Yeni
Ana Sayfa » Kavramlar

Kavramlar

Latince Deyimler

Latince Deyimler – Roma Hukuku A bene placito Memnun edilmiş birinden A bove ante, ab asino retro, a stulto undique caveto Öküzün önünde, eşeğin arkasında, aptalın her tarafında hazırlıklı ol Ab ovo usque ad mala Yumurtadan elmalara (Baştan sona anlamında: Romalıların geleneksel yemek sırasından esinlenerek, Horatius, Satir 1.3) Absentem lædit, qui cum ebrio litigat Sarhoşla kavga eden, yerinde olmayan birini döver (Publius Syrus, Sentences) Ab uno disce omnes Bir şeyden herşeyi öğren (Bir tek örnekle ya da gözlemle çıkarımlarda bulunulabileceği anlatılır, Virgilius, Aeneid) Abusus non tollit usum Suistimal düzgün kullanmayı iptal ettirmez. Bir şey suistimal edilince onun düzgün kullanımını etkilememelidir. Abusus non …

Devamını oku »

Silahlı Çatışma ve Savaş Hukuku

Silahlı Çatışma ve Savaş Hukuku, savaşan tarafların uyması gereken kuralların uluslararası hukuk ve uluslararası toplum tarafından belirlenmesi ile oluşmuştur. Silahlı Çatışma ve Savaş Hukuku, uyuşmazlıkları çözmeyi ya da savaşı önlemeyi hedeflememekte, dünyanın gerçeği olan silahlı çatışma halinde insani dramları azaltmayı, çatışmadan kaynaklı acıları azaltmayı, sivilleri ve asgari insan hakları standartlarını korumayı amaçlamaktadır. Nihai hedef, savaşın ve silahlı çatışmaların insanlığın üzerindeki yıkıcı etkilerini yok etmek, yok etmek mümkün değilse azaltmak ve barışçıl çözümler aramaktır. Savaş Hukukunun konusu, savaş ilanı, savaş esirlerine ilişkin davranışlar, ayrımcılık ve savaşın gerekçesi ile orantılı silah ve şiddet kullanımını içermektedir. Kitle imha silahlarının kullanımı ve gereksiz şiddet …

Devamını oku »

Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi

Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılması Komitesi(The Committee on the Elimination of Racial Discrimination (CERD),  Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 21 Aralık 1965 tarihli kararıyla kabul edilen ve 4 Ocak 1969 tarihinde yürürlüğe giren Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşmenin denetimini sağlamak üzere kurulan ve bağımsız uzmanlardan oluşan bir organdır. Komite, tarafsızlıkları ve yüksek ahlaki duruşlarıyla tanınan 18 uzmandan oluşmakta, üyeleri dört yıllık süre için taraf devletler tarafından seçilmektedir. Seçimler iki yıllık aralıklarla üyeliklerin yarısı için yapılarak komite yenilenmekte, dünyadaki farklı coğrafi bölgeler, farklı uygarlıklar ve adalet sistemlerinin temsil edilmesi amaçlanmaktadır. CERD özerk bir yapıdır ve Komite’deki uzmanlar kendi şahsi sıfatlarıyla seçilmektedir. Komite …

Devamını oku »

Bangalore Yargı Etiği İlkelerinde İlkelilik Değeri Üzerine Mülahazalar

Bangalore Yargı Etiği İlkelerinde İlkelilik Değeri Üzerine Mülahazalar / Arş. Gör. Duygu Tan “Yargı etiği ilkelerini nasıl yaşama geçirebiliriz?” sorusu hem teorik hem de pratik anlamda cevaplanması zor bir soru olarak karşımıza çıkar; nitekim Yargıda Dürüstlüğün Güçlendirilmesine Yönelik Yargı Grubu tarafından kabul edilen Bangalore Yargı Etiği İlkeleri bu soruya ışık tutmak adına atılmış değerli bir adımdır. Hâkimlerin etik davranışları için belirli standartları haiz bir rehber ve çerçeve sunmayı hedefleyen bu ilkeler, altı temel değer tanır: i) bağımsızlık (İng. “independence”); ii) tarafsızlık (İng. “impartiality); iii) ilkelilik (İng. “integrity”); iv) mesleğe yaraşırlık (İng. “propriety”); v) eşitlik (İng. “equality”) ve vi) ehliyet ve …

Devamını oku »

Su Hakkı

Su Hakkı ve Su Hukukuna ilişkin temel normlar Roma Hukuku döneminde oluşturulmuş, toprağın üstünde ve altındaki su, toprak mülkiyetinden ayrı düşünülmemiş, mülkiyet hakkının parçası olarak kabul görmüş, sular toprağın ayrılmaz bir parçası sayılmış, suya sahip olmak için toprağa sahip olmak yeterli görülmüş ancak akarsular özel mülkiyetin dışında bırakılmıştır. Roma Hukukundaki düzenlemeler Avrupa toplumlarının ve Medeni Yasayı iktibas eden Türk Hukukunun teorik omurgasını oluşturmuştur.     Türk Hukukunda Su Hakkı Osmanlı dönemi su hukuku devlet merkezli ve İslam anlayışına göre devletçi bir yapı arz etmiştir. Batı hukukunun ilk etkilerini gösterdiği dönemin yasası olan Mecelle sulardan herkesin yararlanabileceği ilkesini getirmiş, 1924 Anayasası suların …

Devamını oku »

İçtihat Tutarlılığı

İçtihat Tutarlılığı, [cmh], kişinin hukuki kaderini herhangi bir sürprizle karşılaşmadan tayin etmesine, olası muhakeme ve hükmün öngörülmesine olanak ve kolaylık tanıyan muhakeme güvencesidir. Aynı kanun maddesinin benzer veya aynı olaya farklı uygulanmasının yarattığı güven bunalımı, farklılıkları yaratan içtihatların birleştirilmesi ile mümkündür. İçtihatların Birleştirilmesi, farklı içtihatların hukuk ortak paydasında eritilerek kristalize edilmesi veya tutarlı hale getirilmesidir. Son veya üst derece mahkemelerinin görevlerinden biri, tutarsız içtihatları birleştirerek, yurttaşın adil yargılanma hakkını tehdit eden bir risk olmaktan çıkarmaktır. Tutarsızlığın sisteme sızarak, güven bunalımına neden olmaması, tutarsızlıkla mücadele eden işlevsel ve etkin mekanizmaların geliştirilmesi ile mümkündür. Hukuki güvenlik ve türevlerinin görünüm biçimi olarak içtihat tutarlılığı, …

Devamını oku »

Mahzen

Mahzen, genellikle binaların bodrum katında bulunan ve depo olarak kullanılan kısımdır. Mahzen kavramı hukuk alanında; takipsiz kalmış, zamanaşımına uğramış yahut işlemden kaldırılmış dava ve icra dosyalarının tutulduğu arşiv ve depoya verilen isimdir. Teknik altyapının olmadığı ve elektronik tarama sisteminin bulunmadığı eski dönemde adliyelerde sıkça kullanılan bir kavramdır. Dosyanın mahzende olması, o dosya hakkında yargılama faaliyetinin aktif olarak yürütülmediği ya da tamamen sona erdiği anlamı taşımaktaydı. Mahzende olan dosyalar erişim için daha fazla zaman ve çaba gerektirmektedir. Dosyanın arşivde olması durumuna göre daha düzensiz bir depolama söz konusudur. Dosyanın SEKA‘ya gönderilmiş olması durumu ise fiziken tamamen imha edildiği ve özet bilgiler …

Devamını oku »

Hukuk Nosyonu

Hukuk Nosyonu

Hukuk Nosyonu, hukukun evrensel ilke ve esaslarından hiçbirini ihmal etmeksizin, bilimsel disipline ve sistematik düşünce bütünlüğüne dayanarak hedeflenen adaleti temine yarayan düşünme biçimidir. Nosyon Nosyon, Latin kökenli bir “notio” sözcüğünden türetilmiş ve Latin kökenli dillerde bulunan, Türkçe’ye Fransızca “notion” sözcüğünden geçen, Türk Dil Kurumuna göre “kavram” anlamına gelen sözcüktür. Bir konu ya da şey hakkında, gerekli bilgi ve formasyona sahip olmayı ifade eden nosyon; mefhum, bir konu hakkında temel bilgi, zihinde oluşan genel fikir, bir düşüncenin zihindeki soyut ve genel tasarımı, yalın ve genel bir tasavvur şeklinde tanımlanmaktadır. Üzerinde fikir yürütülen konu ve olaylar hakkında bilinç düzeyinde önceden oluşmuş genel …

Devamını oku »

Onarıcı Adalet

Onarıcı Adalet, suçun yarattığı problemin, meşru ilgili ve toplumun katılımı ile çözümünü hedefleyen almaşık adalet yaklaşımıdır. Eylemi suç olarak değil, sosyal bir problem olarak tanımlar. Amacı, mağdurların ihtiyaçlarını dikkate alıp değerlendirmek, suçu önlemek, faillerin sorumluluk üstlenmelerini temin ederek, toplumun içinde tutmak, toplumun işleyişini pekiştirerek, adli mekanizmaları devre dışı bırakmaktır. Onarıcı adalet, toplumu suçun kaynağı olarak benimsediği için, toplumun sağaltım sürecine dahil edilmesinin gerekli görür. Buna göre suçun sonuçlarından etkilenen herkesin, onaran adaletin inşasına katılma özgürlüğü vardır. Adil bir çözüm için, esnek olmaktan başka bir çok objektif kriterin referans alınarak çözüme ulaşılması beklenmektedir. Çözümün sübjektif sınırları geniştir ve içine mağdur ve failden …

Devamını oku »

Pax Romana

Roma imparatorluğunda büyük çaplı iç çatışmaların sona erdirildiği ve barış döneminin hakim olduğu döneme verilen isimdir. Pax Romana(Roma Barışı) döneminin, Augustus’un MÖ 27’de Büyük Roma İç Savaşının bitmesi ile başladığı ve İmparator Marcus Aurelius’un MS 180 yılında ölümü  ile sona ermiştir. 200 yıldan fazla süren hüküm barış ve istikrar yıllarıdır ve Roma Hukukunun gelişmesine en çok katkı sağlayan dönem olarak kabul edilmektedir. Pax romana’nın olmadığı yerler hukukun olmadığı ve şiddetten arınmamış güvensiz, hukuksuz topraklardı. Terra incognitae (bilinmeyen topraklar) özgürlük ve güvenliğinin olmadığı, şiddetin kol gezdiği istikrarsız topraklar olarak tanımlanırdı. Pax Romana bu yönüyle AİHS ve AİHM uygulamaları (Pax europeanna) ile kıyaslanmaktadır.

Devamını oku »

Dünya Hukuk Günü

Dünya Hukuk Günü, 10 Temmuz 1967 günü Cenevre’de ‘Hukuk Yoluyla Dünya Barışı’ konulu konferansta alınan kararla kutlanmaya başlanmıştır. 10 Temmuz tarihinin, Dünya Hukuk Günü olarak ilan edileceğinin anlaşılması üzerine aynı tarihlerde Türkiye Cumhuriyeti de harekete geçmiştir. Türkiye’de dünya ile birlikte hukuk gününün kutlanması “Dışişleri Bakanlığının 23/6/1967 tarih ve 751.231- EMKY/2-307 sayılı yazısı üzerine, Bakanlar Kurulunca 5/7/1967 tarihinde kararlaştırılmıştır.”

Devamını oku »

Sanatçı Gülhan Yazdı: Öldürmek İnsanın İşlediği En Büyük Suç / Madımak Katliamı

Öldürmek insanın işlediği en büyük suç / GÜLHAN Tarihe dönüp baktığımda insanın insanı öldürdüğünü, çizgisel zamanın akan kana bulandığını gördüm. Medeniyetlerin yükseldiğini, akabinde barbarların, avcıların gelip yok edişini de… Öldürmek insanın işlediği en büyük suç. Sadece Türkiye’de yılda ortalama iki bin kişi öldürülüyor. Öldürme eyleminin ilkelliği, öldürme güdüsünün evrimleşebilmesi ve yok olması; toplu cinayetlerin, savaşların durmasıyla bitecekmiş gibi geliyor bana. Peki, İlk cinayet neden işlenmiş? Açlıktan diyesi geliyor insanın. Yok, yok, değil. İlk cinayet kıskançlıktan. Habil’in Kabil’i öldürmesiyle başlamış ‘öldürme’ hikayemiz. Cinayetleri, intiharları, tüm aile topluca yok edişleri de sıkça görürüz üçüncü sayfa haberlerimizde. Peki biz bu üçüncü sayfa haberlerine …

Devamını oku »

Çekişmeli Yargılama İlkesi

Çekişmeli Yargılama İlkesi, [cmh] adil yargılama, yargılamaların çekişmeli olarak gerçekleşmesini talep hakkını içerir. Çekişmeli yargılama hakkı; ilke olarak, bir ceza veya hukuk davasının taraflarına, her kimden gelirse gelsin mahkeme kararını etkilemeye özgülenen tüm deliller, hazırlanan mütalaalar hakkında bilgi sahibi olma ve onları yorumlama fırsatı verilmesini gerektirir. Çekişmeli yargılama hakkı; tatmin edici koşullar altında tarafların, mahkeme önündeki delillere aşina olmalarını, kanıtların gerçek ve doğruluğu ile muhteviyatı hakkında uygun yer, zaman ve şekilde yorum yapmalarına olanak ve kolaylık tanımayı içerir. Taraflar, iddialarının başarısı için gerekli unsurları açıklama hakkına sahip olmalıdır. Temyize başvuru hakkının düştüğüne karar verilmesi ve kanun yolu mahkemelerinin gerekçe değişikliğine …

Devamını oku »

Dava Gözlemciliği

Dava Gözlemciliği: [cmh]duruşma salonunun kapısını yerel ve sınır ötesi organizasyonlara açan, alenilik ilkesinin sübjektif kapsamına, yabancı kamuoyunu, kişi ve kuruluşları katarak genişleten izleme, gözetleme, paylaşma, değerlendirmeyi temine özgülenen demokratik denetim aracıdır. Varlığını hak ve özgürlüklerin korunmasına adayan bir çok insan hakları kuruluşu ve baroların, hak ihlallerini önlemek ve adil yargılanma hakkına işlerlik kazandırmak maksadıyla duruşma salonlarını büyüteç altına aldıkları görülür. Gözlemci veya onu gönderen kurum ve kuruluşun davaya ilgisi ve fonksiyonu, yargılanan kişi, yargılama sürecinin politik ve insan hakları açısından önemi, yargılamanın tarihsel boyutu, toplumun davaya olası kötü dava yönetim ve umulan düzensizlikler, bunların herhangi bir kombinasyonu ve diğer kaygılar, …

Devamını oku »

Milletvekili Seçilme Yeterliliği

Milletvekili Seçilme Yeterliliği için sahip olunması gereken şartlar Anayasa’nın 76. maddesi ile ve 2839 Sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’nda belirlenmiştir. Bu kurallara göre milletvekili adayının sahip olması gereken temel şartlar şunlardır: 1- Anayasa ve Seçim Kanunundaki yaş ve vatandaşlık yeterliliğini sağlamak 2- Seçilmeye engel durumu bulunmamak 3- Bir siyasi partiden aday olunacaksa o siyasi partinin seçime girebiliyor olması ve bu partinin Tüzüğünde belirtilen özellikleri taşımak 4- Kamu görevinde olanlar için, aday olmak için istifa edilmesi gereken kişilerden birisi ise görevinden istifa etmek Milletvekili Seçilme Yeterliliği şartları genel olarak; on sekiz yaşını doldurmuş olmak; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak; en az ilkokul mezunu …

Devamını oku »

Corpus Iuris Civilis

Corpus Iuris Civilis, Iustinianus öncülüğünde, M.S.528-534 tarihleri arasında gerçekleştirilen büyük bir hukuk derleme çalışmasıdır. Özel hukuka ilişkin bölümlerin ağır basması nedeniyle Vatandaşlar Hukuku Derlemesi adı verilmiştir. Roma İmparatorluğu’nda yüzyıllar boyunca geçerli olan temel hukuk kaynaklarının, hukukçuların eserlerinin ve Roma imparatorlarının yayınladığı fermanların belli bir sistematik içinde bir araya getirildiği eserdir. C.I.C. olarak kısaltılan ve vatandaşlar hukuk derlemesi adı verilen bu çalışmada anayasa, idare, ceza ve kilise hukuklarına ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.

Devamını oku »

Ad hoc

Ad hoc, Roma Hukuku’ndan günümüze intikal etmiş Latince bir kavramdır. Belli bir amaca yönelik, amaca özel, niyete mahsus, geçici anlamlarına gelmekte, bir sorunu çözmek için üretilen geçici bir çözüm yolunu tanımlamak için kullanılmaktadır. Günümüzde, özel bir amaç için oluşturulan ya da kullanılan komisyon, komite veya mahkemeler Ad Hoc olarak belirtilmektedir. Dönemsel ya da bölgesel bir hukuki sorunu çözmek için kurulan mahkeme, bir projeyi incelemek için kurulan özel bir komite, acil bir ihtiyaç nedeniyle geçici olarak görev yapan bir çalışma grubu bu şekilde sıfatlandırılmaktadır.  Uluslararası Ceza Mahkemesinin daimi olmaya heyetleri, Birleşmiş Milletler’in  belli sorunlara yönelik olarak kurmuş olduğu geçici araştırma ve soruşturma …

Devamını oku »

Saldırının Tarifi Üzerine Birleşmiş Milletler Kararı

Saldırının(Tecavüz) Tarifi Üzerine Birleşmiş Milletler Kararı, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 14 Aralık 1974 yılında yapmış olduğu toplantıda ilan edilmiştir. Kararın Türkçeye tercümesi BM Enformasyon Merkezi UNIC tarafından 2002 yılında yapılmıştır. Kavramın tanımlanmasında, Birleşmiş Milletler Antlaşması‘na özellikle ve sıklıkla atıf yapılmıştır. Saldırı’nın (Tecavüzün) Tanımı : Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 3814 (XXIX) Sayılı ve 1974 Tarihli Kararı Genel Kurul, saldırının (tecavüzün) aşağıdaki tanımını kabul eder: Madde 1 Saldırı, bir Devletin diğer bir Devletin egemenliğine, ülke bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı veya işbu Tanımda belirtildiği üzere, Birleşmiş Milletler Andlaşması ile bağdaşmayan diğer herhangi bir tarzda silahlı kuvvet kullanılmasıdır. Açıklayıcı not: Bu Tanımda, “Devlet” …

Devamını oku »

Kendi Kaderini Tayin Hakkı

Kendi Kaderini Tayin Hakkı(Self Determination Right), ulusların kendi geleceklerini kendi iradeleri ile belirlemesi anlamına gelmektedir. Bu hak  insan gruplarına ait bir haktır ve bireysel bir hak değildir. Kendi kaderini tayin hakkının içeriği ve kullanımı konusunda evrensel olarak kabul edilmiş bir anlaşma bulunmamaktadır. Self Determination Right, modern hukuk kavramı olarak 20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Kavramın kaynağı Fransız İhtilali yıllarına dayanaktadır.   Bolşevik lider Vladimir Ilyic Lenin tarafından 1914 yılında yazılan “Ulusların Kendi Kaderini Tayin Hakkı” isimli eserden sonra kullanımı yaygınlaşmış, uluslararası hukukun temel kavramlarından biri haline gelmiştir. Birleşmiş Milletler Yerli Halklar Hakları Bildirisi’nin 3. maddesi ile  Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklara …

Devamını oku »

Gaiplik

Gaiplik, bir kişiden çok uzun süredir haber alınamaması veya hayatî tehlike içindeyken  kaybolması hallerinde o kişinin hukukî bakımdan ölü kabul edilerek kişiliğe bağlı  haklarının sonlandırılmasıdır. Mahkemenin bu kişinin gaipliğine karar verebilmesi için, hakları bu kişinin ölümüne bağlı olanların başvuru yapması gerekmektedir. Bir kişinin gaip olduğu yönünde karar verilmesi o kişinin ölümüne bağlı hukuki sonuçların bir çoğunu doğurur. Ancak, gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez ve gaip erkeğin eşi evliliğin feshini istememişse, gaip kişi eş hanesinde kalır. Gaiplik kararı ile birlikte evliliğinin feshine de karar verilebilir. Gaipliğine karar verilen kişinin cesedinin daha sonra bulunması halinde, …

Devamını oku »

Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Dair Karar

Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Dair Karar, sanığa yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması, suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi, meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması, kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi hallerinde kusurun bulunmaması nedeni ile işlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen etkin pişmanlık, şahsî cezasızlık sebebinin varlığı, karşılıklı hakaret, işlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı dolayısıyla faile ceza verilmemesi hallerinde verilen karardır. Ceza Verilmesine Yer Olmadığına Dair Karar hakkındaki hükümler 5271 …

Devamını oku »

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararına ilişkin hükümler 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. maddesinde düzenlenmiştir. Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise; belirli şartların varlığı hâlinde mahkemece verilebilen karar türüdür. 5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 231. Maddesi Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır. (2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir. (3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl …

Devamını oku »

Dava Şartı Arabuluculuk

Dava Şartı Arabuluculuk, bazı hukukî uyuşmazlık türlerinde mahkemeye dava açmadan önce uygulanması zorunlu olan arabuluculuk türüdür (6325 sayılı Kanun, m. 18/A). 7036 sayılı Kanunun 3. maddesine göre 01.01.2018 tarihinden sonra bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebine ilişkin davalarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirilmiştir. 06.12.2018 tarihli 7155 sayılı Kanunun 20. maddesine göre konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalar ile 7251 sayılı Kanunun 59. maddesi ile yapılan değişiklik çerçevesinde bulunan tüketici uyuşmazlıkları için dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava …

Devamını oku »

Dava Şartı

Mahkeme tarafından, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi için varlığı veya yokluğu gerekli olan şartlara dava şartı denilmektedir. Dava şartlarından birinin bulunmadığının tespit edilmesi durumunda davanın esası hakkında inceleme yapılmayarak mahkemece davaya ret kararı verilmesidir. Dava şartları 6100 sayılı Kanunun 114 ve 115. maddelerinde genel olarak düzenlenmiş; diğer kanunlarda belirtilen durumlar ise özel şart olarak kabul edilmiştir. Dava şartları MADDE 114- (1) Dava şartları şunlardır: a) Türk mahkemelerinin yargı hakkının bulunması. b) Yargı yolunun caiz olması. c) Mahkemenin görevli olması. ç) Yetkinin kesin olduğu hâllerde, mahkemenin yetkili bulunması. d) Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları; kanuni temsilin söz konusu olduğu …

Devamını oku »

Değişik İş Dosyası

Mahkemelerin esas hakkında bir inceleme yapmadığı ancak hâkim kararı gerektiren işlemlerle ilgili karar verdikleri dosyalara verilen isimdir. Değişik iş dosyalarında genellikle duruşma yapılmaz ve dosya üzerinden inceleme yapılarak karar verilmektedir. Bu tür dosyaların çoğunluğu hukuk mahkemelerinde bulunmakta, ceza mahkemelerinde değişik iş dosyası sayısı oran olarak düşük kalmaktadır. Aile Mahkemeleri tarafından verilen değişik iş kararları sayıca çoğunluk arz etmektedir. Değişik iş dosyalarına örnekler Delil Tespiti Tevdi Mahalli Tayini İhtiyati Haciz İhtiyati Tedbir 6284 Sayılı Kanun Gereceğin Verilen Koruma Tedbiri Kararları Tehiri İcra Teminat Şeklinin Belirlenmesi 6284 sayılı Kanun Gereğince Kolluk Amiri Kararının Onaylanması 6284 sayılı Kanun Gereğince İtirazın Değerlendirilmesi Tespit Acele …

Devamını oku »

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar

Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar, Cumhuriyet Savcısı tarafından soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde verilen karardır. Halk dilinde yerleşik olan “Takipsizlik” kavramı mülga CMUK’ta yer alan eski bir ifadedir ve yaygın olarak “Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar(KYOK)” anlamında kullanılmaktadır. Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara ilişkin hükümler 5271 sayılı Kanunun 172. maddesinde düzenlenmiştir. 5271 Sayılı Kanunun 172. Maddesi (1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören …

Devamını oku »

Tazyik Hapsi

Kişinin kanundan kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmesi için bir işi yapmaya ve/veya yapmamaya veya bir şeyi vermeye mecbur bırakarak onu zorlamak maksadıyla uygulanan yaptırımdır. Tazyik Hapsi, bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle uygulanmaktadır. Disiplin Hapsi ve İdare Hukuk alanındaki Disiplin Cezaları ile karıştırılmamalıdır. Çocuk teslimi emrine muhalefetin cezası, borçlunun ödeme şartını ihlal etmesi halinde verilen cezalar (Taahhüdü İhlal), 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun ile öngörülen cezalar ve nafaka borcunun ödenmemesi halinde verilen cezalar bu hapis türüne verilebilecek örneklerdendir.

Devamını oku »

Disiplin Hapsi

Kısmî bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartla salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adlî sicil kayıtlarına geçirilmeyen hapis türüdür. Tazyik Hapsi ve İdare Hukuku alanındaki Disiplin Cezaları ile karıştırılmamalıdır. Disiplin Hapsi, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun  2. maddesinde düzenlenmiştir. Disiplin hapsine ilişkin bazı örnekler: İcra İflas Kanunu’nun “Beyandan Sonra Mal Ve Kazançta Olan Tezayüdü Bildirmeyen Borçlunun Cezası” başlıklı 339. maddesinde öngörülen cezalar Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Duruşma Düzeni” başlıklı 151. maddesinde öngörülen durumlar Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Çekinmenin Kabul Edilmemesinin Sonucu” başlıklı 253. maddesinde öngörülen yaptırımlar Hukuk Muhakemeleri …

Devamını oku »

Düşme Kararı

Düşme Kararı, Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde verilen karardır. (5271 sayılı Kanun, m. 223/8) Genel af, zamanaşımı, sanığın ölümü, şikayete tabi suçlarda şikâyetten vazgeçme ve uzlaşma, davanın düşme sebebidir. Sadece adli para cezası yaptırımı öngören veya hapis cezasının üst sınırı 6 ayı geçmeyen suçlarda da önödeme yapılması halinde düşme kararı verilir. Hukuk davalarında ve icra dairelerinde takipsiz bırakılan davalar ve dosyalar hakkında ise “açılmamış sayılma” kararı verilir yahut dosya işlemden kaldırılır.  Hukuk davalarında, taraflar duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. …

Devamını oku »

Uzlaşma

Uzlaşma: Türk Ceza Kanunu’nun 253. maddesinde sayılan suçlarla ilgili olarak, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcıları tarafından, dava açıldıktan sonra mahkemeler tarafından yapılan, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişimidir (5271 sayılı Kanun, m. 253, 254) Uzlaştırmacı: Şüpheli veya sanık ile mağdur veya suçtan zarar gören arasındaki uzlaştırma müzakerelerini yöneten kişidir. Cumhuriyet savcısı tarafından görevlendirilmektedir. Uzlaştırmacıların avukat veya formel hukuk eğitimi almamış kişilerden seçilmesi eleştiri konusu olmaktadır. Avrupa Konseyi Cezai Meselelerde Arabuluculuk Yolu İle İlgili Tavsiye Kararı Avrupa Konseyi Cezai Meselelerde Arabuluculuk Yolu İle İlgili Tavsiye Kararı Madde-253 – (Değişik: 6/12/2006-5560/24 md.) (1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli …

Devamını oku »

Hak Düşürücü Süre

Kanunen belirlenen hakların kanunda belirtilen süre içerisinde kullanılmaması durumunda hakkın ortadan kalkmasına neden olan süredir. Sürenin dolması ile birlikte hakkın dava edilebilirliği ile birlikte hakkın kendisi de sona ermektedir. Hak düşürücü sürelerde, sürelerin durması ya da kesilmesi söz konusu değildir. Süre sona erdiğinde hakkın kendisi ve kullanma süresi sona ermektedir. Kanunlarla istisnai olarak belirlenen hak düşürücü süreler genellikle zamanaşımı sürelerine göre daha kısa tutulmuştur. Sınırlı sayıda belirlenmiş olma durumu Roma Hukuku‘ndan gelen Numerus Clausus ilkesi ile açıklanmaktadır. Zamanaşımı süresi, kanunlarda aksine bir hüküm bulunmadığı sürece 10 yıl olarak belirlenmiştir. Hak düşürücü süre için ise öngörülmüş genel bir süre bulunmamaktadır. Zamanaşımı, …

Devamını oku »

Güvenlik Tedbiri

Güvenlik tedbirleri özellikle tehlikeli bir takım suçlular veya isnat yeteneği yahut ceza sorumluluğu bulunmayan failler için uygulanan ve özünde iyileştirme, ıslah ve sosyalleştirme amacı bulunan tedbirlerdir. Bu tedbirler bütün suçlular için değil ancak belli tehlikelilik arz eden suçlular ve şahsi durumları gereği haklarında ceza verilemeyecek kişilere uygulanabilir. Tüzel kişilerin isnat yeteneği veya kusurundan bahsedilemeyeceği için bunlar hakkında ceza verilemez; bunun yerine güvenlik tedbiri uygulanabilir (5237 sayılı Kanun m.53-60).

Devamını oku »

Ordinaryüs Profesör

Ordinaryüs Profesör, Türk üniversitelerinde Alman akademik sisteminden aktarılarak 1933 reformu ile oluşturulan akademik unvandır. Ordinaryüs kavramının kökeni Almanca Ordinarius kelimesine dayanmaktadır. Profesörlerin hocası ya da hocaların hocası anlamlarında kullanılmıştır. Günlük dilde bir meslek veya sanatın ileri derecede uzmanı olarak anlamlandırılmıştır. Ordinaryüs profesörler, profesörlerin bilimsel araştırmaları ve orijinal yayınlarıyla tanınmış, bir kürsüde çalışma beraberliği ve yetiştirme görevlerini başaracak pedagoji ve yönetim yetkisi belli olmuşları arasından seçilmişlerdir. Ordinaryüs profesörün olmadığı üniversite kürsüleri profesörlere bırakılmıştır. Ordinaryüslük unvanı bir kere kazanıldıktan sonra, profesörlük gibi. şahsa bağlı unvan olarak kalmıştır.  Doktor, doçent doktor ve profesör doktor unvanlarından sonra erişilebilen Ordinaryüs profesörlük payesi en az beş yıl …

Devamını oku »

Abusus non tollit usum

Abusus non tollit usum

Abusus non tollit usum, Roma Hukukundan günümüze ulaşmış Latince deyimlerdendir. Bir şeyin yanlış kullanılması onun doğru kullanılamayacağı anlamına gelmez ve suiistimal düzgün kullanmayı iptal ettirmez. Bir şey suistimal edilince onun düzgün kullanımını etkilememelidir. Bir hakkın kötüye kullanılması, onun doğru kullanımını ortadan kaldırmak için yeterli ve geçerli bir argüman değildir. Abusus non tollit usum, kötüye kullanımı önlemek için alınacak tedbirlerin o hakkın kullanılmasını yasaklamayı gerektirmemesini ifade etmektedir. Bir eylem, olgu ve olaydan birilerinin zarar görmesi ondan istifade edenlerin istifade etme hakkını ortadan kaldırmaz. Herhangi bir inanç, doktrin, kural ve bakış açısı çarpıtılabilme ve kötüye kullanılabilme özelliği taşıması nedeniyle tümden zararlı addedilemez. …

Devamını oku »

Argumentatum Ad Hominem – Ad Hominem

Argumentatum Ad Hominem – Ad Hominem; bir argümana cevap verirken argümanı eleştirmekten ziyade argümanı ileri süren kişiye saldırarak argümanı etkisiz kılmaya çalışmaktır. (/æd ˈhɒmənəm -ˌnɛm, ɑd‐), Argumentum ad hominem ya da insan karalama safsatası olarak bilinen Ad hominem kalıplaşmış bir Latince deyimdir. Bir argümana karşı gösterilen tepki ve reaksiyon, muhatabın görüşünü karşılamaktan uzak şekilde görüş sahibinin şahsını hedef almakta, esas konudan uzaklaşılmaktadır. Bir argümanı eleştirmek yerine, argümanı ortaya atan kişiyi hedefe koyarak onun fikirlerini önemsizleştirmeye ve çürütmeye çalışılmakta, etik dışı bir davranış olarak öne çıkmaktadır. Tartışılan fikir yerine, fikir  sahibi kişi ön plana çıkarılarak iddialar geri plana atılmaktadır. Ad hominem …

Devamını oku »

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı

19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı, Türkiye’de her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlanan resmi bayramdır. 19 Mayıs, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde de resmi bayram olarak kutlanmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk, 19 Mayıs 1919 tarihinde Bandırma Vapuru ile Samsun’a çıkmış ve Anadolu’nun işgaline karşı Kurtuluş Savaşını başlatmış, Türkiye Cumhuriyetinin temellerini atarak Cumhuriyet Devrimlerinin yolunu açmıştır.  19 Mayıs 1919, Türk tarihi bakımından bir dönüm noktasıdır ve Mustafa Kemal Atatürk’ün yaşam kronolojisinde en önemli tarihlerden biridir.  19 Mayıs 1919 tarihinde Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkmasının ardından yurt çapında kongreler yapılmıştır. Sırasıyla; 28 Haziran-12 Temmuz 1919 tarihleri arasında 1. Balıkesir Kongresi, 26-30 Temmuz 1919 tarihlerinde 2. Balıkesir Kongresi, 23 Temmuz-7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum Kongresi, 6-9 …

Devamını oku »

Avukatın Hak ve Yükümlülükleri

Avukatın Hak ve Yükümlülükleri, Avukatlık kanununda ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları ile belirlenmiştir.  Avukatlık Kanununun 1. maddesi  avukatlığı ‘kamu hizmeti ve serbest meslek’ olarak tanımlamıştır. Avukatlık mesleği, temel olarak, hukuki mesele ve anlaşmazlıkların yasalara uygun bir şekilde çözümlenmesini sağlamakta, avukat ise bu hizmeti alan kişileri temsil etmektedir. Avukatlar genel olarak avukatlık kanunu madde 34`e göre yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek; avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdür. Avukatın Hakları Avukat-müvekkil ilişkisinden kaynaklanan haklar Ücret hakkı Taraflar arasında yapılan sözleşmede …

Devamını oku »

Actio libera in causa

Actio libera in causa (Nedeninde serbest hareket), Roma Hukukunun Modern Hukuka kazandırdığı latince hukuk deyimlerindendir. Sebebinde serbest hareketler kuramı olarak da bilinmektedir. Kavram, Kıta Avrupası hukuk sistemindeki ülkelerde kendisine daha çok yer bulmaktadır. Anglo-Sakson hukuk sisteminde voluntary intoxication kavramı ile yakın bir anlamda olan Actio libera in causa, ceza hukuku yanında uluslararası hukukta da kullanılmaktadır. Suç işlemek için kasıtlı olarak ve kendi isteği ile sarhoş olan veya kendi akıl hastalığına neden olan kişiler, sarhoşken ya da irade yokluğu halindeyken işledikleri fiillerden ötürü sorumluluk sahibidir. Bu kural, geçici sebeplerin ceza sorumluluğuna etkisi bakımından ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Ceza hukuku kuralları ile muhatap …

Devamını oku »

Jüri Sistemi

Jüri Sistemi, Anglo-Sakson Hukuk Sisteminde uygulanmakta olan, adaletin gerçekleştirilmesinde yurttaşların doğrudan katılmasını ve oy kullanmasını sağlayan yargılama biçimidir. Kavramın kökeni Jury kelimesidir ve “yeminli” anlamına gelmektedir. Jürinin amacı, halkın düşüncesini yargıya yansıtmaktır. Anglo-Sakson Hukuk Sistemi Jüri sistemi, Anglo Saxon Hukukunun geçerli olduğu sistem içerisinde yer alan ve yargılamanın bir parçası olan heyettir. Jüri, Amerika kıtasına koloniler döneminde İngilizler tarafından getirilmiş, daha sonra İngiltere’den daha geniş bir şekilde ABD’de uygulanmıştır. 1789 tarihli Amerika Birleşik Devletleri Anayasasına ve 1791 Amerikan Haklar Bildirgesine göre tarafsız jüri önünde açık bir yargılama hakkı tü yurttaşlar için temel bir hak olarak kabul edilmiştir.   Jüri Sisteminin …

Devamını oku »

Persona non grata

Persona non grata, latince kökenli bir terimdir ve diplomasi dilinde istenmeyen kişi olarak tanımlanmaktadır. Bir ülkenin sınırları içerisinde istemediği bir kişiyi tanımlamak amacıyla kullanılmaktadır. Kavramın çoğul biçimi istenmeyen kişiler anlamına gelen “personae non gratae” şeklindedir. Kavram genel olarak diplomatlar ve diplomatik dokunulmazlığı bulunan kişiler için kullanılmakta ise de diplomat olmayan kişiler hakkında da kısıtlı bir kullanım mevcuttur. Kavram ayrıca, diplomatların ajanlık yaptıklarından şüphelenilmesi durumunda diplomatları kovmak için ve hoşnutsuzluk ifadesi olarak da kullanılmaktadır. Persona non grata ve Uluslararası Hukuktaki Yeri Kısaltılmış hali PNG olan Persona Non Grata, 1961 tarihli Diplomatik İlişkiler Hakkında Viyana Konvansiyonu’nun 9. ve 10. maddelerinde düzenlenmiştir. Konvansiyonunun …

Devamını oku »

Etik

Etik kavramı, Fransızca  ‘Ethique’ kelimesinden türemiştir ve ahlak, töre ve olması gereken davranış biçimi ve ahlaki değerler şeklinde tanımlanmıştır. Latincede ‘Moral’ kelimesi ile ifade edilen ve Türkçede ‘Ahlak’ kelimesi ile ifade edilmek istenen şey; toplumda insanların uymak zorunda oldukları davranış biçimlerini ve kuralları ifade etmektedir. Etik teriminin Yunanca “karakter” anlamına gelen “ethos” sözcüğünden türemiş olduğu kabul edilmektedir. Etik, felsefi bir kavramdır ve Felsefeciler tarafından Felsefe Biliminin alt dalı olarak değerlendirilmiş, ahlak felsefesi yada moral philosophy olarak adlandırılmıştır. Etik kurallar oluşturulurken, insan davranışları iyi ve kötü kavramları çerçevesinde analiz edilerek ahlaki değerler ve kriterler oluşturulmuştur. Eylemlerin insani olma vasfı bakımından kabul …

Devamını oku »

Karantina

Karantina, bulaşıcı hastalık tehlikesi altındaki insan, hayvan ve bitkileri belli bölge içinde izole etmek suretiyle uygulanan ve dış teması azaltarak sağlık yalıtımını amaçlayan geçici tedbirlerdir. Karantinanın amacı hastalığın yayılmasını engellemek, enfekte olan hayvan, bitki ya da hastayı çevreden tamamen ayrıştırarak izole etmek ve iyileştirmeye çalışmak, hastalığın daha fazla yayılmasını önlemektir. Karantina kavramı İtalyanca kökenlidir. Venedik kentine salgın hastalıkların bulaşmaması amacıyla limana gelen gemilerin belli bir süre denizde bekletilmesi şeklinde ortaya çıkmıştır. “Ven cuarantína”  kavramı, Venedik’e gemiyle gelen yolculara uygulanan “kırk” günlük karaya çıkma yasağını ifade etmekte olup Venedik dilindeki kırk sözcüğünden türetilmiştir. Karantina uygulaması Bizans İmparatorluğu döneminde de uygulanmıştır. Karantina tedbirine …

Devamını oku »

Ağır Ceza Mahkemeleri

Ağır Ceza Mahkemeleri, bir başkan ve iki üye ile toplanarak karar veren, kanunda özel olarak belirtilen ağır ceza suçlarını yargılayan ceza mahkemesidir. Tüm kararlar müzakere yolu ile alınmakta, mahkeme başkanı müzakereyi yönetmekte, karara katılacak hakimler görüşünü söylemekte ve kanunun öngördüğü istisnai haller dışında oyçokluğu ile karar alınabilmektedir. Ağır Ceza mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafi durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığın tarafından kurulmaktadır. Ağır Ceza Mahkemeleri  Türk Ceza Kanununda yer alan yağma, irtikap, resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık ve hileli iflas suçları, Terörle Mücadele Kanununun kapsamına …

Devamını oku »

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu

Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilekçe Komisyonu, Anayasa’nın 74. maddesinde düzenlenen dilekçe hakkı kapsamında TBMM’ye gönderilen dilekçelerin incelenmesi ve karara bağlanmasıyla görevli komisyondur. Dilekçe komisyonu Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün 20. maddesi ve 3071 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca; vatandaşların komisyona ulaştırdıkları talep ve şikayetler üzerine idari işlem ve eylemleri denetlemektedir. Dilekçe Komisyonunun dilekçeleri inceleme ve karara bağlamanın usul ve esasları TBMM İçtüzüğü’nde gösterilen şekilde yapılmaktadır. İçtüzüğün dilekçe hakkı ile ilgili hükümleri şu şekildedir. Dilekçelerin İncelenmesi ve Karara Bağlanması Esas ve Usulleri Dilekçe Komisyonu Madde 115. – Dilekçe Komisyonu, Türk vatandaşlarının ve karşılıklılık esası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancıların kendileriyle veya …

Devamını oku »

Meğerki Ne Ola Ki – Öykü Yalçın

Meğerki Ne Ola Ki – Öykü Yalçın Öykü Yalçın; 5 Şubat 1996, İzmir doğumludur. Liseyi İzmir Cengiz Aytmatov Sosyal Bilimler Lisesinde okumuş, Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesini tam burslu olarak bitirmiştir. Özel hukuk dalları ile yakından ilgilenmektedir. İsveç Lund Üniversitesi Raoul Wallenberg İnsancıl Hukuk ve İnsan Hakları Enstitüsü (RWI) Türkiye Programı desteği ile Kasım 2019’da faaliyete başlayan Özyeğin Üniversitesi Disiplinlerarası Çocuk Hakları Laboratuvarı bünyesinde çalışmalar yapmaktadır. “Meğerki” hukuk fakültesindeki öğrencilerin sıklıkla zihin karışıklığına sebebiyet veren bir sözcüktür. Günlük hayatta kullanımına pek rast gelinmemesine karşın hukuki metinlerde kullanımı oldukça yaygındır. Öğrencilerin, gerek hukuki metinleri okurken gerek fakülte sıralarında ders dinlerken, içinde “meğerki” …

Devamını oku »

Basiretli Tüccar

Basiretli Tüccar

Basiretli Tacir, geleceği gören, sezgisi yüksek, dikkatli ve yapacaklarının nereye varacağını bilen ya da bilmesi gereken, ticari iş, işlem ve eylemlerinin hukuki, mali ve ticari sonuçlarını öngörmesi gereken kişidir. Basiret, Arapça bir kelimedir ve doğru görüş, uzağı görüş, seziş, anlayış, kavrayış, dikkat, öngörü, sağgörü anlamlarına gelmektedir. Tacir, basiretli davranmadığı takdirde, işletmesini karlı ve kurumsal bir yapıya dönüştüremeyecek, işletmenin geleceğini sağlam temeller üzerine kuramayacaktır. Tacir, Basiret Kavramı ve Ticaret Hayatı  Ticari faaliyet yürüten kişi ve kurumların birinci amacı kar sağlamak, diğer amaçları ise işletme mevcudunu, istihdamı, aktifleri ve sermayeyi artırmaktır. Yapılan her işten kar elde edilemeyebileceği gibi zarar da gerçekleşebilir. Basiretli tüccar …

Devamını oku »

Bağımsız Bölüm

Bağımsız Bölüm, Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre, ana gayrimenkulun ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya müsait bağımsız mülkiyete konu olabilen bölümleridir. Bağımsız Bölüm, inşaatı tamamlanmış, kullanıma hazır hale gelmiş ana yapının ayrı bölümleridir. Bunlar; kat, daire, dükkan, mağaza, mahzen ve depolar bağımsız bölümlerdir. Bağımsız Bölümler aynı binada olabileceği gibi ve aynı parsel içerisinde farklı bloklarda ya da bir parseldeki bağımsız binalar şeklinde de olabilir. Kat Mülkiyet Kanununun 1. Maddesine göre; “Tamamlanmış bir yapının kat, daire, iş bürosu, dükkan, mağaza, mahzen, depo gibi bölümlerinden ayrı ayrı ve başlı başına kullanılmaya elverişli olanları üzerinde, o gayrimenkulün maliki veya ortak malikleri tarafından, bu Kanun …

Devamını oku »

Basın Özgürlüğü

Çoğunlukçu, özgürlükçü, demokratik toplumlarda, düşünceyi açıklama özgürlüğü; sadece genel kabul gören ve zararsız veya önemsiz sayılan düşünceler yönünden değil, aynı zamanda halkın bir kısmı tarafından benimsenmeyen kural dışı, hatta rahatsız edici, endişe verici, sarsıcı düşünceler için de geçerlidir.

Devamını oku »