Ana Sayfa » Hukukbook » Eşber Yağmurdereli

Eşber Yağmurdereli

Avukat, yazar, senarist, şair, öykü yazarı, aktivist Eşber Yağmurdereli 1945 yılında Erzurum–Tortum’da dünyaya geldi. İlkokulu bitirinceye kadar Tortum’da yaşadı. 1955 yılında, Erzurum Lalapaşa parkındaki boş havuza düşmesi sonucu görme yetisini yitirdiği ve 10 yaşından itibaren gözleri görmediği için, o dönemdeki iki körler okulundan biri olan Ankara Körler Okulunda, 1958 yılında orta öğrenimine başladı. Ankara Radyosu İnce Saz Faslı’nı yöneten İbrahim Tuğberk’ten sanat dersleri aldı.

Avukat Eşber Yağmurdereli

Lise yıllarında arkadaşlarıyla birlikte Aydınlığa Doğru ismi ile yayınlanan bir dergi çıkardı ve William Saroyan’ın Yoksul İnsanlar adlı kitabından uyarladığı Yüreği Dağlarda Olan Adam öyküsünü Bursa Halkevi Oda Tiyatrosunda sahneledi. Ankara Radyosu spikerlerinden Jülide Gülizar’ın “Ne göz göze gelelim/Ne içimiz burkulsun/Bir damla suda batsın bütün emellerimiz/Varsın gönlün neşeyi bir başka yerde bulsun/Ve artık birbirine değmesin ellerimiz.” şiirini besteledi.

1963 yılında üniversite merkezi sınavını üçüncülükle kazandı ve Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kaydını yaptırdı. Fakültede iken, Hüseyin Cevahir, Arkadaş Zekai Özger, Ahmet İnan, Haluk Şahin, Metin Güven, Gursen Topses ve Gün Zileli gibi arkadaşlarıyla birlikte Yeni Eylem adıyla bir dergi çıkardı.

1972 yılında, Samsun’un Havza ilçesinde avukatlığa başladı. DİSK ve TÖBDER kuruluşların ve üyelerinin yargılanmalarında savunma avukatlığını üstlenmesi ile bilindi.

1977 yılında avukatlık yaptığı Bursa’da evlendi.

Türkiye Halk Kurtuluş Partisi Cephesi/Acilciler” grubunun kurucusu ve lideri olduğu iddiasıyla 13 Mart 1978’de tutuklandı. Eski Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Anayasal düzeni silah zoruyla değiştirme” suçunu düzenleyen 146. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Samsun Ağır Ceza Mahkemesi’nce müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Bursa cezaevinde Nazım Hikmet’in ranzasında yattıktan bir ay sonra kesintisiz 14 yıl süren cezaevi süreci başladı. Sırasıyla; Bursa, Samsun, Trabzon, Adıyaman, Amasya, Mardin, Diyarbakır, Mardin, Sinop, Samsun ve Bursa cezaevlerinde yattı. 29 ocak 1982’de Sinop kalesi ceza evine sürgüne gönderildi ve uzun süre hücreye kapatıldı. Sinop’tan Samsun’a ve birkaç yıl sonra tekrar Bursa cezaevine nakledildi. Tecrit  ve hücre yılları 7 yıl sürdü.

Cezaevi yıllarında yazdığı kısa öyküleri ve tiyatro oyunlarını gizlice dışarı ulaştırdı. “Pek firaklı bir dağ masalı” adlı öyküsü 1986 yılında bir yarışmada birinci oldu. “Cezaevi Şiirleri Antolojisi” Londra’da İngilizce olarak yayınlandı.

Uluslararası Af Örgütü, 1990 yılında “Avukat Eşber Yağmurdereli’nin adil olmayan yargılanması” başlıklı raporu yayınlayarak tüm hükümetlere yolladı ve dünyanın dikkatini Yağmurdereli’nin durumuna çekti. Hapse girmesinden 13 yıl sonra, şartlı tahliyeden yararlanarak, 1 Ağustos 1991 tarihinde serbest bırakıldı. Hapishaneden çıktıktan sonra İstanbul’a taşındı.

8 Eylül 1991’de İnsan Hakları Derneği’nin düzenlediği mitingindeki konuşması nedeniyle 10 ay hapis cezasına mahkum edildi. Karar, Yargıtay tarafından onandı ve daha önce, “şartlı tahliye” edilmesi nedeniyle 10 aylık hapis cezası daha önceki cezasının geri kalanıyla birleştirildi. 7 kasım 1995 tarihinde Ümraniye Cezaevi’ne konuldu ve kamuoyunun tepkisi üzerine 15 aralık 1995 günü serbest bırakıldı.

Yağmurdereli, Barış için 1 Milyon İmza kampanyasının sözcülüğünü yürüttü. Topladığı bir milyon imzalı dilekçeyi 17 mayıs 1997 yılında TBMM başkanına teslim etti.

19 Ekim 1997’de Kanal D’de TBMM başkanı Hikmet Çetin’le birlikte yer aldığı programdan sonra canlı yayında gözaltına alınarak Çankırı Cezaevi’ne gönderildi. 9 Kasım 1997’de, ceza infazı 1 yıl süreyle ertelenerek serbest bırakıldı. 1 Haziran 1998’de yeniden tutuklandı ve 18 Ocak 2001’de serbest bırakıldı.

Tekrar toplumsal tepki gündeme gelince, hükümet gözlerinin görmemesini bahane ederek, Cumhurbaşkanı tarafından affedilmesi yoluna gidilmesini istedi ama Yağmurdereli bu özel affı kabul etmedi. bunun yerine düşünceyi suç olmaktan çıkaran yasal düzenlemelerin bir an önce yapılmasını istedi. Hükümet; “cezaevinde bulunuşu hastalıklarının tedavisini imkansız kıldığından bu durum cezaevinde ölüm sonucu yaratır” gerekçesiyle inisiyatifi dışında tahliye etti.

Cezaevi günlerinde yazdığı “Akrep” oyunu Ankara Sanat Tiyatrosu’nda sahneledi. Akrep oyunu, 1998 yılında Sanat Kurumu’ndan bütün zamanların en iyi yazılmış oyunlarından biri seçildi ve 1999 yılında Yağmurdereli’ye İsmet Kuntay En İyi Oyun Yazarı ödülünü kazandı. Akrep; Altan Erkekli ve Fikret Kuşkan tarafından bir albüm olarak yayınlandı.

1985 yılında Nelson Mandela‘nın kazandığı, Fransa’nın Bordeaux kentindeki İnsan Hakları Enstitüsü ile Avrupalı Avukatlar Derneği’nin verdiği Ludovic Trarieux Ödülü, 2000 yılında Yağmurdereli’ye tevcih edildi.

Avukat Ludovic Trarieux, 1898 yılında Fransa’da ilk insan hakları derneğini kuran kişi olarak tanınmaktadır. Dernek, dünyadaki ilk insan hakları derneği olarak biliniyor. Ludovic Trarieux Ödülü, Bordeaux kentindeki İnsan Hakları Enstitüsü ve Avrupalı Avukatlar Derneği tarafından iki yılda bir veriliyor.. Ödül, ilk defa 1985 yılında Nelson Mandela’ya verilmişti.

Bestelerinden oluşan “Eşber Yağmurdereli Şarkıları/Ey Hayat Aşkla Terbiye Et Beni” isimli albüm, sanatçı Melihat Gülses tarafından seslendirildi.

2001 yılında katıldığı, görme engelliler satranç turnuvasında beşinci oldu.

2008 yılında ölen Devlet Sanatçısı ve Milletvekili Osman Yağmurdereli’nin kuzenidir.

Halen, İstanbul Kınalıada’da yaşamaktadır.

Şair Can Yücel, hakkında birçok şiir yazmıştır. Türkiye’de düşünce suçundan ötürü en çok hapiste kalan kişidir ve kıdemli mahpus olarak bilinmektedir.

“Yağmurdereli’nin “Akrep” oyununu okuduktan sonra, her idamın cinayet olduğuna bir daha inandım. İdamların insanlık için ne büyük çöküntülere sebep olduğunu burada sayıp dökmeyeceğim, idama karşı olanların, idama karşı savaşmayanların, kim olursa olsunlar, yürekleri kabuk bağlamıştır. İşte bu oyunu seyredenler yürekleri ne kadar çabuk kabuk bağlamış olursa olsunlar, insanlığın bu en korkunç uygulamasına karşı koyacaklardır. Yağmurdereli’nin belki de ilk oyunudur bu. Yazar, bu oyununda konuya uygun, usta bir biçim yaratmıştır. Yağmurdereli’nin dili, biçiminden de ilerde erişilmesi güç, güzel bir Türkçedir. Bir başeser olan oyun yalnız Türkiye’de değil, dünyada oynandığı her yerde gücünce karşılanacak, insanlığın en utanılacak yarası olan idama karşı insanları harekete geçirecek, en azından kabuk bağlamış yürekleri sağaltacaktır.” Yaşar Kemal

Bunu okudunuz mu?

Birleşmiş Milletler Yargı Bağımsızlığı Temel İlkeleri

Birleşmiş Milletler Yargı Bağımsızlığı Temel İlkeleri,  26 Ağustos – 6 Eylül 1985 tarihleri arasında Milano’da …