Yeni
Ana Sayfa » Hukuk Filmleri » Leviathan
Leviathan

Leviathan

Leviathan,  2014 yapımı drama türünde hukuk, devlet ve sistem tartışmalarını içeren bir Rus filmidir. Film, prömiyerini 23 Mayıs’ta 2014 Cannes Film Festivali’nde yapmış, 2015 yılı ocak ayında vizyona girmiştir. Mahkeme ve hukuk sisteminin işleyişine ilişkin sahnelerde kusursuzca uygulanan bir hukuk tekniği bulunmakta, ancak tekniğin kusursuz uygulanışı adaleti sağlamamaktadır.

Leviathan filmi, “Yozlaşmış Rusya’nın Acımasız Bir Portresi” olarak karşımıza çıkmaktadır. Andrey Zvyagintsev’in “Kremlin’le polemiğe giren, yozlaşmaya karşı cesur bir başyapıt” olarak tanımlanan filmi, Eyüp Peygamber’in öyküsünden esinlenmiş modern bir uyarlamadır. Akla ve kalbe dokunan bir film olarak tanımlanan Leviathan, ilk sahnesinden bitiş jeneriğine kadar aynı tempo ve merak duygusunu koruyan bir yapımdır.

Süresi
141 Dakika
Yapım Yılı
 2014
Film Dili
 Rusça
Ülke
Rusya
Tür
Dram
Yönetmen
 Andrey Zvyagintsev
Oyuncular
Aleksei Serebryakov, Elena Lyadova, Vladamir Vdovichenkov, Roman Medyanov

Kendi iktidarından başka güç tanımayan ve amaçlarını elde etmek için hukuku pervasızca kullanan erk sahiplerine karşı mücadele etmek kolay olmayacaktır. Hukuk mücadelesi sırasında aile içinde meydana gelen çözülmeler ve her bir bireyin içinde bulunduğu psikoloji izleyiciye berrak bir şekilde aktarılmaktadır. Hukuk dili izleyicinin anlayacağı bir biçimde yalın ve yerinde kullanılmış, yönetmen, mesajını filmdeki ayrıntılara gizlemiştir. Siyasi kişilikler üzerinden yansıtılan genel sorunlar ve yozlaşmış toplum yapısı filmde tüm çıplaklığı ile ortaya konulmuştur.

Filmin yönetmeni Andrey Zıvyaginçev, ABD’de yaşanmış gerçek bir olaydan esinlenerek filmin hikayesini zenginleştirmiş; küçük tamirhanesi, çimento fabrikası yapmak için büyük sermaye odakları tarafından elinden alınan ve bunun sonucunda intihar eden Marvin Heemeyer adlı bir yurttaşın dramından da ilham almıştır.  Film kıyıda köşede kalmış kişilerin bile sistem tarafından yakalanarak yok edilebileceğini göstermektedir.

Film, devlet desteğiyle çekilmesine karşın Rusya eleştirisi yapmaktan çekinmemiş, Rusya’yı temsilen Oscar’a aday olmuştur. Yönetmen Andrey Zvyagintsev; “Bu film Putin karşıtı değil, bozuk düzene karşı bir film. Bir vatandaş kendisini koruması gereken kanun ve düzenden, polisten din adamına kadar her yerden darbe alıyor. Bu tam bir ‘kıyamet’ hali. Ama dünyanın herhangi bir yerinde geçebilirdi, örneğin Türkiye’de veya Macaristan’da!” demiştir.

Filmin Konusu

Rusya’nın kuzeyinde, Barents Denizi kıyısındaki küçük bir kasabada karısı Lilya ve oğlu Romka ile yaşayan Nikolay, bir otomobil tamircisidir. Sistemle sıkıntı yaşamamış, orta yaşları geride bırakmış, sıradan biridir. Yaşadığı evi ve çevresini ailesiyle birlikte, tırnaklarıyla kazıyarak kurmuştur. Kasabanın belediye başkanı Vadim, Nikolay’ın dükkanını, evi ve arazisiyle birlikte satın almayı teklif etmekte, ancak üç kuşaktır ailesine ait olan doğduğu yerden kopmayı istemeyen Nikolay mal varlığına göz diken başkanın teklifini reddetmekte, hukuku kendine yontan devlet mekanizmasına ve devlet adına hareket eden canavarlaşmış figürlere karşı mücadele etmek zorunda kalmaktadır. Nikolay sahip olduğu prensipler gereğince toprağına göz diken belediye başkanına meydan okumakta, rüşvet ve yolsuzluğa boğulmuş düzende işler kılıfına uydurularak ailenin mal varlığına  mahkeme kararıyla el konulmaktadır.

Nikolay çare olarak askerlik arkadaşı olan Moskovalı avukat Dmitriy Seleznyov’a başvurmuş, Dmitriy’nin geliş ile birlikte hukuk mücadelesi başka bir yöne kaymış, olayların akışı değişmiştir. Gündem, yozlamış devlet sistemi ile mücadeleden bireysel dram, fırsatçılık, açgözlülük, ihtiras ve ihanete doğru evrilmiştir.

Filmin Aldığı Ödüller

2014 Cannes En İyi Senaryo Ödülü

2014 Münih Arri En İyi Film Ödülü

2014 Palic En İyi Film

2015 Altın Küre Ödülü

Başyapıt olarak nitelenen film, Cannes Film Festivali’nde Nuri Bilge Ceylan’ın Kış Uykusu filmiyle birlikte yarışmıştır.

Film Hakkında Hukuk Kültürü Grubunun 2015 Yılı Eylül Aynda Yapmış Olduğu Sinema Okuma Etkinliğinde Yapılan Analizler

Thomas Hobbes “Leviathan” kavramını, toplumsal bir olguyu seküler düzlemden uzaklaştırmak adına kullanmış, devletin, Tanrı gibi hükmetmesi gerektiğini savunmuştur. Hobbes’un tanımladığı “Herkesin herkesle savaşı”nı (Bellum omnium contra omnes) bitiren devlet yerine herkesin herkesle savaşında taraf tutan devlet, filmin sonundaki devasa balina iskeleti ile sembolize edilmiş, çürümüşlüğün sembolizmini yapmıştır.

George Orwell’in Katalonya’ya selam romanında işlediği tema gibi artık savaşları iyilerin kazanmadığı bir dünya resmedilmiştir.

Filmde çocuğu evlat edinen aile iyi niyetli olsa da bu iyi ve erdemli davranışıyla haksızlığı desteklemiş olmaktadır. Çocuğun “Para için mi bana bakmak istiyorsunuz?” diye sormasıysa neo-liberal ilişkilere yapılmış bir atıf bulunmaktadır.

 Dindar toplumda ruhbanlık ve sermaye ilişkisine bir örnek olarak filmde kilisenin aldığı yardımlar gösterilmekte, vodkanın da pahalı olanını kabul eden rahip figürü ile sorgulama yapılmaktadır. Marx’ın “Katı olan her şey buharlaşıyor.” dediği pasaj filmde “Papaz bir bürokrasi memurudur.” şeklinde izleyicinin karşısına çıkmakta; filmdeki papaz, markalar üzerine nutuk attıktan sonra kilisesine yapılan yardımlar karşılığında düştüğü çelişkilerle deşifre edilmektedir.

Filmde “Kirlenme devletin doğal bir sonucu mudur?” tartışması açılmaya çalışılmıştır. İsyan ve sorgulamanın çöküş anında başladığı görülmekte, bu noktada Jacques Lacan’ın “Sembolik olan parçalandığında hakikat ortaya çıkar.” deyişi akla gelmektedir.

Bürokrasinin kurallarına göre oynandığında kazanma ihtimalinin varlığı gösterilmekte, fakat bu kirli oyundaki ilk tereddüt mağlubiyeti getirmektedir.

Filmde aile kavramının çöküşünün izleniyor olması, karşılıklı olarak sistemin ve ailenin birbirlerini çökerttiklerini anlatmaya çalışmaktadır.

Filmde, Leonid Brejnev ve Boris Yeltsin’in portrelerinin ateş edilerek parçalandığına şahit olunmakta, ancak Lenin’e ateş edilirken portrenin parçalanışı görülmemekte yalnızca sesi duyulmaktadır.  Bu durum Lenin kültünün devam edişine dair bir gönderme olarak yorumlanmaktadır. Filmin lider portrelerine dair diğer bir alt mesajı ise bütün karanlık hesapların Viladimir Putin portrelerinin önünde yapılıyor olmasıdır. Rusya Kültür Bakanlığı’ndan yardım alınarak çekilmiş bu filmin, güncel siyasete dair sert eleştiriler içeriyor olması otoriter olarak bilinen Rusya’nın ifade özgürlüğünde bir çok ülkeden daha ileri olduğunu göstermektedir.

Walter Benjamin’in “Faşizm başarısız bir devrimin üzerinde yükselir.” tespiti ile Sovyetlerin devamı olan Rusya’yı tanımlamasına karşın Rusya’da faşizmi kışkırtan aydınların olmaması filmin Rusya’da müsamaha ile karşılanmasını sağlamış; iktidar faşizminin buna elverişli bir toplumsal yapı ve aydın sınıfına muhtaç olduğu gerçeği ile yüzleşilmiştir.

Slavoj Zizek; William Butler Yeats’in ikinci geliş şiirini alıntılayarak artık iyilerin de kötüler kadar sistemliliğe ihtiyaçları olduğunu vurgulamaktadır. Büyük ideolojilerin sona erdiği iddiasındaki post-modern söylem artık bir kenara bırakılmalıdır.

Leviathan
İkinci Geliş – William Butler Yeats

Dönerek ve dönerek genişleyen girdapta
Şahin işitemez şahinciyi;
Nesneler parçalanır; mihrak dayanamaz;
Daha çok kargaşa salınmış dünyaya,
Kanla kararmış sular yükselir, ve her yerde
Boğulmuştur masumiyetin töreni;
En iyinin inancı eksiktir büsbütün, en kötüyse
Şehvetli bir yoğunlukla dopdolu.

Kuşkusuz ki bir vahiy arifesindeyiz;
Kuşkusuz ki İkinci Geliş arifesindeyiz.
İkinci Geliş! Bu sözler henüz söylenmişti
Spiritus Mundi’den muazzam bir timsal
Görüşümü engellediğinde: çölün kumlarında bir yerde
Aslan bedenli ve insan başlı bir biçim,
Boş bakışlı ve güneş misali acımasız,
Kımıldatır yavaş kalçalarını, etrafındaki tek şey
Öfkeli çöl kuşlarının yalpalayan gölgeleri.
Karanlık çöker yeniden; fakat şimdi bilirim
Yirmi asırlık taşsı uyku
Sallanan bir beşikle bir karabasan sıkıntısı vermiş,
Ve hangi hoyrat hayvan, nihayet zamanı geldiğinde,
Doğmak için Betlehem’e doğru yürür salınarak?
(1919)

THE SECOND COMING – William Butler Yeats

Turning and turning in the widening gyre

The falcon cannot hear the falconer;

Things fall apart; the centre cannot hold;

Mere anarchy is loosed upon the world,

The blood-dimmed tide is loosed, and everywhere

The ceremony of innocence is drowned;

The best lack all conviction, while the worst

Are full of passionate intensity.

Surely some revelation is at hand;

Surely the Second Coming is at hand.

The Second Coming! Hardly are those words out

When a vast image out of Spiritus Mundi

Troubles my sight: somewhere in sands of the desert

A shape with lion body and the head of a man,

A gaze blank and pitiless as the sun,

Is moving its slow thighs, while all about it

Reel shadows of the indignant desert birds.

The darkness drops again; but now I know

That twenty centuries of stony sleep

Were vexed to nightmare by a rocking cradle,

And what rough beast, its hour come round at last,

Slouches towards Bethlehem to be born?

Hakkında karyelist

Bunu okudunuz mu?

Türkiye Bilimler Akademisi

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA),  Türkiye’nin tüm bilim alanlarını kapsamak üzere kurulan ilk özerk ve ulusal akademisi …