Ana Sayfa / Hukukbook (sayfa 16)

Hukukbook

Hukukbook, hukukun tarihsel kaynaklarını, hukuk bilimcilere ilişkin biyografileri, dünyadan ve Türkiye’den hukuk fakültelerini, kurum ve kuruluşları,sivil toplum kuruluşlarını, dernekleri, vakıfları, hukuk kitaplarını, hukuk ve felsefe dergilerini, hukuk tarihini ve kavramlarını çalışma alanı olarak benimsemiştir. Üniversitelerin Hukuk Fakülteleri ve bu fakültelerde görev alarak hukuka ve hukuk kültürüne hizmet eden akademisyenler, içtihatların oluşumunu sağlayan önemli yargıçlar, yargıçların görev aldığı mahkemelerin vermiş olduğu önemli kararlar ansiklopedide yer alır. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, TBMM, Ulusal Yargı Kurumları, İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi ve diğer yargı kurumlarının oluşturduğu yerel ve evrensel hukuk normları, içtihatlar ve mevzuat ansiklopedide yer almaktadır. İnsan hakları belgeleri, çocuk hakları, kadın hakları ve diğer evrensel normlara ilişkin uluslararası belgeler ansiklopedide yer almaktadır.

Kanun

Toplum için uyulması gereken nesnel, soyut, genel ve sürekli nitelikteki hukuk kurallarını içeren, etkileri yönünden objektif hukuk alanında yeni bir durum yaratan ya da var olan bir durumu düzenleyen veya ortadan kaldıran kural-işlemlerdir. TBMM tarafından Anayasa, İçtüzük ve teamüllere uygun olarak yapılır ve Cumhurbaşkanınca yayımlandıktan sonra yürürlüğe girer. Kanun Maddesi: Kanun, tüzük, yönetmelik ve benzeri metinlerde, birbirinden ayrı düzenlemeler ve hükümleri sistematik bir biçimde sıralayan ve ardışık numaralarla gösterilen temel bölümlerdir.  En az bir fıkra içermek zorunda olan madde; fıkra, bent, alt bent, cümle ve ibare gibi daha küçük birimlere ayrılır. Her madde ile bir konu düzenlenir. Madde kısa, öz …

Devamını oku »

Anamuhalefet Partisi

Anamuhalefet Partisi, Bakanlar Kuruluna katılmayan ve grubu bulunan siyasi partiler arasında en fazla millet vekiline sahip olan siyasi partidir. Muhalefet siyasi partilerinin milletvekili sayılarının eşit olması halinde, son milletvekili seçimlerinde aldıkları muteber oy sayısına bakılır. (2820 sayılı Kn. m. 35) Türkiye Siyasal tarihinde ana muhalefet görevi yapmış partilerin yıllara göre sıralı listesi aşağıdaki gibidir. Başlama Yılı Değişim Yılı Ana muhalefet Partisi 17 Ekim 1924 3 Haziran 1925 Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası 12 Ağustos 1930 17 Kasım 1930 Serbest Cumhuriyet Fırkası 21 Temmuz 1946 14 Mayıs 1950 Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 27 Mayıs 1960 Cumhuriyet Halk Partisi 20 Kasım 1961 25 …

Devamını oku »

Yusuf Kemal Tengirşenk

Yusuf Kemal Tengirşenk

1878 Boyabat’ta doğmuştur. Kadı (Naip) Hasan Raci efendinin oğludur. Önce Kuleli İdadisine girmiş, sağlık nedenleri ile Askeri Tıbbiye nakledilmiş burada öğrenimine devam ederken hapsedilmiş, Fizan’a sürülmek üzere iken sakatlığı ve bazı girişimler üzerine çürüğe ayrılmıştır. Bir süre memleketinde kaldıktan sonra İstanbul’a gelerek Mektebi Hukuka girmiştir. 1904 de mezun olmuş daha sonra Paris Hukuk Fakültesi Ulumu Siyasiye ve İktisadiye şubesinde Doktorasını vermiştir. Fransızca ve İngilizce bilmektedir. 1898 de Boyabat Mal Müdürü Refikliğine tayin edilmiş, 1899 da istifa etmiştir. Mektebi Hukuktan mezun olduktan sonra 1904 de avukatlığa başlamış aynı zamanda Hukuk Fakültesinde Ceza Hukuku Muallim Muavinliğine, daha sonra Muallimliğe tayin edilmiştir. 1908 de …

Devamını oku »

Dava Hakkı

Bireyler arasında, özel hukuk tüzel kişileri arasında yada bunlarla devlet organları arsında ortaya çıkması muhtemel her türlü hukuki sorunun yetki ve bağımsız yargı mercileri tarafından görülmesi garantisi veren Anayasal bir haktır. Yasaların önceden öngördüğü usul ve esaslara uygun olmak koşuluyla her türlü konu dava konusu edilebilir. Hak arama yolları konusunda zamanında yaptıkları başvurulardan ve açtıkları davalardan sonra yurttaşlara ek külfet getirmek anayasada güvence altına alınan hak arama özgürlüğüne aykırıdır. Görevsiz bir merci yada mahkemeye dahi olsa başvuruda bulunan yurttaşın davası ve müracaatı ilgili merci, makam ve mahkemeye intikal ettirilerek çözümlenmeli ve karara bağlanmalıdır. Hukuk kültürünün yaygınlaşması ve hakkın teslimi bağlamında yerleşik uygulamaların oluşması dava hakkının doğru ve yerinde kullanımına bağlıdır.

Devamını oku »

Savunma Hakkı

Her birey adil yargılanma ve her türlü iddiaya karşı gerektiğinde vekil ile temsil edilmek suretiyle savunma hakkına sahiptir. Evrensel bir hak olan savunma hakkı adil yargılanma hakkından ayrı düşünülemez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Mahkemesinin yargılama yetkisi ile korunma şemsiyesi altına alınmış olan savunma hakkı temel bir insan hakkı olması yanında yaşayan bir sorundur. Hak arama özgürlüğünün bireyler tarafından sıkı sıkıya takip edilmesi bu hakkın ihlalindeki sorunları da azaltacaktır. Hak arama yolları konusunda yurttaşlara zamanında yapılmış başvurulardan sonra ek külfet getirmek anayasada güvence altına alınan hak arama özgürlüğüne aykırıdır.

Devamını oku »

Şikayet ve İhbar hakkı

Bir hakkın kullanılması olarak kabul edilen ihbar ve şikayet hakkı da Anayasal bir haktır.  Herkes kendisi veya kamu ile ilgili konularda yetkili makamlara şikayette bulunmak ve dava açmak hakkına sahiptir. Bu hakkın, hakkı doğuran nedenin koyduğu sınırlar içinde kullanılması, kötüye kullanılmaması zorunludur. İhbar ve şikayetin yetkili makamlara yapılmadan önce veya yapıldıktan sonra, hatta böyle bir başvuru olmaksızın dahi, durumun araştırılması, şüphelenildiğinin söylenmesi arasında fark yoktur. İhbar ve şikayet hakkı kullanılırken, belirli kimselere bir suç oluşturan belirli bir eylemin yüklenmesi gerekmektedir. Bu, şikayetin doğal sonucudur. Aksi halde yani suç oluşturan bir eylem yüklenmeden ihbar veya şikayet hakkının kullanılması olanaksızdır. Bu nedenle, ihbar ve şikayet hakkının kullanılması, bu hakkın sınırları aşılmadığı sürece hakaret suçu açısından bir hukuka uygunluk nedeni oluşturacaktır. Şikayet veya ihbar hakkının kullanılmasındaki ölçü, suç failinin; ihbar veya şikayetin konusunu oluşturan eylemin mağdur tarafından işlenmediğini bilip bilmemesidir. Mağdurun yüklenen eylemi işlemediğini bildiği kanıtlanmadıkça sınırın aşıldığı kabul edilemez. Failin, mağdurun yüklenen eylemi işlemediğini kesin olarak bildiği halde, suç işlediğinden bahisle yetkili merciye ihbar veya şikayette bulunması iftira suçunu, bu mercilerin dışında kalan kişilere duyurması ise hakaret suçunu teşkil edecektir. Şikayet ile ihbar arasındaki fark ise; şikayetçinin doğrudan mağdur yada ilgili olması ihbar edenin ise kamuya yada başkalarına ait bir durumu ilgili mercilere kendisi ile doğrudan ilgili olup olmamasına bakılmaksızın bildirmesidir.

Devamını oku »

İtiraz hakkı

İtiraz Hakkı, yasalar karşısında hakkının ihlal edildiğini düşünen her birey ve tüzel kişinin hukuki yollara başvurmadan önce idari birimlere yapacağı başvurulardır. Hukuki yola başvurmadan önce gerek devlet organlarına ve gerekse hukuki muhataplarına yapacakları itiraz ile yanlış görülen iş ve işlemin düzeltilmesini talep hakkı kullanılır. İtiraz hakkından genel olarak devlet organlarının yaptığı işlemlere karşı itiraz anlaşılsa da her türlü işe ve işleme karşı itiraz mümkündür. Örneğin;  idari para cezasına itiraz, her türlü idari iş ve işleme karşı itiraz, faturaya itiraz, ödeme emrine itiraz, ihtarnameye itiraz vb. İtiraz hakkının kullanılmasında en önemli husus yasalarca önceden öngörülmüş olan sürelere dikkat edilmesidir. Facebook Twitter …

Devamını oku »

Dilekçe Hakkı

Dilekçe hakkı, bireylerin, kişisel veya kamusal konularla ilgili dilek ve şikayetlerini yalnız veya başkaları ile birlikte yargı organı dışındaki resmi kuruluşlara sunabilme hakkıdır. Anayasanın 74. maddesine göre dilekçe hakkı şöyle tanımlanır: “Vatandaşların ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya kamu ile ilgili dilek ve şikayetleri hakkında yetkili makamlara ve TBMM’ye yazı ile başvurma hakkıdır.” Dilek şeklinde yapılan başvurularda resmi bir makamdan ya doğrudan doğruya kendisi ya da kamusal bir iş için, yetkisi dahilinde olmak üzere bir eylem ya da bir karar istenmekte; şikayet şeklinde olanlarda ise genel anlamda haksızlığa uğrayan bir kişi ya da kurumun çıkarlarının zedelenmesi ya …

Devamını oku »

Aydınlanma

1. Aydınlanmak işi veya durumu: “Bakmakla yetinmenin gerçek ilerlemeye yani içteki aydınlanmaya engel teşkil ettiğini bir kavrayabilsek!” –İ. Özel. 2. mec. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. 3. fiz. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi. 4. İnsanın geleneksel görüşler, yetkeler, bağlılıklar, tasarım ve ön yargılardan kendini aklıyla kurtarıp yalnızca usuna dayanarak yaşamı kavramaya ve düzenlemeye çalışmasıdır. Aydınlanma inanmak değil bilmek ister; sorup soruşturmadan, körü körüne bir şeyi doğru saymaz. Kant aydınlanmayı “İnsanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmayış durumundan çıkması” diye tanımlar. 5. XVII. yüzyıldan beri Batı düşüncesinde ağır basan, kilisenin doğaüstü gerçeklik anlayışı ile …

Devamını oku »

Prof. Dr. Kemal OĞUZMAN

Kemal OĞUZMAN

15 Aralık 1927 tarihinde Gümüşhacıköy’de doğdu. Babası Hakim İsmail Hakkı Bey, annesi Arife Hanım’dı. Galatasaray Lisesi’ni ve ardından İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra, aynı fakülteye Medeni Hukuk kürsüsüne asistan olarak atandı. 1955 yılında doktorasını tamamlayıp 1957 yılında doçentlik, 1965 yılında profesörlük unvanlarını kazandı. 1973-1974 yıllarında İstanbul Üniversitesi’nde Rektör Yardımcılığı, 1970-1980 yılları arasında aynı Üniversite’de Hukuk Fakültesi’ni temsilen Senato Üyeliği görevlerinde bulundu. Ayrıca Üniversitelerarası Kurul’da üye sıfatıyla görev yaptı. YÖK sonrası yeni düzende, İ.Ü. Hukuk Fakültesi’nde, Medeni Hukuk Anabilim Dalı Başkanlığı ve Özel Hukuk Bölümü Başkanlığı görevlerini yürüttü. 1978 yılında Ege Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin kurulması sırasında kurucu öğretim üyeleri arasında …

Devamını oku »

Sokrates’in Biyografisi (M.Ö. 470 – 399)

Sokrates’in Biyografisi (M.Ö. 470 – 399) 470: Bir Attike mıntıkası (demos) olan Alopeke’de heykeltıraş (belki de taş yontucusu veya mermer ustası) Sofroniskos ile ebe Fenarete’nin oğlu olarak dünyaya geldi. Sokrates başlangıçta babasının mesleğini icra etmiş görünmektedir. 441: Sokrates Perikles’in yakın çevresine dahil olur. Alkibiades, Kritias, Harmides gibi genç aristokratlarla yakınlık kurar. 432: Trakya’da Potidea kuşatmasına katılır. Platon‘un Simposion (Şölen) adlı eserinde Alkibiades kuşatmayı anlatırken Sokrates’in olağanüstü fiziki dayanaklılığını nakleder. 424: Delion’da Thebai’liler tarafından bozguna uğratılan Atina ordularında yer alır. Geri çekilme sırasında büyük bir cesaret gösterir ve Alkibiades’i yaralı şekilde terk etmeyerek hayatını kurtarır. 422: Trakya’da Amfipolis seferine katılır. Şayet …

Devamını oku »