Ana Sayfa » Hukukbook » Avukat Fıkraları

Avukat Fıkraları

Avukat Fıkraları

 

Saf Köylü ve Avukat

Saf köylünün mahkemede davası varmış. Bir avukat bulup ona vekalet vermiş ama davayı kazanacağından emin değil.

Avukata danışmış:
– Acaba hakime bir çift kaz yollasam mi?

“Kat’iyen” demiş avukat, “İşte o zaman davayı kesin kaybederiz. Rüşvet konusunda en titiz yargıçtır o”
Gel zaman git zaman… Dava sonuçlanmış.
Bizim saf köylü, kötü savunmaya rağmen davayı kazanmış.
Avukat sonuca inanamamış.

Bizim saf köylü: Dua et bana, bir çift kaz göndermesem bu davayı kaybedektik.
Avukat: Ne diyorsun sen, yargıca kaz m gönderdin?
Köylü: Tabii, ama karşı taraf adına.

Avukat, duruşmada söz alarak “Sayın mahkeme heyeti” demiş, “Müvekkilim anne ve babasına son derece saygılı, küçükleri seven, hayatta hiçbir kötülük yapmamış, kurallara uygun yaşamış, onurlu, dürüst ve centilmenlik abidesi bir kişidir; Onu herkes sever ve…”

Avukat Temel 

Avukat TEMEL’e sormuşlar: “Bir daha dünyaya gelsen Avukat mı, İmam mı olmak istersin?”

“İmam.” demiş. Nedenini sormuşlar:

“Mevzuat hep aynı, hiç değişmiyor.”

Merak

Bir gece vatandaş kümesten tavuk civciv ve yumurta çalarken jandarma tarafından suçüstü yakalanır kümes sahibi şikayetçi olur ve adam hakim karşısına çıkarılır. Anlat der hakim. sanık ben avukatımı bekleyeceğim savunmamı onunla beraber yapacağım der.

Hakim; “Evladım bir koltuğunda tavuklar, bir koltuğunda horozlar, bir cebinde civciv diğerinde yumurta varken almış jandarma seni avukat ne diyecek duruma!

Adam cevap verir: “Ben de onu merak ediyorum hakim bey”

Masal

Dede torununa masal anlatıyormuş: Evvel zaman içinde kalbur zaman içinde anlı şanlı bir ülke varmış. Bu ülkenin insanları çalışkan ve doğru, hakimleri adil ama avukatları yalancı imiş.”

Torun birden söze girmiş. “Ay dede burası çok komik, bunu bir daha tekrar etsene.”

Danışma Ücreti

New York’ta bir partide ünlü bir estetik cerrah, tanınmış bir avukatın yanına yaklaşıp sormuş:

“Üstadım şu az ötedeki sarışını görüyorsunuz değil mi? Az önce bana mesleki konuda önemli bir bilgi danıştı. Sizce verdiğim yanıt için ücret talep etmem hukuka uygun olur mu?”

Avukat: “Elbette” demiş. “Kesinlikle bir danışma ücretine hak kazanmış oluyorsunuz”

Doktor, ertesi sabah kliniğine gider gitmez gönül ferahlığı ile 500 dolarlık bir fatura kesip sarışın kadına yollamış.

Öğleden sonra kahvesini yudumlarken bir kargo gelmiş. Açtığında ne görsün: Avukatın ofisinden gönderilmiş 1000 dolarlık bir fatura!

Boşanma Davası

Temel boşanma davası için avukata gider. Evliliğinin artık çekilmez hal aldığını ve boşanmak istediğini söyler. Bunun üzerine avukat şiddetli geçimsizlikten dava açılacağını bildirerek bir dilekçe hazırlar.  Dilekçeyi Temel’e okumaya başlar. Okudukça Temel gerilir, okudukça gerilir. Sonra Temel hızla ayağa kalkıp kapıya yönelir.

Avukat sorar: “Dur nereye gidiyorsun.”

Temel arkasına bakmadan yanıt verir. “Bu kadın bana ne eziyetler etmişte farkında değilmişim. Ben onu bir güzel döveyim, yüreğim soğusun da o zaman dava açalım.”

Avukat Başkasını Savunuyor

Avukat, duruşmada söz alarak kürsüye doğru ilerleyip: “Sayın mahkeme heyeti” demiş, “Müvekkilim anne ve babasına son derece saygılı, küçükleri seven, hayatta hiçbir kötülük yapmamış, altın kurallarla yaşamış, bir onur, bir dürüstlük ve centilmenlik abidesidir. Onu herkes sever ve…”

Sanık, yanındaki diğer sanığın kulağına eğilip; “Rezaleti görüyor musun?..” demiş, “Adama çuvalla para verdik, herif gidip bir başkasını savunmaya başladı!..”

Şimdi Ben de İnanıyorum 

Hakim sanığa sormuş: “Karakoldaki ifadende suçunu itiraf etmişsin, peki şimdi neden inkar ediyorsun?

Sanık: O zaman avukatım yoktu. Şimdi suçsuz olduğuma ben bile inandım.

Trafik Kazası 

Bir avukat ile doktor yolda trafik kazasına karışırlar. Aracından inen avukat, doktorun aracının yanına giderek, “geçmiş olsun bir şeyin var mı” diye sorar.

Doktor: Önemli bir şeyim yok, ufak tefek sıyrıklar.

Avukat arabadan bir içki çıkarır ve doktora: “Çek bir fırt rahatlarsın” der.

Doktor avukatın nezaketini kırmaz ve içkiden içer. Doktor bir taraftan konuşur bir taraftan içmeye devam eder. Ve birden görgüsüzlük yaptığını düşünerek avukata; “Sen de alsana birkaç yudum” der.

Avukat: “Hayır teşekkür ederim ben trafik polisleri geldikten sonra içeceğim…”

Televizyonu Mahkemeye Veren Temel

Bizim Temel, bir TV kanalında yarışmaya katılır. Kazandığı parayı eksik verirler. Temel sebebini sorar.

“E, öyle vergi kesiyoruz” cevabını alır. Bunun üzerine Temel, avukata başvurur. Avukat ona Televizyonu mahkemeye ver der. Aradan zaman geçer avukat yolda Temeli görür, ona sorar.
Ula televizyonu mahkemeye verdin mi ?
Temel cevaplar.
Verdim ama ertesi cün keri ketirdim oni…
İnsan yine de televizyonsuz yapamayi! Sonradan geri aldim oni.

Bodrum’daki Yargıtay 

Eşleri avukat olan kadınlar altın gününde toplanmışlar. Börekler çaylar derken sohbet koyulaşmış. Herkes kocasının nasıl da önemli bir avukat olduğunu anlatmaya başlamış.

Kadınlardan biri; “Benim kocam hep ağır ceza davalarına bakar.” demiş. Diğer bir kadın atılmış; “Benim kocam da ipten az adam almamıştır.” Her biri kocalarının maharetlerini anlatıp durmuşlar. Yaşı oldukça ileri olan kadınlardan biri: “Benim kocamın işi zor vallahi, davaları hep Yargıtay’da oluyor, yıllardan beri Ankara’ya gidip gelmekten yoruldu.” demiş.

Mücevherlerini göstererek öne atılan genç kadın: “O da bir şey mi, benim kocam her hafta Bodrum’daki Yargıtayda duruşmada”

Lokanta 

İki avukat birlikte bir lokantaya gitmişler, çantalarından birer sandviç çıkarıp yemeye başlamışlar.

Masaya gelen garson: Burada kendi yiyeceklerinizi yiyemezsiniz.

Sandviçlerini birbirlerine verip değiş tokuş yapmış avukatlar.

“Afedersiniz,bilmiyorduk”

Uyanık Avukat

Avukat hırsızlıkla suçlanan müvekkilini etkileyici bir savunma ile hapisten kurtarmak istemektedir.

Avukat yargıca hitaben:

“Müvekkilim, arabanın camından içeri sadece kolunu sokup çantayı almıştır. Müvekkilimin kolu, müvekkilimin bizzat kendisi değildir. Dolayısıyla sadece bir kol, yani bir organ tarafından işlenen bir suç için niye bütün bir kişiyi, tüm bir organizmayı cezalandırıyorsunuz?” der.

Yargıç, gülümseyerek; “Peki, o zaman aynı mantıkla gidiyorum ve müvekkilinizin kolunu 1 yıl hapse mahkum ediyorum. Müvekkiliniz isterse ona eşlik edebilir.” der.

Müvekkil gülümser. Avukatın yardımıyla cezaya çarptırılan takma kolu çıkartıp mübaşire verirler ve keyifle mahkeme salonunu terk ederler.

Müracaata Kalan Dosya

Duruşma salonunda duruşma bekleyip aynı anda elinde telefonla oyun oynarken duruşmayı kaçıran bir avukat hakime; “Hakim bey bizim dosya ne oldu?” der.
Hakim: Müracaata bıraktık sayın avukatım.
Avukat dışarı çıkar, adliyeyi araştırdıktan sonra; “Hakim bey adliyeyi gezdim müracaatı bulamadım.”

Avukat ve Sorgu Meleği

Avukatın biri ölür ve öteki tarafa göçer. Cennetin kapısında sorgu meleği avukatın günahlarını dinlemeye başlar:

1) Çevreyi kirleten büyük bir şirketi, suçlu olduklarını bildiğim halde savundum ve beraat ettirdim.

2) Bir seri cinayet katilini, yüksek ücret ödediği için savundum ve idamdan kurtardım.

3) Birçok müşterimden fahiş fiyat aldım.

4) Parası olmayan kadınları savunmak için onlara seks teklif ettim.”

Ve liste uzadıkça uzar. Melek, “Bitti mi?” diye sorunca avukat telaşla atılır:
-“Evet! Yalnız bir dakika! Bu yaptığım iyilikler ne olacak?”.

Bunun üzerine Melek bir süre düşünür; “Hmm dur bir bakalım. Bir tarihte dilencinin birine para vermişsin.”

Avukat sevinir: “Evet! evet!”

-“Hmmm” der melek, ”Bir başka tarihte de boyacı çocuğa bahşiş vermişsin…”

Avukat yüzünde büyük bir sırıtmayla cevap verir;“Evet! tabii ki!”

Melek, yanında duran yardımcısına döner ve söyle söyler; “Bu herife parasını verin ve derhal cehenneme atın!”!

Karşılıksız çek

Avukat, cezaevinde sanıkla görüşmektedir. Sanık: ‘Aman avukatım, ne olursun beni kurtar’ der.  Avukat da parası olup olmadığını sorar.

Sanık bunun üzerine: ‘Ne demek beyefendi, çekinizi hemen yazayım, dışarı çıkınca da yine bir çek daha keseyim’ der.

Avukat: ‘E, o zaman davanı alabilirim, söyle bakalım, seni neyle suçluyorlar?’

Sanık : Karşılıksız çek keşide etmek.

Neye dayanıyorsun?

Dar bir Hakim odasında çok taraflı bir dava görülmektedir. Odanın içi davacı, davalı, tanıklar ve Avukatlarla hınca hınç doludur Hakim, davacıdan delillerini sorar. O da, tanık beyanlarına, keşfe ve tapu kayıtlarına dayandığını ifade eder. Bu arada söz sırası davalıya gelir. Hakim, davalıya “sen neye dayanıyorsun” diye sorar. Davalı da odanın en dip kenarından hakime cevap verir “Ben kapıya dayanıyorum efendim”

Yalan Makinası

Mahkemede görülen boşanma davasında davacının Avukatı karşı tarafın getirdiği yalancı şahitlerin beyanlarından bıkmıştır. Davacı aile dostu olduğundan dolayı, olayların iç yüzünü bilmektedir ve yalancı şahitlerin beyanlarından dolayı çok kızmıştır. Zira bu beyanlardan dolayı davayı kaybetmek üzeredir. Hakimden söz alır ve “Hakim Bey, keşke tarafları ve tanıkları bir yalan makinasına bağlama imkanı olsa , o zaman bütün hakikat çıplaklığı ile ortaya çıkacaktır” der. Hakim bey gereği düşünüldü der ve ekler: Davacı vekilinin yalan makinasına bağlanma talebinin reddine..”

Sokrates İyi Adamdır

Bir grup entelektüel avukat bir araya gelip sohbet ederlermiş. İçlerinden biri pek okumaz, sadece muhabbet olsun diye katılırmış toplantılara. Ne var ki herkes entel-dantel konuştuğu halde bizimki hep sessiz kaldığını fark edince içerleyip kendi kendine söz vermiş “Mevzu neyse ben de konuşacağım yeter artık” diye.

O gün, konu haksız yere mahkûm olan ünlülerden açılmış: Sokrat’tan, Galile’den, Bruno’dan örnekler veriliyor, “Böyle büyük adamlara haksız yere ceza verilir mi arkadaş?” diye konuşulmakta. Mevzu bir ara Sokratesin Savunması üzerinde yoğunlaşınca bizimki lâfa karışacak gibi olmuş ama yok ki dağarcığında bir şey. Dayanamamış, tam herkes dağılırken sesini yükseltmiş:

-Şöyledir böyledir ama, iyi adadır ha!

 Ona Lolo Buna Lolo

Kavga esnasında adamın birisi kavga ettiği kişiye ağır küfürler ve hakaretler etmiş. Küfür ve hakarete maruz kalan şikayetçi olmuş, adam hakkında ceza mahkemesinde dava açılmış. Ceza alacağından korkan adam kendini savunması için bir avukat ile anlaşmış. Avukat dediklerini yapması halinde adama beraat ettireceğini söylemiş. Adam avukatın şartını ve istediği ücreti kabul etmiş.

Avukat adama: “Mahkemede hiç konuşmayacaksın, hakim sana soru sorduğunda LOLO LOLO LOLO diyeceksin, sana ne sorarsa dilsiz taklidi yap ve hep lolo de demiş.. Zinhar konuşmak yok tamam mı?

Avukatın dediğini yapmış sanık. Sonra avukatı söz almış ve “Gördüğünüz gibi müvekkilim dilsizdir, hep lolo diyor, bu şekilde birine hakaret etmesi olanaksız ve bu davada Müvekkilimin beraatını talep etmekteyim” demiş.

Sonunda hakim sanığın beraatına karar vermiş. Dışarı çıkmışlar, Avukat, hadi demiş senin işin tamam hallettik, şimdi gelelim vekalet ücretine deyince; bizimki sadece Lolo Lolo diye cevap vermiş..

Avukatın tepesi atmış: “Seni utanmaz! Ona lolo buna lolo, bize de mi lolo ulan!”

Cinayet

Avukat Temel, cinayet sanığını savunmaktadır.

– Müvekkilim masumdur Hakim Bey. Cinayet kaza ile olmuştur.

– Kaza olur mu? Sanık maktule tam 6 kurşun sıkmış.

– Hakim Bey, müvekkilimin kulakları az işitir de!

Marsa Gidecek Avukat

NASA Mars’a adam gönderecekmiş. Sadece bir kişi gidebilecek, giden de geri dönemeyecekmiş.

İlk aday olan mühendise bu iş için ne kadar isteyeceğini sormuşlar: “Bir Milyon Dolar…” demiş ve eklemiş “MIT’ye bağışlayacağım” İkinci aday olan doktora da aynı soruyu sormuşlar. Doktor: “İki Milyon Dolar” demiş. “Bir milyonunu aileme, bir milyonunu da tıbbi araştırmalara bağışlayacağım.”

Üçüncü aday olan avukat aynı soruya; Üç Milyon Dolar” diye cevap verince yetkililer; “Diğerleri bu kadar az isterken sen neden üç milyon istiyorsun”demişler.

Avukat yetkililere doğru eğilmiş, kısık bir sesle:

“Bir milyonunu ben alırım, bir milyonunu size veririm, mühendisi de Mars’a göndeririz.”

Cinayet Davası

Mahkemede bir cinayet davası görülüyormuş. Adamın katil olduğu neredeyse kesinmiş. Bunu fark eden davalı avukatının aklına bir şeytanlık gelmiş; “Bayanlar baylar! Hepinize bir sürprizim var!” diyerek saatine bakmış. “Tam bir dakika sonra, müvekkilim tarafından öldürüldüğü iddia edilen kişi bu mahkeme salonundan içeri girecek.”

Bunun üzerine hakim, seyirciler, bütün kafalar mahkeme salonunun kapısına dönmüş… 1 dakika geçmiş… Hiçbir şey olmamış…

Bunun ardından avukat: “Bakın…Ortaya bu iddiayı attım ve hepiniz heyecan içinde kapıya bakıp 1 dakika boyunca beklediniz. Bu gösteriyor ki, gerçekten ortada bir ölü olduğuna ve dolayısıyla müvekkilimin katil olduğuna sizler de inanmıyorsunuz.”

Bu sözün ardından hakim kararını açıklamış ve adamı mahkum etmiş.

Avukat şok içinde: “Ama nasıl olur? Az önceki gösteriden hepiniz etkilendiniz… Hepinizin kapıya baktığını gördüm!”

Hakim: “Evet doğru… Hepimiz baktık… Ama müvekkiliniz bakmadı!”

Rahip, Doktor ve Avukat

Bir rahip, bir doktor ve bir avukat deniz kazası sonucu okyanusta anakarayı gören ıssız bir adada mahsur kalmışlar. Adadan kurtulabilmek için tek yol yüzerek karaya çıkmakmış ancak deniz köpekbalıklarıyla doluymuş.

Başka çare olmadığını anlayan üçlüden önce doktor karaya yüzmeye karar vermiş. Aahip ve avukata dönerek, “”Ben hayatımı insanları kurtarmaya adadım, bu yüzden de Tanrı yardım eder.” demiş ve okyanusa atlamış. Daha bir kulaç atamadan köpekbalıkları doktoru yemişler.

Sıra rahibe gelmiş. Rahip avukata, “Ben tüm ömrümü Tanrıya adadım, o bana yardım edecektir, burada ölemem” demiş ve atlamış. Tabii köpekbalıkları rahibi de oracıkta yemişler.

Avukat olanları görünce bir değerlendirme yapmış, bu iki adam hayatlarını insanlığa ve tanrıya adadıkları halde öldüler, ben de hep adalet sistemi için çalıştım bu köpek balıkları beni de kesin yer, ama burada aç susuz ölmektense atlayıp hemen ölürüm” diye düşünmüş ve kendini okyanusa atıvermiş.

Denizde olağandışı bir hareketlenme olmuş, bütün köpek balıkları “Buyur üstat” demişler ve avukatın geçeceği yolda bir kordon oluşturmuşlar.

Matematikçi, Fizikçi ve Avukat 

Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar: ”2 kere 2 kaç eder.”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kağıt kalemi almış, uzun uzun düşünüp hesapladıktan sonra; ‘Eminim ki dört eder.” demiş.

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. yarım saat sonra; ”Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2’lik bir hata payı olabilir.’

Sıra avukata gelmiş. Avukatı almışlar içeriye, sormuşlar aynı soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş: ”Kaç olmasını istersiniz.”

Mahkemede Poz Yapmak

Bir Demiryolu işçisi tren kazasında sakat kalmış, işçinin avukatı da davalı şirkete tazminat davası açmış.

Davayı anlatıyormuş avukat: “Müvekkil işçi poz yaparken tren kazası olmuş ve sakat kalmıştır.”

Bu sözle ciddi bir açık yakaladığını düşünen şirketin çaylak avukatı atılmış:

—Orası film stüdyosu mu? Poz yapacağına işine gücüne baksaydı.

Zimmet

Başarılı avukat mahkeme sonunda beraat eden müvekkiline dönüp: “Artık duruşmalar bitti, bana doğruyu söyleyebilirsin, gerçekten o parayı zimmetine geçirdin mi?” diye sormuş.

Adam “Vallahi…” demiş. “Ben geçirdiğimi zannediyordum ama savunmanızdan sonra içime ciddi bir kuşku düştü…”

Papazın Vasiyeti

Bir papaz, bir doktor, bir öğretmen ve bir avukattan oluşan sıkı bir arkadaş grubu, yine bir araya geldikleri bir gün, papaz cebinden 30.000 dolar çıkarır ve her birine 10.000 dolar vererek, öldüğünde bu paraların da mezarına gömülmesini onlardan rica eder.

Bir süre sonra papaz ölür. Öğretmen, doktor ve avukat mezarına birer zarf gömerler. Cenaze sonrası üç arkadaş meyhaneye gidip efkar dağıtmaya karar verir.

Boşalan kadehler arttıkça hepsini sıkıntı kaplamaya başlar ve ilk önce öğretmen atlar; “Arkadaşlar, çok utanıyorum ama itiraf etmek zorundayım. Papazın verdiği paranın bir kısmını okul için kullandım, ama mecburdum. Sonuçta bir hayır işi. Mezara 7.500 dolar bıraktım. Özür dilerim”

Doktor kendine ortak bulmuştur; “Sorma, ben de ne yazık ki 5.000 dolar koyabildim, hastanenin bir takım şeylere ihtiyacı vardı.”

Avukat kendinden emin ve arkadaşlarına sinirli; “Sizlere inanamıyorum, bu yaptığınız çok çirkin! (Ellerini yukarı açarak) Eyy papaz arkadaşım, hiç merak etme ben paranın tamamını gönderdim yanına, 10.000 dolar değerinde çek kefenin sağ cebinde, nur içinde yat!”

Boşanma

Boşanma davası sonuçlanmış, hakim kararı okumuş, davalı koca kararı anlamadığını belirtince, hakim açıklama yapmış:

– Sizi boşadım, çocuğu anneye verdim, eşinize de ayda 1000 TL nafaka verdim.

Davalı Koca: “Allah razı olsun hakim bey, ben de ayda 500 TL veririm, gül gibi geçinip giderler”

Hakkında karyelist

Bunu okudunuz mu?

Salgınlara Yönelik Türk Tabipleri Birliği Etik Kurulu Görüşü

Salgınlara Yönelik Türk Tabipleri Birliği Etik Kurulu Görüşü Türk Tabipleri Birliği (TTB) Etik Kurulu, salgın …