Yeni
Ana Sayfa » Etiket Arşivler: İstanbul Sözleşmesi

Etiket Arşivler: İstanbul Sözleşmesi

İstanbul Sözleşmesi’nin feshi kabul edilemez ve ondan vazgeçilemez.

Avukat Şebnem Ahi: İstanbul Sözleşmesi’nin feshi kabul edilemez ve ondan vazgeçilemez  KADINLARIN DİJİTAL ŞİDDETE KARŞI DA KORUNMASI İÇİN ÖNLEMLER ALINMASINI ÖNGÖREN İSTANBUL SÖZLEŞMESİ’NİN FESHİ HUKUKA VE İNSAN HAKLARINA AYKIRIDIR. İfade özgürlüğü, nefret söylemine karşı koymak ve dijital dünyayı kadınlar için güvenilir ve şiddetten uzak kılmak için en hayati araçtır. Bu yüzden devletler, siber şiddeti ele alarak tüm araçları seferber etmelidir. İstanbul Sözleşmesi, kadına yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti ele alan en kapsamlı uluslararası anlaşmadır. Psikolojik, ekonomik, fiziki, cinsel şiddete maruz kalan kadını ve çocuğu dijital alanda da koruyan yegane teminat bu sözleşmedir ve feshi, hukuka ve insan haklarına aykırıdır! Dijital …

Devamını oku »

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği.

6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanuna İlişkin Uygulama Yönetmeliği, 8 Mart 2012 tarihinde mecliste kabul edilerek 20 Mart 2012 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan 6284 Sayılı Kanunun uygulamasını göstermek üzere Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından 18 Ocak 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.   6284 SAYILI AİLENİN KORUNMASI VE KADINA KARŞI ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUNA İLİŞKİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİ BİRİNCİBÖLÜM Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar Amaç ve kapsam MADDE 1 (1) Bu Yönetmelik, şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınlar, çocuklar, aile bireyleri ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması ve bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi ile şiddet uygulayan …

Devamını oku »

Türkiye’de Kadın Haklarının Serüveni: Geriye gidiş olur mu?

Türkiye’de Kadın Haklarının Serüveni: Geriye gidiş olur mu? isimli makale İbrahim Aycan tarafından kaleme alınmış, ilk olarak Toplumcu Düşünce Dergisi internet sitesinde yayınlanmıştır. Toplumcu Düşünce Dergisi, “Dönüşümcü Siyasete Çağrı” mottosu ile yayınlanmaktadır.  Nüfus sayımlarında kadınların hayvanlar ve eşyalarla birlikte sayıldığı dönemden bu güne sadece 100 yıl geçti. 5 Aralık 1934 tarihinde Türkiye’de kadınlar ilk defa seçme ve seçilme hakkını ellerine aldılar ve insan muamelesi görmeye başladılar. Kadınların kocalarından izinsiz çalışabilmeleri ise henüz 30 yıl önce mahkeme kararıyla mümkün olabildi. Cumhuriyetin değerini o yüzden kadınlar daha iyi bilir. Bugün dünyanın birçok bölgesinde ırkçılık, kadın düşmanlığı, zayıf olanlara karşı orantısız güç kullanımı, …

Devamını oku »

29 Kasım – Hukuk Takvimi

29 Kasım – Hukuk Takvimi 1815 Japon devlet adamı Naosuke Ii doğdu. (Ölümü: 24 Mart 1860) 1858 yılında ABD ile ilk ticaret antlaşmasını imzalayarak Japonya’nın batıya açılmasında önemli rol oynadı. 1864 Amerika Birleşik Devletleri’nde Kızılderili Savaşları sırasında Sand Creek Kızılderili Katliamı(Sand Creek Soykırımı-Sand Creek Genocide) gerçekleşti. Ölenlerin üçte ikisi kadın ve çocuklardan oluşuyordu. Katliam yeri günümüzde Sand Creek Massacre National Historic Site olarak yönetilmektedir. 1918 Milli Kongre Cemiyeti Kuruldu. Cemiyet, Mondros Ateşkes Antlaşmasının ardından Milli Talim ve Terbiye Cemiyeti üyeleri tarafından İstanbul’da kurulmuş ve Kuvva-i Milliye deyimini ilk kez kullanmıştır. 1920 İstiklal Madalyası Kanunu kabul edildi. 1926 Tunuslu avukat ve …

Devamını oku »

İstanbul Sözleşmesine Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği

İstanbul Sözleşmesine Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği, isimli makale ilk olarak Toplumcu Düşünce Dergisi internet sitesinde yayınlanmıştır.  İbrahim Aycan – İstanbul Sözleşmesine Saldırmanın Dayanılmaz Hafifliği İstanbul Sözleşmesinin imzalandığı döneme göre antidemokratik uygulamaların ağırlaşması ve yaygınlaşması, kanunun kabul edilmesine gerekçe yapılan“ uluslararası saygınlığın” dip yapması ve kadına yönelik şiddet eylemlerinin artık üçüncü sayfalarına sığmayacak duruma gelmesinden sonra yeni bir akım ve moda gelişti: İstanbul Sözleşmesine saldırmak! Üstelik sözleşmenin hazırlanmasını ve imzalanmasını sağlayan siyasal cenahın kemik kadrosu ve ana paydaşları tarafından. Gazete demeye bin şahit lazım olan mevkuteler üzerinden yürütülen kirli bir yalan kampanyası da devam ediyor.  Çocuğun, kadının ve şiddete maruz kalan masumların canını …

Devamını oku »

İstanbul Sözleşmesi: Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi kısaca İstanbul Sözleşmesi olarak bilinmektedir. İstanbul Sözleşmesi,11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılmış ve 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Sözleşme, Avrupa Konseyi üyesi ülkelerin, Avrupa Konsey üyesi olmayıp Sözleşme’nin hazırlanmasına katılan Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Kanada, Meksika, Vatikan’ın ve Avrupa Birliği’nin imzasına açık tutulmuştur. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi oy çokluğuyla ve Bakanlar Komitesi’ne katılmaya yetkili taraf temsilcilerinin oy birliğiyle, Avrupa Konseyi üyesi olmayan ve sözleşmenin hazırlanmasına katılmamış olan herhangi bir devleti Sözleşme’ye katılmaya davet edebilmektedir. İstanbul Sözleşmesinin Amacı İstanbul Sözleşmesi: Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla …

Devamını oku »

Konuşulmadıkça Belirsiz Bir Metafora Dönüşen Anayasal İlke: Laiklik

Konuşulmadıkça Belirsiz Bir Metafora Dönüşen Anayasal İlke: Laiklik – İbrahim Aycan Kafasını kuma gömmüş bir toplum ile karşı karşıyayız. Anayasanın en başında büyük ve kalın harflerle yazılı olan temel bir kuralın her gün çiğnendiği, çiğnendikçe adeta yokluğa mahkûm edildiğinin varsayıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Herkesin temel güvencesi, yaşamının, düşüncelerinin, inançlarının ve hayallerinin garantörü olan laiklik ilkesi her ne kadar anayasal ve yasal güvence atında olsa da fiili olarak her gün ayaklar altına alınmakta, insanlığın ve içinde yaşadığımız toplumun ortak müktesebatı yok sayılmakta ve sanki bu durum normalmiş gibi kafalar kuma gömülmektedir. Çare bu değil! Çare bu olmasa ve çarenin ne olduğu …

Devamını oku »