Ana Sayfa / Evrensel Hukuk Metinleri / Su Hakkı ve Sulak Alanların Korunması

Su Hakkı ve Sulak Alanların Korunması

Su Hakkı ve Sulak Alanların Korunması, Sulak Alanların Korunması Sözleşmesi adıyla imzalanan ve Ramsar Sözleşmesi olarak bilinen sözleşme ile hukuki olarak düzenlenmiştir.

Birleşmiş Milletler üyesi ülkeler, 1971 yılı Şubat ayında İran’ın Ramsar kentinde sözleşmeyi imzalanmıştır. Sözleşme, taraf olan ülkelerin her birini, dünyaca öneme sahip en az bir sulak alan ilan etmelerinin yanı sıra, bu sulak alanları korumakla ve bunların akılcı kullanımlarını sağlamakla da yükümlü kılmaktadır. Sözleşmenin imzalandığı 02 Şubat tarihi, sulak alanların korunmasının önemine kamuoyunun dikkatini çekmek üzere 1997 yılından bu yana “Dünya Sulak Alanlar Günü” olarak kutlanmaya başlanmıştır. Türkiye, Ramsar Sözleşmesi’ne 17 Mayıs 1994’ ten itibaren resmen taraf olmuş, Resmî Gazete’de yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğini çıkarmış, bu yönetmelik 2 defa değiştirilmiş ve  04.04.2014 tarihinde yönetmeliği yeniden düzenlemiştir. Türkiye, sulak alanlar bakımından Avrupa ve Ortadoğu’nun en önemli ülkelerinden birisi olması nedeniyle Ramsar Sözleşmesi hükümleri gerek devlet kurumları ve gerekse toplum tarafından içselleştirilerek Sulak Alanların Korunması Yönetmeliğinin uygulanması önem arz etmektedir.

Dünya Su Konseyinin İstanbul’da yaptığı toplantının ve 2009 yılı Dünya Sulak Alanlar Günü’nün ana teması “Sulak Alanlar Bizi Birleştirir”, sloganı da “Akıntıya Karşı-Akıntı Yönünde” olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda 2009 Dünya Sulak Alanlar gününde sulak alanların çevrelerine sağladıkları faydalar, nehir havzalarındaki faaliyetlerin sulak alanları nasıl etkilediği ve daha başarılı havza yönetimi üzerinde durulmuştur. Havzaların korunması ve doğru yönetimi konusunda bilinç oluşturulması da odak noktası olarak belirlenmiştir.

Sulak alanlar, kuşlar için yuva olmanın yanında bulundukları bölgenin su rejimini ve iklimini dengeleyen, tortu ve zehirli maddeleri alıkoyarak ya da besin maddelerini kullanarak suyu temizleyen, balıkçılık, tarım, hayvancılık ve saz üretimi gibi yüksek ekonomik değere ve çok zengin biyolojik çeşitliliğe sahiptirler. Sulak alanlar, yerli ve kıtadan kıtaya göç eden milyonlarca göçmen kuşun okyanusları aşmadan önce yumurtlama, yavru çıkarma ve mevsimlik yaşama yerleri olduğu için, ekolojik açıdan son derece önemli habitatlardır. Sulak alanlar su ekosistemini, su ekosistemi ekosistemi, ekosistemde ekonomiyi destekler.

Türkiye’de sulak alanlar, sazlıkların kesilmesi, tarım amaçlı kurutmalar, doldurmalar, bilinçsiz su kullanımı, sanayi kirliliği, çarpık sanayileşme, içme suyu amaçlı kullanımlar, büyük baraj inşaatları nedeniyle yeterli su alamama ve yapılaşmalar nedeniyle azalmakta sulak alanlar ekolojik ve ekonomik değerini yitirmektedir.  Son yarım asırda sulak alanların yarısından fazlası yitirilmiştir.

Türkiye su varlığının ve temiz içme suyu hakkının tüm yurttaşlar için sağlanması, suyun ücretlendirilmesinde insani sınırların aşılmaması, suyun bir meta ve ekonomik kar aracı olmaktan çıkarılması için Anayasa, Yasa, Yönetmelikler ve Uluslararası sözleşmelerle belirlenen standartların korunarak temel insan gereksinimi ve insan hakkı olan suyun korunması gerekmektedir. Akarsular ve göl suları başka havzalara taşınmamalı, doğal bütünlük bozulmamalı, su zenginliği ile övünülen ülkede bütün sular yerinde değerlendirilmeli, su varlıklarını koruyucu ağaçlandırma ve ormanlaştırma faaliyetleri yaygınlaştırılmalıdır. Sanayide kullanılan suların çevreyi kirletmesine izin verilmemeli, kapalı devre su sistemleri yapılmalı, nüfus popülasyonunun yoğun olduğu bölgelerde tasarruf önlemleri alınmalı, atık sular sorunu çözülmeli, çevrenin kirletilmesini önleyici yatırımlar uluslararası standartlara uygun olmalıdır.

Hakkında hukukbook

Bunu okudunuz mu?

Psikolojik Danışmada Etik ve Hukuk

Psikolojik Danışmada Etik ve Hukuk isimli eser Aynur Eren Gümüş, Mustafa Alper Gümüş tarafından yazılmış ve hukuk yayınları …