Yeni
Ana Sayfa » Evrensel Metinler » Avrupa Savunma Avukatları Örgütü Bildirgesi

Avrupa Savunma Avukatları Örgütü Bildirgesi

Avrupa Savunma Avukatları Örgütü Bildirgesi, Avrupa Savunma Avukatları Örgütü (ECBA) tarafından İstanbul Barosu Başkanı ve 9 Yönetim Kurulu Üyesinin yargılandığı dava kapsamında 27 Nisan 2013 tarihinde ilan edilmiştir.

Avrupa Savunma Avukatları Örgütü (ECBA)

Avrupa Ceza Barosu’nun (ECBA), ceza soruşturması altındaki kişilerin, şüphelilerin, sanıkların ve hüküm giymiş kişilerin temel haklarını savunmak üzere kurulan bağımsız savunma avukatları grubudur. ECBA, tüm Avrupa Konseyi üyesi devletlerden katılımcı bir model ile kurulmuş organizasyondur. Avrupa’da ceza hukuku ve adalet konularında önde gelen bir lobidir. Hak savunucusu avukatlar arasında mesleki gelişim ve dayanışma en önemli ilkelerden biridir.

Baro Yönetim Kuruluna açılan dava ile ilgili olarak yayınlanan bildiri, İstanbul Barosu’na desteği açıklamaktadır.

ECBA Bahar Konferansı, 26-27 Nisan 2013 tarihlerinde İstanbul’da gerçekleşmiş; 17 Mayıs 2013’te yapılan duruşmaya gözlemciler gönderilmiş,  dönemin İstanbul Barosu Başkanı Av. Doç. Dr. Ümit Kocasakal ile de görüşen ECBA Başkanı Prof. Dr. Holger Matt İstanbul Barosu’na tam desteklerini açıklamıştır.

AVUKATLARIN MESLEKİ GÖREVLERİNİ İCRA EDERKEN KORUNMASINA İLİŞKİN AVRUPA SAVUNMA AVUKATLARI ÖRGÜTÜ BİLDİRGESİ

1. Avrupa Savunma Avukatları Örgütü Yönetmeliği’nin 3. Maddesi uyarınca, “ECBA, Avrupa Konseyi’ne üye devletlerde ve dünya halkları için hukukun üstünlüğü ilkesi gereği adaleti ve insan haklarını temin etmek ile yükümlüdür.”

2.Birleşmiş Milletler Avukatın Rolüne Dair Temel Prensipler İlke 16  uyarınca,  “Hükümetler avukatların a) hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz bir müdahaleyle karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini; b) yurt içinde ve yurt dışında serbestçe seyahat etmelerini ve müvekkilleriyle görüşebilmelerini; ve c) kabul görmüş mesleki ahlak kurallarına, görevlerine, standartlarına uygun faaliyette bulundukları için kovuşturma veya idari, ekonomik veya başka tür yaptırımla sıkıntı çekmemelerini veya tehditle karşılaşmamalarını sağlar.

3. Temel Prensipler İlke 18 uyarınca, “Avukatlar görevlerini icra etmeleri nedeniyle müvekkilleriyle veya müvekkillerinin davalarıyla özdeşleştirilemezler.”

Bildirinin yayınlandığı dönemde ECBA Başkanı olan Avukat Prof. Dr. Holger Matt

4. Temel Prensipler İlke 20 uyarınca, “Avukatlar, bir mahkeme, yargı yeri veya hukuki ya da idari bir makam önünde mesleki nedenlerle bulundukları sırada veya konuyla ilgili yazılı veya sözlü taleplerinde yaptıkları beyanlardan ötürü hukuki ve cezai muafiyetten yararlanır.”

5. Temel Prensipler İlke 17 uyarınca, “Avukatlar görevlerini icra etmeleri nedeniyle güvenlikleri tehdit edildiği takdirde, yetkili makamlar tarafından gerekli bir biçimde korunurlar.”

6.Temel Prensipler’in yerleşmiş olan 10. Maddesi uyarınca, “avukatların meslek örgütleri, mesleki standartları ve mesleki ahlak kurallarını savunma, üyelerini zulüm, uygunsuz sınırlamalar ve ihlaller karşısında koruma ve ihtiyaç olduğunda gerekli hukuki hizmetleri sağlama, adalet ve kamu yararı için hükümet ve diğer kurumlar ile işbirliği içinde olma hususlarında önemli rol oynarlar.”

7.Temel Prensipler yerleşmiş olan 10. Maddesi ayrıca” hükümetlerin, ulusal mevzuatları ve uygulamaları çerçevesinde bu prensiplere riayet etmeleri ve bunları dikkate almaları gerektiğini, bu ilkelerin avukatların ve hakim, savcı, yürütme ve yasama üyeleri gibi diğer kişiler ile genel olarak kamunun dikkatine sunulması gerekliliğini” düzenler.

8.Siyasal demokrasi ve hukukun üstünlüğünün ayrılmaz bir parçası olan Temel Prensipler, genel anlamda Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’nin (ECHR) ve özellikle de işbu Sözleşme’nin 4. Bölümü’nün ve 6. Maddesi’nin güvencesi altındadır.

9.    Türkiye Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi’ne taraftır.

Diğer yandan,

10.Birleşmiş Milletler (BM) Yargıçlar ve Avukatların Bağımsızlığı Özel Raportörü Gabriela Knaul’un Türkiye ziyareti sonrasında hazırladığı raporun 65. Maddesi’nde “terör suçlarından yargılanan kişileri savunan avukatların terör ile ilgili suç isnatları ile gözaltına alındığı, tutuklandığı ve yargılandığı davaların sayısındaki artışın özellikle ilgi çekici olduğu, avukatların müvekkillerinin gerçekleştirdiği iddia olunan suç faaliyetleri ile bağlantılı oldukları iddiası veyahut bu faaliyetlere destek sağladıkları gerekçesi ile avukatlar hakkında açılan ve maalesef Türkiye’de sayıca artmakta olan soruşturmalar istisna olmaktan öteye geçtiği” belirtilmiştir.

11.Özel Raportörün ifadeleri, Avrupa Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları İçin Avukatlar Örgütü, Uluslararası Demokrat Avukatlar Örgütü, Avrupa Barolar Konseyi (CCBE), Uluslararası Barolar Birliği, Alman Federal Barosu ve İstanbul Barosu’nun, her biri, terör eylemlerini gerçekleştirmek ile suçlanan kişileri savunan ve müvekkilleri adil yargılama hakkından mahrum bırakılan Türkiye’deki avukatların, toplu bir biçimde gözaltına alınmalarını ve tutuklamaları detaylandıran güvenilir beyanları ile de desteklenmektedir.

12.Türkiye’de avukatlık mesleğini düzenleyen kanunun 76. Maddesi uyarınca, Türkiye’deki baroların görevi hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve aynı kanunun 95. Maddesi uyarınca baro yönetim kurulunun görevi, mesleğe yönelik hak ihlallerine karşı mesleği korumaktır. Madde 97’ye göre, baro başkanının görevi, meslek onurunu ve bağımsızlığı ile ilgili konularda hukukun üstünlüğünü ve meslek kurallarını savunmaktır.

13.İstanbul Özel Yetkili 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Balyoz davasında müdafiiler, sanıkları savunma görevlerinin mahkeme tarafından engellenmesi nedeni ile duruşmalara katılmayı reddetmişlerdir. Ardından İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri resmi yollarla sözlü ve yazılı bir biçimde, yukarıda bahsi geçen kanunun 76, 95 ve 97. Maddeleri uyarınca, mahkemeden, yargılamanın hukuka ve adil yargılama prensiplerine uygun yapılmasını talep etmişlerdir.

14.Bu müdahale sonucunda, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında Ceza Kanunu 277. Madde uyarınca yargılama görevini yapanı etkilemeye teşebbüs suç isnadı ile dava açılmıştır.

15.Avukatlık mesleğini düzenleyen kanuna uygun davranan İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Ceza Kanunu’nun 277. Maddesi’nde belirtilen bağlamda hukuka aykırı davranmış olamazlar.

16.ECBA İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyeleri hakkında açılan ve 17 Mayıs 2013 tarihinde başlayacak olan dava ile ilgili derin endişe duymaktadır.

17.ECBA, bu endişenin ifadesi olarak, hukukun üstünlüğü ve Temel Prensipler bağlamında, İstanbul’daki kamu davasına Avrupalı bir gözlemci olarak katılacaktır.

Bu nedenle, ECBA, Türkiye’ye acil bir biçimde ve saygı çerçevesinde,

i)             Kendi yargı sahasında görülmekte olan, terörle mücadele kanunu kapsamında görülmekte olan davalarda da dahil tüm davalarda BM Avukatın Rolüne Dair Temel Prensipler’e uygun davranması,

ii)           BM Avukatın Rolüne Dair Temel Prensipleri ihlal eder biçimde tutuklanan tüm avukatları serbest bırakmaya ve bu avukatların mesleki faaliyetlerini sürdürmeye geri dönmesine izin vermeye,

iii)          Devlet karşıtı faaliyetler ile suçlanan kişilerin müdafiililiğini yapan avukatlar da dahil tüm avukatların kişisel ve mesleki güvenliğini temin etmesi,

iv)          BM Avukatın Rolüne Dair Temel Prensipler ve avukatlık mesleğini düzenleyen kanunun 76, 95 ve 97. Maddeleri gereği iyi niyet çerçevesinde, üyelerini zulüm, uygunsuz sınırlamalar ve hak ihlalleri karşısında korumaya çalışan avukatların temsilcileri veya örgütleri hakkında açılan davadan feragat etmesi yönünde çağrıda bulunma kararı almıştır.

Bu bildirge, 13 Mayıs 2013 tarihinde Londra’da kabul edilmiş ve Avrupa Savunma Avukatları Örgütü’nün kayıtlarına geçmiştir. Bildirge, Türkiye Cumhurbaşkanı ve Adalet Bakanı’na 13 Mayıs 2013 tarihinde gönderilmiştir.

Bunu okudunuz mu?

10 Haziran – Hukuk Takvimi

10 Haziran – Hukuk Takvimi 10.06.1692 İngiltere’nin Amerikan kolonilerindeki Salem Cadı Mahkemeleri‘nde suçlu bulunan Bridget …