Yeni
Ana Sayfa » Hukuk tarihi » Sextus Roscius Davası

Sextus Roscius Davası

Sextus Roscius Davası, milattan önce 80 yılında Roma’da gerçekleşen ve hikayesi ile günümüze kadar ulaşan tarihi bir davadır. Roscius vakasını meydana getiren olgulara ilişkin tüm bilinenler Cicero’nun bu davada verdiği Pro Sexto Roscio Amerino (“Ameria’lı Sextus Roscius İçin”) adlı nutkuna dayanmaktadır.

Roscius Davası, Lucius Cornelius Sulla Felix ve Quintus Caecilius Metellus Pius’un consul’lükleri döneminde, Roma’nın geniş ölçekli ilk iç savaşının (M.Ö. 88-82) neden olduğu toplumsal kargaşanın etkilerinin sürdüğü bir ortamda görülmüştür. Sulla rejiminin getirdiği siyasi, kurumsal ve sosyal dönüşümlerin yarattığı zemine oturan bu dava cumhuriyetin krizine ve Roma ceza yargılamasının gelişimine ışık tutması nedeniyle önem taşımaktadır.

Sextus Roscius Davası ile ilgili en kapsamlı çalışma Prof. Dr. Halide Gökçe TÜRKOĞLU ve Dr. Fehmi Kerem BİLGİN tarafından; “CICERO’NUN İLK MÜDÂFİLİĞİ: PRO SEXTO ROSCIO AMERINO” (Cicero’s First Criminal Defence: Pro Sexto Roscio Amerino) adıyla yapılmıştır. Tarihi olayı tüm yönleriyle açıklayan ortak hakemli makale Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi‘nde 2020 yılında yayınlanmıştır.

Roma Capitoline Müzesi’nde bulunan Cicero’nun büstü
Sextus Roscius Davasının Konusu 

Romalı hatip Marcus Tullius Cicero (M.Ö. 106–M.Ö. 43) babasının katili olmakla itham edilen Ameria’lı Sextus Roscius’un savunmasını üstlenmiş; henüz yirmi yedi yaşındayken ilk defa bir ceza davasında görev almıştır. (M.Ö. 80). Cicero’nun senatörlerden oluşan bir jüri ihtiva eden daimî bir mahkeme (quaestio perpetua) önünde görülen bu ilk kamu davası (causa publica) gayrı insani bir idamla cezalandırılabilecek parricidium suçuna ilişkin olmanın ötesinde siyasi açıdan da önemlidir. Cicero, dönemin siyasi koşulları sebebiyle pek çok tecrübeli hatibin görev almaktan çekindikleri hassas bir davada Sextus Roscius’un müdafiliğini üstlenerek büyük bir cesaret örneği göstermiştir.

Sextus Roscius Davası, taşra eşrafından bir şahsın öldürülmesi ile malvarlığının haksız surette iktisap edilmesinin eklemlendiği karmaşık bir olay örgüsünü konu almakta ve dönemin siyasal koşullarında hassasiyet arz etmektedir. Dönemin siyasi ve toplumsal koşullarıyla irtibatlı meseleler davayı adi bir suça ilişkin yapılacak alelâde bir yargılama olmanın ötesine taşımıştır.

Baba katili olmakla suçlanan sanık Sextus Roscius, davadaki tüm deliller aleyhine olmasına ve babasının arazilerine diktatör Sulla’nın el koymasına rağmen, Cicero’nun sıra dışı  ve etkili savunması ile beraat etmiştir. Cicero, sanık olaylar yaşanırken sanığın orada olmadığını, katil olmak için hiçbir geçerli sebebinin olmadığını, bu olaydan kimin çıkarı varsa şüphelerin onun üzerinde yoğunlaşması gerektiğini savunmuştur. Suçlayanlar, Chrysogonus’un nüfuzu karşısında kimsenin Sextus’u savunmaya cesaret edemeyeceğini ve mülklerin satışı ile suç ortaklığı hakkında herhangi bir tartışma yapılmayacağını hesaplamışlar ancak gerçeği çıkarmayı başaran yargılama bu planı alt üst etmiştir. Günümüze kadar ulaşan Latince deyimlerden olan ve ‘kimin faydasına’ anlamına gelen “cui bono” kavramını kullanan Cicero, “Kim Fayda Sağladı?” ve “Cinayet kime yarar?” sorularını tartışmaya açarak müvekkilini haklı çıkarmıştır.

Yargılama Safhası ve Cicero’nun Rolü

İsnat edilen suç ve adlî soruşturma yönünden geleneksel; yasaklama uygulaması ve yargı mercii yönünden yeni unsurlardan oluşan bir hukukî çerçeve davayı şekillendirmiştir. Cicero’nun yaptığı savunma; olaya iddianamenin dar çerçevesini aşan bir yorum getirmiş, olgusal ve hukukî argümanlardan hareketle ithamı dayanaksız bırakmanın yanı sıra, sanıktan ziyade suçlayan tarafta yer alanların suçluluğunun daha muhtemel olduğunu ortaya koymaya yönelmiştir. Bu savunma ile, itham edilmekteyken itham eden durumuna gelmiş ve maktul baba Roscius’un arazilerine el koyanları şüpheli ilan etmiştir. Müvekkilinin beraat etmesini sağlayan Cicero;  kendisine büyük itibar ve şöhret kazandıran bu dava neticesinde her türlü dava için yetkin addedilir olmuş ve büyük şöhret kazanmıştır.

Cicero müvekkilinin babasını öldürmesi için hiçbir sebebi olmadığını anlattıktan sonra, suçun işlenmesinde bundan kimin fayda sağladığı konusuna dikkatleri çekmiş; şüpheleri Magnus ve Capito;’ya yönlendirmiştir. Davayı açtıranların nüfuzlarını kullandıklarına özel vurgu yapmış; babasının
öldürülmesinden sonra fakir halde yaşayan Sextus Roscius ile cinayetin sonuçlarından faydalanarak maktul babanın malvarlığını elinde tutanları hatiplinin gücü ile mahkemeye resmetmiş, hiç kimsenin bir kazanç ummadan suç işlemeye girişmeyeceğini savunmuştur.

Cicero’nun, eski bir yargıç olan Lucius Cassius Longinus Ravilla‘ya atıf yaparak mahkemede kullandığı “cui bono” kavramı ve ortaya attığı ve “Cinayet kime yarar?” sorusu ile başlattığı tartışma, şüpheli durumlarda cinayetleri çözmede kullanılan yaygın bir tekniğe dönüşmüştür. Günümüzde de cinayetleri çözmede ilk akla gelen sorulardandır.

Hakkında karyelist

Bunu okudunuz mu?

Avrupa Günü

Avrupa Günü, Avrupa Birliği liderleri tarafından 1985 yılında yapılan Milano Zirvesi’nde alınan kararlar kutlama günü …