Ana Sayfa » Hukuk tarihi » Saavedra Lamas Paktı

Saavedra Lamas Paktı

Saavedra Lamas Paktı, 21 Haziran 1935 tarihinde Güney Amerika ülkeleri olan Arjantin, Brezilya, Meksika, Paraguay, Şili ve Uruguay arasında imzalanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti, “Harbin önünü almağa mahsus Cenubi Amerika Muahedesine Cumhuriyet Hükümetince vuku bulan iltihakın tasdikimi dair kanun”u  20 Kasım 1936 tarihinde kabul etmiş, Atatürk’ün Yurta Sulh Cihanda Sulh ilkesi gereğince okyanus ötesine barış mesajı vermiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Hariciye Vekili Doktor Tevfik Rüştü Aras, aynı tarihte Arjantin Cumhuriyeti Dış Bakanı Carlos Saavedra Lamas’a bir mektup gönderecek barış yolunda yapılan çalışmalarını tebrik etmiştir.

Harbin önünü almağa mahsus Cenubi Amerika Muahedesine Cumhuriyet Hükümetince vuku bulan iltihakın tasdikimi dair kanun

 Kabul tarihi: 20/11/1936
Madde 1
Arjantin, Brezilya, Şili, Meksika, Paraguay ve Uruguay Hükümetleri arasında 10 birinciteşrin 1933’de Rio de Janeiro’da akid ve imza edilmiş olan “Harbin önünü almağa mahsus Cenubî Amerika Muahedesi» ne, muahedeye iltihak sırasında tarafımızdan tasrih edilen ihtirazî kayıdlar altında, Cumhuriyet Hükümetince vuku bulan iltihak tasdik olunmuştur.
Madde 2
Bu kanun neşri tarihinden muteberdir.
Madde 3
Bu kanunun icrasına Hariciye Vekili memurdur.
23/11/1936

Saavedra Lamas Paktı

Harbin önünü almağa mahsus Cenubi – Amerika Muahedesi

Sulhun takviyesine hadim olmak ve evrensel ahenk fikrinin inkişafı için bütün mütemeddin milletler tarafından sarfedilmiş olan mesaiye iştiraklerini temin eylemek maksadile;

Tecavüzî harpleri ve silâh kuvveti istimal ederek fetih suretile arazi iktisabını, bu muahedenin müsbet hükümlerile imkânsız bırakmak ve gayrı meşruluğunu kuvvei müeyyide altına alarak akim kılmak ve bunların yerine asilâne adil ve nasafet fikirlerine müstenid muslihane sureti halleri ikame etmek gayesile;

Dünyaya sulhun bahşettiği maddî ve manevî refah ve saadeti temin eden en müessir vasıtalardan birinin, yukarıda zikredilen prensiplerin ihlâli akibinde tatbik edilecek olan beynelmilel ihtilâfatın muslihane halli hakkında daimî bir sistem teşkili olduğuna kani olarak;

İşbu muahedeyi tanzim etmek suretile ademi tecavüz ve anlaşma hususundaki maksadlarını mukavele şekline koymağa karar vermişler ve bu babda murahhas olmak üzere:

Tayin eylemişlerdir.

Mumaileyhim usulüne muvafık olduğu anlaşılan salâhiyetnamelerini mütekabilen yekdiğerine tebliğ ettikten sonra atideki hükümler üzerinde mutabık kalmışlardır:

Madde 1

Yüksek Âkid Taraflar, mütekabil münasebetlerinde, tecavüzî harbi takbih ettiklerini ve ne mahiyette olursa olsun aralarında zuhur edebilecek olan niza ve ihtilâfları hukuku düvelin vaz ve kabul ettiği muslihane vasıtalardan başka suretle halletmiyeceklerini alenen beyan ederler.

Madde 2

Yüksek Âkid Taraflar, araziye müteallik meseleleri, kendi aralarında, cebir ve şiddet istimalile halletmiyeceklerini ve muslihane tariklerle olmadıkça araziye müteallik hiç bir sureti tesviyeyi, ne de müsellâh kuvvet istimali ile yapılan işgali veya arazi iktisabını makbul ve muteber addetmiyeceklerini beyan ederler.

Madde 3 

İhtilâf halinde bulunan taraflardan birinin evvelki maddelerde münderiç mükellefiyetleri icra etmemesi halinde Âkid Devletler, sulhun muhafazası için bütün gayretlerini sarfetmeyi taahhüd ederler. Bu hususa bitaraf sıfatile Âkid Devletler, mumzisinden bulunacakları diğer müşterek muahedeler mucibince ittihazına mecbur olabilecekleri hattı hareket müstesna olmak üzere, müşterek ve mütesanid bir hattı hareket ittihaz edecekler; hukuku düvelin cevaz verdiği siyasî, hukukî veya iktisadî vesaiti mevkii fiile vazeyliyecekler, hiç bir hususta ne siyasî ve ne de müsellâh bir müdahaleye müracaat etmeksizin efkârı umumiyenin nüfuz ve tesirini istimal eyliyeceklerdir.

Madde 4

Yüksek Âkid Taraflar, makul bir müddet zarfında diplomasi tarikile halledilemiyen bütün ihtilâfatta, atideki maddede tadad edilen ihtirazî kayıd’ardan başka ihtirazî kayıd dermeyan etmeksizin, sureti mahsusada zikredilen ihtilâflarla mütekabil münasebetlerinde zuhur edebilecek sair bilcümle ihtilâfatı işbu muahede ile kabul edilen uzlaşma usulüne arza kendilerini mecbur kılarlar.

Madde 5

Yüksek Âkid taraflar ile bu muahedeye bilâhare iltihak edecek Devletler imza, tasdik, yahut iltihak esnasında, uzlaşma usulüne karşı atideki birkaç kuyudu ihtiraziyeden başka kuyudu ihtiraziye dermeyan edemiyeceklerdir:

a) Mahiyeti ne olursa olsun halli için müsalemetkâr muahede, mukavele, misak veya itilâfnameler akdedilmiş olan ihtilâflar; şurası mukarrerdir ki bu mukavele mezkûr muahedatla hiç bir suretle mübayenet teşkil etmeyip sulhu temin eden vasıta olarak bunları itmam etmektedir. Evvelki muahedelerle halledilmiş olan mesail veya nikat da aynı vaziyettedir.

b) Âkid Tarafların bilâvasıta sureti tesviye ile hallini veya beyinlerinde bilitilâf hakeme yahut adlî sureti tesviyeye arzını tercih ettikleri ihtilâfat;

c) Hukuku düvelin, her Devletin teşkilâtı esasiyesinin kabul ettiği rejime tevfikan salâhiyeti münhasırasına terkettiği mesailki binnetice Âkid Taraflar millî veya mahallî makamatı kazaiyenin bu mesail hakkında derecei nihaiyede hüküm vermesinden evvel keyfiyetin uzlaşma usulüne arzına muhalefet edebilirler; alenen ihkakı haktan imtina veya adlî teahhur keyfiyetleri bundan müstesna olup bu takdirde uzlaşma usulü en geç bir sene içinde başlıyacaktır.

d) İhtilâf halinde bulunan Tarafların teşkilâtı esasiyesinin kabul ettiği umdelere temas eden nikat; şüphe ve tereddüd halinde, her Âkid Taraf kendi mahkeme veya en yüksek adalet divanı bu gibi salâhiyetleri haiz bulunduğu takdirde onların bu husustaki müdellel mütaleasına müracaat edecektir.

Yüksek Âkid Taraflar, her ne vakit olursa olsun XV inci maddede musarrah olan surete tevfikan, uzlaşma usulü hakkında kendileri tarafından, dermeyan edilen kuyudu ihtiraziyeyi tamamen veya kısmen terkettiklerini mübeyyin vesikayı tebliğ edebileceklerdir.

Âkid Taraflardan birinin dermeyan ettiği kuyudu ihtiraziye neticesi olarak diğer Âkid Taraflara bu Devlete karşı kabul edilen istisnalar hariç olmak üzere, bir mecburiyet terettüb etmiyecektir.

Madde 6

Daimî uzlaşma komisyonu veya evvelce mer’i muahedat mucibince bu vazife ile mükellef beynelmilel diğer bir teşekkülün fıkdanı halinde Yüksek Âkid Taraflar ihtilâflarını, Âkidlerin her meseledeki hilâfına itilâfları müstesna olmak üzere, âtideki surette teşekkül edecek olan bir uzlaşma komisyonunun tetkik ve tahkikine arzetmeyi taahhüd ederler.

Uzlaşma komisyonu beş azadan terekküb edecektir. İhtilâl halindeki taraflardan herbiri kendi tebaası arasından intihab olunabilecek bir âza nasbedecektir. Mütebaki üç âza muhtelif tabiiyetlerde bulunmak şartile ahar Devletler tebaası arasından Âkidlerce bilitilâf tayin edilecektir. Bu azaların mutad ikamet gâhları alâkadar tarafların arazisinde olmıyacak ve kendiler bunlardan hiç birinin hizmetinde bulunmıyacakttr. İhtilâf halinde bulunan Devletler uzlaşma komisyonunun reisini bu üç âza arasından intihab edeceklerdir.

Mezkûr Devletler bu intihab hususunda uyuşamadıkları takdirde keyfiyeti üçüncü bir Devlete veyahut mevcud sair beynelmilel bir teşekküle tevdi edebilirler, Şayed bu sureti tayin edilen namzedler her iki taraf veya bunlardan biri tarafından kabul edilmediği takdirde her Âkid Taraf intihab edilecek âza adedine müsavi adedde bir namzed listesi ibraz edecek ve uzlaşma komisyonunu teşkil edecek namzedler kur’a neticesinde taayyün edecektir.

Madde 7 — Her Devletin dahilî kavaninine göre kanunu esasiyi, muahedatı ve hukuku düvelin umumî prensiplerini derecei nihaiyede veya tek derecede ve herbiri kendi hakkı kazaları taallûk eden nikatta tefsire salâhiyettar olan mahkemeleri veya Yüksek Adalet Divanları, uzlaşma komisyonuna işbu muahede ile tevdi edilen vezaifi ifa etmek üzere, Yüksek Âkid Taraflarca tercihan irae edilebilecektir.

Bu takdirde mahkeme veya divan, ihtilâf halindeki Âkid Tarafların müttefikan ittihaz edecekleri karara nazaran, ya umumî içtima halinde yahut da yalnız başına hareket etmek veya sair divan ve mehakimin âzalarile muhtelit bir komisyon teşkil etmek suretile çalışabilecektir.

Madde 8 — Uzlaşma komisyonu kendi usulünün kavaidini bizzat kendisi tayin edecek ve bu usul her halü kârda hukukî mahiyette olacaktır.

İhtilâf halindeki Âkid Taraflar meselenin bütün evveliyatını ve icab eden malûmatı ita ve komisyon mezkûr Âkid Taraflardan bunları taleb eyliyebilecektir. İhtilâf halindeki Devletler, kendilerini murahhaslar tarafından temsil ettirebilecek ve müşavir ve mütehassıslar bulundurabilecek ve kezalik her nevi şahidler ikame edebileceklerdir.

Madde 9

Uzlaşma komisyonunun mesaisi ve müzakeratı Âkid Tarafların muvafakati üzerine komisyon tarafından karar verilmedikçe neşredilmiyecektir. Hilâfına ahkâm mevcud olmadıkça komisyonun kararları aranın ekseriyetile ittihaz olunacaktır; fakat komisyon âzalarının cümlesi hazır olmaksızın mevzuu ihtilâf olan meselenin esası hakkında karar veremez.

Madde 10

Komisyonun vazifesi, tetkikine arzedilen ihtilâfların uzlaştırılmasını temindir. Komisyon, ihtilâfa mevzu teşkil eden meseleleri bitarafane tetkik ettikten sonra mesaisinin netayicini raporuna dercedecek ve âdil ve munsif bir sureti halle matuf olan tesviye esaslarını alâkadar Âkid Taraflara teklif edecektir. Komisyonun raporu, gerek hadiselerin izah veya tefsiri, gerek mülâhazat serdi veya hukukî netayiç tevlidi nikatı nazarından, hiç bir veçhile ne bir hüküm ne de bir hakem kararı mahiyetinde olmıyacaktır.

Madde 11

Uzlaşma komisyonu ilk içtima tarihinden itibaren bir sene zarfında raporunu tevdi edecektir. Ancak Âkid Taraflar aralarında anlaşarak işbu mühletin kısaltılmasına veya uzatılmasına karar verebilirler.

Bir kere tatbikına başlanılınca uzlaşma usulü, ancak ihtilâfın Âkid Taraflar arasından doğrudan doğruya tesviyesile veyahut bunun hakeme veya beynelmilel adalete arzedilmesi hakkında bilitilâf ittihaz kılınacak muahhar karar ile inkıtaa uğrayabilir.

Madde 12

Uzlaşma komisyonu roporunu Âkid Taraflara tebliğ etmek için kendilerine altı ayı tecavüz etmemek üzere bir mühlet tayin edecektir. Bu mühlet zarfında Âkid Taraflar komisyonca teklif edilen sureti hallin esasları hakkında kararlarını bildirmeğe mecburdurlar. Bu mühletin inkızasında, komisyon, Âkid Tarafların kararını nihaî bir senedle tevsik edecektir.

Bu müddet, teklif edilen sureti halli veyahut her iki tarafın müttefikan diğer dostane bir sureti tesviyeyi kabul etmeksizin geçtiği takdirde, ihtilâf halinde bulunan taraflar işbu muahedenin 1 ve 2 nci maddesinin hudud ve şümulü dahilinde münasib gördükleri veçhile hareket etmek serbestisini geri alacaklardır.

Madde 13

Uzlaşma usulünün tatbikına başlanmasından, tarafların kararlarını ittihaz etmeleri için komisyon tarafından tesbit edilen müddetin hitamına kadar, alâkadar taraflar komisyonun hazırlamakta olduğu sureti hallin icrasına mazarrat ika edebilecek bütün tedabirden ve umumiyetle ihtilâfı vahimleştirmeğe veya uzatmağa sebep olabilecek bütün ef’alden içtinab etmekle mükelleftir.

Madde 14

Uzlaşma usulünün devamı müddetince komisy on azaları miktarı münaziünfih Taraflarca bilitilâf tesbit edilecek olan bir ücret alacaklardır. Mezkûr taraflardan herbiri kendine aid masarifi bizzat ifa edecek ve müşterek ücurat ve masarifi de mütesaviyen tesviye eyliyecektir.

Madde 15

Bu muahede Yüksek Âkid Tarafların teşkilâtı esasiyesinin hükümlerine tevfikan mümkün olduğu kadar çabuk olarak tasdik edilecektir.

Muahedenin aslı ile tasdiknameler Arjantin Cumhuriyeti Hariciye Nezaretine tevdi edilecek ve bu makam da tasdiknameleri mumzi Devletlere tebliğ edecektir. Muahede Yüksek Âkid Taraflar arasında tasdiknamelerin tevdii tarihi sırasına göre mer’iyete girecektir.

Madde 16 — Bu muahedeyi imza etmemiş olan her Devlet ona iltihakını mutazammın vesikayı Âkid Devletlere tebliğ için Arjantim Cumhuriyeti Hariciye Nezaretine göndermek suretile iltihak edebilecektir.

Madde 17

Bu muahede gayri muayyen bir müddet için akdedilecek, fakat bir sene evvelinden yapılacak tebligat ile
feshedilebilecektir; bu takdirde mumzi Devletlere karşı muahedenin hükmü baki kalmakla beraber fesheden Devlet hakkında muahede hükümden sakıt olacaktır. Fesih keyfiyeti Arjantin Cumhuriyeti Hariciye Nezaretine tebliğ edilecek ve bu hükümet de Âli Âkid Taraflara keyfiyeti iblâğ edecektir.

Tasdikan lilmakal yukarda esamisi zikrolunan Murahhaslar işbu muahedeyi imza eylediler.

Hariciye Vekili Doktor Tevfik Rüştü Aras tarafından Arjantin Cumhuriyeti Dış Bakanı Carlos Saavedra Lamas’a gönderilen 21 haziran 1935 tarihli ve 12712/713 sayılı mektubun tercümesi

Bay Bakan,
4 ikinciteşrin 1934 tarihli ve 72849 sayılı telgrafnamemi hatıra getirerek Cumhuriyet Hükümetinin işbu mektubumla aşağıdaki ihtirazî kayıdlar altında harbin önünü almağa mahsus Rio de Janeiro Muahedesine iltihak ettiğini Ekselansınıza tebliğ etmekle kesbi şeref eylerim:

1) İltihak keyfiyeti ezcümle Milletler Cemiyeti Misakı, Briand – Kello g Misakı, 3 ve 4 temmuz 1933 tarihli Londr a Muahedeleri, ittifak muahedeleri vesaire gibi senedattan ve beynelmilel L a Haye Divanı Daimii Adaleti Nizamnamei Esasisinin 36 ncı maddesi ihtiyarî hükmüne iltihak gibi hususattan mütevellid olarak akdemce yapılmış olan taahhüdatı hiç bir veçhile ihlâl edemiyeceği gibi mezkûr taahhüdatta, ne mahiyette olursa olsun, yeni bir vaziyet ihdas etmiyecek veyahut bunların tebdil ve tağyirini tazammun eylemiyecektir. Taahhüdatı vakıa işbu [ iltihak dolayısile hiç bir teşmil veya tahdide uğramaksızın | kamilen mer’iyetini muhafaza edecektir.

2) Türkiye, Milletler Cemiyeti Âzasından olması itibarile, Milletler Cemiyeti Misakı haricinde, Rio de Janeiro Muahedesinde musarrah olan uzlaşma usulüne ancak her münferid halde ; alâkadar Devletlerin muvafakati alındıktan sonra tevessül olunabilir.

Bu ihtirazî kayıd Rio de Janeiro Muahedesinin 5 inci maddesine tamamen tevafuk etmektedir.

Aynı zamanda, Cumhuriyet Hükümeti, memlekette mer’i ahkâmı esasiye ile Rio de Janeiro Muahedesinin 5 inci maddesi d) fıkrasına tevfikan, dahilî salâhiyeti cümlesinden olan her meselenin bilâhara yeniden hükme iktiran etmek veya uzlaşma maksadile her hangi beynelmilel bir teazzuva intikal ettirilemiyeceğini sureti mahsusada tasrih etmeğe lüzum görür.

3) işbu iltihak, araziye müteallik her hangi bir ihtilâfın doğrudan doğruya veya dolayısile Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti tarafından tanınmasını veya noktai nazarının tebeddülünü tazammun etmiyecek, hududların vaziyeti hazırasında bilaistisna hiç bir gûna arazi ihtilâfı olmıyacaktır. iltihak keyfiyeti kezalik Türkiye Cumhuriyeti Hükümetince Milletler Cemiyeti Misakile deruhde edilen vecibelerin tevsi veya tecdidini istilzam etmiyeceği gibi, işbu Hükümetin Beynelmilel Divanı Daimii Adalet Nizamname! Esasisinin 36 nci maddesi ihtiyarî hükmüne iltihakı sırasında tasrih edilen hususatta bir uzlaşma veya adlî veya hakem kararına müstenid hal suretinin kabulünü dahi istilzam etmiyecektir. Türkiye Hükümetinin tamamiyeti mülkiyei hazırasınm ve turuku muvasala üzerindekileri de dahil olmak üzere hukuku hükümranisinin münakaşasını icab ettirebilecek esasa veya usule müteallik kâffei hususat bu cümledendir.

İşbu iltihak keyfiyeti muahedenin Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından tasdikından sonra Türkiye için tamamile mabihittatbik olacaktır.

Bu vesile ile dahi, ehemmiyet ve fevaidi âlemce takdir edilen böyle bir sulh âmilinin tahakkukuna bu rütbe gayretle yardımı dokunmuş olmasından dolayı Ekselansınızı tebrik etmeği vazife bilirim.

En yüksek tazimatımın teminatını lütfen kabul buyrunuz,

Bay Bakan.

Hakkında karyelist

Bunu okudunuz mu?

Dünya Tabipler Birliğinin Su ve Sağlık ile İlgili Bildirgesi

Dünya Tabipler Birliğinin Su ve Sağlık ile İlgili Bildirgesi, 2004 yılı Ekim  ayında Japonya’nın başkenti …