Ana Sayfa / Hukuk Sözlüğü (sayfa 3)

Hukuk Sözlüğü

Kişisel Verileri Koruma Kurulu Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik

Kişisel Verileri Koruma Kurulu Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik   BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 – (1) Bu Yönetmelik Kişisel Verileri Koruma Kurulunun çalışma usul ve esaslarını, görevlerini, yetkilerini ve sorumluluklarını belirlemek için hazırlanmıştır. Dayanak MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 22 nci ve 23 üncü maddesine dayanılarak hazırlanmıştır. Tanımlar MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Başkan: Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanını, b) Kanun: 24/3/2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununu, c) Kurul: Kişisel Verileri Koruma Kurulunu, ç) Kurum: Kişisel Verileri Koruma Kurumunu, d) Üye: Kişisel Verileri Koruma …

Devamını oku »

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik

Kişisel Verilerin Silinmesi, Yok Edilmesi veya Anonim Hale Getirilmesi Hakkında Yönetmelik, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde, özel hayatın gizliliği ile temel hak ve özgürlüklerin korunması kapsamında, kişisel verilerin korunmasını sağlamak ve bilinç düzeyini geliştirmek amacıyla çıkarılmıştır. Yönetmeliğin dayandığı Kuruluş Kanunu, 24 Mart 2016 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiştir. Kişisel Verilerin Koruma Kurulu Başkanlığı BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı, tamamen veya kısmen otomatik olan ya da herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla otomatik olmayan yollarla işlenen kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesine ilişkin usul ve esasları …

Devamını oku »

Senedi İttifak

Senedi İttifak, 29 Eylül 1808 tarihinde ilan edilmiştir. Senedi İttifak, askeri, idari ve eğitim alanlarında bir takım reformlar içermektedir ve 2. Mahmut Dönemi Islahatları içinde yer almaktadır. Osmanlı Sadrazamı Alemdar Mustafa Paşa, Rumeli ve Anadolu ayanlarını İstanbul’da toplamış, yapılan toplantı sonucunda Anayasal unsurlar içeren bir antlaşma yapılmıştır. Senedi İttifak, Türk Anayasa Hukuku tarihinde anayasal unsurlar içeren ilk belge olarak kabul görmektedir. Belge, teknik olarak bir Anayasa değildir. Devlet iktidarını sınırlandırmayı ve bir takım kişi hak ve hürriyetleri bakımından bazı hukuki standartlar getirmeyi amaç edinen Senedi İttifak bu bağlamda Anayasal hareketlerin başlangıcı olarak görülmüştür. Bazı Anayasa hukuku uzmanları ve sosyal bilimciler 1808 tarihinde imzalanan bu belgeyi İngiltere’de 1215 yılında kabul edilen Magna Carta’ya …

Devamını oku »

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 24 Mart 2016 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde kabul edilmiş, kanun 7 Nisan 2016 tarihinde 29677 sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Kişisel Verileri Koruma Kurumu(KVKK) Başkanlığının kuruluş amacı, Anayasada öngörülen özel hayatın gizliliği ile temel hak ve özgürlüklerin korunması kapsamında, Türkiye’de kişisel verilerin korunmasını sağlamak ve buna yönelik farkındalık oluşturarak bilinç düzeyini geliştirmek, aynı zamanda veri temelli ekonomide özel ve kamusal aktörlerin uluslararası rekabet kapasitelerini artırıcı bir ortam oluşturmaktır. Kurum, kişisel verilerin korunması ile buna ilişkin vatandaşlık bilincinin oluşmasında yasal otoritedir. Kurumun çalışma ilkeleri, özel hayatın gizliliğini koruma, temel hak ve özgürlüklere saygı, tarafsızlık, bağımsızlık, güvenilirlik, hukuka ve etik ilkelere uygunluk, şeffaflık …

Devamını oku »

Kişisel Verileri Koruma Kurumu(KVKK)

Kişisel Verileri Koruma Kurumu(KVKK) Başkanlığının kuruluş amacı, Anayasada öngörülen özel hayatın gizliliği ile temel hak ve özgürlüklerin korunması kapsamında, Türkiye’de kişisel verilerin korunmasını sağlamak ve buna yönelik farkındalık oluşturarak bilinç düzeyini geliştirmek, aynı zamanda veri temelli ekonomide özel ve kamusal aktörlerin uluslararası rekabet kapasitelerini artırıcı bir ortam oluşturmaktır. Kurum, kişisel verilerin korunması ile buna ilişkin vatandaşlık bilincinin oluşmasında yasal otoritedir. Kurumun çalışma ilkeleri, özel hayatın gizliliğini koruma, temel hak ve özgürlüklere saygı, tarafsızlık, bağımsızlık, güvenilirlik, hukuka ve etik ilkelere uygunluk, şeffaflık ve hesap verilebilirlik, hızlı, doğru ve objektif karar alma, işbirliği ve katılımcılık ile ulusal ve uluslararası düzeyde hizmet verme olarak ilan …

Devamını oku »

Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi

Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi, yolsuzluğun önlenmesi ve yolsuzlukla mücadelenin daha etkin ve verimli kılınmasına yönelik önlemlerin teşvik edilmesi ve güçlendirilmesi; varlıkların geri alınması dahil olmak üzere, yolsuzluğun önlenmesi ve yolsuzlukla mücadelede uluslararası işbirliği ve teknik yardımlaşmanın teşvik edilmesi, kolaylaştırılması ve desteklenmesi; dürüstlüğün, hesap verilebilirliğin ve kamusal işler ile kamu mallarının düzgün yönetiminin teşvik edilmesi amacıyla 10 Aralık 2003 tarihinde imzalanmış, 14 Aralık 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Birleşmiş Milletler Yolsuzlukla Mücadele Sözleşmesi, 18/5/2006 tarihli ve 5506 sayılı Kanunla Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmıştır. Sözleşmenin İngilizce dilindeki metni 2/10/2006  tarihli Resmi Gazete‘de yayımlanmıştır.   BİRLEŞMİŞ MİLLETLER YOLSUZLUKLA MÜCADELE SÖZLEŞMESİ GİRİŞ              Bu Sözleşmeye …

Devamını oku »

Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği(TBYM)

Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği(TBYM) Türkiye’de en fazla üyeye sahip olan ve en fazla eseri temsil eden yayıncı meslek birliğidir. Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği (TBYM), 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa göre Kültür ve Turizm Bakanlığının 4 Ocak 2007 tarihli onayı ile tüzel kişilik kazanarak yayıncılık alanında faaliyetlerine başlamıştır. “Türkiye” kelimesinin unvanına eklenmesine 17.10.2012 tarihinde karar verilmiştir. Türkiye Basım Yayın Meslek Birliği(TBYM), eser sahipleri ile bağlantılı hak sahiplerinin ortak çıkarlarını korumak, kanunla tanınmış hakların idaresini ve takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere kurulmuş Meslek Birliğidir. Birlik, Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı (WIPO), UNESCO, CERLALC gibi kurumların da temsil …

Devamını oku »

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO)

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO)WIPO)-The World Intellectual Property Organization – L´organisation mondiale de la propriété intellectuelle), fikri mülkiyet hakları ile ilgili olarak imzalanmış olan Bern Antlaşması ve Paris Antlaşmasını imzalamış olan ülkelerin öncülüğünde kurulmuştur. Örgüt, Birleşmiş Milletlere bağlı kuruluşlardandır. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO)WIPO) Tarihçesi  Sınai Mülkiyetin Korunmasına İlişkin Paris Sözleşmesi 1883 tarihinde, 1886 tarihli Edebiyat ve Sanat Eserlerinin Korunmasına İlişkin Bern Sözleşmesi ise 1883 tarihinde imzalanmıştır. Paris ve Bern Anlaşmaları ile oluşturulan Uluslararası Bürolar 1893’te birleştirilmiş ve Fikri Mülkiyetin Korunmasına İlişkin Birleşmiş Uluslararası Büro (BIRPI) adını almıştır. Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO), fikri mülkiyete konu hakların tüm dünyada korunması amacıyla …

Devamını oku »

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) Telif Hakları Andlaşması

Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) Telif Hakları Andlaşması Resmi Gazetenin 14.05.2008 tarihli ve 26876 nolu sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.  Dünya Fikri Mülkiyet Hakları Örgütü (WIPO) tarafından 20 Aralık 1996 tarihinde kabul edilen; 1–2/5/2007 tarihli ve 5646 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan ekli “WIPO İcralar ve Fonogramlar Andlaşması”na, 2–2/5/2007 tarihli ve 5647 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunan ekli “WIPO Telif Hakları Andlaşması”na katılmamız; Dışişleri Bakanlığının 8/4/2008 tarihli ve HUMŞ/397 sayılı yazısı üzerine, 31/5/1963 tarihli ve 244 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 28/4/2008 tarihinde kararlaştırılmıştır. GİRİŞ Âkit Taraflar, Edebiyat ve sanat eserleri sahiplerinin haklarının mümkün olduğunca etkili ve aynı tarzda …

Devamını oku »

1961 Anayasası

1961 Anayasası, 27 Mayıs 1960 tarihinde yapılan askeri darbe sonucunda hazırlanarak 9 Temmuz 1961’de halk oylaması sonucunda kabul edilmiştir. 1961 Anayasası, Cumhuriyetin kurulmasından sonra yürürlüğe giren 1924 Anayasasını yürürlükten kaldırmıştır. 1961 Anayasası İstanbul Tasarısını Hazırlayan Profesör heyetiBAŞLANGIÇ         Tarihi boyunca bağımsız yaşamış, hak ve hürriyetleri için savaşmış olan ;           Anayasa ve hukuk dışı tutum ve davranışlarıyla meşruluğunu kaybetmiş bir iktidara karşı direnme hakkını kullanarak 27 Mayıs 1960 Devrimini yapan Türk Milleti;         Bütün fertlerini, kaderde, kıvançta ve tasada ortak, bölümnez bir bütün halinde, milli şuur ve ülküler etrafında toplıyan ve milletimizi, dünya milletleri ailesinin eşit haklara sahip şerefli …

Devamını oku »

Kanunu Esasi

Kanunu Esasi, Türk Anayasa tarihinin başlangıcını oluşturmaktadır ve mutlak monarşiden anayasal monarşiye geçişin yasal temelidir. Kanunu Esasi, İkinci Abdülhamit tarafından 23 Aralık 1876 günü bir ferman ile ilan edilmiş ve meşrutiyetin temeli atılmıştır. Kanunu Esasi, gerçek bir meşrutiyet olmamasına karşın Türk tarihinde Anayasal hareketlerin ilk yazılı belgesi olması, ilk defa yasama meclisinin oluşturulması, ilk defa bir anasayal metin ile bazı temel hak ve özgürlüklerin sağlanması, yargı bağımsızlığına dönük bazı prensipler getirmesi bakımından önem taşımaktadır. Padişahın iradesinden kaynaklanan ve ferman anayasası olan Kanunu Esasi, temsili bir organdan, meclisten yada halktan onay almamış, padişahın verdiği yetki ile düzenlenmiştir. Osmanlı monarşisinin geleneksel ilke ve …

Devamını oku »

Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası

Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası Azerbaycan Halkı, asırlık devlet geleneklerini devam ettirerek, “Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı hakkında” Anayasa Aktında yansıyan prensipleri esas alarak, bütün toplumun ve herkesin refahının sağlanmasını arzulayarak, adaletin, özgürlüğün ve güvenliğin tesisi yapılmasını isteyerek, geçmiş, şimdiki ve gelecek nesiller karşısında Devletin haklarını kullanarak, sorumluluğunu kabul etmek, aşağıdaki niyetleri ciddiye alır:   – Azerbaycan devletinin bağımsızlığını, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak;   – Anayasa’da demokratik yapıyı sağlamak;   – Sivil toplumun kurulmasını sağlamak;   – İnsanların iradesinin bir ifadesi olarak hukukun üstünlüğünü sağlayan yasal, laik bir devlet kurmak;   – Adil ekonomik ve sosyal kurallara uygun olarak iyi bir yaşam standardı …

Devamını oku »

Hayvanları Koruma Kanunu

Hayvanları Koruma Kanunu, 24.6.2004 tarihinde 5199 kanun numarası Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilerek 1 Temmuz 2004 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Türkiye’de hayvan hakları 2004 yılında ilk defa özel yasa ile güvenceye alınmış, tıpkı diğer canlılar gibi hayvanların da yaşama haklarını korumak için yasal müeyyideler konulmuştur. Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği 12 Mayıs 2006 tarihinde çıkarılmıştır. Hayvanları Koruma Kanunu ve Hayvanların Korunmasına Dair Uygulama Yönetmeliği  aşağıda PDF formatında sunulmaltadır. Hayvanları Koruma Kanunu  Kabul Tarihi : 24.6.2004 Kanun No: 5199  BİRİNCİ KISIM Genel Hükümler BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Tanımlar ve İlkeler Amaç MADDE 1. — Bu Kanunun amacı; hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara …

Devamını oku »

5 Nisan Türkiye Avukatlar Günü

5 Nisan Türkiye Avukatlar Günü’nün belirlenmesine kaynaklık eden tarihlerin en eskisi Türkiye’nin ilk barosu olan İstanbul Barosunun kuruluş yıl dönümü olan 5 Nisan 1878 tarihidir. İstanbul barosu 5 Nisan 1878 tarihinde toplanarak ilk genel kurul toplantısını yapmış ve baronun kuruluşu Kanunu Esasi‘den iki yıl sonra gerçekleşmiştir.  Avukatlar Muhamat Kanunundan önce avukatlar “Dava Vekilleri Cemiyeti” adı altında örgütlenmişlerdir. 2018 yılı itibariyle Türkiye’de barolara kayıtlı yaklaşık 101.000 avukat bulunmaktadır. Son 5 yılda avukat sayısı yüzde 35 artmıştır. Muhamat Kanunu ile, Avukatların meslek örgütü niteliğindeki “Baro” ilk kez 1924 yılında kurulmuştur. Cumhuriyetin ilanının ardından ilk kez yapılan geniş katılımlı Türkiye Avukatlar Birliği toplantısı 3 Ocak 1934 tarihinde …

Devamını oku »

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kuralları

Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kuralları Mesleğin düzen ve geleneklerini korumak, yasaların avukatlara tanıdığı hakların gerçekleşmesi ve yüklediği görevleri tam ve şerefli bir şekilde yerine getirmek amacıyla “meslek kuralları” oluşturulmuştur. Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Meslek Kurallarının bir kısmı Avukatlık Yasasında vardır. Bir bölüm meslek kuralları ise Türkiye Barolar Birliğince hazırlanmış ve 8-9 Ocak 1971 tarihinde Adana’da yapılan IV. Olağan Genel Kurul toplantısında kabul edilmiştir. 50 maddeden ibaret meslek kuralları, TBB Bülteninin 26 Ocak 1971 tarihli 5. sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. 20 ve 27. maddeler, daha sonraki yıllarda değişikliğe uğrayarak bugünkü şeklini almıştır. Avukatlık Yasasının 134. maddesi, meslek düzen ve geleneklerine …

Devamını oku »

Platon/Eflatun

Platon/Eflatun, antik/klasik Yunan Filozofu, Matematikçi, Felsefi Diyaloglar Yazarı ve Batı Dünyasındaki İlk Yüksek Öğretim Kurumu Olan Atina Akademisinin Kurucusudur. Atina’da İ.Ö. 428 yılında doğan ve İ.Ö.348-347 yıllarında ölen Platon, soylu bir ailenin oğludur ve Eflatun olarak da bilinmektedir.  Platon, parlak bir öğrenim görerek, sanatın her dalında kendini gösterdi (çok genç yaşta şiirler, trajediler yazdı); Kratilos’tan bilim dersleri aldı. Sokrates’le tanışınca (İ.Ö. 407) felsefeye yönelip, gerek beden, gerek kafa yapısı bakımından siyasete yatkın olmadığından, o karışık yıllarda siyasetten uzak kaldı. Demokrasiyi küçümserken, Otuzlar Meclisi’yle iktidara gelen dostlarının yönetimini daha da beter buldu. Sokrates’in ölümünden sonra Megara’da Eukleides’in yanına çekildi; sonra yolculuklar yaparak …

Devamını oku »

Freedom House

Freedom House (Özgürlük Evi), merkezi Amerika Birleşik Devletlerinin başkenti Washington, D.C.’de olan ve başka ülkelerde de şubeleri bulunan,  çeşitli ülkelerdeki ofislerinde 120’den fazla uzman ve aktivistin çalıştığı, kar amacı gütmeyen, hükumet dışı bir düşünce kuruluşu ve sivil toplum kuruluşudur. Freedom House’un Kuruluşu  Freedom House, 1941 yılında, aralarında Wendell Willkie, Eleanor Roosevelt, George Field, Dorothy Thompson ve Herbert Bayard Swope’in bulunduğu bir grup düşünür ve aktivist tarafından kurulmuştur. Kurucular, gazeteciler, iş dünyası, işçi liderleri, akademisyenler ve eski hükumet yetkilileri gibi çeşitli gruplardan oluşmuştur. Kuruluşun ilk liderleri arasında 1940 yılında ABD Başkan Adayı olan olan Wendell Willkie ve onu destekleyen Eleanor Roosevelt vardır. Freedom House, Nazi tehdidine karşı bir fikir olarak ortaya çıkmış, İkinci …

Devamını oku »

Cumhuriyet Devrimleri

Cumhuriyet Devrimleri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti kurup yeni devlet sistemini tüm dünyaya ilan ettikten sonra seri bir şekilde yaptığı yasal reformların adıdır. Eski devlet sisteminden ayrı ve medeni bir devlet sistemini amaçlayan devrimler sayesinde Türkiye Devleti ve ülkesi sahip olduğu olanaklarla laik, çağdaş ve demokratik bir devlet olmayı amaçlamıştır. Atatürk’ün yaptığı bu inkılaplar, siyasal, hukuk, eğitim ve kültür, ekonomik ve toplumsal alanda yeniden yapılandırılmış bir çok mevzuatı içerir. Atatürk ilke ve İnkılaplarının en önemlisi Cumhuriyetin ilanıdır. Cumhuriyet, seçilmiş başkanın idaresi altında bulunan devlet ve halk hakimiyetine dayanan devlet şekli anlamına gelmektedir. Cumhuriyet rejiminde egemenlik bir kişi, zümre veya …

Devamını oku »

Türk Tarih Kurumu

Türk Tarih Kurumu, ülkemizde bizzat Atatürk’ün direktifleriyle kurulan kurumların başında gelmektedir. Atatürk, özellikle Avrupa devletlerinin ders kitaplarında yer alan Türkler hakkındaki olumsuz iddialara ve “barbar” deyimi kullanılarak bir istilacı kavim şeklinde gösterilmelerine karşılık, bunun böyle olmadığının, cihan tarihinde en eski çağlardan beri hakiki yerinin ne olduğunun ve medeniyete ne gibi hizmetlerinin bulunduğunun araştırılması gerektiğine inanmaktaydı. İşte bu sebeple, 28 Nisan 1930 tarihinde, Atatürk’ün de bizzat katıldığı Türk Ocakları’nın VI. Kurultayı’nın son oturumunda, O’nun direktifleriyle, Âfet İnan tarafından 40 imzalı bir önerge sunulmuş ve “Türk tarih ve medeniyetini ilmî surette tedkik etmek için hususî ve daimî bir heyetin teşkiline karar verilmesini …

Devamını oku »

Türk Dil Kurumu

  Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla 12 Temmuz 1932’de Atatürk’ün talimatıyla kurulmuştur. Cemiyetin kurucuları, hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Sâmih Rif’at, Ruşen Eşref, Celâl Sâhir ve Yakup Kadri’dir. Kurumun ilk başkanı Sâmih Rif’at’tır. Türk Dili Tetkik Cemiyetinin amacı, “Türk dilinin öz güzelliğini ve zenginliğini meydana çıkarmak, onu yeryüzü dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmek” olarak tespit edilmiştir. Kurulan cemiyet bu amacını Türk dilini tetkik ve elde edilen neticeleri neşir ve tamim ederek gerçekleştirecektir. Bu amaca ulaşmak için de şu yol takip edilecektir: 1. Toplanıp ilmî müzakerelerde bulunmak; 2. Türk dilini kendi meşelerine, tekâmülüne ve ihtiyaçlarına göre tespit ve tedvin …

Devamını oku »

İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC)

İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC), Türkiye’deki ve yurtdışındaki ticari aktörler arasındaki uyuşmazlıkların çözümlenmesi için tahkim ve arabuluculuk hizmeti sunan, bağımsız, tarafsız ve özerk bir kurumdur. İstanbul Tahkim Merkezi, herhangi bir üyelik şartı aramaksızın uyuşmazlık çözümü konusunda tüm taraflara hizmet vermektedir. Modern tahkim ve arabuculuk kuralları gözetilerek hazırlanan İstanbul Tahkim Merkezi Tahkim ve Arabuluculuk Kuralları, 26 Ekim 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Çağdaş ve yenilikçi düzenlemeler barındıran Kurallar, tahkim ve arabuluculuk süreçlerinin güncel ihtiyaçlarına cevap verecek niteliktedir. Tahkim Kuralları, Seri Tahkim, Acil Durum Hakemi ve ad hoc tahkimlerde hakem atanmasına ilişkin modern düzenlemeler barındırmaktadır. İstanbul Tahkim Merkezi hakem kararları nihai ve bağlayıcı olup, …

Devamını oku »

Budapeşte İlkeleri-Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa İlkeleri

Budapeşte İlkeleri-Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa İlkeleri 31 Mayıs 2005’de Avrupa Savcıları Konferansında kabul edilmiştir. Giriş 1. Savcılar, ceza adalet sisteminde kilit rol oynarlar ve ayrıca bazı yargı sistemlerinde meşruiyetin genel koruyucuları olarak ticaret hukuku, medeni hukuk ve idare hukuku gibi alanlardaki diğer vazifelerle de görevlidirler. 2. Bu husus çerçevesinde Avrupa Savcıları Konferansı, savcılar için ortak ilkelerin belirlenmesinin teşvik edilmesi gerektiği kanaatine ulaşmış ve Konferansın Mayıs 2005’te Budapeşte’de düzenlenen genel oturumunda savcılara yönelik Etik ve Davranış Biçimlerine ilişkin aşağıdaki Avrupa İlkeleri onaylanmıştır. 3. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin, Avrupa Savcıları Konferansının kurucu belgesini teşkil eden Ceza Adalet Sisteminde …

Devamını oku »

Türkiye Arabulucular Etik Kuralları

Türkiye Arabulucular Etik Kuralları karşılaştırmalı hukuktaki etik ve uygulama kuralları dikkate alınarak ülkemizin arabuluculuk sistemi ile sosyal ve kültürel değerlerine uyumlu olacak biçimde, Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Arabuluculuk Daire Başkanlığı tarafından hazırlanmış olup, Arabuluculuk Kurulu tarafından gözden geçirilerek kabul edilmiştir. Arabuluculuk, sistematik teknikler uygulayarak, görüşmek ve müzakerelerde bulunmak amacıyla tarafları bir araya getiren, onların birbirlerini anlamalarını ve bu suretle çözümlerini kendilerinin üretmesini sağlamak için aralarında iletişim sürecinin kurulmasını gerçekleştiren, tarafların çözüm üretemediklerinin ortaya çıkması halinde çözüm önerisi de getirebilen, uzmanlık eğitimi almış olan tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişinin katılımıyla yürütülen, dava şartı olarak düzenlenen arabuluculuk dışında sürece …

Devamını oku »

Avrupa Konseyi Medeni Hukuk Meselelerinde Arabuluculuk Konusunda Tavsiye Kararı

Avrupa Konseyi Medeni Hukuk Meselelerinde Arabuluculuk Konusunda Tavsiye Kararı Medeni Hukuk Meselelerinde Arabuluculuk Konusunda Rec(2002) 10 Sayılı Tavsiye Kararı Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesince Bakan Vekillerinin 18 Eylül 2002 tarihli 808.toplantısında kabul edilmiştir. Bakanlar Komitesi, Avrupa Konseyi Statüsü’nün 15.b. maddesinin hükümleri uyarınca; Adli yargıya alternatif oluşturan ihtilaf çözme yollarının geliştirilmesini memnuniyetle karşılayarak ve böyle yolların kullanımı halinde teminatlar sağlayan kuralların arzu edilir olduğunu kabul ederek; Her yargı alanının kendine has özellikleri olduğunu göz ardı etmeden, ihtilafları çözme yöntemlerini iyileştirmeye yönelik çabaları sürdürmenin gerekli olduğunu vurgulayarak; Bir arabulucunun, taraflara, uyuşmazlık konusu olan meseleler üzerinde görüşmeleri ve kendi ortak kararlarına varmaları konusunda yardımcı olduğu …

Devamını oku »

Medyada Siyasi Tartışma Özgürlüğü Bildirisi

Medyada Siyasi Tartışma Özgürlüğü Bildirisi Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından, Bakan Temsilcilerinin 12 Şubat 2004 tarihinde yapılan 872. toplantısında kabul edilmiştir. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Avrupa’da insan hak ve özgürlüklerinin korunması alanındaki temel belge olan Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin (bundan böyle “Sözleşme” olarak anılacaktır) üye Devletlerin imzasına açılmasından bu yana elli yılı aşkın bir süre geçtiğini göz önünde bulundurarak; Avrupa Konseyinin amacının, ortak mirasları olan ülkü ve ilkeleri korumak ve geliştirmek üzere üyesi olan ülkeler arasında daha sıkı bir birlik kurmak olduğunu dikkate alarak; Tüm üye devletlerin, 11 Ekim 1997 tarihinde Strazburg’da gerçekleşen 2. Devlet ve Hükumet …

Devamını oku »

Bangolore Yargı Etiği İlkeleri

Bangolore Yargı Etiği İlkeleri Bangolore Yargı Etiği İlkeleri, Yargıda Doğruluğun Güçlendirilmesine Yönelik Yargı Grubu tarafından kabul edilen 2001 Bangalor Yargı Etiği Taslak Belgesi’nin 25-26 Kasım 2002 tarihlerinde Lahey Barış Sarayı’nda düzenlenen Yüksek Mahkeme Başkanları Yuvarlak Masa Toplantısında revize edilmiş halidir.   2003/43 Sayılı Birleşmiş Milletler Bangolore Yargı Etiği İlkeleri 1-) Bu ilkeler, Birleşmiş Milletler’in 2000 yılı Nisan ayında Viyana’da gerçekleştirilen ilk toplantısından sonra Şubat 2001 tarihinde Hindistan’ın Bangalor şehrinde gerçekleştirilen ikinci toplantıda, Yargısal Tutarlılığın Kuvvetlendirilmesi Hakkındaki Yargı Grubu tarafından taslak olarak kabul edilmiştir. 2-) 25-26 2002 Kasım tarihlerinde Lahey Barış Sarayında yapılan Adalet Başkanları Yuvarlak Masa Toplantısında, Yargısal Tutarlılığın Kuvvetlendirilmesi …

Devamını oku »

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Konseyi’ne üye ülkeler tarafından, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin uygulanmamasından kaynaklanan insan hakları ihlallerinin tespiti için 4 Kasım 1950 tarihinde kurulmuş, Türkiye Cumhuriyeti 1987 tarihinden itibaren bireysel başvuru hakkını kabul etmiştir. İkinci Dünya Savaşında 60 milyondan fazla insanın ölümü sonucunda savaşın ardından 26 Haziran 1945‘te San Francisco’da imzalanan Birleşmiş Milletler Ana Sözleşmesi’nde insan haklarına vurgu yapılmış ancak BM İnsan Hakları Bildirgesi, insan haklarının çiğnenmesi durumunda uluslararası korumanın nasıl gerçekleşeceğini saptamamış, bireysel başvuru yöntemine ilişkin kurumsal bir çözüm getirmemiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, 2. Dünya Savaşından sonra oluşmuş,  Avrupa Konseyi’nin girişimleri sonucu 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanan Avrupa …

Devamını oku »

Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi

Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilmiş ve Ocak 1951’de yürürlüğe girmiştir. Sözleşmeye taraf ülkeler, soykırım suçunu önlemek ve cezalandırmakla yükümlüdürler. 9 Aralık 1948 tarihinde Paris’te toplanan Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 260 A (III) sayılı Kararıyla kabul edilip, imza, onay ve katılıma açılmıştır. Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi, 13. maddeye uygun olarak 12 Ocak 1951 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye  sözleşmeyi 23 Mart 1950’de onaylamış, 5630 Sayılı Onay Kanunu 29 Mart 1950 gün ve 7469 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.   Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi 9 Aralık 1948   Sözleşmeci Taraflar, Birleşmiş Milletler Genel …

Devamını oku »

Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme

Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 13 Aralık 2006 tarihli ve A/RES/61/106 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve 3 Mayıs 2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, Sözleşme’yi 30 Mart 2007 tarihinde imzalamıştır. Sözleşme’nin onaylanması 3 Aralık 2008 tarih ve 5825 sayılı Kanunla uygun bulunmuştur. Sözleşme’nin onayına ilişkin 27 Mayıs 2009 tarih ve 2009/15137 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ve resmi Türkçe çeviri, 14 Temmuz 2009 tarih ve 27288 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Onay belgeleri 28 Eylül 2009 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne tevdi edilmiş ve Sözleşme Türkiye bakımından, 28 Ekim 2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye’nin Sözleşme’ye ilişkin bir çekince veya beyanı …

Devamını oku »

Avrupa Sosyal Şartı

Avrupa Sosyal Şartı, 5547 sayılı Kanunla onaylanmış ve 9 Nisan 2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı, 3 Mayıs 1996 tarihinde imzaya açılmış ve 1 Temmuz 1999 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nı 6 Ekim 2004 tarihinde imzalamıştır. 27 Eylül 2006 tarih ve 5547 sayılı Onaya Uygun Bulma Kanunu, 3 Ekim 2006 tarih ve 26308 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Şartın onaylanmasını kararlaştıran 22 Mart 2007 tarih ve 2007/11907 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Şart’ın resmi Türkçe çevirisi, 9 Nisan 2007 tarih ve 26488 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Onay belgeleri 27 Haziran 2007 tarihinde tevdi edilmiş …

Devamını oku »

İşkencenin ve İnsanlık Dışı ya da Küçültücü Ceza Veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi

İşkencenin ve İnsanlık Dışı ya da Küçültücü Ceza Veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi Sözleşme Metni ve Açıklayıcı RaporAvrupa Antlaşmaları Serisi (ETS)- No. 126. 1 (ETS No. 151) ve 2 (ETS No. 152) No’lu Protokol hükümlerine göre değiştirilmiş olan metin 1 Mart 2002’de yürürlüğe girmiştir. Aşağıda imzaları bulunan Avrupa Konseyi üyesi Devletler,İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşme hükümlerini dikkate alarak; aynı Sözleşmenin, ‘hiç kimse işkenceye veya gayriinsani veya küçültücü ceza veya muameleye tabi tutulmayacaktır’ şeklindeki 3 üncü maddesini hatırda tutarak; 3. Madde ihlalinin mağdurları olduklarını iddia eden kişilerle ilgili olarak bu Sözleşmede öngörülen mekanizmanın işlemekte olduğunu kaydederek; hürriyetinden …

Devamını oku »

Anglo-Sakson Hukuk Sistemi

Anglo-Sakson Hukuk Sistemi, Birleşik Krallıkta doğan ve bu ülke ile ABD, Kanada, Avustralya, Güney Afrika, Hindistan ve bazı eski Birleşik Krallık sömürgelerinde uygulanan hukuk sistemidir. Bu sistemin önemi ve özelliği kanun kodifikasyona dayalı olmaması ve örf ve adet kuralları ile içtihatlardan güç alarak oluşmasıdır. Ortak hukuk olarak da nitelendirilmektedir. Uygulamaya dayanan ve yargısal içtihatlarla belli prensiplere ulaşan Anglosakson hukuk sistemi mahkemelerin verdiği bağlayıcı kararların benzer somut olaylara uygulanması yoluyla gelişmiştir. Bu bağlamda Anglo-Sakson Hukukuna “yargıçlarca oluşturulmuş hukuk” anlamında (judge-made law) da denmektedir. Bu sistemde yargı birliği geçerlidir ve Kıta Avrupası sisteminde olduğu gibi kamu hukuku-özel hukuk ayrımı ya da benzer …

Devamını oku »

Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik

Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, Bakanlar Kurulu tarafından 19.12.2005 tarihinde hazırlanmış ve Resmi Gazetenin 17.2.2006 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Hazırlanacak tüm mevzuat taslağının sahip olması gereken standartlar bu yönetmelik ile belirlenmiştir.  BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler Amaç ve kapsam MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Başbakanlık, bakanlıklar, bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanacak kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, Bakanlar Kurulu kararı eki kararlar ve diğer düzenleyici işlemlerin taslak metinlerinin hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Dayanak MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 10/10/1984 tarihli ve 3056 …

Devamını oku »

Birleşmiş Milletler

Birleşmiş Milletler (United Nations) tabiri ilk olarak Franklin D. Roosevelt tarafından II. Dünya Savaşı sırasında müttefik ülkeler için kullanılmıştır. Birleşmiş Milletler fikri 1943 yılında Moskova, Tahran ve Kahire’de müttefiklerin toplantıları sırasında çıkmış olup Fransa, Çin, Birleşik Krallık, ABD, SSCB’nin temsilciliğiyle oluşmuştur. Kuruluş amacı, dünya barışını ve güvenliğini korumak, uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak, adalet, güvenlik, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği tüm ülkelere sağlamaktır. Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşının sonunda savaşın galipleri tarafından, ülkeler arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırarak ileride meydana gelebilecek ve kendi güvenliklerini tehdit edebilecek bir savaşın önüne geçebilmek ve barışı sağlayabilmek amacıyla 24 Ekim 1945 tarihinde kurulmuş, 50 ülkenin temsilcileri, San Francisco Konferansı’nda bir araya gelerek 111 maddeden oluşan Antlaşma’ya son şeklini vermiş, antlaşma oy birliği ile kabul edilmiş ve ertesi gün …

Devamını oku »

Lon Luvois Fuller

Lon Luvois Fuller, hukuk ve ahlak arasında zorunlu bir ilişki olduğunu savunan, 1902-1978 yılları arasında yaşamış Amerikalı bir hukuk felsefecisidir. Lon Luvois Fuller, 15 Haziran 1902 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinin, Teksas eyaletine bağlı Hereford kentinde doğmuş, 8 Nisan 1978 tarihinde ve 75 yaşında Federal Almanya’nın Bavyera eyaletine bağlı Münih kentinde ölmüştür. Fuller, hukuksal pozitivizmi eleştirmiş, doğal hukuk teorisini ise laik ve usule uygun bir formatta savunmuştur. Fuller, Harvard Üniversitesinde uzun yıllar hukuk profesörlüğü yapmış, 1964 tarihinde yazdığı The Morality of Law kitabında tüm hukuk sistemlerinin bireylere itaat yükümlülüğü getiren bir ahlak içerdiğini ileri sürmüştür. Fuller, sekiz ilke ileri sürmüş, bu ilkelerin hukukun iç ahlakını oluşturduğunu söylemiş, kanun koyucunun kuralları yaparken uyması gereken sekiz ilkenin, genel, kamusal, geleceğe yönelik, açık, mantıksal tutarlılığa …

Devamını oku »

Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Rio Deklarasyonu

Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Rio Deklarasyonu, 1992 yılında ilan edilmiştir. Birleşmiş Milletler Çevre Kalkınma Konferansı; 3-14 Haziran 1992 tarihleri arasında Rio da Jenerio’da biraraya gelerek; 16 Haziran 1972 Stockholm’de kabul edilen Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı Deklarasyonu’nun teyid edilerek; yeni ve tarafsız global bir ortaklığın kurulabilmesi için devletler, toplumun anahtar sektörleri ve insanlar arasında yeni işbirliği düzeylerinin yaratılması hedefiyle; bütün toplumların kendi ilgi alanlarını dikkate alan global çevre ve kalkınma sistemini koruyan Uluslararası antlaşmalar için çalışarak; dünyanın birbirinden ayrılmayan ve bir bütün olan doğasını tanıyarak bildirmektedir ki: İlke 1 İnsanlar sürekli ve dengeli kalkınmanın merkezindedir. Doğa ile uyum içerisinde …

Devamını oku »

Etik

Etik, felsefi bir kavramdır ve Felsefeciler tarafından Felsefe Biliminin alt dalı olarak değerlendirilmiş, ahlak felsefesi yada moral philosophy olarak adlandırılmıştır. Etik kurallar oluşturulurken, insan davranışları iyi ve kötü kavramları çerçevesinde analiz edilerek ahlaki değerler ve kriterler oluşturulmuş, eylemlerin insani olma vasfı bakımından kabul edilebilir olup olmadıkları ve bu değer ve kriterlere uygun olup olmadıkları felsefeciler tarafından bilimsel olarak incelenmiş, büyük bir tarihsel kaynakça yaratılmıştır. Etik kavramı, Fransızca  ‘Ethique’ kelimesinden türemiştir ve ahlak, töre ve olması gereken davranış biçimi ve ahlaki değerler şeklinde tanımlanmıştır. Latincede ‘Moral’ kelimesi ile ifade edilen ve Türkçede ‘Ahlak’ kelimesi ile ifade edilmek istenen şey, toplumda insanların uymak …

Devamını oku »

Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği İlkeleri

Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği İlkeleri, Türkiye Bilimler Akademisi Genel Kurulu tarafından 14.12.2001 tarihinde kabul edilmiştir. Akademi, kuruluşundan itibaren Bilim Etiği konusunda yaptığı çalışmaların sonuçlarını, belirlediği ilkeleri ve görüşleri kamuoyuna duyurmuş, Akademi Bilim Etiği Komisyonunun çalışmaları sonucunda hazırlanan “Bilimsel Araştırmalarda Etik ve Sorunları” başlıklı rapor Akademi Genel Kurulunca 2001 yılında benimsenmiş, Genel Kurulda tartışılarak ilan edilmiştir. Türkiye Bilimler Akademisi Bilim Etiği İlkeleri 1. Gerçeğe Uygunluk: Veriler, sadece bilimsel yöntemlerle yürütülen gerçek deney ve gözlemlerden elde edilir. Verilerin değerlendirilmesinde, yorumların ve kuramsal sonuçların elde edilmesinde bilimsel yöntemler dışına çıkılmaz.  Bu yöntemlerle varılan sonuçlar saptırılamaz, elde edilmemiş sonuçlar araştırma sonuçları imiş gibi gösterilemez. 2. Bilimsel …

Devamını oku »

Dünya Emekçi Kadınlar Günü/8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Dünya Emekçi Kadınlar Günü/8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların sosyal, siyasal, ekonomik olarak gelişimi alanında farkındalık yaratmak amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında belirlenmiş uluslararası kutlama günüdür. Dünya Emekçi Kadınlar Günü/8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün hikayesi, 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde bir tekstil fabrikasında çıkan trajik yangına dayanmaktadır. “Daha iyi koşullarda çalışmak, 10 saatlik iş günü, eşit işe, eşit ücret” sloganıyla greve başlayan işçilere New York polisi saldırmış, greve dışarıdan toplumsal destek gelmemesi için işçiler fabrikaya kilitlenmiş, çıkan yangından sonra işçiler fabrika önünde kurulan barikatlar sebebiyle yangından kaçamamış, çoğunluğu kadın olan 129 işçi yanarak can vermiş, olayın ABD basınında …

Devamını oku »

Atatürk İlke ve İnkılapları

Cumhuriyet Devrimleri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti kurup yeni devlet sistemini tüm dünyaya ilan ettikten sonra seri bir şekilde yaptığı yasal reformların adıdır. Eski devlet sisteminden ayrı ve medeni bir devlet sistemini amaçlayan devrimler sayesinde Türkiye Devleti ve ülkesi sahip olduğu olanaklarla laik, çağdaş ve demokratik bir devlet olmayı amaçlamıştır. Atatürk’ün yaptığı bu inkılaplar, siyasal, hukuk, eğitim ve kültür, ekonomik ve toplumsal alanda yeniden yapılandırılmış bir çok mevzuatı içerir. Atatürk ilke ve İnkılaplarının en önemlisi Cumhuriyetin ilanıdır. Cumhuriyet, seçilmiş başkanın idaresi altında bulunan devlet ve halk hakimiyetine dayanan devlet şekli anlamına gelmektedir. Cumhuriyet rejiminde egemenlik bir kişi, zümre veya …

Devamını oku »

Yönetmelik

Yönetmelik, yasa ile kurulmuş kamu kurum ve kuruluşlarının çalışma yöntemini ve kurallarını belirleyen, ilgili kurum ve kuruluşta çalışanların uyacakları kurallar bütününe verilen isimdir. Bakanlar Kurulu, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerince kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve tüzük hükümlerinin nasıl uygulanacağını göstermek amacıyla çıkarılan düzenleyici idari işlemdir. Tüzel kişiliği bulunmayan bir kamu kuruluşunun Anayasanın ilgili maddesinde tanımlanmış hali ile yönetmelik çıkarmaya yetkisi bulunmamaktadır, tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar bağlı bulundukları kuruluş yada bakanlığa hazırladıkları yönetmeliği sunarak yayınlanmasını sağlayabilirler. Yönetmelik; tüzüğe, kanuna ve Anayasa’ya aykırı olamaz. Yönetmeliğin konusu kanunların ve tüzüklerin uygulanmasının sağlamak olduğundan daha alt bir norm olan yönetmelik kanun ve tüzüklere aykırı …

Devamını oku »

Zeytin Dalı Uzatmak

Zeytin Dalı Uzatmak, sözlük anlamı ve toplumdaki yaygın kullanımı ile, barışa davet etmek ve orta bir yolu bularak barışı sağlamak için çalışmak anlamında kullanılmaktadır. Zeytin ağacına, düşmanların bile kıyamayacağı düşünüldüğü için barışın sembolü olduğu belirtilmektedir. Bu deyimin kaynağı birkaç şekilde izah edilmektedir. Bunlardan birincisi Eski Ahit mitolojisidir. Bu kaynağa göre, Nuh peygamber tufan biraz durulduktan sonra geminin güvertesinden bir beyaz güvercin uçurmuş ve bu beyaz güvercin bir müddet sonra ağzında bir zeytin dalıyla gemiye geri dönmüş, gemide bulunanlar tufanın bittiğini ve suların çekildiğini anlamışlardır. Ağzında zeytin dalı olan beyaz güvercin eskiden beri barışın sembolü olarak anılagelmiştir. Nuh Tufanı sonrasında suyun üstünde …

Devamını oku »

Su Hakkı

Su Hakkı ve Su Hukukuna ilişkin temel normlar Roma Hukuku döneminde oluşturulmuş, toprağın üstünde ve altındaki su, toprak mülkiyetinden ayrı düşünülmemiş, mülkiyet hakkının parçası olarak kabul görmüş, sular toprağın ayrılmaz bir parçası sayılmış, suya sahip olmak için toprağa sahip olmak yeterli görülmüş ancak akarsular özel mülkiyetin dışında bırakılmıştır. Roma Hukukundaki düzenlemeler Avrupa toplumlarının ve Medeni Yasayı iktibas eden Türk Hukukunun teorik omurgasını oluşturmuştur. Osmanlı dönemi su hukuku devlet merkezli ve İslam anlayışına göre devletçi bir yapı arz etmiştir. Batı hukukunun ilk etkilerini gösterdiği dönemin yasası olan Mecelle sulardan herkesin yararlanabileceği ilkesini getirmiş, 1924 Anayasası suların kullanma biçimi hakkında kural koymamış, 1961 Anayasası  …

Devamını oku »

Laiklik

Laiklik, herkesin birbirinin dinine, inancına, inançsızlığına, yaşam felsefesine ve biçimine karışılmaması ve saygıyı göstermesini sağlayacak hukuksal güvencenin devlet tarafından sağlanmasıdır . Bu nedenle laiklik hukuki bir kavramdır. Demokratik toplum olmanın yolu laik bir kültürü şart kıldığı gibi hukukun tanrısal kaynak yerine insanlar tarafından yaratılmasını da laiklik sağlar. Laiklik, kişinin istediği din ya da ideolojiye inanması, düşüncelerini açıklayabilmesi, yayabilmesi, ahlak telakkisini dinden bağımsız oluşturabilmesi, din dışı inanç ve düşüncelere saygı duyulması, başkalarının felsefi düşünce ve dinsel inançlarının aşağılanmaması ve baskı altına alınmamasıdır. Cumhuriyet Devrimlerinin en önemli iki parçası laiklik ve eğitim birliğidir. Laiklik, toplumun dünya işlerinde dinsel kuralların ya da başka bir ideolojinin baskısı altında …

Devamını oku »

Anayasadaki Hak ve Özgürlükler

Anayasadaki Hak ve Özgürlükler Cumhuriyetin nitelikleri MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Değiştirilemeyecek hükümler MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. Devletin temel amaç ve görevleri MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak …

Devamını oku »

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi, bilimsel dergilerde, hakemli dergilerde ve birçok yayın dalında kullanılan ve objektif yayıncılığı sağlamaya dönük bir yöntemdir. Bazı yayınlarda çift kör danışmanlık yöntemi denilen daha sıkı bir yol izlenebilir. Bilimsel yayıncılıkta Danışmanlık, yazar ve yayın kuruluşu arasında yayınlanması talep edilen yazı ve makale için yapılan müzakeredir ve araştırmacıların yaptıkları araştırmanın kalite ve uygunluk açısından aynı alandaki uzmanlar tarafından değerlendirilmesi işlemidir. Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi, subjektif yargılardan uzaklaşmak ve gerçek anlamda bilimselliği sağlamak için önemli bir sistemdir. Yazıyı hazırlayan yazar yada yazarlar yazı taslağını yayıncıya gönderirken; kendisini tanımlayan ismini, unvanını, görev yerlerini ve kimliğini ortaya çıkaracak özel …

Devamını oku »

Senatus Consultum Velleianum

Senatus Consultum Velleianum asırlar boyunca kadim Avrupa’nın hukukçuları tarafından en sık zikredilen Roma Hukuku metinlerinden biri olmuştur. Senatoya Marcus Silanus ve Velleius Tutor adlı iki consul tarafından teklif edilen bu metin başkası lehine kefil olmasını (intercedere pro alio) yasaklayarak kadının malvarlığını korumayı amaçlamaktaydı. Roma döneminde aile kurumu ele alındığında günümüzde bilinen çekirdek aile yapılanmasından çok daha farklı türde bir aile yapısı bulunduğu görülmektedir. Roma’da aile, babaerkil ve çok geniş bir yapıdadır. O dönemde birçok tolumda olduğu gibi Roma’da da aile, geniş bir yapıdır ve bu ailenin içine anne, baba, çocukların yanında büyük baba, büyük anne, amcalar, halalar, dayılar, teyzeler, onların …

Devamını oku »

Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi, kanunların, KHK’lerin, TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya uygunluğunu, dokunulmazlığın kaldırılması ve milletvekilliğinin düşürülmesine dair TBMM kararlarını denetleyen, siyasi parti kapatma davalarını karara bağlayan ve partileri mali yönden denetleyen, Yüce Divan olarak da görev yapan ve Anayasa ile kendisine verilen diğer görevleri yerine getiren yüksek mahkemedir. Mahkeme, “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun” ile kurulmuş ve kuruluş kanunu 25.4.1962 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin ilk üyeleri, Ömer Lütfi AKADLI, İhsan KEÇECİOĞLU, Yekta AYTAN, İsmail Hakkı ÜLKMEN, Rifat Orhan GÖKSU, Tevfik GERÇEKER, Mustafa Ekrem TÜZEMEN, Osman YETEN, İsmail Hakkı KETENOĞLU, Ali Fazıl ULUOCAK, Ahmet AKAR, Ömer Lütfi ÖMERBAŞ, Mahmut Celâlettin KURALMEN, …

Devamını oku »

Kanun Hükmünde Kararname(KHK)

Kanun Hükmünde Kararname(KHK) genel olarak yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin, konu, süre ve amacı belirleyen bir yetki kanunu çıkarmak sureti ile vermiş olduğu yetkiye veya doğrudan doğruya anayasanın hükmüne dayanarak, Bakanlar Kurulu’nun çıkardığı, maddi anlamda yasa hükmünde olan, parlamentonun tasdiki ile şekli ve organik anlamda kanun gücünü kazanacak olan kararnamedir. Bu nedenle kanun gücünde olmasına atıfla Kanun Hükmünde Kararname olarak isimlendirilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinde 1982 Anayasası‘nın 87. maddesi ile, “Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek” TBMM’nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. KHK, Parlamentonun tasdikine sunularak tasdik edildiği için kanun güç ve kuvvetindedir. Kanun Hükmünde Kararname(KHK) çıkarma yetkisi, 1982 Anayasası ile, daha ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiş, 1961 Anayasasına göre, …

Devamını oku »

Sağlık ve Tıp Hukuku

Sağlık ve Tıp hukuku, çeşitli hastalıkların toplum hayatında ortaya çıkardığı hukuksal sorunları inceleyen hukuk dalıdır. Sağlık hukuku, sağlık hizmeti talep edenler ile bu hizmetleri sunanlar arasındaki ilişkilerin yanında kişi, kurum ve kuruluşlar ile bunların devletle olan ilişkilerini de düzenlemektedir. Tıp Hukuku sağlık hukukunun bir alt dalıdır. Tıp Hukuku, tıp tekniklerinin sağlık personeli tarafından uygulanmasından kaynaklanan hak ve yükümlülükler ile yasal sorumlulukları, hasta hakları, ilaç hukuku, medikal hukuku gibi konuları ele alan hukuk dalıdır. Sağlık Hukuku, modern sağlık hizmetlerinin gelişmesi ile birlikte bağımsız akademik alan kazanmış olan bir hukuk dalıdır. Sağlık Hukukunda Sorumluluk, Hasta Hak ve Yükümlülükleri, Hekim Hak ve Yükümlülükleri, Sağlık Kurum ve …

Devamını oku »