Yeni
Ana Sayfa » Hukuk tarihi » Sultanahmet Adliyesi
Sultanahmet Adliyesi

Sultanahmet Adliyesi

Sultanahmet Adliyesi, 1955 – 2012 yılları arasında İstanbul Merkez Adliyesi olarak kullanılan binadır. 2012 yılında adliye Çağlayan’daki yeni binaya taşınmıştır.

Eski Adliyeye Veda -2012

Sultanahmet Adliyesinden önce İstanbul Adliyesi olarak kullanılan Darülfünun Binası’nın yanması üzerine 1939 yılında eski adliyenin yerine bulunan bazı mülkler istimlak edilmiş, yeni adliye binası için arsa oluşturulmuştur. İkinci Dünya Savaşı nedeniyle çalışmalara ara verilmişse de 1949 yılında proje tekrar gündeme alınmıştır. Sultanahmet Meydanında bulunan Eski İstanbul Adliyesi, 1949 yılında düzenlenen bir yarışma sonucunda inşa edilmiştir. Yarışmayı mimarlar Sedat Hakkı Eldem ve Ord. Prof. Emin Halid Onat kazanmıştır. Binanın temeli 12 Temmuz 1951 yılında atılmış, 1955 yılında hizmete açılmıştır. Adliye, iki blok olarak tasarlanmış olmasına karşın çevredeki arkeolojik eserlerin varlığından ötürü ikinci blok yapılmamıştır. Adliye Binası’nın inşası sırasında ve daha sonra yapılan arkeolojik kazılarda Antiochus ve Lausus Saraylarının kalıntılarına ulaşılmıştır.

 Sultanahmet’teki Eski İstanbul Adliyesi, Çağlayan’da inşa edilen yeni binanın tamamlanmasının ardından 25 Temmuz 2012 tarihinde kapatılmıştır. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün Cağaloğlu’nda bulunan 150 yıllık tarihi binası bir yangın sonucunda kullanılamaz hale gelmiş, bu nedenle İstanbul Eski Sultanahmet Adliyesi İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü’ne tahsis edilmiş, bina İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü hizmet binası olarak hizmet vermeye başlamıştır.

Sultanahmet Adliyesi, Çağlayan’a taşındıktan sonra arşiv bölümünde, 2013 yılında yangın çıkmış binada hasar oluşmuştur.

Çağlayan Adliyesi
Sultanahmet Adliyesinden Önce İstanbul Adliyesi 

Bu adliyeden önce, günümüzde var olmayan eski Darülfünun Binası, İstanbul Adliyesi olarak kullanılmıştır. Darülfünun Binası, Adliye olarak kullanılmadan önce; 1846-1863 yılları arasında İsviçreli ünlü mimar Gaspare Trajano Fossati tarafından neo-klasik tarzda inşa edilmiştir. Bina, 1854 yılında Maliye, Evkaf ve Adliye Nezaretlerine devredilmiş, daha sonra ise Osmanlı Mebusan Meclisi binası olarak kullanılmıştır.

Sultanahmet Adliyesine Veda 

2011 Yılı yeni adlı yıl açılış töreni Sultanahmet Adliyesine Elveda partisi olarak düzenlenmiş, düzenlenen kokteyle ve törene İstanbul Barosu avukatları yoğun katılım göstermiştir.

İstanbul Barosu tarafından ”Son duruşma 05.09.2011” yazılı tişörtler basılmış, adliye çalışanları ise hatıra amaçlı olarak adliyede çalıştıkları bölümlerin levhalarını almışlardır.

İstanbul Barosu Başkanı Av. Prof. Dr.Ümit Kocasakal törende yaptığı konuşmada ”Bu yeni adli yıl için güzel şeyler söylemek isterdim, masallar anlatmak isterdim ancak öyle olmadığını hepimiz biliyoruz. Yargıda, şuan çok karanlık bir tablo var. Bu ağır karanlık tablo görülürken bir ayağı olan yargı, yargı bağımsızlığı konuşulurken Avukat ve Savunma unutuluyor. Biz unutmayacağız ve unutturmayacağız. Şundan emin olmamız gerek bu yeni adli yılda İstanbul Barosu olarak gene sonuna kadar hukukun üstünlüğünü, hukuk devletini, savunmayı, mesleğimizi, cübbemizi, ilkelerimizi, namuslu onurlu dürüst savcı ve hakimleri korumaya ve yanlarında olmaya devam edeceğiz. Hepimizin Sultanahmet adliyesinde anıları var, benimde çok anım var stajımı yaptığım ve ilk avukatlık cübbemi giydiğim yer burasıdır.” demiştir.

Yarsav eski başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu ise veda töreninde; “Biz Savunmayı her zaman önemsiyoruz. Türkiye bugün yargıç ve savcılar avukatlar tarafından korunan bir duruma gelmiş ise gerçek hukuk mücadelesinin yapılacağı dönemdeyiz. Bu şu demektir; Türkiye yargı bağımsızlığında bir ihlal yaşamaktadır. Bu binayı ben yargının ruhu olarak görüyorum. Ticaret merkezlerinde adalet dağıtılan bir döneme giriyoruz. Yargı hukukun üstünlüğünü esas almalı, ama bu gün Türkiye de gücün hukuku yaratıldığı için, gücün hukukunun uygulanması yargı organlarına iade edilmek istenmektedir. Yargı sadece ve sadece hukuk rehberi olarak hukukun üstünlüğünü esas alarak herkese adil olan organlar olacaktır, olmaya devam edecektir. Olağan üstü dönemlerde yaşamış olan o tablolar bugün tekrarlanmayacaktır ve  bugün yaşanan bu sorunlar hep birlikte yargıçlar olarak, savcılar olarak, avukatlar olarak sadece ve sadece hukukun üstünlüğünü esas alarak vereceğimiz bu mücadele ile Türkiye gerçek anlamda hukuk devleti olmayı geçmiş adli yılda, geçmişlerde yaşamamışları gelecekte mutlaka yaşayacaktır. Bu konuda hiç kimse karamsarlığa kapılmasın.” demiştir.

Hakkında hukukbook

Bunu okudunuz mu?

Türkiye Bilimler Akademisi

Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA),  Türkiye’nin tüm bilim alanlarını kapsamak üzere kurulan ilk özerk ve ulusal akademisi …