Yeni
Ana Sayfa » Etiket Arşivler: Toplumcu Düşünce

Etiket Arşivler: Toplumcu Düşünce

Türkiye’de Kadın Haklarının Serüveni: Geriye gidiş olur mu?

Türkiye’de Kadın Haklarının Serüveni: Geriye gidiş olur mu? isimli makale İbrahim Aycan tarafından kaleme alınmış, ilk olarak Toplumcu Düşünce Dergisi internet sitesinde yayınlanmıştır. Toplumcu Düşünce Dergisi, “Dönüşümcü Siyasete Çağrı” mottosu ile yayınlanmaktadır.  Nüfus sayımlarında kadınların hayvanlar ve eşyalarla birlikte sayıldığı dönemden bu güne sadece 100 yıl geçti. 5 Aralık 1934 tarihinde Türkiye’de kadınlar ilk defa seçme ve seçilme hakkını ellerine aldılar ve insan muamelesi görmeye başladılar. Kadınların kocalarından izinsiz çalışabilmeleri ise henüz 30 yıl önce mahkeme kararıyla mümkün olabildi. Cumhuriyetin değerini o yüzden kadınlar daha iyi bilir. Bugün dünyanın birçok bölgesinde ırkçılık, kadın düşmanlığı, zayıf olanlara karşı orantısız güç kullanımı, …

Devamını oku »

Laikliğin Dönüşü Vakur ve Muhteşem Olacak

Laikliğin Dönüşü Vakur ve Muhteşem Olacak Bundan tam 229 yıl önce, 1791’de dünya tarihinin en trajik ve en utanç verici olayı gerçekleşti. Modern demokrasinin başlangıç tarihi sayılan 1789 Fransız Devrimi ile ilan edilen İnsan Hakları Bildirgesini beğenmeyen Olympe de Gouges erkek egemen bulduğu bildirgeye karşı Kadın hakları Bildirgesini yayınladı. Gouges öncülüğünde hazırlanan Kadın ve Yurttaş Hakları Bildirisi(1) dünya tarihinde önemli yeri olan Yurttaş ve İnsan Hakları Bildirisi’nde kadın yurttaşların göz ardı edildiğini ileri süren devrimci kadınlar tarafından hazırlanmıştı. İnsan hakları tarihinde milat sayılan 1789’un hemen ardından gelen bu bildiri, maalesef bugün literatürde hak ettiğinden daha az yer tutmaktadır. Oysaki bu bildiri …

Devamını oku »

Konuşulmadıkça Belirsiz Bir Metafora Dönüşen Anayasal İlke: Laiklik

Konuşulmadıkça Belirsiz Bir Metafora Dönüşen Anayasal İlke: Laiklik – İbrahim Aycan Kafasını kuma gömmüş bir toplum ile karşı karşıyayız. Anayasanın en başında büyük ve kalın harflerle yazılı olan temel bir kuralın her gün çiğnendiği, çiğnendikçe adeta yokluğa mahkûm edildiğinin varsayıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Herkesin temel güvencesi, yaşamının, düşüncelerinin, inançlarının ve hayallerinin garantörü olan laiklik ilkesi her ne kadar anayasal ve yasal güvence atında olsa da fiili olarak her gün ayaklar altına alınmakta, insanlığın ve içinde yaşadığımız toplumun ortak müktesebatı yok sayılmakta ve sanki bu durum normalmiş gibi kafalar kuma gömülmektedir. Çare bu değil! Çare bu olmasa ve çarenin ne olduğu …

Devamını oku »