Ana Sayfa » Hukuk Sözlüğü (sayfa 5)

Hukuk Sözlüğü

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, teşkilatın en geniş ve tüm üyelerine açık organıdır. Genel Kurul, tüm üye ülkelerin birer oy hakkı bulunan temsilcilerinden oluşmaktadır. Barış ve güvenlik, yeni üyelerin katılımı, bütçe gibi önemli konuları ilgilendiren kararlarda üçte iki çoğunluk gereklidir. Diğer konuları ilgilendiren kararlar salt çoğunlukla alınmaktadır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun Görev ve Yetkileri Genel Kurul’un Antlaşma’da belirtilen görev ve yetkileri şunlardır: Silahsızlanma ve silahların kontrolünü öngören düzenlemeler dahil olmak üzere uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına yönelik konuları ele almak ve tavsiye kararları vermek; Güvenlik Konseyinde ele alınan ihtilaflar ve konuları kapsamamak üzere Dünya barışı ile ilgili konularda oturumlar düzenlemek ve …

Devamını oku »

Jurisprudence/Jurisprudent

Roma hukuku ile Medeni Hukuk arasında kuvvetli bağlar bulunmaktadır. Bu iki hukuk arasında köprüler kurabilecek ve yabancı bir sistem olarak görülen Roma hukukuna kapılar açmak çağdaş hukukçular için zorunluluktur. Romalı hukukçular, hukuki sorunları ve olaylar derinlemesine incelemekte, bunları belli bir metodoloji çerçevesinde yorumlayarak hayatın karışık olaylarına uyabilecek hukuk kurallarını, hakkaniyet ve adalet duygularından da esinlenerek kodifikasyona tabi tutmaktaydılar.  Ulaşılan çözüm yolları açık bir şekilde yazılmakta ve ilan edilmekteydi. Bu hukuki çabayı gösterenlere Jurisprudent, ulaşılan hukuki çözümlere ise Jurisprudence denmekteydi.  Kavram : Kıta Avrupası ve Anglo Sakson hukukunda jurisprudence kavramı çok değişik anlamlara gelmektedir.  1.felsefe, bilim ve yoruma dayalı hukuk ve kararların incelenmesi, 2.hakların …

Devamını oku »

Praetor

Preator, Eski Roma’da yurttaşlar arasındaki hukuki anlaşmazlıkları çözen yargıç ve idareci konumundaki görevlidir. Praetorlar, çıkan uyuşmazlıklar sonucunda yapılan yargılamalarda verdikleri hükümler ile bağlayıcı içtihatlar oluşturmuş; ihtiyaç oldukça yeni davalar yaratarak hukuku söylemenin yeni tarzlarını geliştirmiş, kendilerini çevreleyen meslek hukukçularının (jurisprudent) yardımıyla, bir “formula” oluşturmuşlar ve Roma Hukukunun günümüze ulaşan en önemli kaynaklarından birini oluşturmuşlardır. Formula, Praetor’un hâkimi atarken, uygun bir kanun hükmünün bulunmaması halinde, ona ihtilâfı ne şekilde çözebileceğini gösterdiği bir tür küçük programdır. Praetor, sürekli bir hukuk yaratma süreci içerisinde bulunmuştur. Bu süreç, Cumhuriyet döneminin son iki yüzyılında ve İmparatorluk döneminin başlarında Roma hukukunun başlıca yaratıcı kaynağı olmuştur. Ancak …

Devamını oku »

Avrupa Birliği

Pek çok uluslararası örgüt Avrupa Kıtası’nı bir tanım unsuru olarak almıştır. Bu örgütlerin başında Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği gelmektedir.1949 yılında kurulan ve merkezi Strazburg’da bulunan Avrupa Konseyi’ne bugün 47 devlet üyedir. Türkiye Avrupa Konseyi’ne 9 Ağustos 1949 tarihinde katılmıştır. Avrupa Konseyi 1950 yılında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni kabul etmiştir. 1959 yılında ilk oturumunu gerçekleştiren Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu Sözleşme’nin uygulanmasını gözetmekle görevlidir. İç hukuk yollarını tüketmiş olmaları kaydıyla bireyler Mahkeme’ye başvurabilirler. Avrupa Birliği Maastricht Antlaşması (1993)’nın yürürlüğe girmesinden itibaren üç uluslararası örgütün birleşmesine dayanmaktadır: 1951 yılında kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ile 1958 yılında kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu ve Euratom. Tüzel kişiliği haiz olan bu örgütlerin her birinin sınırlı bir amacı bulunmaktaydı. Avrupa Birliği ise kendisine çok daha geniş bir gaye edinmiştir. Avrupa Birliği, geleneksel hedeflerin yanı sıra, ortak bir dış işleri ve güvenlik politikası oluşturulmasını amaç edinmiştir. Birlik ayrıca 2001 yılında bir “Temel Haklar Şartı” kabul etmiştir. Başlangıçta hukukî bir kapsamı bulunmayan bu metin Lizbon Antlaşması (2009)’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte bağlayıcı nitelik kazanmıştır. Avrupa Birliği üye devletlerin egemenliklerinin bazı unsurlarını devralmıştır. Örgütün yürütme erki Avrupa Komisyonu ile Avrupa Birliği Konseyi arasında paylaşılmıştır. Avrupa Parlamentosu ise yasama erkine kısmen sahiptir.Topluluk hukukunun farklı üye devletlerde yeknesak bir biçimde uygulanmasını sağlamak için bu hukukun yorumlanması ulusal yargı mercilerine bırakılmamıştır. Avrupa Birliği Adalet Divanı antlaşmanın ve Birlik tarafından kabul edilen düzenlemelerin (tüzükler, yönergeler vs.) yorumlanması tekeline sahiptir. Avrupa Birliği her şeyden önce büyük bir pazar ve bir serbest dolaşım alanıdır. Birliğin kalkınma düzeyleri çok farklı 27 devleti kapsar hale gelmesinden beri ülkelerin koruyucu mevzuatı için bir rekabet etkenine dönüşen bu pazar ve özgürlükler endişelere yol açmaktadır. Bu endişeler kendisini 2005 yılı referandumlarında Hollanda ve Fransa’da alınan ret sonuçlarında göstermiştir. O dönemden beri gerçekleştirilen yenilikler eski dinamizmi yeniden canlandırmamıştır. Kaynak:François Gaudu, Les 100 mots du droit, Que sais-je, 2010, 1re éd., Paris, pp. 46-47.

Devamını oku »

Jüri

Anglo-Sakson Hukuk Sisteminde uygulanmakta olan ve adaletin gerçekleştirilmesinde yurttaşların doğrudan katılmasını ve oy kullanmasını sağlayan yargılama biçimidir. Jürinin amacı, halkın düşüncesini yargıya yansıtmaktır. Her hukuk sisteminde birtakım adli hatalar mutlaka olabilmektedir. Jüri sistemi, adli olaylar hakkında karar verecek olan mahkemelerin bir bütün olarak olumsuzluk doğurucu kararlarını azaltma amacı taşımaktadır. Sistem, yargılamaya demokratik bir unsur katması, yargılamanın üzerindeki gizlilik, gizem ve soğukluğun kaldırılmasını kaldırmayı, doğru ve adil kararları çoğaltmayı amaçlar. Jüri, yargılama aşamalarına yurttaşların katılımını sağlamayı amaçlar, ancak Jüri bu sistem içerisinde yargılama yapan bir organ değildir ve yargılamayı yapacak yargıcın yetkilerini azaltmaz. Yurttaşlar, adalet sisteminin Yargıçlara yardımcı roldedirler. Ceza mahkemelerinde ve birçok …

Devamını oku »

Hollanda Krallığı Anayasası

Bölüm 1. Temel Haklar Madde 1. Hollanda’da bulunan herkes, eşit durumlarda eşit muamele görürler. Din, hayat görüşü, politik eğilim, ırk, cinsiyet veya her ne sebeple olursa olsun, ayrımcılığa izin verilmez. Madde 2. Hollanda vatandaşlığı kanunla düzenlenir. Yabancıların (ülkeye) girebilmeleri ve çıkartılmaları kanunla düzenlenir. İade sadece antlaşmaya dayanır. İade ile ilgili kurallar kanunla düzenlenir. Kanunun sınırladığı haller dışında, herkesin ülkeyi terk etmeye hakkı vardır. Madde 3. Tüm Hollanda vatandaşları ayırım yapılmadan kamu hizmetlerinde görev alabilirler. Madde 4. Kanuni kısıtlamalar ve istisnalar haricinde, her Hollanda vatandaşı genel temsil organlarının üyelerini seçme ve bu organların üyesi olarak seçilme hakkına sahiptir. Madde 5. Herkes …

Devamını oku »

Danıştay

Şûrâ-yı Devlet adıyla 1868 yılında Danıştay’ın kurulması, ülkede 19. yüzyılın ilk yıllarında başlayan ıslahat ve yenileşme hareketlerinin en önemlilerinden biridir. Padişah Abdülaziz’in 10 Mayıs 1868 günlü nutkuyla fiilen çalışmaya başlayan Şûrâ-yı Devlet’in “Kavanin ve nizamat layihalarını tetkik ve tanzim, mesalihi mülkiyeyi tetkik, hükümet ile eşhas beyninde mütehaddis deaviyi rü’yet ve memurini devletin tahkik ahvaliyle, muhakemelerini icra” görevlerini yerine getirmek üzere kurulmuştur. “Hükümet ile eşhas beyninde mütehaddis davaları” görmek ve çözümlemek görevi, 1876 Kanuni Esasisi ile genel mahkemelere bırakıldığından, İmparatorluk Danıştay’ının yargısal görevi çok sınırlı kalmıştır. İmparatorluk döneminde 54 yıl görev yapan Danıştay’ın faaliyeti, 4 Kasım 1922 tarihinde İstanbul’daki bütün merkez …

Devamını oku »

Avrupa Ombudsmanı

Avrupa Ombudsmanı, Maastricht Antlaşması ile AB kurumsal yapısına kazandırılmış bir kurumdur. Avrupa Ombudsmanı, Avrupa Parlamentosu tarafından yenilenebilen 5 yıllık bir süre için atanır ve bağımsızlığı da Antlaşmalarda teminat altına alınmıştır. AB’nin İşleyişine Dair Antlaşma’nın 20. maddesinde Avrupa Ombudsmanı’na başvurmak Birlik vatandaşlarının hakları arasında sayılmaktadır. Antlaşma’nın 228. maddesi uyarınca Avrupa Parlamentosu tarafından seçilen Avrupa Ombudsmanı’na Birliğin her vatandaşı veya ikametgahı ya da tüzüğüne göre merkezi bir üye devlette bulunan her gerçek ve tüzel kişi başvurabilir. Anılan kişiler, Birlik organları, kurumları veya diğer birimlerinin faaliyetlerinde kötü yönetime ilişkin şikayetleri Avrupa Ombudsmanı’na iletirler ve Ombudsman bunları araştırarak rapor hazırlar. Avrupa Birliği Adalet Divanı’nın …

Devamını oku »

Avrupa Birliği Zirvesi

Avrupa Birliği Zirvesi, Avrupa Birliği’ne üye devletlerin başbakanları veya devlet başkanları ile Avrupa Birliği Zirvesi Başkanı ve Avrupa Komisyonu Başkanı’nın katılımı ile meydana gelir. Yılda dört defa toplanan Zirve, Birliğin gelişmesi ve Avrupa’nın bütünleşmesi doğrultusunda öncelikleri ve temel politikaları belirleyen kararlar alır. Avrupa Birliği Zirvesi’nin herhangi bir yasama yetkisi yoktur. Buna rağmen, AB üyesi tüm devletlerin en üst düzey yetkililerinin bir araya geldiği ve temel politikaları belirlediği kurum olmasından dolayı siyasi bir ağırlık ve yönlendirme gücü taşır. Çoğu durumda uzlaşıyla, istisna olarak nitelikli çoğunlukla karar alır. Zirveye, üye devletler tarafından 2,5 yıllığına atanan ve görev süresi bir defa uzatılabilecek olan …

Devamını oku »

Türkiye-AB İlişkileri

Türkiye-AB ilişkilerinde temel tarihler 12 Eylül 1963: Ankara Anlaşması’nın imzalanması (Yürürlük: 1 Aralık 1964) 1 Ocak 1996: Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesi 10-11 Aralık 1999: Helsinki Zirvesi’nde adaylığımızın tescili 3 Ekim 2005: Üyelik müzakerelerinin başlaması 12 Haziran 2006: Müzakere sürecinde ilk olarak 25 no’lu “Bilim ve Araştırma” faslının açılması 14 Aralık 2015: 17 no’lu “Ekonomik ve Parasal Politika” faslının açılması 30 Haziran 2016: 33 no’lu “Mali ve Bütçesel Hükümler” faslının açılması Müzakere Süreci 2005 yılında başlayan müzakere sürecinde bugüne kadar 16 fasıl açılmış ve bunlardan biri (“Bilim ve Araştırma-25”) geçici olarak kapatılmıştır. 11 Aralık 2006 : AB Konseyi, Ankara Anlaşması’nı, AB’ye 2004 yılında katılan …

Devamını oku »

İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi

İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesi 4 Kasım 1950’de Roma’da imzalanmıştır. Kısa adıyla Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, insan haklarının korunmasını ve geliştirilmesini amaç edinir. AİHS hazırlık aşamasında Avrupa’daki demokratik rejimlerin devam ettirilmesi açısından gerekli olan asgari hak ve özgürlükleri güvenceye alarak işe başlamış, zamanla insan hakları listesini genişletmiştir. AİHS ekonomik, sosyal ve kültürel haklardan çok sivil ve politik hakların korunmasına öncelik vermiştir. Bu sözleşmeyi sosyal ve ekonomik hakları içeren ‘Avrupa Sosyal Şartı’ izlemiştir. Türkiye 10 Mart 1954’te sözleşmeyi onaylamış, 28 Ocak 1987’de de bireysel başvuru hakkını tanımıştır. Mahkemenin zorunlu yargı yetkisini ise 28 Ocak 1990’da kabul etmiştir. AİHS, 45 …

Devamını oku »

Yüce Divan

Anayasa Mahkemesinin; Cumhurbaşkanı’nı, TBMM Başkanı’nı, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyeleriyle başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini, Genelkurmay Başkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları ile Jandarma Genel Komutanını görevleriyle ilgili suçlardan dolayı yargılarken taşıdığı sıfattır (Any. m. 148). Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanını, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanını, Bakanlar Kurulu üyelerini, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Başkan ve üyelerini, Başsavcılarını, Cumhuriyet Başsavcıvekilini, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ve Sayıştay Başkan ve üyelerini görevleriyle ilgili suçlardan dolayı Yüce Divan sıfatıyla …

Devamını oku »

TBMM Seçimlerinin Yenilenmesi

Anayasa’da dört yılda bir gerçekleştirilmesi öngörülen seçimlerin, TBMM veya Cumhurbaşkanının kararıyla bu süre tamamlanmadan yapılması, yani erkene alınmasıdır. TBMM, istediği zaman ve gerekçeli olarak seçimlerin yenilenmesi kararı alabilir. Cumhurbaşkanının seçimleri yenileyebilmesi Anayasa’da belirtilen şartların gerçekleşmesine bağlıdır. Buna göre Cumhurbaşkanı; Yeni kurulan Bakanlar Kurulunun güvenoyu alamaması ve 45 gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamaması veya kurulduğu hâlde güvenoyu alamaması, TBMM’de yapılan gensoru görüşmeleri sırasında milletvekillerinin veya siyasi parti gruplarının verecekleri gerekçeli güvensizlik önergesi üzerine yapılan oylamada üye tamsayısının salt çoğunluğuyla Bakanlar Kurulunun düşürülmesi ve 45 gün içinde yeni Bakanlar Kurulu kurulamaması veya kurulduğu hâlde güvenoyu alamaması, Görevi devam ederken Başbakanın TBMM’den …

Devamını oku »

Kanun

Toplum için uyulması gereken nesnel, soyut, genel ve sürekli nitelikteki hukuk kurallarını içeren, etkileri yönünden objektif hukuk alanında yeni bir durum yaratan ya da var olan bir durumu düzenleyen veya ortadan kaldıran kural-işlemlerdir. TBMM tarafından Anayasa, İçtüzük ve teamüllere uygun olarak yapılır ve Cumhurbaşkanınca yayımlandıktan sonra yürürlüğe girer. Kanun Maddesi: Kanun, tüzük, yönetmelik ve benzeri metinlerde, birbirinden ayrı düzenlemeler ve hükümleri sistematik bir biçimde sıralayan ve ardışık numaralarla gösterilen temel bölümlerdir.  En az bir fıkra içermek zorunda olan madde; fıkra, bent, alt bent, cümle ve ibare gibi daha küçük birimlere ayrılır. Her madde ile bir konu düzenlenir. Madde kısa, öz …

Devamını oku »

Türkiye Büyük Millet Meclisi

İDARİ TEŞKİLAT 1. Kuruluş ve Gelişim Türkiye Büyük Millet Meclisi İdari Teşkilatı tarafından bugün yürütülmekte olan görevler, Büyük Millet Meclisinin açılış tarihi olan 23.04.1920’den Türkiye Büyük Millet Meclisi Dâhili Nizamnamesi’nin kabul edildiği 02.05.1927 tarihine kadar Meclis-i Mebusan Başkâtipliği tarafından yürütülmüş, bu tarihten itibaren ise Birimin adı Kâtib-i Umumi olarak değiştirilmiştir. 14.06.1934 tarihli ve 2512 sayılı Büyük Millet Meclisi Memurlarının Teşkilat ve Vazifeleri Hakkında Kanun’la bu kez Umumi Kâtiplik olarak düzenlenen Birim, 09.01.1950 tarihli ve 5509 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi Memurları Teşkilatı Hakkında Kanun’la, Genel Kâtiplik adı altında yeniden yapılandırılmıştır. 13.10.1983 tarihinde kabul edilen 2919 sayılı Türkiye Büyük Millet Meclisi …

Devamını oku »

Dava Hakkı

Bireyler arasında, özel hukuk tüzel kişileri arasında yada bunlarla devlet organları arsında ortaya çıkması muhtemel her türlü hukuki sorunun yetki ve bağımsız yargı mercileri tarafından görülmesi garantisi veren Anayasal bir haktır. Yasaların önceden öngördüğü usul ve esaslara uygun olmak koşuluyla her türlü konu dava konusu edilebilir. Hak arama yolları konusunda zamanında yaptıkları başvurulardan ve açtıkları davalardan sonra yurttaşlara ek külfet getirmek anayasada güvence altına alınan hak arama özgürlüğüne aykırıdır. Görevsiz bir merci yada mahkemeye dahi olsa başvuruda bulunan yurttaşın davası ve müracaatı ilgili merci, makam ve mahkemeye intikal ettirilerek çözümlenmeli ve karara bağlanmalıdır. Hukuk kültürünün yaygınlaşması ve hakkın teslimi bağlamında yerleşik uygulamaların oluşması dava hakkının doğru ve yerinde kullanımına bağlıdır.

Devamını oku »

Savunma Hakkı

Her birey adil yargılanma ve her türlü iddiaya karşı gerektiğinde vekil ile temsil edilmek suretiyle savunma hakkına sahiptir. Evrensel bir hak olan savunma hakkı adil yargılanma hakkından ayrı düşünülemez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Mahkemesinin yargılama yetkisi ile korunma şemsiyesi altına alınmış olan savunma hakkı temel bir insan hakkı olması yanında yaşayan bir sorundur. Hak arama özgürlüğünün bireyler tarafından sıkı sıkıya takip edilmesi bu hakkın ihlalindeki sorunları da azaltacaktır. Hak arama yolları konusunda yurttaşlara zamanında yapılmış başvurulardan sonra ek külfet getirmek anayasada güvence altına alınan hak arama özgürlüğüne aykırıdır.

Devamını oku »

Şikayet ve İhbar hakkı

Bir hakkın kullanılması olarak kabul edilen ihbar ve şikayet hakkı da Anayasal bir haktır.  Herkes kendisi veya kamu ile ilgili konularda yetkili makamlara şikayette bulunmak ve dava açmak hakkına sahiptir. Bu hakkın, hakkı doğuran nedenin koyduğu sınırlar içinde kullanılması, kötüye kullanılmaması zorunludur. İhbar ve şikayetin yetkili makamlara yapılmadan önce veya yapıldıktan sonra, hatta böyle bir başvuru olmaksızın dahi, durumun araştırılması, şüphelenildiğinin söylenmesi arasında fark yoktur. İhbar ve şikayet hakkı kullanılırken, belirli kimselere bir suç oluşturan belirli bir eylemin yüklenmesi gerekmektedir. Bu, şikayetin doğal sonucudur. Aksi halde yani suç oluşturan bir eylem yüklenmeden ihbar veya şikayet hakkının kullanılması olanaksızdır. Bu nedenle, ihbar ve şikayet hakkının kullanılması, bu hakkın sınırları aşılmadığı sürece hakaret suçu açısından bir hukuka uygunluk nedeni oluşturacaktır. Şikayet veya ihbar hakkının kullanılmasındaki ölçü, suç failinin; ihbar veya şikayetin konusunu oluşturan eylemin mağdur tarafından işlenmediğini bilip bilmemesidir. Mağdurun yüklenen eylemi işlemediğini bildiği kanıtlanmadıkça sınırın aşıldığı kabul edilemez. Failin, mağdurun yüklenen eylemi işlemediğini kesin olarak bildiği halde, suç işlediğinden bahisle yetkili merciye ihbar veya şikayette bulunması iftira suçunu, bu mercilerin dışında kalan kişilere duyurması ise hakaret suçunu teşkil edecektir. Şikayet ile ihbar arasındaki fark ise; şikayetçinin doğrudan mağdur yada ilgili olması ihbar edenin ise kamuya yada başkalarına ait bir durumu ilgili mercilere kendisi ile doğrudan ilgili olup olmamasına bakılmaksızın bildirmesidir.

Devamını oku »

İtiraz hakkı

İtiraz Hakkı, yasalar karşısında hakkının ihlal edildiğini düşünen her birey ve tüzel kişinin hukuki yollara başvurmadan önce idari birimlere yapacağı başvurulardır. Hukuki yola başvurmadan önce gerek devlet organlarına ve gerekse hukuki muhataplarına yapacakları itiraz ile yanlış görülen iş ve işlemin düzeltilmesini talep hakkı kullanılır. İtiraz hakkından genel olarak devlet organlarının yaptığı işlemlere karşı itiraz anlaşılsa da her türlü işe ve işleme karşı itiraz mümkündür. Örneğin;  idari para cezasına itiraz, her türlü idari iş ve işleme karşı itiraz, faturaya itiraz, ödeme emrine itiraz, ihtarnameye itiraz vb. İtiraz hakkının kullanılmasında en önemli husus yasalarca önceden öngörülmüş olan sürelere dikkat edilmesidir.

Devamını oku »

Aydınlanma

1. Aydınlanmak işi veya durumu: “Bakmakla yetinmenin gerçek ilerlemeye yani içteki aydınlanmaya engel teşkil ettiğini bir kavrayabilsek!” –İ. Özel. 2. mec. Bir sorun üzerine gereği kadar bilgi edinme, tenevvür. 3. fiz. Bir yüzeyin, karşısına konulan eşit ışık kaynaklarının sayısı ile orantılı olarak aydınlık görünmesi. 4. İnsanın geleneksel görüşler, yetkeler, bağlılıklar, tasarım ve ön yargılardan kendini aklıyla kurtarıp yalnızca usuna dayanarak yaşamı kavramaya ve düzenlemeye çalışmasıdır. Aydınlanma inanmak değil bilmek ister; sorup soruşturmadan, körü körüne bir şeyi doğru saymaz. Kant aydınlanmayı “İnsanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmayış durumundan çıkması” diye tanımlar. 5. XVII. yüzyıldan beri Batı düşüncesinde ağır basan, kilisenin doğaüstü gerçeklik anlayışı ile …

Devamını oku »