Ana Sayfa / Hukuk tarihi (sayfa 6)

Hukuk tarihi

Bülent Tanör

Prof. Dr. Bülent Tanör, 3 Eylül 1940 tarihinde İstanbul Beylerbeyinde doğmuştur. Galatasaray Lisesini 1959 yılında bitirdikten sonra  ve hukuk fakültesini kazanmış, 1959-1963 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini okuyarak başarıyla bitirmiş, 1964 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anayasa Hukuku Kürsüsüne asistan olarak atanarak akademik kariyere başlamıştır. Bülent Tanör, 1969 yılında “Siyasî Düşünce Hürriyeti ve 1961 Türk Anayasası” başlıklı doktora teziyle Anayasa Hukuku Doktoru olmuş, ancak 2 yıl sonra 12 mart Muhtırası ile birlikte 1971 yılında üniversiteden uzaklaştırılmış, 1973 yılında Prof. Dr. Öget Öktem Tanör ile ile evlenmiş, Fransa’ya giderek 1973-1974 yıllarında Cenevre Üniversitesinde dersler vermiştir. Asistan iken okuldan atılan Tanör ile eşi Cenevre’ye gitmiş, 1 yıl kaldıktan sonra …

Devamını oku »

Muhamat Kanunu 

Muhamat Kanunu ile, Avukatların meslek örgütü niteliğindeki Baro ilk kez 1924 yılında kurulmuştur. Ancak anılan kanunun kabulü ve baroların kurulmasından önce de avukatlar “Dava Vekilleri Cemiyeti” adı altında örgütlenmişlerdir. Muhamat Kanunu, Kanun No: 460, Kabul Tarihi : 3 Nisan 1340 (1924) Madde 1 — Bilûmum mesaili hukukiyede eshabı müracaata şifahi veya tahriri itayı rey ve müsted’ayat ve levayih ve her nevi evrakı tanzim ve ahkemeler ve hakemler ve bilcümle daire ve meclisler huzurunda eşhası hakikiye ve hükmiyeye alt hukuku bilvekâle takip ve dâva ve müdafaa etmeği meslek ittihaz edenlere mahami denir. Madde 2 — Mahami olabilmek için:  1— Türkiyeli olmak, 2— Cinayet veya muhilli namus ve haysiyet bir cünha ile mahkûm veya sui şöhretle maruf ve müştehir olmamış bulunmak, 3— Türkiye Darülfünunu Hukuk Medresesinden mezun olmak veyahut ecnebi bir hukuk medresesinden mezuniyet rüusunu …

Devamını oku »

Hıfzı Veldet Velidedeoğlu

Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, 24 Ağustos 1904 tarihinde İstanbul’da doğmuş ve 24 Şubat 1992 tarihinde yine İstanbul’da vefat etmiştir. Büyük hukukçu ve Cumhuriyet aydını Velidedeoğlu, ilk ve orta öğrenimini Çorum ve Yozgat şehirlerinde tamamlamış, lise eğitimine Ankara ve Konya’da devam etmiş, 1924 yılında Trabzon Lisesinden ve 1928 yılında Ankara Üniversitesi Adliye Hukuk Mektebi‘nden (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi) mezun olmuştur. Ankara’da lise eğitimi aldığı sırada TBMM’de memur olarak çalışmaya başlamış ve bu görevi aralıklarla 1929 yılına kadar kadar sürdürmüş, ilk mecliste katip olarak görev yapmıştır. Mezuniyetin artından Adalet Bakanlığı tarafından açılan sınavı kazanarak hukuk doktorası yapmak üzere devlet bursu ile İsviçre’ye gönderilmiş, İsviçre’de Nuechatel Hukuk Fakültesi’nde doktora sınavını vererek …

Devamını oku »

Burhan Apaydın

Avukat Burhan Apaydın, 1924 yılında doğmuştur. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ni kazanan ve bu okuldan mezun olan Apaydın, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Teşkilatı Esasiye(Anayasa Hukuku) Hukuku Kürsüsü Asistanlığına atanmış bir süre burada görev yaptıktan sonra,1948 yılında İstanbul Barosuna bağlı olarak Serbest Avukatlık yapmaya başlamıştır. Türk Hukuk Tarihinde adı ile önemli yer tutan hukukçularından biri olan Avukat Burhan Apaydın’ın babası cumhuriyet tarihinin ilk faili meçhul cinayetinin kurbanı olan Ağır Ceza Reisi Ali Rıza Bey’dir.  Apaydın’ın kardeşi  ise Türkiye’de ünlü avukat olan sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanmış olan Avukat Orhan Adli Apaydın’dır. Yassıada Yargılamaları ve Burhan Apaydın Avukat Burhan Apaydın, İstanbul Barosu yönetim kurulunun almış olduğu …

Devamını oku »

Cadı Kazanı

1692 yılında ABD’nin Salem kentinde cadılıkla suçlanan bir grup insan, mahkeme kararıyla idam edilir. Cadı Kazanı, zulmün ve şiddetin doruğa çıktığı bu dönemi anlatır. Anlatılanlar, özgür düşünceye yaşama hakkı tanımayan birtakım bağnaz Hıristiyanın, dini inançları kullanarak, toplumsal düzeni ve hukuku ele geçirmelerinin ibret dolu hikayesidir. Cadı Kazanı’nın yazarı olan ve 1915-2005 yılları arasında yaşayan Arthur Miller, insanlık tarihinin gördüğü bu en korkunç ve unutulmaz olayı sahneye taşıyarak, 1950’lerin ABD’sinde, çok sayıda sanatçı ve entellektüelin yaşamlarını karartan McCarthy dönemine kalıcı ve çarpıcı bir eleştiri yöneltmek istemiş ve 1952’de Cadı Kazanı isimli bu oyunu yazmıştır. Kitap ve kitaptan uyarlanan tiyatro oyunları Amerika …

Devamını oku »

Socrates Scholasticus/Konstantinopolisli Socrates

Socrates Scholasticus/Konstantinopolisli Socrates, tahminen 380-440 yılları arasında yaşamış ünlü bir tarihçi, hukukçu ve bilgindir. Yaklaşık olarak 380 yılında Konstantinopolis’te  doğmuştur. Ölüm tarihi tam olarak bilinmemektedir ancak 440 yılında ölmüş olabileceği varsayılmaktadır.  En önemli eseri Historia Ecclesiastica “Kilise Tarihi” isimli kitaptır. İstanbul’da hukukçu ve din bilgini olan Socrates, Kilise Ta rihi isimli eserinde Kayseri’li Eusebius’tan görevi devralıp 305’ten 439’a kadar geçen dini olayları anlatmaktadır. Eserlerinden, kiliseye ait olduğu ve ruhban sınıfından olduğu anlaşılmaktadır. Historia ecclesiastica (“Ecclesiastical History”), 305’den 439’a kadar olan Hıristiyanlık tarihi için vazgeçilmez bir bilgi kaynağıdır. Kitap daha sonra lerinden alıntılar ile ortaçağ Latin kilisesinin bilgisinin önemli bir bölümünü sağlamıştır. Socrates, kilise öyküsü yazan ilk tanınmış bilgindir. Socrates Scholasticus/Konstantinopolisli Socrates, M.Ö. 470-399 yılları …

Devamını oku »

Senatus Consultum Velleianum

Senatus Consultum Velleianum asırlar boyunca kadim Avrupa’nın hukukçuları tarafından en sık zikredilen Roma Hukuku metinlerinden biri olmuştur. Senatoya Marcus Silanus ve Velleius Tutor adlı iki consul tarafından teklif edilen bu metin başkası lehine kefil olmasını (intercedere pro alio) yasaklayarak kadının malvarlığını korumayı amaçlamaktaydı. Roma döneminde aile kurumu ele alındığında günümüzde bilinen çekirdek aile yapılanmasından çok daha farklı türde bir aile yapısı bulunduğu görülmektedir. Roma’da aile, babaerkil ve çok geniş bir yapıdadır. O dönemde birçok tolumda olduğu gibi Roma’da da aile, geniş bir yapıdır ve bu ailenin içine anne, baba, çocukların yanında büyük baba, büyük anne, amcalar, halalar, dayılar, teyzeler, onların …

Devamını oku »

Fehmi Kerem Bilgin

Dr.Fehmi Kerem Bilgin, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinde lisans eğitimini tamamladıktan sonra, Université Panthéon-Assas (Paris II)’ta yüksek lisans eğitimini tamamlamıştır. Ardından İstanbul Üniversitesinde doktora eğitimini tamamlamıştır. Bilgin, İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde araştırma görevlisi olarak başladığı akademik görevine daha sonra Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesinde yardımcı doçent kadrosuna atanmasıyla devam etmiştir. Halen Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tam zamanlı öğretim üyesi olarak çalışmaktadır. Fehmi Kerem Bilgin, hukuk tarihi, hukuk felsefesi, felsefe tarihi ve hukuku kültürü alanındaki çalışmaları ile bilinmekte, görev yaptığı fakültelerde öğrencilerini bu alanlarla ilgilenmeye teşvik etmektedir. Hukuk Tarihi ismi ile yürüttüğü bilgilendirici çalışmaları ilgi görmektedir. Fehmi Kerem Bilgin, birçok bilimsel toplantı, …

Devamını oku »

Sayıştay

Osmanlı İmparatorluğunda 19. yüzyılda başlayan yenileşme hareketleri çerçevesinde mali istikrarın sağlanması, gelirlerin ve giderlerin kontrol altına alınarak güçlü bir kamu maliyesinin tesisi ve sürdürülmesi yönünde önemli adımlar atılmaya başlanmış ve bu çabaların bir sonucu olarak Sayıştay, 29 Mayıs 1862 tarihinde Sultan Abdülaziz’in İrade-i Seniyyesi ile  Divan-ı Ali-i Muhasebat adıyla kurulmuştur. 1876 Anayasası’nda yer alarak anayasal bir kuruluş haline gelen Sayıştay, Hazineye tabi kurumların gelir ve giderleri ile muhasebe kayıtlarının ve diğer işlemlerinin yıllık olarak denetlenmesi ve giderlerin harcamadan önce vize edilmesi işlerini yerine getirmeye başlamıştır. Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulmasıyla, 1920-1923 döneminde Sayıştayca yürütülen bazı görevler TBMM üyeleri arasından seçilen bütçe …

Devamını oku »

Avrupa Birliği Sayıştayı

Avrupa Birliği Sayıştayı, Birliğin tüm gelir ve giderlerini inceler, işlemlerinin hukuka ve usule uygunluğunu temin eder. Sayıştay denetimi, gelir ve giderlerin hukuka uygunluğu ile düzenliliğini ve iyi bir mali idareyi sağlamaya yöneliktir. Avrupa Birliği Sayıştayı, (The European Court of Auditors) AB mali kaynaklarının gereğince yönetilip yönetilmediğini kontrol eden kurumdur. Avrupa Birliği Sayıştayı, 22 Temmuz 1975 Brüksel Antlaşması ile kurulmuştur ve merkezi Lüksemburg’da bulunmaktadır. 1977 Haziranında faaliyete geçmiştir. Sayıştay’ın görevi, Birlik vatandaşlarının toplanan fonlardan en yüksek derecede yararlanması amacıyla AB mali kaynaklarının gereğince yönetildiğini kontrol etmektir. Sayıştay, AB fonlarını idare eden herhangi bir kişi ya da kuruluşu denetleme hakkına sahiptir. Sayıştay’ın ana rolü AB bütçesinin doğru …

Devamını oku »

Sulhi Dönmezer

Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer 10 Şubat 1918 tarihinde İstanbul’da doğmuş, 1934 yılında İstanbul Erkek Lisesini ve 1938 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiştir. Dönmezer, 1938 yılında Hukuk Fakültesinde Ceza Hukuku asistanlığına başlamış, 1942 yılında doktorasını ve doçentlik sınavını vererek İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ceza Hukuku kürsüsüne doçent olarak atanmıştır. 1946-1948 yıllarında Amerika Illinois Üniversitesi’nde araştırmacı misafir öğretim üyesi olarak çalışan Sulhi Dönmezer, 1949 yılında Profesör olmuştur. Dönmezer, 1953 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı’na seçilmiş, 1957 yılında ise Ordinaryüs Profesörlüğe terfi etmiştir. Ord. Prof. Dr. Sulhi Dönmezer, 1943 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kriminoloji Enstitüsü’nün kurulması çalışmalarına katılmış, 1955-1985 yılları …

Devamını oku »

Nihal Erdener Uluocak

Prof. Dr. Nihal Erdener Uluocak, Modern Türkiye’nin ilk kadın hukukçularından ve kadın profesörlerindendir. Babası Atatürk’ün ordu kumandanlarından olan Uluocak 30.06.1924 tarihinde İstanbul, Şehzadebaşı’nda doğmuştur. İlk çocukluk yılları annesi, babası, teyzesi ve ağabeyi Orhan Erdener ile birlikte geçmiş, çocukluk yaşlarında Kınalıada’da yaşamış, babasının görevi nedeniyle ilkokulu Ankara Yenişehir’de okumuştur. Ailesi tarafından bir Fransız okuluna yazdırılan Uluocak daha sonra Notre Dame De Sion’a kaydını yaptırmış, dört yıl orta okul, üç yıl lise okuduktan sonra 1944 yılında bu okuldan mezun olmuştur. Fransızca, İngilizce ve Latince bilen Prof. Dr. Nihal Erdener Uluocak lise eğitiminden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne başlamış, hukuk fakültesini 4 yılda bitirdikten …

Devamını oku »

Celse Açılıyor (The Paradine Case)

The Paradine Case, Zevk Bahçesi, Yokuş Aşağı, Şampanya, Juno ve Paycock, Murder!, Düzenbaz, 17 Numara, Sabotaj, Bay ve Bayan Smith, Aşktan da Üstün, Sahne Korkusu, Cinayet Var, Arka Pencere, Ölüm Korkusu, Gizli Teşkilat, Sapık, Kuşlar ve Aile Oyunu gibi filmlerin de yönetmeni olan efsane isim Alfred Hitchcock tarafından sinemaya kazandırılmıştır. David O. Selznick ve Ben Hecht tarafından Robert S. Hichens’in romanından uyarlanarak sinemaya aktarılan filmin başrollerinde Gregory Peck ve Ann Todd vardır. Kült oyuncu Alida Valli’nin ilk Hollywood işi olarak bilinse de esasen Hitchcock imzalı bir eserdir. The Paradine Case, kör kocasını öldürmekle suçlanan Anna Paradine adlı bir kadının etrafında şekillenmiştir. Celse …

Devamını oku »

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 03.07.1992 tarihli ve 3837 sayılı Kanunun 3’üncü maddesi uyarınca 1992 yılında kurulmuş ve 1994 yılında 45 öğrenci alarak eğitim ve öğretimine başlamıştır. Mezunlar avukatlık, hakimlik, savcılık gibi temel mesleki alanlarda hizmet verdikleri gibi kaymakamlık, kamu kurumlarında uzmanlık, müfettişlik, müşavirlik ve üniversitelerde öğretim elemanlığı gibi çeşitli alanlarda istihdam edilmektedir. Gazi Hukuk, hukuk devrimi yapan Gazi Mustafa Kemal Ataürk’ün adını taşımaktadır. Fakülte, insani  değerlere saygı duyan, araştırıcı, sorgulayıcı ve çözümleyici düşünebilen, özgür ve bilimsel düşünme gücüne sahip, değişen dünya koşullarında topluma liderlik yapabilen, bilgiye ulaşarak, bilgiyi üreterek ve paylaşarak adaletin sağlanması sürecine katkıda bulunan hukukçular yetiştirmeyi amaçladığını ilan etmektedir. Fakülte, …

Devamını oku »

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Cumhuriyetin ilk hukuk okulu olarak 1925 yılında “Ankara Adliye Hukuk Mektebi” olarak kurulmuş, 1946 yılından sonra ise Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi adıyla eğitime devam etmiştir. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinin temelleri Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt’un girişimiyle kurulan ve 5 Kasım 1925 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk tarafından açılmış olan ”Ankara Adliye Hukuk Mektebi” ile atılmıştır. 1925 yılında Ankara’da bir hukuk okulu kurma fikri Adalet Bakanı Mahmut Esat Bey’in girişimi ile gerçekleştirilmiş, 1925 yılı Bütçe Kanunu tasarısına, yargıç azlığı gerekçesi ile bir yatılı hukuk okulu açılması için ödenek koyulmuş, 23 Şubat 1925 günü Bütçe Kanunu Meclis Genel Kurulunda, uzun tartışmalardan sonra Hukuk Mektebinin açılması …

Devamını oku »

Yargıtay Tarihçesi

6 Mart 1868 tarihinde “Divan-ı Ahkâm-ı Adliye” adıyla kurulan YARGITAY, 18.06.1879 tarihli Nizamı Mahkemeler Kuruluş Kanunu ile “Mahkeme-i Temyiz” adını almış, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetince Sivas’ta kurulan yüksek mahkemeye “Muvakkat Temyiz Heyeti” denilmiş, Sivas’taki bu mahkemenin kaldırılıp Eskişehir’e nakli ile “Temyiz Mahkemesi”, 20.04.1340 (1924) tarih ve 491 sayılı Teşkilatı Esasiye Kanununun adı 10.01.1945 gün ve 4695 sayılı Kanun ile “Anayasa” olurken, temyiz mahkemesinin adı da “YARGITAY” olmuştur. Adli yargı mercilerince verilen karar ve hükümleri temyiz yolu ile inceleyen son merci olan Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, Yargıtay’ın temelini oluşturmuştur. Osmanlı döneminin yargı sürecinde, 19. Yüzyıla kadar yüksek mahkemeye rastlanmıyor. Adliye mahkemelerince …

Devamını oku »

Cesare Beccaria Bonesana

Aydınlanma Çağı Düşünürü Cesare Beccaria Bonesana 15 Mart 1738 tarihinde Milano’da doğmuş 28 Kasım 1794 tarihinde Floransa’da ölmüştür. İtalyan hukukçu, filozof, ekonomist ve edebiyatçı olan Beccaria’nın “Suçlar ve Cezalar Hakkında” adlı (Dei delitti e delle pene) isimli eseri hukuk tarihi ve felsefesinde önemli yer tutmuştur. Beccaria, 1747-1755 yılları arasında sekiz sene dini eğitim gördükten sonra 20 yaşındayken hukuk doktorası eğitimini tamamlamıştır. Beccaria genelde hukuk sorunlarıyla ilgilenmiş, 1770 yılından itibaren Avusturya egemenliğinde bulunan Milan Yönetiminde üst düzey görevli memur olmuş ve ölünceye kadar bu görevini sürdürmüştür. Suçlar ve Cezalar Hakkında Beccaria, Suçlar ve Cezalar Hakkında ismi ile yayınlanan ve Türkçe’ye de tercüme edilen …

Devamını oku »

Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi

4 Temmuz 1776 tarihli Kongre’de Amerika Birleşik Devletleri’nin oybirliğiyle kabul ettiği Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi İnsanı ilgilendiren olayların akışı içinde, bir halkın kendini bir başka halka bağlayan siyasal bağları koparmak ve doğa kanunlarının ve Tanrı’nın ona dünya güçleri arasında bağışladığı ayrı ve eşit yeri almak gereğini duyduğu zaman, insanlığın fikirlerine duyduğu yerinde saygı, o halkı bu ayrılmaya zorlayan nedenleri açıklamakla yükümlü kılar.   Tüm insanların eşit yaratıldığını, Yaradanları tarafından kendilerine devredilemez hakların verildiğini ve bu hakların Yaşam, Özgürlük ve Mutluluğa Erişme haklarının bulunduğu gerçeklerinin apaçık ortada olduğunu kabul ediyoruz. Bu hakları güvence altına almak amacıyla insanlar arasında adil güçlerini, yönetilenlerin onayından alan …

Devamını oku »

Romalıların Yükselişi ve Çöküşü

Romalıların Yükselişi ve Çöküşü 1734 yılında Montesquieu tarafından yazılmıştır.   Montesquieu’ya göre Roma, yükselişini önce kralların kişisel değerlerine sonra da imparatorluğun ve cumhuriyetin erdemlerine borçludur. Bu değerler, disiplin, kanunlara saygı, yurdunu sevme, eşitlik duygusu, senatonun ölçülü davranması ve sözünü geçirmeyi bilmektir. Roma’nın çöküşü de imparatorluğun gelişigüzel bir şekilde büyümesinin, uzak ülkelerde yapılan savaşların, imparatorluğun savunmasında barbarlara güvenilmesinin ve törenlerin bozulmasının bir sonucudur. Montesquieu’nun kitabı yazdığı dönemin koşulları göz önünde bulundurulduğunda, aydınlanma düşüncesinin sahip olduğu genellemeci ve yer yer ortaya çıkan indirgemeci yaklaşımlar ön plandaydı. Montesquieu’nun diğer kitaplarında olduğu gibi Romalıların Yükselişi ve Çöküşü isimli eserinde de Türkler ve doğu toplumlarıyla ilgili değerlendirmelerinde …

Devamını oku »

İran Mektupları

Montesquie İran Mektupları isimli ilk önemli eserini 721 yılında Amsterdam’da sansürden kaçabilmek için isimsiz yayınlamış ve kitap yayımlandığı anda büyük başarı elde etmiştir. 1689-1755 yılları arasında yaşamış ünlü Fransız hukukçu, siyaset felsefeci ve yazar Charles Louis de Secondat, Baron de la Bréde et de Montesquie veya daha bilinen ismiyle Montesquie, XVIII. yüzyıl Aydınlanma Çağı’nın en önemli temsilcilerindendir. Pozitivist düşüncenin gelişmeye başladığı, akılcılıktan deneyciliğe geçilen bir yüzyılda eserler veren Montesquie aynı zamanda sosyoloji biliminin de öncüsü sayılır. Kanunların Ruhu isimli eseri başta olmak üzere siyaset kuramına büyük katkılar yapmış ve iklim teorisiyle bu alana antropolojik bir soluk getirmiş olan Montesquie‘nun yazmış olduğu İran Mektupları, dünyayı keşfetme …

Devamını oku »

10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü

Temel hak ve özgürlükler alanındaki belgelerin anayasası olarak nitelendirilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin imzalandığı 10 Aralık günü dünya genelinde insan haklarının korunması ve güvence altına alınması hususunda insanların bilgilendirilmesi, insan hakları bilincinin yaygınlaştırılması amacıyla Evrensel Bildirgenin kabul edilişinin yıl dönümünde, 1950’den itibaren bütün dünyada İnsan Hakları Günü olarak kutlanmaktadır. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonu 1946 yılında insan haklarının geliştirilmesi amacıyla oluşturulmuştur. Çağdaş insan hakları anlayışını kuracak ve tüm üye devletler ortak standartları içeren üst norma duyulan ihtiyacı gidermek üzere bir metin ihtiyacı ortaya çıkmış ve Komisyon, öncelikli çalışma konusu olarak uluslararası bir belgenin hazırlanmasını kararlaştırmıştır. …

Devamını oku »

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER PEKİN DEKLARASYONU (Dünya Kadın Konferansı)

Kadın ve erkeklerin eşit haklarına ve doğuştan değerli olduklarına ve Birleşmiş Milletler Kuruluş Yasası’nda kabul edilen diğer karar ve ilkelere, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne ve diğer uluslararası İnsan Hakları Belgeleri’ne, özellikle Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ne ve Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne, Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması

Devamını oku »

Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme

28 Temmuz 1951 BAŞLANGIÇ Yüksek İmzacı Taraflar, Birleşmiş Milletler Antlaşması ve 10 Aralık 1948’de Genel Kurul’ca kabul olunan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin, insanların ana hürriyetlerden ve insan haklarından, fark gözetmeksizin faydalanmaları ilkesini teyit ettiğini dikkate alarak, Birleşmiş Milletler’in, birçok defa, mültecilere karşı derin ilgisini ortaya koyduğunu ve mültecilerin temel hürriyetleri ile insan haklarını mümkün olduğu kadar kapsamlı bir şekilde kullanmalarını sağlamaya çaba gösterdiğini dikkate alarak, Mültecilerin hukuki durumuna ilişkin daha önce imzalanan milletlerarası antlaşmaların tekrar gözden geçirilmesi ve bir araya getirilmesinin, bu antlaşmaların alanının ve bunların mülteciler için sağladığı himayenin yeni bir antlaşma yoluyla genişletilmesinin arzu edilir olduğunu dikkate alarak, Sığınma hakkını …

Devamını oku »

Din veya İnanca Dayalı Her Türlü Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılığın Kaldırılması Bildirgesi

Din veya İnanca Dayalı Her Türlü Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılığın Kaldırılması Bildirgesi, 25 Kasım 1981 tarihinde Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilmiştir. Din veya İnanca Dayalı Her Türlü Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılığın Kaldırılması Bildirgesi  Genel Kurul; Tüm insanların niteliğinde bulunan onur ve eşitliğin Birleşmiş Milletler Antlaşmasının temel ilkesinden biri olduğunu ve tüm Üye Devletlerin Örgütle işbirliği içinde ırk, cinsiyet, dil ve din ayrımı gözetmeksizin herkes için insan hakları ve temel özgürlüklerin evrensel olarak saygı görüp gözetilmesini geliştirip özendirmek üzere birlikte ve ayrı ayrı eylemde bulunmaya söz verdiklerini göz önünde bulundurarak, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin ve İnsan Hakları Uluslararası Sözleşmelerinin yasa önünde ayrım gözetilmemesi ve …

Devamını oku »

111 Sayılı ILO İş ve Meslek Yönünden Ayrım Hakkında Sözleşme

111 Sayılı ILO İş ve Meslek Yönünden Ayrım Hakkında Sözleşme 25 Haziran 1958 tarihinde imzalanmıştır. 111 Sayılı ILO İş ve Meslek Yönünden Ayrım Hakkında Sözleşme Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından toplantıya çağrılarak 4 Haziran 1958’de Cenevre’de 42 inci toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı,  toplantı gündeminin dördüncü maddesini teşkil eden,  iş ve meslek alanında ayırım ile ilgili çeşitli tekliflerin kabulünü ve  bu tekliflerin bir milletlerarası sözleşme şeklini almasına, karar verecek,  ve Philadelphia beyannamesinin; ırk, inanç ve cinsiyetleri ne olursa olsun, bütün insanların, hürriyet, şeref, ekonomik, güvenlik ve eşit imkan şartları içinde kendi maddi refah ve manevi gelişmelerini gözetme haklarını teyit ettiğini ve Ayırımın  İnsan Hakları Evrensel …

Devamını oku »

100 Sayılı Eşit Değerde Eşit İş İçin Erkek ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği Hakkında ILO Sözleşmesi

100 Sayılı Eşit Değerde Eşit İş İçin Erkek ve Kadın İşçiler Arasında Ücret Eşitliği Hakkında ILO Sözleşmesi, 29 Haziran 1951 tarihinde imzalanmıştır. Milletlerarası Çalışma Bürosu Yönetim Kurulu tarafından Cenevre’de toplantıya davet edilerek orada 6 Haziran 1951 tarihinde otuz dördüncü toplantısını yapan Milletlerarası Çalışma Teşkilatı Genel Konferansı; Toplantı gündeminin yedinci maddesini teşkil eden, eşit değerde iş için erkek ve kadın işçiler arasında ücret eşitliği prensibi ile ilgili çeşitli tekliflerin kabulüne; Bu tekliflerin bir milletlerarası Sözleşme şeklini almasına karar verdikten sonra, Bindokuzyüzellibir yılı Haziran ayının işbu yirmi dokuzuncu günü, eşit ücrete dair 1951 Sözleşmesi adını taşıyacak olan aşağıdaki Sözleşmeyi kabul eder. Madde …

Devamını oku »

Çocuk Hakları Beyannamesi

Cenevre Çocuk Hakları Beyannamesi, diğer adıyla Çocuk Hakları Bildirgesi 1924 yılında Milletlerarası Çocuklara Yardım Birliği tarafından yayınlanmıştır. Cenevre Çocuk Hakları Bildirgesi, uluslararası alanda çocukların korunmasına yönelik yapılan ilk sözleşmedir. Cenevre Bildirgesi’nde; çocukların doğal biçimde gelişmesine olanak sağlanması, aç çocukların beslenmesi, hasta çocukların tedavi edilmesi, terk edilmiş çocukların korunması, felaket anında yardımın öncelikle çocuğa yapılması, çocukların her türlü istismara karşı korunması ve kardeşlik duyguları içinde eğitilmeleri gerektiği belirtilmiştir. Bu kongreler Balkan ülkeleri ile sınırlı olmasına karşın bu alanda gerçekleştirilen evrensel çalışmalara öncülük etmişlerdir. 1924 yılında Milletler Cemiyeti çocuk haklarına ilişkin beş maddeyi yayınlamış ve bildirge, 1928 yılında Atatürk tarafından imzalanmıştır. Daha sonra Balkan ülkelerinin çocukları koruma kuruluşlarının işbirliği sonunda 5-9 Nisan 1936 tarihinde Türkiye’nin …

Devamını oku »

Adli Tıp Uzmanları Derneği (ATUD)

Adli Tıp Uzmanları Derneği (ATUD) 1992 yılında İstanbul’da “adli tıp uzmanları ve asistanları arasında sosyal ve bilimsel dayanışmayı sağlamak, hak ve menfaatlerini korumak, adli tıp alanındaki ulusal ve uluslararası bilimsel çalışına ve araştırmaları izlemek, adli tıp biliminde yüksek bir standart oluşturmak, bu alandaki araştırına ve çalışmaları teşvik etmek, konuyla ilgili bilim adamları arasında bilgi ve görgü alışverişini organize etmek, adli tıp biliminin geliştirilmesi ile ilgili konularda finans desteği sağlamak, bu amaçla her türlü teknolojik donanıma destek vermek, tesis oluşturmak, adli tıpla ilgili konularda adli makamlara yardımcı olmak, kamuoyunu aydınlatmak” amacıyla kurulmuş bir uzmanlık derneğidir. ATUD, TTB tarafından 1993 yılında oluşturulan Tıpta …

Devamını oku »

Sıddık Sami Onar

Sıddık Sami Onar, modern Türk idare hukukunun kurucusu ve İstanbul Üniversitesi’nin seçimle gelen ilk rektörüdür. 1492’de İspanya’dan kaçıp Osmanlı İmparatorluğunda Selanik şehrine sığınan bir aileden gelen Sıddık Sami Onar, 11 Kasım 1897 tarihinde doğmuş ve 9 Ağustos 1972 tarihinde vefat etmiştir. Akademik özgürlükten yana görüşleri Türkiye’de ilkleri gerçekleştirmesine neden olmuş ve yaşamı boyunca üniversitede yönetim özerkliğini savunmuştur. İstanbul’da doğan Onar; Vefa Sultanisini ve İstanbul Hukuk Mektebini bitirmiş, Paris Üniversitesi Hukuk Fakültesinde bir süre öğrenim görmüştür. İstanbul Ticaret Mahkemesinde yargıçlık görevinde bulunmuş, Mülkiye Mektebi ile Galatasaray Lisesinde öğretmenlik yapmıştır. Akademik kariyerine üniversitede devam eden Onar, 1933 yılındaki üniversite reformu sonrasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘nde idare hukuku profesörü olmuş, 1934 yılında …

Devamını oku »

NATO/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü Antlaşma Metni

NATO’nun (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) temelini oluşturan antlaşma metni 12 ülkenin katılımıyla, 4 Nisan 1949’da Washington DC’de imzalanmıştır. 14 maddelik antlaşma metni, örgütün müdahale alanları ve sınırlarını belirlemektedir. Yunanistan ve Türkiye’nin katılımı üzerine Kuzey Atlantik Antlaşması Protokolü’nün 2. Maddesi doğrultusunda metin değiştirilmiştir. 16 Ocak 1963 tarihinde Konsey, Fransa’nın Cezayir Bölgesi söz konusu olduğunda, bu Antlaşmanın ilgili hükümlerinin 3 Temmuz 1962 tarihinden itibaren uygulanamaz hale geldiğini kaydetmiştir. Antlaşma, bütün imzacı devletlerin onaylan verildikten sonra 24 Ağustos 1949’da yürürlüğe girmiştir. NATO/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü Antlaşma Metni Bu Antlaşmanın Tarafları, Birleşmiş Milletler Yasası’nın amaçlan ve ilkelerine olan inançlarını ve bütün halklar ve bütün hükumetlerle barış içinde bir arada yaşama arzularını teyit ederler. Demokrasi, …

Devamını oku »

İoanna Kuçuradi

Türkiye Felsefe Kurumu‘nun başkanıdır.  4 Ekim 1936’da İstanbul’da doğdu. Kuçuradi, İlköğrenimini İstanbul Merkez Rum Ortaokulu’nda, ortaöğrenimini ise Zapyon Rum Kız Lisesi’nde yaptı. 1954’te girdiği İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümünden 1959 yılında mezun oldu. Aynı yıl Takiyettin Mengüşoğlu’nun asistanı olarak bu bölümde göreve başladı. 1954’te Zapyon Kız Lisesi’ni, 1959’da İstanbul Üniversitesi Felsefe Bölümü’nü bitirdi. 1965’te hazırladığı “Schopenhauer ve Nietzsche’de İnsan Problemi” adlı çalışma ile doktorasını tamamladı. 1965-1968 arasında Erzurum Atatürk Üniversitesi’nde görev yaptı. 1970’te “İnsan Felsefesi Bakımından Değer Problemi” adlı teziyle doçent; 1978’de ise “Aristoteles’in Ousia’sı ve Substans Kavramı” adlı çalışmasıyla profesör oldu. 1965-68 yıllarında Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Felsefe ve Latince …

Devamını oku »

Belle(2013)

“Cennet yıkılsa bile adalet yerini bulsun” Belle (Dido Elizabeth Belle), Migan Sagay’ın yazdığı, Amma Asante’nin yönetmenliğini üstlendiği, kadrosunda: Dido Elizabeth Belle Lindsay rolüyle Gugu Mbatha-Raw, Young (Genç) Dido rolüyle Lauren Julien-Box, Captain (Kaptan) Sir John Lindsay rolüyle Matthew Goode, Elizabeth Murray rolüyle Sarah Gadon, Young (Genç) Elizabeth rolüyle Cara Jenkins, Lord Mansfield rolüyle Tom Wilkinson, Lady Mansfield rolüyle Emily Watson, Reverand (Rahip) Davinier rolüyle Rupert Wickham, John Davinier rolüyle Sam Reid, Lady Mary Murray rolüyle Penelope Wilton, Lord Ashford rolüyle Alex Jennings, Lady Ashford rolüyle Miranda Richardson, James Ashford rolüyle Tom Felton, Oliver Ashford rolüyle James Norton, Mr. Vaughan rolüyle James Northcote, Harry rolüyle Alan McKenna, Mabel rolüyle Bethan Mary-James ve Lord Mayor rolüyle Andrew Woodall, Maid, Ashford House (Ashford Evinin Hizmetçisi) rolüyle Alana Ramsey’in …

Devamını oku »

Tayfun AKGÜNER

Prof. Dr. Tayfun Akgüner, 15 Ekim 1945’te İstanbul’da doğmuştur. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi‘ni bitiren Akgüner, 23 Şubat 1973 ile 1 Temmuz 1975 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi İdare Hukuku Kürsüsü Asistanı olarak çalışmış, 31 Ekim 1975’e kadar askerliğini yapmış, 31 Kasım 1975’te aynı bölümde tekrar asistan olarak çalışmaya devam etmştir. 13 Mayıs 1982’de yardımcı doçent ünvanını alan Akgüner, 6 Ekim 1982 ile 7 Haziran 1984 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yardımcı doçentlik yapmış, 7 Haziran 1984’te aynı bölümde doçent unvanını almıştır. Tayfun Akgüner, 15 Eylül 1988’de İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksek Okulu’nda profesör olmuştur. Akgüner, 17 Ağustos 1992 …

Devamını oku »

Bir Ceza Avukatının Anıları

Bir Ceza Avukatının Anıları isimli kitaptaki anıların bir kısmını yazar yaşamış, bir kısmını ise adliye koridorlarında meslektaşlarından duymuştur. Her olayı, anlamca ağırlık noktasını göze çarpacak biçimde anlatmıştır. Yazar, yaşanmış hikayeleri esere yansıtırken meslek sırlarını gözetmiş, kişilerin tanınmamasını sağlayacak şekilde değişiklikler yapmıştır. Yazarın kendi yaşamından çok şey kattığı bu kitap bir belgesel yada roman değildir. Bir Ceza Avukatının Anıları Tiyatro Oyunu Bir Ceza Avukatının Anıları isimli tiyatro oyunu, Faruk Erem‘in kaleme aldığı kitaptan senaryolaştırılarak tiyatroda sahnelenmiştir. Hukukçu ve yazar Faruk Erem‘in, geniş okuyucu kitlesince ilgi gören kitabı, ilk olarak 1984-1985 sezonunda Ankara Sanat Tiyatrosu tarafından sahnelenmiş, aradan 10 yıl geçtikten sonra oyunun büyük ilgi …

Devamını oku »

Türkiye’den ve Dünyadan Hukuk Fakülteleri

AFYON KOCATEPE ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, ANADOLU ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, ANKARA SOSYAL BİLİMLER ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ANKARA YILDIRIM BEYAZIT ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, ATILIM ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi, BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ÇAĞ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, Darülfünun, Darülfünun Nizamnamesi, Darülfünun-ı Osmanî Hukuk Fakültesi, Darülfünun-ı Şâhâne, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi, DOĞUŞ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi, ERCİYES ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, ERZİNCAN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, fakülte, FAKÜLTE TARİHÇESİ, FATİH SULTAN MEHMET VAKIF ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, Galatasaray Üniversitesi’ Hukuk Fakültesi, GAZİ ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, GAZİANTEP ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, Giriş Puanları, HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi, HASAN KALYONCU ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ, Hukuk, hukuk fakülteleri, Hukuk Fakülteleri Giriş Puanları, Hukuk …

Devamını oku »

Schengen Vizesi

Schengen Vizesi, ismini Avrupa’da bulunan bir ülke olan Lüksemburg’un güney kesimlerinde kalan küçük bir kentin isminden almıştır. 14 Haziran 1985 yılında I.Schengen Anlaşması Lüksemburg’un Schengen şehrinde imzalandığı için bu adı taşımaktadır. II.Schengen Anlaşması ise 19 Haziran 1990 yılında yapılmış ve Schengen yürürlüğe girmiştir. İmzalanan anlaşmaya göre, Fransa, Batı Almanya, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg (Bu 3 ülke Benelux ülkeleri olarak da bilinirler) vatandaşları, anlaşmaya katılan ülkelere vizesiz giriş-çıkış giriş-çıkış yapma hakkında sahip olmuşlardır. İç sınırların kaldırılması, Schengen ülkelerinin bölgede üst düzey güvenliğin sağlanabilmesi için işbirliğine gitmelerini gerektirmektedir. Bu işbirliğine ortak dış sınırların düzenlenmesi ve AB dışında, Schengen’e dahil olmayan komşularla işbirliği …

Devamını oku »

Avrupa Konseyi

Avrupa Konseyi (AK), İkinci Dünya Savaşı’ndan büyük maddi ve manevi kayıpla çıkan Avrupa’da, halklar arasında uzlaşmayı sağlamak ve kıtada süregelen gerginlik ve çatışmanın yerine, ortak kurumlar, standartlar ve sözleşmelere dayalı güven ve işbirliği ortamı tesis etmek amacıyla kurulmuştur. Örgütün Amacı: Avrupa Konseyi (AK)’nin amaçları, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve çoğulcu demokrasi ilkelerini korumak ve güçlendirmek; azınlıklar, ırkçılık, hoşgörüsüzlük ve yabancı düşmanlığı, sosyal dışlanma, uyuşturucu madde ve çevre konularındaki sorunlara çözüm aramak; Avrupa kültürel benliğinin oluşmasına ve gelişmesine katkıda bulunmak olarak özetlenebilir. Tarihçe: Avrupa Konseyi, 1948 yılında hükümetleri temsilen AK Bakanlar Komitesi’nin ve parlamenter kanadı temsilen o dönemdeki adıyla Avrupa Konseyi …

Devamını oku »

Roma Hukukundan Günümüze Önemli Sözler

A verbis legis non est recedendum – Kanunun lafzından uzaklaşılmamalıdır, Abrogata lege abrogante non reviviscit lex abrogata – Bir kanun ilga edildikten sonra, önceki kanun kendiliğinden yürürlüğe girmez Absoluta sententia expositore non indiget – Mükemmel ve mutlak bir hüküm yorumcu gerektirmez Actori incumbit onus probandi – İspat yükü davacıya aittir Ad quaestionem facti non respondent iudices; ad quaestionem legis non respondent iuratores – Hakimler, vakıalara ilişkin meselelere cevap vermez; yeminliler – bilirkişiler, jüri – hukuki meselelere cevap vermez Ames iudicio, non amore iudices – Hüküm sevgi ile verilmeli, fakat sevgiden hareketle verilmemelidir Argumenta non sunt numeranda, sed ponderanda – Deliller sayılmaz, tartılır …

Devamını oku »

Kıta Avrupası Hukuk Sistemi

Kıta Avrupası Hukuk Sistemi, diğer adıyla Kara Avrupası Hukuk Sistemi, kaynağını Roma Hukukundan almaktadır.  Roma Hukuku, İsviçre gibi bütün Avrupa ülkelerinin hukuklarını etkilemiş, Avrupa Hukukunun oluşmasına da temel olmuştur.  Kıta Avrupası Hukuku, Anglosakson Hukuk Sisteminden farklı olarak yazılı hukuk kurallarına ve kodifikasyona dayanmaktadır.

Devamını oku »

Nutuk ve Atatürk

Atatürk, 15-20 Ekim 1927 günlerinde, TBMM toplantı salonunda, öğleden önce ve öğleden sonra olmak üzere, altı gün süre ile, her gün iki toplantıda konuşmuş ve Nutuk’un tamamı 36 saat 31 dakikada okunmuştur. Atatürk 1927 yılının ilk yarısında Millî Mücadele ve Cumhuriyet tarihine ışık tutacak büyük bir Nutuk hazırlamaya başlamış, günlerce uykusuz kalmış, çalışması esnasında fazla sigara içmekten ve yorgunluktan ötürü Haziran ayı ortalarında bir kalp krizi geçirmiş, 16 Mayıs 1919’dan beri uzak kaldığı İstanbul’a ilk defa gitmiş ve 30 Eylül’e kadar İstanbul’da kalarak 500 sayfayı geçen bu eseri kendi el yazısı ile yazmış ve yüzlerce belgeyi de vesikayı toplayarak “Büyük Nutuk”unu …

Devamını oku »

Avrupa Birliği Tarihçesi

Birleşmiş Avrupa, gerçek bir siyasi projeye dönüşüp ülkelerin hükumet politikalarında uzun vadeli bir hedef haline gelmeden önce, sadece filozoflarla önsezili kimselerin düşüncelerinde yaşıyordu. Avrupa Birliği; Avrupanın politik, ekonomik, toplumsal, kültürel alandaki birliğidir. Avrupa’nın birleştirilmesi düşüncesi Avrupa tarihi kadar eskidir. Avrupa Birleşik Devletleri hümanist ve barışçı bir hayalin parçasıydı. Avrupa yüzyıllarca, sık sık yaşanan kanlı savaşlara sahne oldu. 1870-1945 yılları arasında Fransa ve Almanya üç kez savaştılar. Bu savaşlarda birçok insan yaşamını kaybetti. Bu felaketler üzerine bazı Avrupalı lider ve düşünürleri, barışın sürdürülebilmesinin tek yolunun, ülkelerinin ekonomik ve siyasi yönlerden birleşmesi olduğu fikrine vardılar. Avrupa’da ulusal uzlaşmazlıkları aşabilecek bir örgütlenmenin kuruluşu İkinci …

Devamını oku »

Avrupa Birliği Hukuku 

Avrupa Birliği Hukuku; sözleşmeler kapsamında yer alan tamamlayıcı hukuk ve üye ülkeler arasında imzalanan antlaşmalar, Topluluğun dış ilişkilerinden kaynaklanan hukuki düzenlemeler, Adalet Divanı’nın içtihat hukuku, Topluluğun yasal düzeni çerçevesinde kabul edilen tüm kurallardan oluşmaktadır. AB Hukuk sitemine genel olarak “Müktesebat” denmektedir. Avrupa Birliği Hukuku, Birincil Mevzuat ve İkincil Mevzuat olmak üzere iki başlık altında incelenmektedir: 1.Birincil Mevzuat (Kurucu Antlaşmalar) Birincil mevzuat, Avrupa Birliği’ni kuran antlaşmaları içermektedir. Üye devletler arasında doğrudan müzakereler sonucu kabul edilen ve ulusal parlamentolar tarafından onaylanan mevzuattır. Birincil mevzuat kaynakları Topluluğun anayasası niteliğindedir. Topluluk hukukunun temel kaynakları olan Avrupa Topluluklarını kuran Antlaşmalar ve bu Antlaşmaları tadil eden …

Devamını oku »

 Clara Zetkin

Alman Marksist siyaset teorisyeni ve felsefecisidir. 1857–1933 yıllarında yaşayan Clara Zetkin önemli bir kadın hakları savunucusu ve sivil toplumcudur. Zetkin, Saksonya eyaletinde dünyaya geldi. Öğretmenlik eğitimi aldı, 1874’ten itibaren Almanya’daki kadın hareketi ve işçi hareketi ile ilişki içerisinde bulunmaya başladı. 1878’de Almanya Sosyalist İşçi Partisi’ne (SAP) katıldı. 1882’de Zürih’e, daha sonra Paris’e sürgüne gitti. Clara Zetkin  1911 yılında ilk defa Kadınlar Günü’nü düzenlemiştir.  26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonal’e bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü kutlanması önerisini getirdi ve öneri oy birliğiyle kabul edildi. Clara Zetkin, SPD’den …

Devamını oku »

Avicenna(İbn-i Sina)

İbn-i Sina 980 yılında Buhara yakınlarındaki Afşara’da doğdu. Tam adı Ebu Ali el-Hüseyin bin Abdullah bin Sina’dır ve Batı’da isminin Latincesi ‘Avicenna’ ile tanınır.  Filozof ve hekim olan Sina’nın çocukluğu  verimli  geçmiştir. Babası Samanoğulları sarayının katipliğini yaptığı için evine gelenler dönemin ünlü bilginleridir ve İbn-i Sina bu durumdan faydalanmıştır ve, çocukluğundan itibaren dönemin bilginlerini tanıma imkanına ulaşmıştır.  İbn-i Sina 16 yaşına geldiğinde yanında başka hekimleri çalıştıracak kadar ileri derecede bilgin olmuştu. Derin bir dini ve tıbbi bilgi donanımına sahip olduktan sonra 18 yaşında Buhara Sultanı Nuh bin Mansur’u tedavi etmiş ve bunun karşılığında Samani sarayının zengin kütüphanelerinden faydalanma imkanı bulmuştur. Kütüphanede Farabi’nin günümüze …

Devamını oku »

Hammurabi Kanunu (M.Ö. 1750)

Hammurabi Kanunu kadim Mezopotamya’nın en meşhur hukukî eseridir. 1901 yılı Aralık ayında Fransız arkeologlar tarafından siyah renkli bazalt bir dikilitaş şeklinde keşfedilmiştir. Halen Paris’te Louvre Müzesi’nde muhafaza edilen bu dikilitaş iki kısımdan oluşmakta ve Paris Louvre müzesinde sergilenmektedir. Üst kısımda yer alan bir kabartma Kral Hammurabi’yi kendisine kanunları dikte eden güneş tanrısı Şamaş’ın karşısında ayakta resmetmektedir. Alt kısımda ise kanunun çivi yazısıyla yazılmış Akatça metni bulunmaktadır. Bu temsil, kanunları ilahî kökenli gören bir anlayışı yansıtmaktadır. Bu anlayışta kral, tanrı ve kulları arasında sadece bir aracıdır. Hammurabi Kanunları MÖ 1760 yılı civarında Mezakotomya’da ortaya çıkan, tarihin en eski ve en iyi korunmuş yazılı …

Devamını oku »

Aydınlanma Çağı

Avrupa’da krallıklar ve monarşiler dönemi 1789 Fransız Devrimi’ne kadar devam etmiş, monarşi döneminin bitmesinden itibaren modern devlet anlayışı ortaya çıkmıştır. Fransız Devriminden sonraki siyasal süreç modern devlet anlayışının ikinci aşaması olarak kabul edilmektedir. Egemenlik, meydana gelen gelişmeler sonucunda kraldan alınarak topluma devredilmiş ve egemenliğin demokratik olarak dağıtılması amaçlanmıştır. Egemenliği kullanan devlet organlarının kullanabileceği yetkilerin sınırsız ve denetimsiz olduğu dönem sonlandırılmış, belirli sınırlar dahilinde kullanılabilen egemenlik birçok denetim araçları ile meşruiyet temeline oturtulmuştur. Sınırlı egemenlik anlayışı, egemenliğin sınırlandırıldığı ve demokratik ilkelerle yürütüldüğü bu dönemin siyasal iktidar tipi ulus devlettir. Aydınlanma dönemi yada diğer ifadesi ile aydınlanma çağı, dinsel dogma ve tanrısal yasalarını …

Devamını oku »