği konusunda karar verme yetkileri, vardır. Bu durum tek hâkim tarafından komitelerin başvurunun kaderi konusunda karar vermeye davet edildiklerinde ortaya çıkar.

Tek hâkim

Açıkça kabul edilemez başvurular ile açıkça dayanaktan yoksun başvuruları elemekle görevli yargısal formasyondur. Bu tür başvurular aslında Mahkemenin önündeki başvuruların yaklaşık olarak %90’ını oluşturmaktadır. Mahkeme başkanı, bu görevi yerine getirmek üzere 1 Haziran 2010 tarihinde ilk olarak bir yıllık süre için 20 hâkim görevlendirmiştir. 1 Haziran 2011 tarihinde ise 20 hâkim daha bunlara eklenmiştir. Bu hâkimlere, yazı işleri müdürlüğünün yaklaşık 60 hukukçusu destek vermektedirler. Ayrıca onlar daire ve Büyük Daire önündeki görevlerine de devam ederler. Ancak tek hakim formasyonu hakimleri, bu formasyonlarda kendi ülkelerine karşı yapılan başvurularda görev ifa edemezler.

Büyük Daire

17 üyeden oluşan Büyük Dairede Başkan, Başkan yardımcıları ile bölüm başkanları doğal üye olarak yer alırlar. Başvurunun yöneltildiği ülke hâkimi de burada bulunmaktadır. Diğer üyeler ise kura yoluyla belirlenir. Büyük Daire, Sözleşme’nin uygulanması ve yorumlanması açısından ciddi sorunlar içeren başvurulara bakmaktadır. Daireler, incelemenin her aşamasında Büyük Daire lehine yargılama yetkisinden el çekebilirler. Ancak bunun için başvuru hakkında henüz karar verilmemiş olması ve hükümet ile başvurucunun da buna rıza göstermesi gerekir. Öte yandan daire kararını verdikten sonra taraflardan biri üç aylık süre içinde başvurunun Büyük Daire önünde yeniden görülmesini talep edebilir. Bu talep ilk olarak Mahkeme başkanını da içinde bulunduruan beş kişilik panel tarafından incelenir, eğer kabul edilirse, başvurunun tamamı yeniden Büyük Daire tarafından incelenir.

Yargılama Usulü

Sözleşme’ye taraf devletler veya Sözleşme’nin ihlalinden mağdur olduğunu iddia eden herkes, Sözleşme’de yer alan haklarından birinin veya birkaçının taraf devlet tarafından çiğnendiği iddiasını içeren bir dilekçe ile AİHM’e başvuruda bulunabilir. Mahkeme önündeki yargılama usulü kamuya açıktır ve çelişmeli yargılama ilkesine uygundur. Ayrıca incelemenin büyük kısmı yazılı olarak yapılır. Duruşmalar çok az davada yapılır ve halka açıktır, fakat Büyük Daire, istisnai koşulların varlığı halinde kapalılık kararı da alabilir.

Kişiler, kendileri ya da bir avukat aracılığıyla başvuru yapabilirler. Ancak başvuru dilekçesi hükümete komünike edildiğinde başvurucular bir avukat tarafından temsil edilmek zorundadırlar. Avrupa Konseyi, yeterli imkânı olmayan başvurucular için bir adli yardım sistemi kabul etmiştir.

Mahkemenin resmi dilleri Fransızca ve İngilizcedir, fakat başvuruların taraf devletlerin dillerinden birinde de yapılabilmesi mümkündür. Bununla beraber başvuru bir kez hükümete komunike edildiğinde, Mahkemenin resmi dillerinden biri kullanılmalıdır. Bununla beraber Mahkeme Başkanı veya daire başkanı, başvurucunun ilerleyen aşamalarda kendi dilini kullanmaya devam edebileceğine de karar verebilir.

11 no.lu Protokolün yürürlüğe girmesinden önce başvuruların incelenmesi Avrupa İnsan Hakları Komisyonu tarafından yapılan ilk inceleme aşamasını içermekteydi ve bu birimde kabul edilebilirlik hususunda karar veriliyordu. Başvuru kabul edilebilir bulunduğunda ise Komisyon, dostane çözüme ulaşmak için taraflarla görüşüyordu. Eğer bu görüşmelerden sonuç alınmazsa olayları tespit eden ve başvurunun esasına ilişkin görüşü de içeren bir rapor yazılmakta ve bu rapor Bakanlar Komitesine aktarılmaktaydı.

Mevcut uygulamada ise Mahkemeye ulaşan her başvuru ilk olarak yazı işleri müdürlüğü hukukçuları tarafından ele alınır ve uygun yargısal formasyonlar önüne gönderilir. Açıkça kabul edilebilirlik kriterlerini karşılamayan bir başvuru tek hâkim önüne gönderilir ve tek hâkim, yazı işleri müdürlüğü hukukçusunun kendi sorumluluğu altında hazırladığı bir not (tek hâkim notu) üzerinden kararını verir. Tek hâkim, kendisi karar almak yerine başvuruyu incelenmek üzere komite ya da daire önüne de gönderebilir.

Yerleşik bir içtihat temelinde çözümlenecek bir başvuru ise basitleştirilmiş usulle işleyen üç hâkimden oluşan komite formasyonu tarafından karara bağlanır. Bu usul, daireler önündeki usule göre daha basit ve hızlıdır. Özellikle komitelerde ulusal hâkimin varlığı şart değildir. Ancak Komite, üyelerden birinin ulusal hâkim ile yer değiştirmesi kararı alabilir. Komite kararları oybirliğiyle alınır ve bu usulle karara bağlanan başvurular Büyük Daire önüne gönderilemez.

Tek hâkim ya da komite önüne gönderilmeyen başvurular bu konuda genel yetkili formasyonlar olan daireler tarafından ele alınır. Başvuru daire önüne geldiğinde, üyelerden biri başvurunun raportörü olarak tayin edilir. Başvurunun yöneltildiği ülkenin hâkimi ise otomatik olarak o başvurunun müzakere edildiği dairede görev alır. Eğer ulusal hâkimin başvurunun incelenmesinde görev alabilmesi mümkün değilse daire başkanı tarafından ad hoc hâkim atanır.

Bu usul çerçevesinde kabul edilebilirlik ve esasa ilişkin gözlemlerini sunmak üzere başvurunun hükümete bildirilmesi öngörülmektedir. Mahkemenin kabul edilebilirlik ve esas hakkında incelemeyi birlikte yapması artık olağan usul haline gelmiştir. İlke olarak hükümet 16 haftalık süre içinde gözlemlerini sunmak zorundadır, bu süre daha sonraki aşamalarda kısaltılabilmektedir. Bu gözlemler daha sonra 4 haftalık süre içinde cevabını sunması için başvurucuya iletilir. Başvurucudan bu aşamada hakkaniyete uygun tatmin talebini de bildirmesi istenir. Başvurucunun cevabı ve talepleri ise son kez gözlemlerini sunabilmesi için hükümete gönderilir. Bu gözlemlerin de gelmesinin ardından karar taslağı hazırlanan başvuruyu hâkim-raportör, karar için dairenin önüne getirmektedir.

Dairenin Sözleşme’deki haklardan birinin ya da birkaçının ihlal edildiği yönündeki tespiti genel olarak 41. madde çerçevesinde bir miktar paranın başvurucuya ödenmesine yol açar. Aynı zamanda daire, 46. maddeye dayanarak, tespit edilen ihlalin kaynağında olan yapısal probleme ve onun çözümü için alınması gereken tedbirlere ilişkin direktifler de verebilmektedir.

Daire kararları kesin değildir. Taraflardan birinin kararı Büyük Daire önüne götürmek için sahip oldukları üç aylık sürenin sonunda bu yönde bir talep yoksa veya taraflar bu yöndeki taleplerinden vazgeçmişlerse ya da talep beş kişilik Panel tarafından reddedilmişse daire kararı kesin hüküm halini alır.

Yargılamanın her aşamasında Mahkeme, yazı işleri müdürlüğü vasıtasıyla taraflara “dostane çözüm” önerisinde bulunabilir. Dostane çözümün Mahkeme tarafından kabul edilebilmesi için ilgili hükümetin bir şekilde başvurucunun iddialarının doğruluğunu kabul etmesi, başvurucunun zararını karşılama ve lehine bazı tedbirleri alma yükümlüğü altına girmesi gerekir. Şayet taraflar bir uzlaşmaya varır ve bu yeterli görülürse Mahkeme başvuruyu gündemden düşürerek dostane çözümden gerekli sonuçları çıkarır. Şayet taraflar bir çözüme varamazsa hükümet, Mahkemeye Sözleşme’nin ihlalini tanıyan ve başvurucunun zararını tazmin eden “tek taraflı deklarasyon” bildiriminde bulunabilir. Bu tek taraflı deklarasyon kabul edilirse, başvuru yine gündemden düşürülür. Dosyaların çözümünde kullanılan bu iki usul -ki birincisi Sözleşme metninde düzenlenmiş ikincisi ise uygulamayla ortaya çıkmıştır- yıllar içinde daha sıklıkla uygulanır hale gelmiştir.

Mahkemenin kesin nitelikteki bütün kararları ilgili olduğu devlet açısından bağlayıcıdır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Mahkeme kararlarının uygulanmasından sorumludur. Dostane çözüm kararlarının infazı da bu kapsamdadır. Bakanlar Komitesi, Sözleşme’nin ihlalinin tespit edildiği konuda ilgili devletin kararın infazı için gerekli genel veya özel tedbirleri alıp almadığını denetler. Öte yandan 14 no.lu Protokol 46. maddeyi değiştirerek uygulama aşamasına ilişkin iki yeni usul kabul etmiştir: Bakanlar Komitesinin Mahkemeden kararın anlamını belirginleştirilmesini ve ilgili devletin kararı doğru bir şekilde infaz edip etmediğini değerlendirmesini talep edebilmesi.

Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü

Yazı işleri müdürlüğü, yargısal görevlerinin ifasında Mahkemeye hukuki ve idari destek verme rolünü üstlenir. Bu müdürlük; hukukçular, idari ve teknik personel ile mütercimlerden oluşmaktadır.

Mahkeme Genel Kurulu tarafından seçilen Yazı İşleri Müdürü, Mahkeme Başkanının yetkisi altında yazı işleri teşkilatının en üst düzey görevlisidir. Mahkeme Genel Kurulu, Yazı İşleri Müdürüne görevlerinde yardımcı olmak üzere bir Yazı İşleri Müdür Yardımcısı seçer. Ayrıca Mahkemedeki her bir bölümde de bir yazı işleri müdürü ve yardımcısı görev yapar.

Yazı işleri müdürlüğü Mahkemeye sunulan başvuruların karar için hazır hale getirilmesinden ve görüşülecek karar taslaklarının hazırlanmasından sorumludur. Yazı işleri hukukçuları Mahkemede bölümlerin alt birimleri olarak ifade edebileceğimiz otuz beş ofiste (division) görev yaparlar. Bu hukukçular, usule ait konularda taraflarla yapılan yazışmaları yapar, hâkimlerin dikkatine sunulmak üzere analitik notları ve dosyaları hazırlarlar. Bu hukukçuların başvurular hakkında bir karar alma imkânı yoktur. Mahkemeye gelen başvurular ilgili ülkenin hukuk sistemi ve başvurunun dili çerçevesinde farklı ofislere gönderilebilmektedir. Yazı işleri müdürlüğünün Mahkemeye dönük hazırladığı bütün belgeler iki resmi dilden birinde kaleme alınır.

Yazı işleri müdürlüğü, hukukçuların görev aldığı ofisler yanında Mahkemenin aşağıdaki alt birimlerinde çalışanlarını da içine alır: çalışma usulleri ve başvuruların idari yönden yönetimi, bilgi-işlem, içtihat bilgilendirme ve yayınlar, araştırma ve kütüphane, hakkaniyete uygun tatmin, basın ve halkla ilişkiler ile idari işleyişe ilişkin birimler (bütçe ve finans bürosu vb.). Ayrıca gelen başvuru ve mektuplar ile dosyalar ve arşivden sorumlu bir Merkez Büro vardır. Mahkemede kararların dil açısından kalite denetimini yapan ve onları yazıldığı dil dışındaki diğer resmi dile çeviren dil uzmanları da bu müdürlük içinde yer alır.

Dostane Çözüm

Mahkemenin başvuruyu kabul edilebilir bulduğunu açıklaması halinde, sorunun taraflar arasında insan haklarına saygı esasına dayanan dostane bir çözüme kavuşturulması amacıyla çaba gösterir. Dostane bir çözüme varılacak olursa Mahkeme, olayların kısa bir özetini ve ulaşılan sonucu kapsayan bir karar verdikten sonra dava kayıt listesinden silinir. Dostça bir çözüm yoluna gidilmezse Mahkeme, Sözleşmenin davalı devletçe ihlal edilip edilmediğine hükmeder.

Karar

Kararlar gerekçelidir. Mahkeme, Sözleşmenin ya da ona bağlı Protokollerin ihlal edildiğini tespit ederse ve ilgili sözleşmeci tarafın iç hukuku bunu ancak kısmen giderme olayı veriyorsa zarar gören tarafa adil bir karşılık hükmedebilir. Bunun yanı sıra davalı devlet maddi ve manevi tazminat ve ayrıca dava masrafları ile avukatlık ücretlerinin ödenmesi yaptırımına bağlanabilir.

Kararların Uygulanması

AİHM’nin verdiği nihai kararlara davaya taraf olan devletler uymak zorundadır. Yani kararlar taraf devletler için bağlayıcı niteliktedir. Mahkemenin son kararı Bakanlar Komitesi’ne gönderilir. Komite kararların yerine getirilmesini gözetir.

Hakkında hukukbook

Bunu okudunuz mu?

Avrupa’da Avukatlık Mesleğine İlişkin Temel İlkeler Tüzüğü

Avrupa’da Avukatlık Mesleğine İlişkin Temel İlkeler Tüzüğü (CHARTER OF CORE PRINCIPLES OF THE EUROPEAN LEGAL …