Ana Sayfa / Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi (sayfa 3)

Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi

Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi kategorisinde Türk ve Dünya tarihinden hukuk felsefesi alanına hizmet etmiş bilim insanları, siyaset bilimci ve felsefeciler, sosyologlar, hukuk felsefesi ve sosyolojisi alanında çalışmış akademisyenler ve eserleri yer almaktadır.

Cadı Kazanı

1692 yılında ABD’nin Salem kentinde cadılıkla suçlanan bir grup insan, mahkeme kararıyla idam edilir. Cadı Kazanı, zulmün ve şiddetin doruğa çıktığı bu dönemi anlatır. Anlatılanlar, özgür düşünceye yaşama hakkı tanımayan birtakım bağnaz Hıristiyanın, dini inançları kullanarak, toplumsal düzeni ve hukuku ele geçirmelerinin ibret dolu hikayesidir. Cadı Kazanı’nın yazarı olan ve 1915-2005 yılları arasında yaşayan Arthur Miller, insanlık tarihinin gördüğü bu en korkunç ve unutulmaz olayı sahneye taşıyarak, 1950’lerin ABD’sinde, çok sayıda sanatçı ve entellektüelin yaşamlarını karartan McCarthy dönemine kalıcı ve çarpıcı bir eleştiri yöneltmek istemiş ve 1952’de Cadı Kazanı isimli bu oyunu yazmıştır. Kitap ve kitaptan uyarlanan tiyatro oyunları Amerika …

Devamını oku »

Socrates Scholasticus/Konstantinopolisli Socrates

Socrates Scholasticus/Konstantinopolisli Socrates, tahminen 380-440 yılları arasında yaşamış ünlü bir tarihçi, hukukçu ve bilgindir. Yaklaşık olarak 380 yılında Konstantinopolis’te  doğmuştur. Ölüm tarihi tam olarak bilinmemektedir ancak 440 yılında ölmüş olabileceği varsayılmaktadır.  En önemli eseri Historia Ecclesiastica “Kilise Tarihi” isimli kitaptır. İstanbul’da hukukçu ve din bilgini olan Socrates, Kilise Ta rihi isimli eserinde Kayseri’li Eusebius’tan görevi devralıp 305’ten 439’a kadar geçen dini olayları anlatmaktadır. Eserlerinden, kiliseye ait olduğu ve ruhban sınıfından olduğu anlaşılmaktadır. Historia ecclesiastica (“Ecclesiastical History”), 305’den 439’a kadar olan Hıristiyanlık tarihi için vazgeçilmez bir bilgi kaynağıdır. Kitap daha sonra lerinden alıntılar ile ortaçağ Latin kilisesinin bilgisinin önemli bir bölümünü sağlamıştır. Socrates, kilise öyküsü yazan ilk tanınmış bilgindir. Socrates Scholasticus/Konstantinopolisli Socrates, M.Ö. 470-399 yılları …

Devamını oku »

Senatus Consultum Velleianum

Senatus Consultum Velleianum asırlar boyunca kadim Avrupa’nın hukukçuları tarafından en sık zikredilen Roma Hukuku metinlerinden biri olmuştur. Senatoya Marcus Silanus ve Velleius Tutor adlı iki consul tarafından teklif edilen bu metin başkası lehine kefil olmasını (intercedere pro alio) yasaklayarak kadının malvarlığını korumayı amaçlamaktaydı. Roma döneminde aile kurumu ele alındığında günümüzde bilinen çekirdek aile yapılanmasından çok daha farklı türde bir aile yapısı bulunduğu görülmektedir. Roma’da aile, babaerkil ve çok geniş bir yapıdadır. O dönemde birçok tolumda olduğu gibi Roma’da da aile, geniş bir yapıdır ve bu ailenin içine anne, baba, çocukların yanında büyük baba, büyük anne, amcalar, halalar, dayılar, teyzeler, onların …

Devamını oku »

Avrupa Birliği Sayıştayı

Avrupa Birliği Sayıştayı, Birliğin tüm gelir ve giderlerini inceler, işlemlerinin hukuka ve usule uygunluğunu temin eder. Sayıştay denetimi, gelir ve giderlerin hukuka uygunluğu ile düzenliliğini ve iyi bir mali idareyi sağlamaya yöneliktir. Avrupa Birliği Sayıştayı, (The European Court of Auditors) AB mali kaynaklarının gereğince yönetilip yönetilmediğini kontrol eden kurumdur. Avrupa Birliği Sayıştayı, 22 Temmuz 1975 Brüksel Antlaşması ile kurulmuştur ve merkezi Lüksemburg’da bulunmaktadır. 1977 Haziranında faaliyete geçmiştir. Sayıştay’ın görevi, Birlik vatandaşlarının toplanan fonlardan en yüksek derecede yararlanması amacıyla AB mali kaynaklarının gereğince yönetildiğini kontrol etmektir. Sayıştay, AB fonlarını idare eden herhangi bir kişi ya da kuruluşu denetleme hakkına sahiptir. Sayıştay’ın ana rolü AB bütçesinin doğru …

Devamını oku »

Felsefe Tartışmaları: A Turkish Journal of Philosophy

Felsefe Tartışmaları: A Turkish Journal of Philosophy, uluslararası bir endeks olan The Philosopher’s Index’te listelenmiş ilk Türk felsefe dergisidir. Yılda iki kez çıkan Felsefe Tartışmaları’nın yayın dili Türkçe’dir. Derginin kurucususu Vehbi Hacıkadiroğlu’dur. Felsefe Tartışmaları’nın kuruluşu 1987 yılında Arda Denkel, Erkut Sezgin ve Vehbi Hacıkadiroğlu’nun ortak bir projesi olarak gerçekleştirilmiştir. Derginin kuruluş amacı, felsefi fikirlerin Türkçe basılıp paylaşılabileceği saygın bir akademik yayın organı çıkarmaktır ve bu ilke Felsefe Tartışmaları’nın yayın politikalarına yön veren bir düşünce olarak benimsenmekte ve hayata geçirilmeye çalışılmaktadır. Felsefe Tartışmaları, 2001 yılında İlhan İnan’ın editörlüğünde, Boğaziçi Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne devredilmiş ve Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi tarafından basılmaya başlanmıştır.  2005-2010 yılları arasında, Murat Baç ve İlhan İnan derginin eş-editörlüğünü birlikte …

Devamını oku »

Cinsel Sözleşme

Cinsel Sözleşme, Carole Pateman tarafından yazılmış ve Zeynep Alpar tarafından Türkçeye  tercüme edilerek Boğaziçi Üniversitesi Yayınları tarafından basılmıştır. Feminist düşünür olarak tanımlanan Yazar Carole Pateman Sussex’te doğmuştur.. Ruskin College’da lisansını tamamlayıp Oxford Üniversitesi’nden doktora derecesini almış, Avrupa’nın pek çok ülkesinde, Avustralya’da ve ABD’de biç çok üniversitede ders vermiştir. Avustralalya Siyaset Bilimi Derneği, Amerika Siyaset Bilimi Derneği Konseyi, Uluslararası Siyaset Bilimi Derneği gibi kuruluşlarda aktif görevler aldı. Halen Los Angeles California Üniversitesi (UCLA) Siyaset Bilimi Bölümü’nde ders vermektedir. Yazarın, Contract and Domination, The Disorder of Women: Democracy, Deminism and Political Theory, The Problem of Political Obligation: A Critical Analysis of Liberal …

Devamını oku »

Kanun Hükmünde Kararname(KHK)

Kanun Hükmünde Kararname(KHK) genel olarak yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin, konu, süre ve amacı belirleyen bir yetki kanunu çıkarmak sureti ile vermiş olduğu yetkiye veya doğrudan doğruya anayasanın hükmüne dayanarak, Bakanlar Kurulu’nun çıkardığı, maddi anlamda yasa hükmünde olan, parlamentonun tasdiki ile şekli ve organik anlamda kanun gücünü kazanacak olan kararnamedir. Bu nedenle kanun gücünde olmasına atıfla Kanun Hükmünde Kararname olarak isimlendirilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinde 1982 Anayasası‘nın 87. maddesi ile, “Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek” TBMM’nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. KHK, Parlamentonun tasdikine sunularak tasdik edildiği için kanun güç ve kuvvetindedir. Kanun Hükmünde Kararname(KHK) çıkarma yetkisi, 1982 Anayasası ile, daha ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiş, 1961 Anayasasına göre, …

Devamını oku »

Ceza Hukuku

Suç olarak tanımlanan davranışları ve bu davranışlara karşı uygulanacak yaptırımları belirleyen hukuk kurallarının tümüne ceza hukuku denilir. Ceza hukukunun günümüzdeki amacı toplum yaşamı bakımından önemli değerleri korumaktır. Suç işlenmesini önlemek birincil hedeftir. Genel önleme, suç işleyen kimsenin cezalandırılmasıyla diğer insanlar üzerinde oluşturulan caydırıcı etkidir. Özel önleme, suç işleyen kimsenin ceza evinde tutularak tekrar suç işlemesinin önlenmesi ve suçluyu ıslah ederek yeniden topluma kazandırma ve suç işlemesinin önüne geçmektir. Masumiyet karinesi gereğince, suçluluğu bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar hiç kimse suçlu sayılamaz. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile ağır hapis-hapis-hafif hapis ayırımı kaldırılarak, tek …

Devamını oku »

Sulhi Dönmezer

Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer 10 Şubat 1918 tarihinde İstanbul’da doğmuş, 1934 yılında İstanbul Erkek Lisesini ve 1938 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiştir. Dönmezer, 1938 yılında Hukuk Fakültesinde Ceza Hukuku asistanlığına başlamış, 1942 yılında doktorasını ve doçentlik sınavını vererek İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku kürsüsüne doçent olarak atanmıştır. 1946-1948 yıllarında Amerika Illinois Üniversitesi’nde araştırmacı misafir öğretim üyesi olarak çalışan Sulhi Dönmezer, 1949 yılında Profesör olmuştur. Dönmezer, 1953 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı’na seçilmiş, 1957 yılında ise Ordinaryüs Profesörlüğe terfi etmiştir. Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, 1943 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kriminoloji Enstitüsü’nün kurulması çalışmalarına katılmış, 1955-1985 yılları …

Devamını oku »

Suikast(The Conspirator)

Suikast(The Conspirator), usta oyuncu ve yönetmen Robert Redford’un çektiği, yıldızlarla dolu hukuk içerikli aksiyon ve gerilim filmidir. Ailesini korumak için her şeyi yapmaya hazır bir kadının ve onu korumak için her şeyi riske eden bir adamın gerçek hikayesini anlatıyor.  1865 Amerika’sında Abraham Lincoln’ün suikastini takiben yedisi erkek biri kadın sekiz kişi gözaltına alınır. Mary Surratt’ın (Penn) tek suçu planlara evini açmasıdır. 28 yaşındaki savaş kahramanı Frank Aiken (McAvoy), onun avukatlığını üstlenir. Böylece bir gizeme doğru sürükleniriz. Abraham Lincoln suikastinden sonra, yedi adam ve bir kadın, başkanı, başkan yardımcısını ve içişleri bakanını öldürmek için komplo kurmak suçundan tutuklanır. 42 yaşındaki Mary …

Devamını oku »

Cesare Beccaria Bonesana

Aydınlanma Çağı Düşünürü Cesare Beccaria Bonesana 15 Mart 1738 tarihinde Milano’da doğmuş 28 Kasım 1794 tarihinde Floransa’da ölmüştür. İtalyan hukukçu, filozof, ekonomist ve edebiyatçı olan Beccaria’nın “Suçlar ve Cezalar Hakkında” adlı (Dei delitti e delle pene) isimli eseri hukuk tarihi ve felsefesinde önemli yer tutmuştur. Beccaria, 1747-1755 yılları arasında sekiz sene dini eğitim gördükten sonra 20 yaşındayken hukuk doktorası eğitimini tamamlamıştır. Beccaria genelde hukuk sorunlarıyla ilgilenmiş, 1770 yılından itibaren Avusturya egemenliğinde bulunan Milan Yönetiminde üst düzey görevli memur olmuş ve ölünceye kadar bu görevini sürdürmüştür. Suçlar ve Cezalar Hakkında Beccaria, Suçlar ve Cezalar Hakkında ismi ile yayınlanan ve Türkçe’ye de tercüme edilen …

Devamını oku »

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi

4 Temmuz 1776 tarihli Kongre’de Amerika Birleşik Devletleri’nin oybirliğiyle kabul ettiği Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi İnsanı ilgilendiren olayların akışı içinde, bir halkın kendini bir başka halka bağlayan siyasal bağları koparmak ve doğa kanunlarının ve Tanrı’nın ona dünya güçleri arasında bağışladığı ayrı ve eşit yeri almak gereğini duyduğu zaman, insanlığın fikirlerine duyduğu yerinde saygı, o halkı bu ayrılmaya zorlayan nedenleri açıklamakla yükümlü kılar.   Tüm insanların eşit yaratıldığını, Yaradanları tarafından kendilerine devredilemez hakların verildiğini ve bu hakların Yaşam, Özgürlük ve Mutluluğa Erişme haklarının bulunduğu gerçeklerinin apaçık ortada olduğunu kabul ediyoruz. Bu hakları güvence altına almak amacıyla insanlar arasında adil güçlerini, yönetilenlerin onayından alan …

Devamını oku »

Romalıların Yükselişi ve Çöküşü

Romalıların Yükselişi ve Çöküşü 1734 yılında Montesquieu tarafından yazılmıştır.   Montesquieu’ya göre Roma, yükselişini önce kralların kişisel değerlerine sonra da imparatorluğun ve cumhuriyetin erdemlerine borçludur. Bu değerler, disiplin, kanunlara saygı, yurdunu sevme, eşitlik duygusu, senatonun ölçülü davranması ve sözünü geçirmeyi bilmektir. Roma’nın çöküşü de imparatorluğun gelişigüzel bir şekilde büyümesinin, uzak ülkelerde yapılan savaşların, imparatorluğun savunmasında barbarlara güvenilmesinin ve törenlerin bozulmasının bir sonucudur. Montesquieu’nun kitabı yazdığı dönemin koşulları göz önünde bulundurulduğunda, aydınlanma düşüncesinin sahip olduğu genellemeci ve yer yer ortaya çıkan indirgemeci yaklaşımlar ön plandaydı. Montesquieu’nun diğer kitaplarında olduğu gibi Romalıların Yükselişi ve Çöküşü isimli eserinde de Türkler ve doğu toplumlarıyla ilgili değerlendirmelerinde …

Devamını oku »

İran Mektupları

Montesquie İran Mektupları isimli ilk önemli eserini 721 yılında Amsterdam’da sansürden kaçabilmek için isimsiz yayınlamış ve kitap yayımlandığı anda büyük başarı elde etmiştir. 1689-1755 yılları arasında yaşamış ünlü Fransız hukukçu, siyaset felsefeci ve yazar Charles Louis de Secondat, Baron de la Bréde et de Montesquie veya daha bilinen ismiyle Montesquie, XVIII. yüzyıl Aydınlanma Çağı’nın en önemli temsilcilerindendir. Pozitivist düşüncenin gelişmeye başladığı, akılcılıktan deneyciliğe geçilen bir yüzyılda eserler veren Montesquie aynı zamanda sosyoloji biliminin de öncüsü sayılır. Kanunların Ruhu isimli eseri başta olmak üzere siyaset kuramına büyük katkılar yapmış ve iklim teorisiyle bu alana antropolojik bir soluk getirmiş olan Montesquie‘nun yazmış olduğu İran Mektupları, dünyayı keşfetme …

Devamını oku »

Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme

28 Temmuz 1951 BAŞLANGIÇ Yüksek İmzacı Taraflar, Birleşmiş Milletler Antlaşması ve 10 Aralık 1948’de Genel Kurul’ca kabul olunan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin, insanların ana hürriyetlerden ve insan haklarından, fark gözetmeksizin faydalanmaları ilkesini teyit ettiğini dikkate alarak, Birleşmiş Milletler’in, birçok defa, mültecilere karşı derin ilgisini ortaya koyduğunu ve mültecilerin temel hürriyetleri ile insan haklarını mümkün olduğu kadar kapsamlı bir şekilde kullanmalarını sağlamaya çaba gösterdiğini dikkate alarak, Mültecilerin hukuki durumuna ilişkin daha önce imzalanan milletlerarası antlaşmaların tekrar gözden geçirilmesi ve bir araya getirilmesinin, bu antlaşmaların alanının ve bunların mülteciler için sağladığı himayenin yeni bir antlaşma yoluyla genişletilmesinin arzu edilir olduğunu dikkate alarak, Sığınma hakkını …

Devamını oku »

Çocuk Hakları Beyannamesi

Cenevre Çocuk Hakları Beyannamesi, diğer adıyla Çocuk Hakları Bildirgesi 1924 yılında Milletlerarası Çocuklara Yardım Birliği tarafından yayınlanmıştır. Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi, uluslararası alanda çocukların korunmasına yönelik yapılan ilk sözleşmedir. Cenevre Bildirgesi’nde; çocukların doğal biçimde gelişmesine olanak sağlanması, aç çocukların beslenmesi, hasta çocukların tedavi edilmesi, terk edilmiş çocukların korunması, felaket anında yardımın öncelikle çocuğa yapılması, çocukların her türlü istismara karşı korunması ve kardeşlik duyguları içinde eğitilmeleri gerektiği belirtilmiştir. Bu kongreler Balkan ülkeleri ile sınırlı olmasına karşın bu alanda gerçekleştirilen evrensel çalışmalara öncülük etmişlerdir. 1924 yılında Milletler Cemiyeti çocuk haklarına ilişkin beş maddeyi yayınlamış ve bildirge, 1928 yılında Atatürk tarafından imzalanmıştır. Daha sonra Balkan ülkelerinin çocukları koruma kuruluşlarının işbirliği sonunda 5-9 Nisan 1936 tarihinde Türkiye’nin …

Devamını oku »

Türk Ticaret Kanunu

Yeni Türk Ticaret Kanununun Türk Hukukundaki Yeri, Değeri ve Yasanın Gerekçeleri Prof. Dr. Hirsch tarafından kaleme alınarak 01/01/1957 tarihinde yürürlüğe girip yeni kanun çıkana kadar uygulanan Türk Ticaret Kanunu, hazırlandığı ve kabul edildiği dönemin öğretileri ile kuram ve yaklaşımlarını iyi bir şekilde yansıtan, sorunlara çağdaş, güvenilir ve işleyebilir çözümler getiren, bu alanda Türkiye’nin gereksinimlerini büyük ölçüde karşılayan, menfaatler dengesini hak ve adalete uygun bir tarzda kuran, modern hukuk yöntemlerinin ve kanun tekniklerinin başarıyla kullanıldığı bir Kanundur. 6762 sayılı Kanun, ticaret, endüstri ve hizmet sektörünün kendisine özgü hukuki ilişkilerini iyi bir şekilde düzenlemiş, hem Türk Ticaret Hukukunun doğru yönde gelişmesinde etkili …

Devamını oku »

İoanna Kuçuradi

Türkiye Felsefe Kurumu‘nun başkanıdır.  4 Ekim 1936’da İstanbul’da doğdu. Kuçuradi, İlköğrenimini İstanbul Merkez Rum Ortaokulu’nda, ortaöğrenimini ise Zapyon Rum Kız Lisesi’nde yaptı. 1954’te girdiği İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünden 1959 yılında mezun oldu. Aynı yıl Takiyettin Mengüşoğlu’nun asistanı olarak bu bölümde göreve başladı. 1954’te Zapyon Kız Lisesi’ni, 1959’da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. 1965’te hazırladığı “Schopenhauer ve Nietzsche’de İnsan Problemi” adlı çalışma ile doktorasını tamamladı. 1965-1968 arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde görev yaptı. 1970’te “İnsan Felsefesi Bakımından Değer Problemi” adlı teziyle doçent; 1978’de ise “Aristoteles’in Ousia’sı ve Substans Kavramı” adlı çalışmasıyla profesör oldu. 1965-68 yıllarında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Felsefe ve Latince …

Devamını oku »

Bir Ceza Avukatının Anıları-Faruk Erem

Bu kitaptaki anıların bir kısmını yazar yaşamış, bir kısmını ise adliye koridorlarında meslektaşlarından duymuştur. Her olayı, anlamca ağırlık noktasını göze çarpacak biçimde anlatmıştır. Yazar, yaşanmış hikayeleri esere yansıtırken meslek sırlarını gözetmiş, kişilerin tanınmamasını sağlayacak şekilde değişiklikler yapmıştır. Yazarın kendi yaşamından çok şey kattığı bu kitap bir belgesel yada roman değildir. Bir Ceza Avukatının Anıları isimli tiyatro oyunu, Faruk Erem‘in kaleme aldığı kitaptan senaryolaştırılarak tiyatroda sahnelenmiştir. Hukukçu ve yazar Faruk Erem‘in, geniş okuyucu kitlesince ilgi gören kitabı, ilk olarak 1984-1985 sezonunda Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmiş, aradan 10 yıl geçtikten sonra oyunun büyük ilgi görmesi üzerine, Antalya Devlet Tiyatrosu, Süleyman Demirel Üniversitesi Tiyatro Kulübü, Cumhuriyet Üniversitesi …

Devamını oku »

Roma Hukukundan Günümüze Önemli Sözler

A verbis legis non est recedendum – Kanunun lafzından uzaklaşılmamalıdır, Abrogata lege abrogante non reviviscit lex abrogata – Bir kanun ilga edildikten sonra, önceki kanun kendiliğinden yürürlüğe girmez Absoluta sententia expositore non indiget – Mükemmel ve mutlak bir hüküm yorumcu gerektirmez Actori incumbit onus probandi – İspat yükü davacıya aittir Ad quaestionem facti non respondent iudices; ad quaestionem legis non respondent iuratores – Hakimler, vakıalara ilişkin meselelere cevap vermez; yeminliler – bilirkişiler, jüri – hukuki meselelere cevap vermez Ames iudicio, non amore iudices – Hüküm sevgi ile verilmeli, fakat sevgiden hareketle verilmemelidir Argumenta non sunt numeranda, sed ponderanda – Deliller sayılmaz, tartılır …

Devamını oku »

Kıta Avrupası Hukuk Sistemi

Kıta Avrupası Hukuk Sistemi, diğer adıyla Kara Avrupası Hukuk Sistemi, kaynağını Roma Hukukundan almaktadır.  Roma Hukuku, İsviçre gibi bütün Avrupa ülkelerinin hukuklarını etkilemiş, Avrupa Hukukunun oluşmasına da temel olmuştur.  Kıta Avrupası Hukuku, Anglosakson Hukuk Sisteminden farklı olarak yazılı hukuk kurallarına ve kodifikasyona dayanmaktadır. Facebook Twitter Google+ Pinterest LinkedIn WhatsApp

Devamını oku »

Nutuk ve Atatürk

Atatürk, 15-20 Ekim 1927 günlerinde, TBMM toplantı salonunda, öğleden önce ve öğleden sonra olmak üzere, altı gün süre ile, her gün iki toplantıda konuşmuş ve Nutuk’un tamamı 36 saat 31 dakikada okunmuştur. Atatürk 1927 yılının ilk yarısında Millî Mücadele ve Cumhuriyet tarihine ışık tutacak büyük bir Nutuk hazırlamaya başlamış, günlerce uykusuz kalmış, çalışması esnasında fazla sigara içmekten ve yorgunluktan ötürü Haziran ayı ortalarında bir kalp krizi geçirmiş, 16 Mayıs 1919’dan beri uzak kaldığı İstanbul’a ilk defa gitmiş ve 30 Eylül’e kadar İstanbul’da kalarak 500 sayfayı geçen bu eseri kendi el yazısı ile yazmış ve yüzlerce belgeyi de vesikayı toplayarak “Büyük Nutuk”unu …

Devamını oku »

Avrupa Birliği Tarihçesi

Birleşmiş Avrupa, gerçek bir siyasi projeye dönüşüp ülkelerin hükumet politikalarında uzun vadeli bir hedef haline gelmeden önce, sadece filozoflarla önsezili kimselerin düşüncelerinde yaşıyordu. Avrupa Birliği; Avrupanın politik, ekonomik, toplumsal, kültürel alandaki birliğidir. Avrupa’nın birleştirilmesi düşüncesi Avrupa tarihi kadar eskidir. Avrupa Birleşik Devletleri hümanist ve barışçı bir hayalin parçasıydı. Avrupa yüzyıllarca, sık sık yaşanan kanlı savaşlara sahne oldu. 1870-1945 yılları arasında Fransa ve Almanya üç kez savaştılar. Bu savaşlarda birçok insan yaşamını kaybetti. Bu felaketler üzerine bazı Avrupalı lider ve düşünürleri, barışın sürdürülebilmesinin tek yolunun, ülkelerinin ekonomik ve siyasi yönlerden birleşmesi olduğu fikrine vardılar. Avrupa’da ulusal uzlaşmazlıkları aşabilecek bir örgütlenmenin kuruluşu İkinci …

Devamını oku »

Avrupa Birliği Hukuku 

Avrupa Birliği Hukuku; sözleşmeler kapsamında yer alan tamamlayıcı hukuk ve üye ülkeler arasında imzalanan antlaşmalar, Topluluğun dış ilişkilerinden kaynaklanan hukuki düzenlemeler, Adalet Divanı’nın içtihat hukuku, Topluluğun yasal düzeni çerçevesinde kabul edilen tüm kurallardan oluşmaktadır. AB Hukuk sitemine genel olarak “Müktesebat” denmektedir. Avrupa Birliği Hukuku, Birincil Mevzuat ve İkincil Mevzuat olmak üzere iki başlık altında incelenmektedir: 1.Birincil Mevzuat (Kurucu Antlaşmalar) Birincil mevzuat, Avrupa Birliği’ni kuran antlaşmaları içermektedir. Üye devletler arasında doğrudan müzakereler sonucu kabul edilen ve ulusal parlamentolar tarafından onaylanan mevzuattır. Birincil mevzuat kaynakları Topluluğun anayasası niteliğindedir. Topluluk hukukunun temel kaynakları olan Avrupa Topluluklarını kuran Antlaşmalar ve bu Antlaşmaları tadil eden …

Devamını oku »

Avicenna(İbn-i Sina)

İbn-i Sina 980 yılında Buhara yakınlarındaki Afşara’da doğdu. Tam adı Ebu Ali el-Hüseyin bin Abdullah bin Sina’dır ve Batı’da isminin Latincesi ‘Avicenna’ ile tanınır.  Filozof ve hekim olan Sina’nın çocukluğu  verimli  geçmiştir. Babası Samanoğulları sarayının katipliğini yaptığı için evine gelenler dönemin ünlü bilginleridir ve İbn-i Sina bu durumdan faydalanmıştır ve, çocukluğundan itibaren dönemin bilginlerini tanıma imkanına ulaşmıştır.  İbn-i Sina 16 yaşına geldiğinde yanında başka hekimleri çalıştıracak kadar ileri derecede bilgin olmuştu. Derin bir dini ve tıbbi bilgi donanımına sahip olduktan sonra 18 yaşında Buhara Sultanı Nuh bin Mansur’u tedavi etmiş ve bunun karşılığında Samani sarayının zengin kütüphanelerinden faydalanma imkanı bulmuştur. Kütüphanede Farabi’nin günümüze …

Devamını oku »

Hammurabi Kanunu (M.Ö. 1750)

Hammurabi Kanunu kadim Mezopotamya’nın en meşhur hukukî eseridir. 1901 yılı Aralık ayında Fransız arkeologlar tarafından siyah renkli bazalt bir dikilitaş şeklinde keşfedilmiştir. Halen Paris’te Louvre Müzesi’nde muhafaza edilen bu dikilitaş iki kısımdan oluşmakta ve Paris Louvre müzesinde sergilenmektedir. Üst kısımda yer alan bir kabartma Kral Hammurabi’yi kendisine kanunları dikte eden güneş tanrısı Şamaş’ın karşısında ayakta resmetmektedir. Alt kısımda ise kanunun çivi yazısıyla yazılmış Akatça metni bulunmaktadır. Bu temsil, kanunları ilahî kökenli gören bir anlayışı yansıtmaktadır. Bu anlayışta kral, tanrı ve kulları arasında sadece bir aracıdır. Hammurabi Kanunları MÖ 1760 yılı civarında Mezakotomya’da ortaya çıkan, tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı …

Devamını oku »

Aydınlanma Çağı

Avrupa’da krallıklar ve monarşiler dönemi 1789 Fransız Devrimi’ne kadar devam etmiş, monarşi döneminin bitmesinden itibaren modern devlet anlayışı ortaya çıkmıştır. Fransız Devriminden sonraki siyasal süreç modern devlet anlayışının ikinci aşaması olarak kabul edilmektedir. Egemenlik, meydana gelen gelişmeler sonucunda kraldan alınarak topluma devredilmiş ve egemenliğin demokratik olarak dağıtılması amaçlanmıştır. Egemenliği kullanan devlet organlarının kullanabileceği yetkilerin sınırsız ve denetimsiz olduğu dönem sonlandırılmış, belirli sınırlar dahilinde kullanılabilen egemenlik birçok denetim araçları ile meşruiyet temeline oturtulmuştur. Sınırlı egemenlik anlayışı, egemenliğin sınırlandırıldığı ve demokratik ilkelerle yürütüldüğü bu dönemin siyasal iktidar tipi ulus devlettir. Aydınlanma dönemi yada diğer ifadesi ile aydınlanma çağı, dinsel dogma ve tanrısal yasalarını …

Devamını oku »

Cumhuriyet İnkılapları

Cumhuriyet İnkılapları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti kurup yeni devlet sistemini tüm dünyaya ilan ettikten sonra seri bir şekilde yaptığı yasal reformların adıdır. Eski devlet sisteminden ayrı ve medeni bir devlet sistemini amaçlayan devrimler sayesinde Türkiye Devleti ve ülkesi sahip olduğu olanaklarla laik, çağdaş ve demokratik bir devlet olmayı amaçlamıştır. Atatürk’ün yaptığı bu inkılaplar, siyasal, hukuk, eğitim ve kültür, ekonomik ve toplumsal alanda yeniden yapılandırılmış bir çok mevzuatı içerir. Atatürk ilke ve İnkılaplarının en önemlisi Cumhuriyetin ilanıdır. Cumhuriyet, seçilmiş başkanın idaresi altında bulunan devlet ve halk hakimiyetine dayanan devlet şekli anlamına gelmektedir. Cumhuriyet rejiminde egemenlik bir kişi, zümre veya …

Devamını oku »

Leviathan, Thomas Hobbes

“Devletin amacı bireysel güvenliktir. Doğal olarak özgürlüğü ve başkalarına egemen olmayı seven insanların, devletler halinde yaşarken kendilerini tabi kıldıkları kısıtlamaların nihai nedeni, amacı veya hedefi, kendilerini korumak ve böylece daha mutlu bir hayat sürmek; yani…insanları korku içinde tutacak ve onları, ceza tehdidiyle, ahitlerini ifa etmeye ve …doğa yasalarına uymaya zorlayacak belirgin bir güç olmadığında, insanların doğal duygularının zorunlu sonucu olan o berbat savaş durumundan kurtulmaktır.” Leviathan, Thomas Hobbes, 2013, s.133 “Yazılı olmayan yasalar doğa yasalarıdır. İlk olarak, eğer istisnasız bütün uyrukları bağlayan ve yazılı olmayan veya insanların görebileceği bir yerde ilan edilmemiş olan bir yasa varsa, bu bir doğa yasasıdır. Çünkü …

Devamını oku »

Montesquieu

Montesquieu

Montesquieu Fransız aydınlanmasının en önde gelen  aydınlarındandır. 1689 yılında Fransa’nın güney batısındaki Brede şatosunda aristokrat sınıfından bir ailede doğmuş ve 1755 yılında ölmüştür. Katolik Juilly kolejinde okuduktan sonra Bordo Parlementosunda görev aldı.Hukuk felsefesi alanında döneminin en önemli şahsiyetidir. İlk eseri 1721 yılında kaleme aldığı İran Mektupları’dır. 1734 yılında Romalıların Yükselişi ve Çöküşü‘nü yazmıştır. 1748 yılına gelindiğinde ise tüm dünyada bilinen ve hukukçuların, felsefecilerin siyaset bilimcilerin ve sosyologların başyapıt olarak kabul ettiği  Kanunların Ruhu Üzerine isimli eserini yayımlandı. Bu eser Fransa’da tüm kesimler tarafından eleştirildi ve Katolik kilisesi tarafından yasaklandı. Montesquieu, anayasaların somut özelliklerine ve güçler ayrılığı ilkesine özel bir önem vermiştir. Bu ilke …

Devamını oku »

Deliberate Intent

Deliberate Intent, “Kiralık Katiller için Cep Kitabı” isimli kitaptaki bilgileri kullanarak işlenen cinayetlere ilişkin davayı konu alıyor. Gizemli biri tarafından “Kiralık Katiller için Cep Kitabı” isimli kitabı yazılmıştır. Kitabın konusu adam öldürmenin incelikleri ve iyi bir cinayetin nasıl işlenebileceğidir. Kitap 1999 senesinde yayıncısı tarafından imha edilmiş ve piyasadan çekilmiştir. Nedeni ise 3 kişiyi öldüren bir kiralık katilin aynen yazarın öğrettiği şekilde cinayetleri işlemesidir. Deliberate Intent, kitaptaki bilgileri kullanarak işlenen cinayetlere ilişkin davayı konu alıyor. Fikir özgürlüğü ve edebiyatın şiddet övgüsü yada suça özendirme olarak değerlendirilmesi bütün dünyanın güncel konularından birisi. Dizi ve film senaristlerinin tutuklanması ile birlikte düşünüldüğünde filmin güncel …

Devamını oku »

Hukuk Filmleri

..VE HERKES İÇİN ADALET, .AND JUSTICE FOR ALL, 12, 12 Angry Men, 12 KIZGIN ADAM, 12 Öfkeli Adam, 1957, 1960, 1979, 1988, 1990, 1993, 1994, 1998, 2007, 2008, 2011, abd, agora, Akiva Goldsman, AL PACİNO, Alida Valli, almanya, Amanda Donohoe, Amber Rose Revah, Amerikan edebiyatı, amistad, Anatomy of a Murder, Andrew Neiderman, Anna Paquin, Anne Kopelson, Anthony Hopkins, Antik Çağ, Antonio Banderas, Arnon Milchan, Asghar Farhadi, Atticus, avukat, Barry Levinson, Ben Gazzara, Betty Anne Waters, BİR CİNAYETİN ANATOMİSİ, Brad Renfro, Brock Peters, bülbülü öldürmek, Bülent Polat, Capote, Çeçen sorunu, CELSE AÇILIYOR, ceza avukatı, Charlize Theron, Christine Lahti, Claire Danes, Connie Nielsen, CONVICTION-(Mahkumiyet-2010), Cyrus Nowrasteh, Dana Gladstone, Danny DeVito, David Proval, David Rabe, David Rayfiel, David Strathairn, Deliberate Intent, Delroy Lindo Senaryo, Denzel Washington, devil’s advocate, Dick Anthony Williams, Dill, Djimon Hounsou, Don Calfa, Dram, Duruşma, Duruşma Sahnesi, Dvenadtsat, Ed Harris, Edward Norton, Erwin Stoff, FBI, film, Freidoune Sahebjam, Gene Hackman, Genel, George C. Scott, Gerilim, Git Bir Bekçi Dik, Gizem, Go Set a Watchman, Gregory Peck, Hal Holbrook, haluk kurdoğlu, hannah arendt, Harper Lee, Henry Fonda, herkes için adalet, Heywood Gould, Hilary Swank, Hitchcock, Hollywood, hukuk filmi, hukuk filmleri, hukuk sineması, İLK KORKU, Inherit the Wind, İskenderiyeli Hypatia, ırkçılık, Jack Kehoe, Jack Warden, James Sikking, James Stewart, Jeffrey Tambor, Jim …

Devamını oku »

Desiderius Erasmus

Desiderius Erasmus 1465 – 1536 yılları arasında yaşamış Hollandalı bir felsefecidir. Rönesansla birlikte ortaya çıkan hümanizm akımının öncülerinden ve en büyük temsilcilerinden biri olan Erasmus, Avrupa’nın ortak bir sanat ve bilim çatısı altında birleşmesine yaptığı katkılardan dolayı ve çağının eğitim felsefesine olan etkisi ile programa uygun bir isim olarak düşünülmüştür. Hayatı boyunca Avrupa’nın değişik ülkelerinde bir gezgin gibi yaşayan Erasmusun en önemli eseri “Deliliğe Övgü” (Moriæ Encomium), günümüzde de geçerliliğini korumakta ve bağnazlığa karşı kaleme alınmış en önemli yapıtlardan biri sayılmaktadır. Rotterdamlı Desiderius Erasmus, orta öğrenimin ardından Augustin tarikatına girerek rahip olmuştur.  Hiçbir zaman geleneksel bir rahiplik yapmamış, kendini daha …

Devamını oku »

Jurisprudence/Jurisprudent

Roma hukuku ile Medeni Hukuk arasında kuvvetli bağlar bulunmaktadır. Bu iki hukuk arasında köprüler kurabilecek ve yabancı bir sistem olarak görülen Roma hukukuna kapılar açmak çağdaş hukukçular için zorunluluktur. Romalı hukukçular, hukuki sorunları ve olaylar derinlemesine incelemekte, bunları belli bir metodoloji çerçevesinde yorumlayarak hayatın karışık olaylarına uyabilecek hukuk kurallarını, hakkaniyet ve adalet duygularından da esinlenerek kodifikasyona tabi tutmaktaydılar.  Ulaşılan çözüm yolları açık bir şekilde yazılmakta ve ilan edilmekteydi. Bu hukuki çabayı gösterenlere Jurisprudent, ulaşılan hukuki çözümlere ise Jurisprudence denmekteydi.  Kavram : Kıta Avrupası ve Anglo Sakson hukukunda jurisprudence kavramı çok değişik anlamlara gelmektedir.  1.felsefe, bilim ve yoruma dayalı hukuk ve kararların incelenmesi, 2.hakların …

Devamını oku »

Praetor

Eski Roma’da yurttaşlar arasındaki hukuki anlaşmazlıkları çözen yargıç ve idareci konumundaki görevlilerdir. Praetorlar, çıkan uyuşmazlıklar sonucunda yapılan yargılamalar ile verdikleri hükümler ile bağlayıcı içtihatlar oluştururlardı. Praetor ihtiyaç oldukça yeni davalar yaratarak hukuku söylemenin yeni tarzlarını geliştirdi. Praetor bunu, kendisini çevreleyen meslek hukukçularının (jurisprudent) yardımıyla, bir “formula” oluşturarak gerçekleştirdi. Formula praetor’un hâkimi atarken, uygun bir kanun davasının bulunmaması halinde, ona ihtilâfı ne surette çözebileceğini gösterdiği bir tür küçük programdı. Praetor hukuku böylelikle sürekli bir yaratış süreci içerisinde bulundu. Öyle ki bu hukuk Cumhuriyet döneminin son iki yüzyılında ve İmparatorluk döneminin başlarında Roma hukukunun başlıca yaratıcı kaynağı oldu. Ancak bu son devirde …

Devamını oku »

Roma Hukuku

Roma Hukuku, derinliği ve büyük bir coğrafyaya hükmetmesi nedeniyle dünya hukuk kültürüne büyük etkide bulunmuştur. M.Ö. 753’de bir şehir devleti olarak kurulan Roma M.Ö. 50’lerde bir dünya imparatorluğu (Imperium Romanum) haline gelmiş, büyük bir coğrafyada uygulanan hukuk sistemine sahip olmuştur. Modern anlamdaki Cumhuriyet rejiminin esin kaynağı olan res publica döneminde (M.Ö. 509-M.Ö. 27) Roma Devleti, tarım toplumundan ticaret toplumuna, şehir devletinden imparatorluk devletine evrilmiştir. Res publica’nın son dönemlerinde sosyal, siyasal, ekonomik sıkıntılar ve iç savaşlar yaşanmış ve cumhuriyet yönetiminin ardından monarşi dönemi başlamıştır. M.Ö. 27’de Octavius’un başa geçmesiyle 200 yıl süren Roma Barışı (Pax Romana) dönemi başlamıştır. Bu dönemde başa …

Devamını oku »

Jüri

Anglo-Sakson Hukuk Sisteminde uygulanmakta olan ve adaletin gerçekleştirilmesinde yurttaşların doğrudan katılmasını ve oy kullanmasını sağlayan yargılama biçimidir. Jürinin amacı, halkın düşüncesini yargıya yansıtmaktır. Her hukuk sisteminde birtakım adli hatalar mutlaka olabilmektedir. Jüri sistemi, adli olaylar hakkında karar verecek olan mahkemelerin bir bütün olarak olumsuzluk doğurucu kararlarını azaltma amacı taşımaktadır. Sistem, yargılamaya demokratik bir unsur katması, yargılamanın üzerindeki gizlilik, gizem ve soğukluğun kaldırılmasını kaldırmayı, doğru ve adil kararları çoğaltmayı amaçlar. Jüri, yargılama aşamalarına yurttaşların katılımını sağlamayı amaçlar, ancak Jüri bu sistem içerisinde yargılama yapan bir organ değildir ve yargılamayı yapacak yargıcın yetkilerini azaltmaz. Yurttaşlar, adalet sisteminin Yargıçlara yardımcı roldedirler. Ceza mahkemelerinde ve birçok …

Devamını oku »

Reis Bey-1990

Reis Bey, görevinde hiç taviz vermeyen kanunlara son derece bağlı ve kararlarında acımasız bir hakimdir. Sanıkların suçlu olduğuna kanaat getirirse, onları idam sehpasına göndermekten çekinmeyen Reis Bey’in hayatı bir katil zanlısıyla ilgili dava sonucu değişir.Tüm deliller, mahkemeye gelen zanlının suçlu olduğunu göstermektedir ve Reis Bey, onu da idam ettirecektir. Sanık, her ne kadar suçsuz olduğunu iddia etse de, ‘Merhamet’ diye yalvarsa da Reis Bey, kararını verir ve adam, idam edilir. Daha sonra, sanığın suçsuz olduğu anlaşılır.Görevi bırakan Reis Bey, artık hayatını merhamet duygusunun yaygınlaşmasına adamıştır. Belalı insanların bulunduğu bir kahvede insanlara merhameti anlatır. Herkes, Reis Bey’e büyük saygı göstermektedir. Bir …

Devamını oku »

On İki Kızgın Adam-2 Angry Men

12 Kızgın Adam(12 Angry Man) 1957 yapımı, klasik sayılabilecek bir Amerikan Filmi. Reginald Rose’nin aynı adı taşıyan oyunundan uyarlanan 12 Kızgın Adam, yönetmeni Sidney Lumet’in de ilk filmi. Film, babasını öldürmekle suçlanan bir gencin mahkemesi sonrasında, oy birliği ile gencin suçlu ya da suçsuz olduğuna karar vermeleri gereken jüri üyeleri arasında geçen tartışmayı konu ediniyor. Bu film için belki de sinema tarihinin kapalı alanda geçen en çarpıcı 96 dakikası denebilir. Sidney Lumet’in filmi işi jüriye, 12 öfkeli adama emanet ederken olayın ya da çarpışmanın sonucunun adalet ile tecelli etmesini de arzular. Peki ama İspanyol asıllı Amerikalı bir suçlunun, bir fakir …

Devamını oku »

Marie Le Jars de Gournay

 Marie Le Jars de Gournay, 1565 – 1645 yıllarında yaşamıştır. Rönesans dönemini düşünürlerinden Marie Le Jars de Gournay felsefenin yanı sıra fizik, geometri, tarihle de ilgilenmiştir. Montaigne ile tanışması hayatındaki önemli noktalardan biridir. Onunla tanıştıktan sonra düşüncelerini daha özgür biçimde getirme olanağı bulmuştur. “Erkeklerin ve Kadınların Eşitliği Üzerine” kaleme alır ve bu eserinde erkek ve kadının ruhen eşit olduğunu savunur. Dilin önemi üzerine de dikkat çekici araştırmalar yapmıştır.   “İnsan esasen ne erkektir ne de dişi. Cinsiyetin farklı olmasının amacı, cinse özgü biçim farkını oluşturmak olmayıp yalnızca üremeye yarar… “        Marie Le Jars de Gournay: Kadınlarla Erkeklerin Eşitliği Üzerine   …

Devamını oku »

Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi

 “Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi”, dünya tarihinde önemli bir yeri olan 1789 tarihli (Declaration des droits de l’homme et du citoyen) Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi’nde kadın yurttaşların gözardı edildiğinin farkedilmesi nedeniyle 1791 tarihinde Fransız Devrimine destek vermiş devrimci kadınlar tarafından hazırlanmıştır. Bilindiği gibi, her insanın eşit ve özgür “yurttaş” olarak haklardan yararlanmasını sağlamak ve kralın mutlak yetkilerine ve baskıya karşı çıkmak amacıyla başlatılan Fransız Devrimi sonucunda, “Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi” yayınlanmış, tüm yurttaşların doğuştan özgür ve eşit oldukları kabul edilmiştir. Kadınların tarihinde önemli bir gelişmeye ışık tutan Fransız Devrimi herkese “eşitlik, özgürlük, kardeşlik” vaad ettiği halde, devrimci kadınlar …

Devamını oku »

Olympe de Gouges

1748-1793 yıllarında yaşamıştır. Fransız asıllı kadın filozof ve yazardır. Aydınlanma döneminin en önemli kadın düşünürlerinden biri Olympe de Gouges’dur. Kadın hakları üzerine ilk kez düşünce üretenlerden biridir. Kilise ve evlilik kurumu üzerine eleştirel düşünceler kaleme almıştır. Toplumsal sorunları gündeme getiren romanlar yazmıştır. Fransız Devrimi sırasında çok aktif olmuştur. Ölüm cezasının kaldırılması, mahkemelerde halk jürilerinin kurulması, Fransız sömürgelerindeki kölelerin özgürleştirilmesi, gayrı meşru çocukların tanınması, evlat edinilmesi, gelir vergilerinin adaletsizliği, yoksulluk konularında mücadele etmiştir. “Kadının ve Kadın Yurttaşın Hakları Bildirisi” isimli yapıtında kadın-erkek eşitliğini savunmuştur. Meclisin çıkardığı Erkek ve Yurttaş Hakları Bildirgesi`ne cevaben 1791 yılında Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirgesi Metnini yayımlamıştır. Düşünceleri yüzünden önce tutuklanmış, ardından 3 Kasım 1793’te giyotin …

Devamını oku »

Marguerite Porete

Marguerite Porete, 1255 – 1320 yılları arasında Fransa’da yaşamıştır. Fransa’da yaşayan Marguerite Porete mistisizm akımının temsilcilerindendir. “Yalın Ruhun Aynası” isimli eserinde, ruhun tamamen özgür olması gerektiğini savunmuştur. Bu bakımdan kiliseden ve ruhban sınıftan koparak Tanrı ile bireysel bir ilişki kurulması gerektiğini öne sürmüştür. Dinî açıdan sapkınlık suçlaması neticesinde, yakılarak öldürülmüştür. Facebook Twitter Google+ Pinterest LinkedIn WhatsApp

Devamını oku »

Sienalı Katharina/ Katharina von Siena

1347 – 1380 yılları arasında yaşamıştır. Dominikan bir rahibe, skolastik teolog ve filozof olan Sienalı Katharina bir azize olduğu gibi Katolik inancının 6 koruyucu azizinden biridir. Aynı zamanda Papa 2. Jean Paul tarafından “Doctor of the Church” ilan edilmiştir. “The Dialogue of Divine Providence” isimli yaptında mistik görüşlerini dile getirmiştir. “Katerina ilk kez 6 veya 7 yaşında iken Mesih İsa’nın hayalini görmüştür. 1367 yılında Dominiken Üçündü Tarikatına katılır. Bir mahrumiyet ve ibadet hayatı sürmeye başlar. Yavaş yavaş birçok öğrenciyi çevresinde toplar. 1375 yılının başında, aylarca Siena’ da kaldıktan sonra, Katerina Pisa’ ya gider. 1 Nisan 1375 günü stigmatize (kutsal yara izlerine …

Devamını oku »

Bingenli Hildegard

Bingenli Hildegard, 1098 yılında asil bir ailede dünyaya gelmiştir. Yaşamının 30 yılını hücrede geçirmiş ve sonrasında rahibelik yemini etmiştir. Almanya’nın Rheinland Bölgesi’nde kendi bağımsız manastırını kurmuştur.  Papa Benedict XVI tarafından “Doctor of the Church” ilan edilen Bingenli Hildegard önemli bir azizedir. Ahlâk üzerine yazdığı “Liber Vintae Meritorum” ve insan-kozmos ilişkisine dair yazdığı “Liber Divinorum Operum” adlı eserleri vardır. Facebook Twitter Google+ Pinterest LinkedIn WhatsApp

Devamını oku »

İskenderiyeli Hypatia

Roma İmparatorluğu hâkimiyetindeki İskenderiye’de milattan sonra 350 yılında doğduğu tahmin edilen Antik Çağ’ın en önemli kadın felsefecilerinden biri İskenderiyeli Hypatia’dır. Kendisi hem felsefeci hem astronomi bilimci hem de matematikçidir. Yunan tarihçi Socrates Scholasticus‘a göre Hypatia bir pagandır. Filozof Socrates ile karıştırılmaması gereken Konstantinapolus’lu Socrates, Historia Ecclesiastica adlı eserinde, Hypatia’nın İskenderiye Valisi Orestes ile İskenderiye piskoposu Cyril arasında kavgaya sebep olması ve politikaya karışması nedeniyle M.S. 415 yılında Kıptî Hristiyanlar tarafından taşlanarak öldürüldüğü yazılıdır. Hypatia, o dönemde İskenderiye Kütüphanesi’nin bilinen son yöneticisi ve matematikçisi Theon’un kızı ve kütüphanede her dinden öğrencisine Batlamyus (Ptolemy), Öklid ve Diophantus etkisinde felsefe ve matematik dersleri veren bir pagan bilim insanıdır.   İskenderiyeli Hypatia’nın yaşamı 2009 yılında …

Devamını oku »

Türkiye-AB İlişkileri

Türkiye-AB ilişkilerinde temel tarihler 12 Eylül 1963: Ankara Anlaşması’nın imzalanması (Yürürlük: 1 Aralık 1964) 1 Ocak 1996: Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesi 10-11 Aralık 1999: Helsinki Zirvesi’nde adaylığımızın tescili 3 Ekim 2005: Üyelik müzakerelerinin başlaması 12 Haziran 2006: Müzakere sürecinde ilk olarak 25 no’lu “Bilim ve Araştırma” faslının açılması 14 Aralık 2015: 17 no’lu “Ekonomik ve Parasal Politika” faslının açılması 30 Haziran 2016: 33 no’lu “Mali ve Bütçesel Hükümler” faslının açılması Müzakere Süreci 2005 yılında başlayan müzakere sürecinde bugüne kadar 16 fasıl açılmış ve bunlardan biri (“Bilim ve Araştırma-25”) geçici olarak kapatılmıştır. 11 Aralık 2006 : AB Konseyi, Ankara Anlaşması’nı, AB’ye 2004 yılında katılan …

Devamını oku »

İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi

İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanmıştır. Kısa adıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, insan haklarının korunmasını ve geliştirilmesini amaç edinir. AİHS hazırlık aşamasında Avrupa’daki demokratik rejimlerin devam ettirilmesi açısından gerekli olan asgari hak ve özgürlükleri güvenceye alarak işe başlamış, zamanla insan hakları listesini genişletmiştir. AİHS ekonomik, sosyal ve kültürel haklardan çok sivil ve politik hakların korunmasına öncelik vermiştir. Bu sözleşmeyi sosyal ve ekonomik hakları içeren ‘Avrupa Sosyal Şartı’ izlemiştir. Türkiye 10 Mart 1954’te sözleşmeyi onaylamış, 28 Ocak 1987’de de bireysel başvuru hakkını tanımıştır. Mahkemenin zorunlu yargı yetkisini ise 28 Ocak 1990’da kabul etmiştir. AİHS, 45 …

Devamını oku »

AVRUPA İNSAN HAKLARI SÖZLEŞMESİ 

5 Mayıs 1949’da 10 Avrupa ülkesinin bir araya gelmesiyle oluşturulan Avrupa Konseyi, insan hakları ve özgürlüklerinin devletlerce korunmasına ve geliştirilmesine vurgu yaparak insan haklarına saygı yükümlülüğünü üyelik koşulu olarak belirtmiştir. Avrupa Konseyi’nin bu anlamda ilk adımı 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanan ve 3 Eylül 1953’te yürürlüğe giren İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi‘dir. Sözleşme insan haklarının korunmasını ve geliştirilmesini amaç edinir. AİHS hazırlık aşamasında Avrupa’daki demokratik rejimlerin devam ettirilmesi açısından gerekli olan asgari hak ve özgürlükleri güvenceye alarak işe başlamış, zamanla insan hakları listesini genişletmiştir. AİHS ekonomik, sosyal ve kültürel haklardan çok sivil ve politik hakların korunmasına öncelik …

Devamını oku »