Ana Sayfa » Hukuk Sözlüğü (sayfa 4)

Hukuk Sözlüğü

Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme

Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 13 Aralık 2006 tarihli ve A/RES/61/106 tarihli kararıyla kabul edilmiş ve 3 Mayıs 2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, Sözleşme’yi 30 Mart 2007 tarihinde imzalamıştır. Sözleşme’nin onaylanması 3 Aralık 2008 tarih ve 5825 sayılı Kanunla uygun bulunmuştur. Sözleşme’nin onayına ilişkin 27 Mayıs 2009 tarih ve 2009/15137 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ve resmi Türkçe çeviri, 14 Temmuz 2009 tarih ve 27288 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Onay belgeleri 28 Eylül 2009 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne tevdi edilmiş ve Sözleşme Türkiye bakımından, 28 Ekim 2009 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye’nin Sözleşme’ye ilişkin bir çekince veya beyanı …

Devamını oku »

Avrupa Sosyal Şartı

Avrupa Sosyal Şartı, 5547 sayılı Kanunla onaylanmış ve 9 Nisan 2007 tarihli Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı, 3 Mayıs 1996 tarihinde imzaya açılmış ve 1 Temmuz 1999 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye, Gözden Geçirilmiş Avrupa Sosyal Şartı’nı 6 Ekim 2004 tarihinde imzalamıştır. 27 Eylül 2006 tarih ve 5547 sayılı Onaya Uygun Bulma Kanunu, 3 Ekim 2006 tarih ve 26308 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Şartın onaylanmasını kararlaştıran 22 Mart 2007 tarih ve 2007/11907 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Şart’ın resmi Türkçe çevirisi, 9 Nisan 2007 tarih ve 26488 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Onay belgeleri 27 Haziran 2007 tarihinde tevdi edilmiş …

Devamını oku »

İşkencenin ve İnsanlık Dışı ya da Küçültücü Ceza Veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi

İşkencenin ve İnsanlık Dışı ya da Küçültücü Ceza Veya Muamelenin Önlenmesine Dair Avrupa Sözleşmesi Sözleşme Metni ve Açıklayıcı RaporAvrupa Antlaşmaları Serisi (ETS)- No. 126. 1 (ETS No. 151) ve 2 (ETS No. 152) No’lu Protokol hükümlerine göre değiştirilmiş olan metin 1 Mart 2002’de yürürlüğe girmiştir. Aşağıda imzaları bulunan Avrupa Konseyi üyesi Devletler,İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleşme hükümlerini dikkate alarak; aynı Sözleşmenin, ‘hiç kimse işkenceye veya gayriinsani veya küçültücü ceza veya muameleye tabi tutulmayacaktır’ şeklindeki 3 üncü maddesini hatırda tutarak; 3. Madde ihlalinin mağdurları olduklarını iddia eden kişilerle ilgili olarak bu Sözleşmede öngörülen mekanizmanın işlemekte olduğunu kaydederek; hürriyetinden …

Devamını oku »

Anglo-Sakson Hukuk Sistemi

Anglo-Sakson Hukuk Sistemi, Birleşik Krallıkta doğan ve bu ülke ile ABD, Kanada, Avustralya, Güney Afrika, Hindistan ve bazı eski Birleşik Krallık sömürgelerinde uygulanan hukuk sistemidir. Bu sistemin önemi ve özelliği kanun kodifikasyona dayalı olmaması ve örf ve adet kuralları ile içtihatlardan güç alarak oluşmasıdır. Ortak hukuk olarak da nitelendirilmektedir. Uygulamaya dayanan ve yargısal içtihatlarla belli prensiplere ulaşan Anglosakson hukuk sistemi mahkemelerin verdiği bağlayıcı kararların benzer somut olaylara uygulanması yoluyla gelişmiştir. Bu bağlamda Anglo-Sakson Hukukuna “yargıçlarca oluşturulmuş hukuk” anlamında (judge-made law) da denmektedir. Bu sistemde yargı birliği geçerlidir ve Kıta Avrupası sisteminde olduğu gibi kamu hukuku-özel hukuk ayrımı ya da benzer …

Devamını oku »

Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik

Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik, Bakanlar Kurulu tarafından 19.12.2005 tarihinde hazırlanmış ve Resmi Gazetenin 17.2.2006 tarihli sayısında yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Hazırlanacak tüm mevzuat taslağının sahip olması gereken standartlar bu yönetmelik ile belirlenmiştir.  BİRİNCİ BÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak, Tanımlar ve İlkeler Amaç ve kapsam MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Başbakanlık, bakanlıklar, bağlı, ilgili, ilişkili kurum ve kuruluşlar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından hazırlanacak kanun, kanun hükmünde kararname, tüzük, yönetmelik, Bakanlar Kurulu kararı eki kararlar ve diğer düzenleyici işlemlerin taslak metinlerinin hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir. Dayanak MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 10/10/1984 tarihli ve 3056 …

Devamını oku »

Birleşmiş Milletler

Birleşmiş Milletler (United Nations) tabiri ilk olarak Franklin D. Roosevelt tarafından II. Dünya Savaşı sırasında müttefik ülkeler için kullanılmıştır. Birleşmiş Milletler fikri 1943 yılında Moskova, Tahran ve Kahire’de müttefiklerin toplantıları sırasında çıkmış olup Fransa, Çin, Birleşik Krallık, ABD, SSCB’nin temsilciliğiyle oluşmuştur. Kuruluş amacı, dünya barışını ve güvenliğini korumak, uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak, adalet, güvenlik, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği tüm ülkelere sağlamaktır. Birleşmiş Milletler, İkinci Dünya Savaşının sonunda savaşın galipleri tarafından, ülkeler arasındaki anlaşmazlığı ortadan kaldırarak ileride meydana gelebilecek ve kendi güvenliklerini tehdit edebilecek bir savaşın önüne geçebilmek ve barışı sağlayabilmek amacıyla 24 Ekim 1945 tarihinde kurulmuş, 50 ülkenin temsilcileri, San Francisco Konferansı’nda bir araya gelerek 111 maddeden oluşan Antlaşma’ya son şeklini vermiş, antlaşma oy birliği ile kabul edilmiş ve ertesi gün …

Devamını oku »

Lon Luvois Fuller

Lon Luvois Fuller, hukuk ve ahlak arasında zorunlu bir ilişki olduğunu savunan, 1902-1978 yılları arasında yaşamış Amerikalı bir hukuk felsefecisidir. Lon Luvois Fuller, 15 Haziran 1902 tarihinde Amerika Birleşik Devletlerinin, Teksas eyaletine bağlı Hereford kentinde doğmuş, 8 Nisan 1978 tarihinde ve 75 yaşında Federal Almanya’nın Bavyera eyaletine bağlı Münih kentinde ölmüştür. Fuller, hukuksal pozitivizmi eleştirmiş, doğal hukuk teorisini ise laik ve usule uygun bir formatta savunmuştur. Fuller, Harvard Üniversitesinde uzun yıllar hukuk profesörlüğü yapmış, 1964 tarihinde yazdığı The Morality of Law kitabında tüm hukuk sistemlerinin bireylere itaat yükümlülüğü getiren bir ahlak içerdiğini ileri sürmüştür. Fuller, sekiz ilke ileri sürmüş, bu ilkelerin hukukun iç ahlakını oluşturduğunu söylemiş, kanun koyucunun kuralları yaparken uyması gereken sekiz ilkenin, genel, kamusal, geleceğe yönelik, açık, mantıksal tutarlılığa …

Devamını oku »

Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Rio Deklarasyonu

Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Rio Deklarasyonu, 1992 yılında ilan edilmiştir. Birleşmiş Milletler Çevre Kalkınma Konferansı; 3-14 Haziran 1992 tarihleri arasında Rio da Jenerio’da biraraya gelerek; 16 Haziran 1972 Stockholm’de kabul edilen Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı Deklarasyonu’nun teyid edilerek; yeni ve tarafsız global bir ortaklığın kurulabilmesi için devletler, toplumun anahtar sektörleri ve insanlar arasında yeni işbirliği düzeylerinin yaratılması hedefiyle; bütün toplumların kendi ilgi alanlarını dikkate alan global çevre ve kalkınma sistemini koruyan Uluslararası antlaşmalar için çalışarak; dünyanın birbirinden ayrılmayan ve bir bütün olan doğasını tanıyarak bildirmektedir ki: İlke 1 İnsanlar sürekli ve dengeli kalkınmanın merkezindedir. Doğa ile uyum içerisinde …

Devamını oku »

Etik

Etik kavramı, Fransızca  ‘Ethique’ kelimesinden türemiştir ve ahlak, töre ve olması gereken davranış biçimi ve ahlaki değerler şeklinde tanımlanmıştır. Latincede ‘Moral’ kelimesi ile ifade edilen ve Türkçede ‘Ahlak’ kelimesi ile ifade edilmek istenen şey; toplumda insanların uymak zorunda oldukları davranış biçimlerini ve kuralları ifade etmektedir. Etik, felsefi bir kavramdır ve Felsefeciler tarafından Felsefe Biliminin alt dalı olarak değerlendirilmiş, ahlak felsefesi yada moral philosophy olarak adlandırılmıştır. Etik kurallar oluşturulurken, insan davranışları iyi ve kötü kavramları çerçevesinde analiz edilerek ahlaki değerler ve kriterler oluşturulmuştur. Eylemlerin insani olma vasfı bakımından kabul edilebilir olup olmadıkları ve bu değer ve kriterlere uygun olup olmadıkları felsefeciler …

Devamını oku »

Dünya Emekçi Kadınlar Günü/8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Dünya Emekçi Kadınlar Günü/8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadınların sosyal, siyasal, ekonomik olarak gelişimi alanında farkındalık yaratmak amacıyla Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında belirlenmiş uluslararası kutlama günüdür. Dünya Emekçi Kadınlar Günü/8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün hikayesi, 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde bir tekstil fabrikasında çıkan trajik yangına dayanmaktadır. “Daha iyi koşullarda çalışmak, 10 saatlik iş günü, eşit işe, eşit ücret” sloganıyla greve başlayan işçilere New York polisi saldırmış, greve dışarıdan toplumsal destek gelmemesi için işçiler fabrikaya kilitlenmiş, çıkan yangından sonra işçiler fabrika önünde kurulan barikatlar sebebiyle yangından kaçamamış, çoğunluğu kadın olan 129 işçi yanarak can vermiş, olayın ABD basınında …

Devamını oku »

Atatürk İlke ve İnkılapları

Cumhuriyet Devrimleri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti kurup yeni devlet sistemini tüm dünyaya ilan ettikten sonra seri bir şekilde yaptığı yasal reformların adıdır. Eski devlet sisteminden ayrı ve medeni bir devlet sistemini amaçlayan devrimler sayesinde Türkiye Devleti ve ülkesi sahip olduğu olanaklarla laik, çağdaş ve demokratik bir devlet olmayı amaçlamıştır. Atatürk’ün yaptığı bu inkılaplar, siyasal, hukuk, eğitim ve kültür, ekonomik ve toplumsal alanda yeniden yapılandırılmış bir çok mevzuatı içerir. Atatürk ilke ve İnkılaplarının en önemlisi Cumhuriyetin ilanıdır. Cumhuriyet, seçilmiş başkanın idaresi altında bulunan devlet ve halk hakimiyetine dayanan devlet şekli anlamına gelmektedir. Cumhuriyet rejiminde egemenlik bir kişi, zümre veya …

Devamını oku »

Yönetmelik

Yönetmelik, yasa ile kurulmuş kamu kurum ve kuruluşlarının çalışma yöntemini ve kurallarını belirleyen, ilgili kurum ve kuruluşta çalışanların uyacakları kurallar bütününe verilen isimdir. Bakanlar Kurulu, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerince kendi görev alanlarını ilgilendiren kanun ve tüzük hükümlerinin nasıl uygulanacağını göstermek amacıyla çıkarılan düzenleyici idari işlemdir. Tüzel kişiliği bulunmayan bir kamu kuruluşunun Anayasanın ilgili maddesinde tanımlanmış hali ile yönetmelik çıkarmaya yetkisi bulunmamaktadır, tüzel kişiliği olmayan kuruluşlar bağlı bulundukları kuruluş yada bakanlığa hazırladıkları yönetmeliği sunarak yayınlanmasını sağlayabilirler. Yönetmelik; tüzüğe, kanuna ve Anayasa’ya aykırı olamaz. Yönetmeliğin konusu kanunların ve tüzüklerin uygulanmasının sağlamak olduğundan daha alt bir norm olan yönetmelik kanun ve tüzüklere aykırı …

Devamını oku »

Zeytin Dalı Uzatmak

Zeytin Dalı Uzatmak, sözlük anlamı ve toplumdaki yaygın kullanımı ile, barışa davet etmek ve orta bir yolu bularak barışı sağlamak için çalışmak anlamında kullanılmaktadır. Zeytin ağacına, düşmanların bile kıyamayacağı düşünüldüğü için barışın sembolü olduğu belirtilmektedir. Bu deyimin kaynağı birkaç şekilde izah edilmektedir. Bunlardan birincisi Eski Ahit mitolojisidir. Bu kaynağa göre, Nuh peygamber tufan biraz durulduktan sonra geminin güvertesinden bir beyaz güvercin uçurmuş ve bu beyaz güvercin bir müddet sonra ağzında bir zeytin dalıyla gemiye geri dönmüş, gemide bulunanlar tufanın bittiğini ve suların çekildiğini anlamışlardır. Ağzında zeytin dalı olan beyaz güvercin eskiden beri barışın sembolü olarak anılagelmiştir. Nuh Tufanı sonrasında suyun üstünde …

Devamını oku »

Su Hakkı

Su Hakkı ve Su Hukukuna ilişkin temel normlar Roma Hukuku döneminde oluşturulmuş, toprağın üstünde ve altındaki su, toprak mülkiyetinden ayrı düşünülmemiş, mülkiyet hakkının parçası olarak kabul görmüş, sular toprağın ayrılmaz bir parçası sayılmış, suya sahip olmak için toprağa sahip olmak yeterli görülmüş ancak akarsular özel mülkiyetin dışında bırakılmıştır. Roma Hukukundaki düzenlemeler Avrupa toplumlarının ve Medeni Yasayı iktibas eden Türk Hukukunun teorik omurgasını oluşturmuştur. Osmanlı dönemi su hukuku devlet merkezli ve İslam anlayışına göre devletçi bir yapı arz etmiştir. Batı hukukunun ilk etkilerini gösterdiği dönemin yasası olan Mecelle sulardan herkesin yararlanabileceği ilkesini getirmiş, 1924 Anayasası suların kullanma biçimi hakkında kural koymamış, 1961 Anayasası  …

Devamını oku »

Laiklik

Laiklik, herkesin birbirinin dinine, inancına, inançsızlığına, yaşam felsefesine ve biçimine karışılmaması ve saygıyı göstermesini sağlayacak hukuksal güvencenin devlet tarafından sağlanmasıdır . Bu nedenle laiklik hukuki bir kavramdır. Demokratik toplum olmanın yolu laik bir kültürü şart kıldığı gibi hukukun tanrısal kaynak yerine insanlar tarafından yaratılmasını da laiklik sağlar. Laiklik, kişinin istediği din ya da ideolojiye inanması, düşüncelerini açıklayabilmesi, yayabilmesi, ahlak telakkisini dinden bağımsız oluşturabilmesi, din dışı inanç ve düşüncelere saygı duyulması, başkalarının felsefi düşünce ve dinsel inançlarının aşağılanmaması ve baskı altına alınmamasıdır. Cumhuriyet Devrimlerinin en önemli iki parçası laiklik ve eğitim birliğidir. Laiklik, toplumun dünya işlerinde dinsel kuralların ya da başka bir ideolojinin baskısı altında …

Devamını oku »

Anayasadaki Hak ve Özgürlükler

Anayasadaki Hak ve Özgürlükler Cumhuriyetin nitelikleri MADDE 2. – Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir. Değiştirilemeyecek hükümler MADDE 4. – Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2 nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3 üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez. Devletin temel amaç ve görevleri MADDE 5. – Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak …

Devamını oku »

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi

Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi, bilimsel dergilerde, hakemli dergilerde ve birçok yayın dalında kullanılan ve objektif yayıncılığı sağlamaya dönük bir yöntemdir. Bazı yayınlarda çift kör danışmanlık yöntemi denilen daha sıkı bir yol izlenebilir. Bilimsel yayıncılıkta Danışmanlık, yazar ve yayın kuruluşu arasında yayınlanması talep edilen yazı ve makale için yapılan müzakeredir ve araştırmacıların yaptıkları araştırmanın kalite ve uygunluk açısından aynı alandaki uzmanlar tarafından değerlendirilmesi işlemidir. Bilimsel Yayıncılıkta Kör Danışman Sistemi, subjektif yargılardan uzaklaşmak ve gerçek anlamda bilimselliği sağlamak için önemli bir sistemdir. Yazıyı hazırlayan yazar yada yazarlar yazı taslağını yayıncıya gönderirken; kendisini tanımlayan ismini, unvanını, görev yerlerini ve kimliğini ortaya çıkaracak özel …

Devamını oku »

Senatus Consultum Velleianum

Senatus Consultum Velleianum asırlar boyunca kadim Avrupa’nın hukukçuları tarafından en sık zikredilen Roma Hukuku metinlerinden biri olmuştur. Senatoya Marcus Silanus ve Velleius Tutor adlı iki consul tarafından teklif edilen bu metin başkası lehine kefil olmasını (intercedere pro alio) yasaklayarak kadının malvarlığını korumayı amaçlamaktaydı. Roma döneminde aile kurumu ele alındığında günümüzde bilinen çekirdek aile yapılanmasından çok daha farklı türde bir aile yapısı bulunduğu görülmektedir. Roma’da aile, babaerkil ve çok geniş bir yapıdadır. O dönemde birçok tolumda olduğu gibi Roma’da da aile, geniş bir yapıdır ve bu ailenin içine anne, baba, çocukların yanında büyük baba, büyük anne, amcalar, halalar, dayılar, teyzeler, onların …

Devamını oku »

Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi, kanunların, KHK’lerin, TBMM İçtüzüğü’nün Anayasa’ya uygunluğunu, dokunulmazlığın kaldırılması ve milletvekilliğinin düşürülmesine dair TBMM kararlarını denetleyen, siyasi parti kapatma davalarını karara bağlayan ve partileri mali yönden denetleyen, Yüce Divan olarak da görev yapan ve Anayasa ile kendisine verilen diğer görevleri yerine getiren yüksek mahkemedir. Mahkeme, “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun” ile kurulmuş ve kuruluş kanunu 25.4.1962 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin ilk üyeleri, Ömer Lütfi AKADLI, İhsan KEÇECİOĞLU, Yekta AYTAN, İsmail Hakkı ÜLKMEN, Rifat Orhan GÖKSU, Tevfik GERÇEKER, Mustafa Ekrem TÜZEMEN, Osman YETEN, İsmail Hakkı KETENOĞLU, Ali Fazıl ULUOCAK, Ahmet AKAR, Ömer Lütfi ÖMERBAŞ, Mahmut Celâlettin KURALMEN, …

Devamını oku »

Kanun Hükmünde Kararname(KHK)

Kanun Hükmünde Kararname(KHK) genel olarak yasama organı olan Türkiye Büyük Millet Meclisinin, konu, süre ve amacı belirleyen bir yetki kanunu çıkarmak sureti ile vermiş olduğu yetkiye veya doğrudan doğruya anayasanın hükmüne dayanarak, Bakanlar Kurulu’nun çıkardığı, maddi anlamda yasa hükmünde olan, parlamentonun tasdiki ile şekli ve organik anlamda kanun gücünü kazanacak olan kararnamedir. Bu nedenle kanun gücünde olmasına atıfla Kanun Hükmünde Kararname olarak isimlendirilmiştir. Türkiye Cumhuriyetinde 1982 Anayasası‘nın 87. maddesi ile, “Bakanlar Kuruluna belli konularda kanun hükmünde kararname çıkarma yetkisi vermek” TBMM’nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. KHK, Parlamentonun tasdikine sunularak tasdik edildiği için kanun güç ve kuvvetindedir. Kanun Hükmünde Kararname(KHK) çıkarma yetkisi, 1982 Anayasası ile, daha ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiş, 1961 Anayasasına göre, …

Devamını oku »

Sağlık ve Tıp Hukuku

Sağlık ve Tıp hukuku, çeşitli hastalıkların toplum hayatında ortaya çıkardığı hukuksal sorunları inceleyen hukuk dalıdır. Sağlık hukuku, sağlık hizmeti talep edenler ile bu hizmetleri sunanlar arasındaki ilişkilerin yanında kişi, kurum ve kuruluşlar ile bunların devletle olan ilişkilerini de düzenlemektedir. Tıp Hukuku sağlık hukukunun bir alt dalıdır. Tıp Hukuku, tıp tekniklerinin sağlık personeli tarafından uygulanmasından kaynaklanan hak ve yükümlülükler ile yasal sorumlulukları, hasta hakları, ilaç hukuku, medikal hukuku gibi konuları ele alan hukuk dalıdır. Sağlık Hukuku, modern sağlık hizmetlerinin gelişmesi ile birlikte bağımsız akademik alan kazanmış olan bir hukuk dalıdır. Sağlık Hukukunda Sorumluluk, Hasta Hak ve Yükümlülükleri, Hekim Hak ve Yükümlülükleri, Sağlık Kurum ve …

Devamını oku »

Ceza Hukuku

Suç olarak tanımlanan davranışları ve bu davranışlara karşı uygulanacak yaptırımları belirleyen hukuk kurallarının tümüne ceza hukuku denilir. Ceza hukukunun günümüzdeki amacı toplum yaşamı bakımından önemli değerleri korumaktır. Suç işlenmesini önlemek birincil hedeftir. Genel önleme, suç işleyen kimsenin cezalandırılmasıyla diğer insanlar üzerinde oluşturulan caydırıcı etkidir. Özel önleme, suç işleyen kimsenin ceza evinde tutularak tekrar suç işlemesinin önlenmesi ve suçluyu ıslah ederek yeniden topluma kazandırma ve suç işlemesinin önüne geçmektir. Masumiyet karinesi gereğince, suçluluğu bir mahkeme kararıyla sabit oluncaya kadar hiç kimse suçlu sayılamaz. 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile ağır hapis-hapis-hafif hapis ayırımı kaldırılarak, tek …

Devamını oku »

…And Justice For All/ …Ve Herkes İçin Adalet

And Justice For All (Ve Herkes İçin Adalet), muhteşem bir sistem eleştirisidir ve filmde Anglo-Sakson hukuk sistemine ait ögeler yoğundur. Oscar’a adayolduğu bu rolünde Al Pacino, genç bir kıza şiddet uygulama ve tecavüzle suçlanan, tanınmış bir hakimi savunmak durumundadır. Dürüst ve idealist bir avukat olan Arthur tecavüzden suçlanan bu yargıcı savunmaya zorlanır. Hakimin gerçekte suçlu olduğunu bilen Arthur, büyük baskı altındadır. Hakimin avukatlığını yapması için Kirkland’a baskı yapılacak fakat Kirkland geçmişte hakimle sorunlar yaşamış birisi olduğu için direnecektir. Hakim daha önce onun müvekkili hakkında yanlış karar vermiştir ve bu yüzden Kirkland davayı savunup savunmama konusunda ikilemde kalacaktır. Tuhaf, intihar eğilimleri olan hakim (Jack …

Devamını oku »

Cesare Beccaria Bonesana

Aydınlanma Çağı Düşünürü Cesare Beccaria Bonesana 15 Mart 1738 tarihinde Milano’da doğmuş 28 Kasım 1794 tarihinde Floransa’da ölmüştür. İtalyan hukukçu, filozof, ekonomist ve edebiyatçı olan Beccaria’nın “Suçlar ve Cezalar Hakkında” adlı (Dei delitti e delle pene) isimli eseri hukuk tarihi ve felsefesinde önemli yer tutmuştur. Beccaria, 1747-1755 yılları arasında sekiz sene dini eğitim gördükten sonra 20 yaşındayken hukuk doktorası eğitimini tamamlamıştır. Beccaria genelde hukuk sorunlarıyla ilgilenmiş, 1770 yılından itibaren Avusturya egemenliğinde bulunan Milan Yönetiminde üst düzey görevli memur olmuş ve ölünceye kadar bu görevini sürdürmüştür. Suçlar ve Cezalar Hakkında Beccaria, Suçlar ve Cezalar Hakkında ismi ile yayınlanan ve Türkçe’ye de tercüme edilen …

Devamını oku »

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü

Temel hak ve özgürlükler alanındaki belgelerin anayasası olarak nitelendirilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin imzalandığı 10 Aralık günü dünya genelinde insan haklarının korunması ve güvence altına alınması hususunda insanların bilgilendirilmesi, insan hakları bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla Evrensel Bildirgenin kabul edilişinin yıl dönümünde, 1950’den itibaren bütün dünyada İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu 1946 yılında insan haklarının geliştirilmesi amacıyla oluşturulmuştur. Çağdaş insan hakları anlayışını kuracak ve tüm üye devletler ortak standartları içeren üst norma duyulan ihtiyacı gidermek üzere bir metin ihtiyacı ortaya çıkmış ve Komisyon, öncelikli çalışma konusu olarak uluslararası bir belgenin hazırlanmasını kararlaştırmıştır. …

Devamını oku »

Düzeltme ve Cevap Hakkı

Tekzibe konu yazının nesnel bir olguya dayanması gerekmektedir.  5187 sayılı Basın Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca, düzeltme ve cevap hakkı, kişilik haklarına saldırı ve gerçeğe aykırı yayın yapılmasına karşı düzenlenmiş bir haktır. Tekzip hakkı, haber verme hakkının sınırlanmasına yol açacak yaygınlıkta kullanılamaz. Tekzip hakkını kullanan kişi somut olgu hakkında gerçeğe aykırılık iddiasını objektif ölçülere dayanarak iddia etmelidir. Düzeltme ve cevap hakkı kullanılırken suç unsuru içermeyen ve üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olmayan ifadeler kullanılmalıdır. Düzeltme ve cevap hakkına konu olmaması için haber verme hakkının hukuka uygun bir biçimde kullanılması gerekmektedir, bunun için haber gerçek ve güncel olmalı, haberin verilmesinde kamu yararı …

Devamını oku »

Schengen Vizesi

Schengen Vizesi, ismini Avrupa’da bulunan bir ülke olan Lüksemburg’un güney kesimlerinde kalan küçük bir kentin isminden almıştır. 14 Haziran 1985 yılında I.Schengen Anlaşması Lüksemburg’un Schengen şehrinde imzalandığı için bu adı taşımaktadır. II.Schengen Anlaşması ise 19 Haziran 1990 yılında yapılmış ve Schengen yürürlüğe girmiştir. İmzalanan anlaşmaya göre, Fransa, Batı Almanya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg (Bu 3 ülke Benelux ülkeleri olarak da bilinirler) vatandaşları, anlaşmaya katılan ülkelere vizesiz giriş-çıkış giriş-çıkış yapma hakkında sahip olmuşlardır. İç sınırların kaldırılması, Schengen ülkelerinin bölgede üst düzey güvenliğin sağlanabilmesi için işbirliğine gitmelerini gerektirmektedir. Bu işbirliğine ortak dış sınırların düzenlenmesi ve AB dışında, Schengen’e dahil olmayan komşularla işbirliği …

Devamını oku »

Kıta Avrupası Hukuk Sistemi

Kıta Avrupası Hukuk Sistemi, diğer adıyla Kara Avrupası Hukuk Sistemi, kaynağını Roma Hukukundan almaktadır.  Roma Hukuku, İsviçre gibi bütün Avrupa ülkelerinin hukuklarını etkilemiş, Avrupa Hukukunun oluşmasına da temel olmuştur.  Kıta Avrupası Hukuku, Anglosakson Hukuk Sisteminden farklı olarak yazılı hukuk kurallarına ve kodifikasyona dayanmaktadır.

Devamını oku »

Avrupa Birliği Hukuku 

Avrupa Birliği Hukuku; sözleşmeler kapsamında yer alan tamamlayıcı hukuk ve üye ülkeler arasında imzalanan antlaşmalar, Topluluğun dış ilişkilerinden kaynaklanan hukuki düzenlemeler, Adalet Divanı’nın içtihat hukuku, Topluluğun yasal düzeni çerçevesinde kabul edilen tüm kurallardan oluşmaktadır. AB Hukuk sitemine genel olarak “Müktesebat” denmektedir. Avrupa Birliği Hukuku, Birincil Mevzuat ve İkincil Mevzuat olmak üzere iki başlık altında incelenmektedir: 1.Birincil Mevzuat (Kurucu Antlaşmalar) Birincil mevzuat, Avrupa Birliği’ni kuran antlaşmaları içermektedir. Üye devletler arasında doğrudan müzakereler sonucu kabul edilen ve ulusal parlamentolar tarafından onaylanan mevzuattır. Birincil mevzuat kaynakları Topluluğun anayasası niteliğindedir. Topluluk hukukunun temel kaynakları olan Avrupa Topluluklarını kuran Antlaşmalar ve bu Antlaşmaları tadil eden …

Devamını oku »

Dışişleri Bakanlığı, Küçük Ve Hafif Silahlar Yasa dışı Ticaretinin Önlenmesi Ve Yok Edilmesi İle İlgili Birleşmiş Milletler Eylem Programının Yürürlüğe Girmesi İle İlgili Türkiye Ulusal Raporu

Dışişleri Bakanlığı, Küçük Ve Hafif Silahlar Yasa dışı Ticaretinin Önlenmesi Ve Yok Edilmesi İle İlgili Birleşmiş Milletler Eylem Programının Yürürlüğe Girmesi İle İlgili Türkiye Ulusal Raporu

Devamını oku »

Aydınlanma Çağı

Avrupa’da krallıklar ve monarşiler dönemi 1789 Fransız Devrimi’ne kadar devam etmiş, monarşi döneminin bitmesinden itibaren modern devlet anlayışı ortaya çıkmıştır. Fransız Devriminden sonraki siyasal süreç modern devlet anlayışının ikinci aşaması olarak kabul edilmektedir. Egemenlik, meydana gelen gelişmeler sonucunda kraldan alınarak topluma devredilmiş ve egemenliğin demokratik olarak dağıtılması amaçlanmıştır. Egemenliği kullanan devlet organlarının kullanabileceği yetkilerin sınırsız ve denetimsiz olduğu dönem sonlandırılmış, belirli sınırlar dahilinde kullanılabilen egemenlik birçok denetim araçları ile meşruiyet temeline oturtulmuştur. Sınırlı egemenlik anlayışı, egemenliğin sınırlandırıldığı ve demokratik ilkelerle yürütüldüğü bu dönemin siyasal iktidar tipi ulus devlettir. Aydınlanma dönemi yada diğer ifadesi ile aydınlanma çağı, dinsel dogma ve tanrısal yasalarını …

Devamını oku »

Profesör

Profesör, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanununa göre, en yüksek düzeydeki akademik unvana sahip öğretim üyesi kişilere verilen unvandır. Latince Professor’ün karşılığı olarak Türkçeye girmiştir. “Bir sanat ya da bilim dalında en yüksek düzeyde uzman” anlamına gelen; uzun yazım biçimi “profesör” bir unvan olarak ilk kez 1706 yılında, kısa yazım biçimi “prof.” ise 1838 yılında kullanılmaya başlanmıştır. Kanunen belli süreyi doldurmuş, bilimsel güç ve öğretim yeteneği sabit olmuş doçentler arasından başvurma üzerine seçilerek tayin edilir. Profesör olabilmek için şartlar: En az beş yıl üniversitelerde doçentlik yapmış olmak veya doçent unvanını ka­zandıktan sonra yedi yıl, uzmanlığıyla il­gili işte çalışmış olmak. Bilimsel değerini ve öğretim yeteneğini …

Devamını oku »

Doktora

Doktor unvanı, akademik bir seviyeyi ve akademideki çalışmaların getirmiş olduğu saygınlığı ifade etmektedir. Doktor kelimesi, Türkçe’ye Avrupa kökenli dillerden girmiştir. Uzmanlık ve doktora çalışmalarını tamamlamış kişiler bu unvanı kazanır ve kullanabilir. Fransadaki ilk üniversitelerden bu yana, bin yılı aşkın bir süredir, akademik bir unvan olarak kullanılmıştır. Kelime aslı itibarıyla Latince kökenlidir ve aynı şekilde okunan docēre kelimesinden gelmektedir ve anlamı öğretmektir. Üniversitedeki kullanılan anlamı, üniversitede öğreten kişidir. Kısaca Dr. olarak isimlerin önünde de kullanılabilir. Amerika kıtasındaki kolonilerin yayılması ile ve geç dönem Avrupa etkisi ile Dr. olarak kısaltılmış hali, kişi isimlerinin önünde unvan olarak kullanılmaya başlamıştır. Özellikle rönesans hareketi ile akademik hayatta, Avrupa ve daha sonraları Amerika kıtalarının hakimiyeti ile, dünya üzerindeki pek çok ülkede …

Devamını oku »

Doçentlik

Doçentlik, üniversitelerde kullanılan bilimsel bir terim olup Profesörden önceki aşamada bulunan öğretim görevlisinin sahip olduğu akademik unvandır. Doçent olabilmek için, adayın doktora derecesi alındıktan sonra lisansüstü çalışmalarına bağımlı kalmadan çalışma yapabildiğini ispat etmesi gerekir. Doktora veya uzmanlıktan sonra da ilgili bilim dalında en az dört yıl çalışılmış olmalıdır. Üniversiteler Kanununun 18. maddesine göre hazırladığı doçentlik tezini 10 nüsha olarak sunan aday, üniversiteler arası kurulun seçeceği jüri önünde önce yabancı dil sınavına girer. Yılda iki defa Üniversiteler arası Kurul başkanlığınca doçentlik sınavı açılmakta ve 3 ya da 5 kişiden oluşan jüri üyelerince adayın yaptığı çalışmalar incelenmektedir. Genelde branşa göre belirlenen asgari koşullar bulunmakta ve juri üyeleri tarafından bu koşulların …

Devamını oku »

Sivil Toplum Kuruluşu

Sivil Toplum Kuruluşu veya Sivil Toplum Örgütü, siyasi, ekonomik, sosyal, çevresel, kültürel, hukuki ve benzeri alanlarda faaliyet gösteren, resmi kurum statüsü taşımayan, bağımsız olarak çalışan, gönüllülük esasına dayalı, kar amacı taşımayan kuruluştur. Gelirleri üyelerinden aldığı aidatlar ile topladığı bağışlardan oluşur. Dar anlamda vakıf ve dernekleri kapsayan Sivil Toplum Örgütleri geniş anlamda oda, sendika,  meslek örgütü ve diğer kuruluşları da içine alır ve topluma, bireylere ve üyelerine yararlı faaliyetler yürütür. Sivil toplum kuruluşunun ilgi alanına duyarlı bireylerin bir araya gelerek eğitim, sağlık, çevre, kültür, insan hakları, bilim ve teknoloji gibi toplumun temel sorunlarına çözüm bulmak amaçlanır. Demokratik toplumlarda tüm ihtiyaçların devlet tarafından tek başına karşılanamaması …

Devamını oku »

Soyadı Kanunu/Lakap ve Unvanların Kaldırılması Hakkında Kanun

Soyadı Kanunu/Lakap ve Unvanların Kaldırılması Hakkında Kanun, 1934 tarihinde çıkarılmıştır. Soyadı Kanunu Cumhuriyet Devrimlerinin önemli bir parçasıdır. Çıkarılan 2525 sayılı Soyadı Kanunu ile her vatandaşın öz adından başka bir de soyadı taşıması zorunlu kılınmıştır. Kanuna göre soyadları Türkçe olacak, rütbe, memurluk, yabancı ırk ve millet adları ile ahlaka aykırı ve gülünç kelimeler soyadı olarak kullanılmayacaktır. Mustafa Kemal’e Atatürk soyasının verilmesi hakkında gazete haberi Soyadı kanununun kabulünden sonra 24 Kasım 1934 yılında 2258 Sayılı Kanunla, TBMM Türk milletinin bir şükran ifadesi olarak, Gazi Mustafa Kemal Paşaya Atatürk soyadını vermiştir. 1934 yılında çıkarılan diğer bir kanunla da; “Ağa, Hacı, Hafız, Hoca, Molla, …

Devamını oku »

Cumhuriyet İnkılapları

Cumhuriyet İnkılapları, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 29 Ekim 1923’te Cumhuriyeti kurup yeni devlet sistemini tüm dünyaya ilan ettikten sonra seri bir şekilde yaptığı yasal reformların adıdır. Eski devlet sisteminden ayrı ve medeni bir devlet sistemini amaçlayan devrimler sayesinde Türkiye Devleti ve ülkesi sahip olduğu olanaklarla laik, çağdaş ve demokratik bir devlet olmayı amaçlamıştır. Atatürk’ün yaptığı bu inkılaplar, siyasal, hukuk, eğitim ve kültür, ekonomik ve toplumsal alanda yeniden yapılandırılmış bir çok mevzuatı içerir. Atatürk ilke ve İnkılaplarının en önemlisi Cumhuriyetin ilanıdır. Cumhuriyet, seçilmiş başkanın idaresi altında bulunan devlet ve halk hakimiyetine dayanan devlet şekli anlamına gelmektedir. Cumhuriyet rejiminde egemenlik bir kişi, zümre veya …

Devamını oku »

Devre Mülk Hakkı

Devre mülk, mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli dönemlerinde kullanma hakkına denmektedir. Devre mülk hakkı diğer devre mülk hakkı sahipleri ile birlikte müşterek mülkiyet payına bağlı bir irtifak hakkı olarak kurulmaktadır. Bilindiği üzere irtifak hakkı, kullanma ve faydalanma yetkisi veren bir haktır. Her bir pay sahibi kendisine ait dönem için taşınmazı kullanmakta ve sürenin bitimi ile terk etmektedir. Sürenin bitmesine karşın taşınmazı sonraki hak sahibine devretmeyen hak sahibi mahkeme kararına gerek kalmaksızın kolluk güçleri tarafından çıkarılacaktır. Devre mülkün ne şekilde kullanılacağı, ortak tesislerin ne şekilde …

Devamını oku »

Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası

Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası BAŞLANGIÇ Evrensel ve kalıcı bir barışın ancak sosyal adalet temeline dayalı olması nedeniyle; Çok sayıda insan için, adaletsizliğin, sefaletin ve yoksulluğun bulunduğu çalışma koşullarının varlığı ve bunun dünya barışı ve ahengini tehlikeye düşürecek bir hoşnutsuzluğa yol açtığı ve bu koşulların örneğin günlük ve haftalık maksimum çalışma saatlerinin düzenlenmesi, işçilerin işe alınması, işsizliğe karşı mücadele, yeterli yaşam koşullarını sağlayacak bir ücretin güvence altına alınması, işçilerin genel ve mesleki hastalıklara ve iş sırasında meydana gelen kazalara karşı korunması, çocukların, gençlerin ve kadınların korunması, yaşlılık ve maluliyet aylıklarının bağlanması, eşit işe eşit ücret ilkesinin tanınması, sendikal özgürlük ilkesinin sağlanması, …

Devamını oku »

Sivil Toplum Örgütü

Sivil Toplum Örgütü veya Sivil Toplum Kuruluşu siyasi, ekonomik, sosyal, çevresel, kültürel, hukuki ve benzeri alanlarda faaliyet gösteren, resmi kurum statüsü taşımayan, bağımsız olarak çalışan, gönüllülük esasına dayalı, kar amacı taşımayan kuruluştur. Sivil Toplum Örgütünün gelirleri üyelerinden aldığı aidatlar ile topladığı bağışlardan oluşur. Sivil Toplum Örgütleri dar anlamda vakıf ve dernekleri kapsamaktadır. Geniş anlamda ise oda, sendika,  meslek örgütü ve diğer kuruluşları da içine alır ve topluma, bireylere ve üyelerine yararlı faaliyetler yürütür. Sivil toplum kuruluşunun ilgi alanına duyarlı bireylerin bir araya gelerek eğitim, sağlık, çevre, kültür, insan hakları, bilim ve teknoloji gibi toplumun temel sorunlarına çözüm bulmak amaçlanır. SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ İÇİN HUKUK REHBERİ …

Devamını oku »

Dünya Barış Günü

Türkiye’de 1 Eylül tarihinde, dünyada ise 21 Eylül tarihinde kutlanan “Dünya Barış Günü” 2. Dünya Savaşının başlama tarihi ve Birleşmiş Milletlerin buna yönelik olarak aldığı bir kararla ilgilidir. Takvimler 1 Eylül 1939’u gösterirken Naziler Polonya’yı işgal etmiş ve bu işgal 2. Dünya Savaşının da fitilini ateşlemiştir. İnsanlık tarihinin en kanlı savaşı olan 2. Dünya Savaşında yaşanan acıların ve yıkımın unutulmaması amacıyla BM 1 Eylül’ gününü “Dünya Barış Günü” olarak ilan etmiştir. BM bu tarihi daha sonra değiştirmiştir. BM 30 Kasım 1981 tarihinde, her yıl Genel Kurul oturumlarının başlangıç günü olan Eylül ayının üçüncü Salı gününü “Uluslararası Barış Günü” ilan etmiştir. …

Devamını oku »

Hukuk Eğitiminde Erasmus Programı

Hukuk Eğitiminde Erasmus Programı, tüm fayda ve avantajlarına karşın diğer bölümlerde okuyanlara nazaran cazip bulunmamaktadır. Hukuk eğitimi özü ve niteliği itibari ile ülkesel özellikler taşıması, fark derslerinin çok olması, ülkeden ülkeye ders ve içerik farklılığı olması gibi sebeplerle erasmusa daha az uygundur. Ülkelerin hukuk sistemleri arasındaki farklılıkların adalet ve yargı sistemlerinde ve doğal olarak hukuk eğitimlerinde de farklılıklar meydana getirmesi nedeniyle oldukça zor bir eğitim olan hukuk fakültesi zamanında öğrencilerin Erasmus’u tercih etmeleri eğitim hayatını kısmen zorlaştırabilir. Eğitim sürelerini yada okulu uzatma ihtimali olan Erasmus, hiçbir eğitimle elde edilemeyecek tecrübeleri sağlaması bakımından isse çok faydalıdır. Erasmus’a katılmak hukuk örencilerine  global …

Devamını oku »

Milletvekili Yemini

Bir milletvekilinin seçildikten sonra göreve başlayabilmesi için önce ant içmesi gerektiği genel olarak kabul edilmiştir. Anayasanın 81’inci maddesi milletvekillerinin göreve başlarken ant içmelerini öngördüğüne göre, ant içmemiş bir milletvekilinin göreve başlaması mümkün değildir. Mazeretsiz olarak ant içmeye gelmeyen veya ant içmeye gelip de usulüne uygun olarak ant içmeyen bir milletvekili, göreve başlamamış sayılır. Bu durum beş birleşim sürdüğünde o milletvekilinin milletvekilliği devamsızlığı nedeniyle düşürülebilir. MADDE 81. – Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, göreve başlarken aşağıdaki şekilde andiçerler : “Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik ve laik cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılaplarına …

Devamını oku »

Avukatlık Kanunu

Avukatlık Kanunu, 1136 Kanun numarası ile ve 1969 yılında yürürlüğe girmiştir. Kanun daha sonra birçok değişikliğe uğramıştır. Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder. Yasaya göre avukatlığın amacı; hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını, her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamaktır. 07 Nisan 1969 Tarihli Resmi Gazete Sayı: 13168 Kanun No: 1136 Kabul Tarih: 19 Mart 1969 BİRİNCİ KISIM Avukatlık ve Avukat Avukatlığın mahiyeti: Madde 1 – Avukatlık, kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. (Değişik : 2/5/2001 …

Devamını oku »

Şirketlerin İnternet Sitesi Açma Zorunluluğu

Türk Ticaret Kanunu gereğince denetime tabi olan sermaye şirketleri, kuruluşlarının ticaret siciline tescili tarihinden itibaren üç ayı içinde bir resmi internet sitesi açmak ve bu sitenin belirli bir bölümünü şirketçe kanunen yapılması gereken ilanların yayımlanmasına özgülemek zorundadır. İnternet sitesinde yayımlanacak içerikler, bu Kanunda belli bir süre belirtilmiş ise bu süre içinde, belirtilmemiş ise içeriğin dayandığı işlemin veya olgunun gerçekleştiği tarihten, tescil veya ilana bağlandığı durumlarda ise tescil veya ilanın yapıldığı tarihten itibaren beş gün içinde şirketin kuruluşundan internet sitesi açılıncaya kadar geçen sürede yayımlanması gereken içerikler de bu sitenin açıldığı tarihte siteye konulur. Birinci fıkrada öngörülen yükümlülüklere uyulmaması, ilgili kararların …

Devamını oku »

Türk Ceza Kanunu

Kanun No. 5237    Kabul Tarihi : 26.9.2004 BİRİNCİ KİTAP Genel Hükümler BİRİNCİ KISIM Temel İlkeler, Tanımlar ve Uygulama Alanı BİRİNCİ BÖLÜM Temel İlkeler ve Tanımlar Ceza Kanununun amacı MADDE 1. – (1) Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir. Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi MADDE 2. – (1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir …

Devamını oku »

Dernek

Dernek, kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarıdır. Medeni haklarını kullanma ehliyetine sahip olan ve 18 yaşını bitirmiş bulunan herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkını kullanabilir. Siyasi partilerden çıkarılan veya bir siyasi partinin kapatılmasına sebep olan kişiler ile ağır hapis ve 5 yıldan fazla hapis cezasına çarptırılmış olan kişiler dernek kuramazlar. Kazanç paylaşmaktan başka bir amaçla bir araya toplanan kişilerin, bilgilerini ve çalışmalarını daimi bir şekilde aynı amaç için bir araya getirerek çalışmak üzere ortaya …

Devamını oku »

Amerika Birleşik Devletleri Anayasası

Amerika Birleşik Devletleri Anayasası; 7 madde ve 27 yasa değişikliğinden oluşmaktadır. Yetkiyi ulusal ve eyalet hükumetleri arasında bölerek, federal bir sistem kurmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri Anayasası, aynı zamanda, yetkiyi bağımsız üç organ olan yürütme, yasama ve yargı arasında paylaştırarak dengeli bir ulusal hükumet sistemi oluşturmuştur. Yürütme organı, yani Başkan, ulusal yasaları uygular; yasama organı, yani Kongre, yasa yapar. Yüksek Mahkeme ile diğer federal mahkemeler, kanunları yorumlayarak ve uygulayarak federal mahkemelerde görülmekte olan davaları karara bağlar. Anayasa’da sıralanan federal yetkiler vergi toplama, savaş ilan etme ve eyaletler arası ve yabancı ticareti düzenleme haklarını da kapsar. Bu aktarılmış, ifade edilmiş ve Anayasa’da açıkça …

Devamını oku »

Basiretli Tüccar

Basiretli Tüccar

Basiretli Tacir, geleceği gören, sezgisi yüksek, dikkatli ve yapacaklarının nereye varacağını bilen ya da bilmesi gereken, ticari iş, işlem ve eylemlerinin hukuki, mali ve ticari sonuçlarını öngörmesi gereken kişidir. Basiret, Arapça bir kelimedir ve doğru görüş, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, dikkat, öngörü, sağgörü anlamlarına gelmektedir. Tacir, basiretli davranmadığı takdirde, işletmesini karlı ve kurumsal bir yapıya dönüştüremeyecek, işletmenin geleceğini sağlam temeller üzerine kuramayacaktır. Tacir, Basiret Kavramı ve Ticaret Hayatı  Ticari faaliyet yürüten kişi ve kurumların birinci amacı kar sağlamak, diğer amaçları ise işletme mevcudunu, istihdamı, aktifleri ve sermayeyi artırmaktır. Yapılan her işten kar elde edilemeyebileceği gibi zarar da gerçekleşebilir. Basiretli tüccar …

Devamını oku »

Parlamenter Sistem

Hukuka dayalı parlamenter demokratik rejim, devletin tüm organlarının ve kamu kuruluşlarının parlamentonun çıkardığı yasalarla varlık kazanması ve tüm devlet organlarının Anayasa, yasalar ve hukuk kurallarına uygun olarak işlemelerinin parlamento denetiminde olması demektir. İdarenin her türlü eylem ve işlemi yargısal denetime tabidir. Devlet içinde her kuruluşun sınırlı olarak görevleri, yetkileri ve sorumlulukları bulunmaktadır. Hiç bir kuvvet ve kuruluş sınırsız yetkiye sahip değildir. Tüm kurumlar, Anayasa, yasalar ve hukuk kurallarına sıkı sıkıya bağlı olarak işlevlerini yapmak zorundadır. Aksi takdirde Demokrasi’den ve Hukuk Devletinden söz edilemez. Yürütme kuvveti olan Hükumet bütün işlerini yasalar çerçevesinde parlamentonun denetimi altında yürütür. Yetkiler yasalarla düzenlenmiş kuruluşlara dağıtılmıştır. …

Devamını oku »