Ana Sayfa / Etiket Arşivler: Roma

Etiket Arşivler: Roma

Ulpianus

Ulpianus, 170 yılında Suriye’de doğmuş, hukuk eğitimini muhtemelen öncelikle Beyrut’ta, daha sonra Roma’da almıştır. Klasik dönemin en önemli Romalı hukukçularından biri olarak kabul edilmektedir. Ulpianus III. asrın başlarında imparator Septimius Severus döneminde emperyal idareye girmiştir ve İmparator Caracalla’nın yakın çevresinde yer alması nedeniyle Constitutio Antoniniana’nın hazırlanmasında etkili olduğu düşünülmektedir. Roma Hukukuna ve günümüz modern hukukuna büyük etkisi olan hukuki eserlerinin kapsamı büyüktür ve öğrencilere yönelik bir el kitabı olan “Institutiones”, Praetor Beyannamesi şerhi, mahkemelerin örgütlenmesi ve olağan dışı usul hakkındaki kitapları ile “Kurallar” derlemesi bu eserlerden sadece bazılarıdır. Ulpianus’un, Aristoteles’ten esinlenen hukuk ve adalet tanımları meşhurdur; hukuk adaletin hayata geçirilmesidir; …

Devamını oku »

Senatus Consultum Velleianum

Senatus Consultum Velleianum asırlar boyunca kadim Avrupa’nın hukukçuları tarafından en sık zikredilen Roma Hukuku metinlerinden biri olmuştur. Senatoya Marcus Silanus ve Velleius Tutor adlı iki consul tarafından teklif edilen bu metin başkası lehine kefil olmasını (intercedere pro alio) yasaklayarak kadının malvarlığını korumayı amaçlamaktaydı. Roma döneminde aile kurumu ele alındığında günümüzde bilinen çekirdek aile yapılanmasından çok daha farklı türde bir aile yapısı bulunduğu görülmektedir. Roma’da aile, babaerkil ve çok geniş bir yapıdadır. O dönemde birçok tolumda olduğu gibi Roma’da da aile, geniş bir yapıdır ve bu ailenin içine anne, baba, çocukların yanında büyük baba, büyük anne, amcalar, halalar, dayılar, teyzeler, onların …

Devamını oku »

Jurisprudence/Jurisprudent

Roma hukuku ile Medeni Hukuk arasında kuvvetli bağlar bulunmaktadır. Bu iki hukuk arasında köprüler kurabilecek ve yabancı bir sistem olarak görülen Roma hukukuna kapılar açmak çağdaş hukukçular için zorunluluktur. Romalı hukukçular, hukuki sorunları ve olaylar derinlemesine incelemekte, bunları belli bir metodoloji çerçevesinde yorumlayarak hayatın karışık olaylarına uyabilecek hukuk kurallarını, hakkaniyet ve adalet duygularından da esinlenerek kodifikasyona tabi tutmaktaydılar.  Ulaşılan çözüm yolları açık bir şekilde yazılmakta ve ilan edilmekteydi. Bu hukuki çabayı gösterenlere Jurisprudent, ulaşılan hukuki çözümlere ise Jurisprudence denmekteydi.  Kavram : Kıta Avrupası ve Anglo Sakson hukukunda jurisprudence kavramı çok değişik anlamlara gelmektedir.  1.felsefe, bilim ve yoruma dayalı hukuk ve kararların incelenmesi, 2.hakların …

Devamını oku »

Praetor

Eski Roma’da yurttaşlar arasındaki hukuki anlaşmazlıkları çözen yargıç ve idareci konumundaki görevlilerdir. Praetorlar, çıkan uyuşmazlıklar sonucunda yapılan yargılamalar ile verdikleri hükümler ile bağlayıcı içtihatlar oluştururlardı. Praetor ihtiyaç oldukça yeni davalar yaratarak hukuku söylemenin yeni tarzlarını geliştirdi. Praetor bunu, kendisini çevreleyen meslek hukukçularının (jurisprudent) yardımıyla, bir “formula” oluşturarak gerçekleştirdi. Formula praetor’un hâkimi atarken, uygun bir kanun davasının bulunmaması halinde, ona ihtilâfı ne surette çözebileceğini gösterdiği bir tür küçük programdı. Praetor hukuku böylelikle sürekli bir yaratış süreci içerisinde bulundu. Öyle ki bu hukuk Cumhuriyet döneminin son iki yüzyılında ve İmparatorluk döneminin başlarında Roma hukukunun başlıca yaratıcı kaynağı oldu. Ancak bu son devirde …

Devamını oku »

Publius Ovidius Naso 

Hukukçuların sıklıkla atıf yaptığı “Ceza kaldırılabilir; ama suç insanın içinde sonsuza kadar yaşar.” sözünün sahibidir.  Şiirleri ile önemli bir çığır açmış olan ve orta çağın sonuna kadar Avrupa sanat ve edebiyatını etkilemiş olan Romalı şairdir.  Genelde aşk, kadınlar ve mitoloji konularında yazmıştır. Latin Edebiyatının önemli isimlerindendir. Ovidius, Roma’nın doğusunda bulunan Sulmo şehrinde, soylu bir ailenin çocuğu olarak (MÖ) 20 Mart 43 yılında doğmuştur. Roma’da ünlü Arellius Fuscus ve Porcius Latro’dan eğitim almıştır. Babası onun hukuki konularda konuşmalar yapmasını ve sanatını bu yönde geliştirmesini istemiştir. Kardeşinin yirmi yaşında ölmesinden sonra kanunlara karşı çıkmış ve Atina’dan Anadolu’ya birçok yeri dolaşarak gezmiş ve babasının istemediği bir yaşamı tercih ederek şiire merak salmıştır. İlk eserlerinden sonra çok popüler olmuş, …

Devamını oku »