Yeni
Ana Sayfa » Hukukbook » Tunceli Vilâyetinin İdaresi Hakkında Kanun

Tunceli Vilâyetinin İdaresi Hakkında Kanun

Tunceli Vilâyetinin İdaresi Hakkında Kanun,25 Aralık 1935 tarihinde mecliste kabul edilmiş ve 2 Ocak 1936’da Resmî Gazete’de yayınlanmıştır. Geçici süre ile yürürlükte kalması öngörülen kanunun 37. maddesi gereğince 1 Ocak 1940 tarihinde uygulamadan kaldırılması öngörülmüşse de 1947’ye kadar özel yönetim bölgesi olarak kalmıştır.

1926 yılında dağıtılan Dersim vilayetinin bir bölümü Elazığ’a, bir bölümü de Erzincan’a bağlanmış, 7 Kasım 1935’te Meclis’e sunulan tasarıda Munzur Vilayeti olması öngörülen vilayeti yeni ismi, tasarının 2884 sayılı Tunceli Vilâyetinin İdaresi Hakkında Kanun adıyla yasalaşması ile sırasında Tunceli olarak değiştirilmiştir. 2885 sayılı Yasa ile; Artvin, Hakkari, Bitlis ve Bingöl illeri de kurulmuş ve il sayısı 62’ye çıkarılmıştır.

Kanun, cezai soruşturma ve kovuşturmalarda olağanüstü hukuk yolları getirmiş; ilk tahkikata ve ilk tahkikat sırasında verilen tutuklama kararına itiraz edilememesi, ilk tahkikat sonunda iddianamelerin iki gün içinde yazılması mecburiyeti, iddianamelerin tebliğ edilmemesi kuralı ve ağrı ceza işlerinde tutukluluğun esas alınması gibi kurallar konulmuş, olağan ceza hukuku kuralları askıya alınmıştır.

Kanunun Gerekçesi 

Yasa tasarısının genel gerekçesinde, kuruluş amacına ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. TBMM’deki müzakereler sırasında içişleri Bakanı Şükrü Kaya, gerekçeyi şu şekilde açıklamıştır: “Tunçeli adı ile şimdi teşkil edilecek vilayetin ve o bölgenin eski ismi Dersim’dir. Dersim, eski zamanda da muayyen bir mıntıkaya verilmiş bir isim değildir. Fakat bu günkü idare bakımına göre Dersim’in mesahai sathiyesi, uzunluk itibarı ile 90, genişlik itibarı ile 60 olarak heyeti umumiyesi 450 – 500 kilometredir. Yüksek dağları, derin dereleri ve geniş vadileri vardır. Bu bölgenin kısmı azamı taşlık ve kayalıktır, sakinleri 65-70 bin nüfustan ibarettir. Aslen Türk unsuruna mensup bir kitledir. Bu bölgenin ilk Türk tarihinde resmi olarak teması Şah İsmail ile Yavuz Sultan Selimin muharebeleri zamanına tesadüf ediyor. Ondan sonra memleketin bir çok kısımlarındaki usulü idare gibi o da yerli ağalara ve beylere verilerek idare olunuyordu. Tanzimatta vilayet teşkilatı yapıldığı zaman burada da vilayet teşkil ediliyor. Fakat her nasılsa, ihmal, Dersim’i olduğu gibi bırakıyor. Bu gün oranın içtimai teşkilatı kurumu vüstai bir teşkilattır. Yani bir takım parçalara ayrılmıştır. Bunlar, hususatı medeniye, hukukiye ve hatta cezaiyelerini kendi aralarında görürler. Bu gün burası 91 aşirete münkasemdir. 1876 dan bu güne kadar muhtelif zamanlarda Dersim üzerine 11 harekatı askeriye yapılmıştır. Halkı cahil, bir az da toprağın fakirliği dolayısıyla halkı fakir olur ve eli de silahlı bulunursa tabii böyle bir yerde vukuat eksik olmaz. Böyle yerler her medeni memlekette bulunabilir. Fransa’da, İtalya’da, Yunanistan’da da böyle yerler vardır. Aşağı yukarı her memleketin elinde böyle geri kalmış yerleri vardır. Burada zuhur eden vukuatlar müteaddit harekatı askeriyeyi icap ettirmiş, yukarıda da arz ettiğim gibi 1876 senesinden beri bu güne kadar muhtelif tarihlerde muhtelif kuvvetlerle on bir harekatı askeriye yapılmıştır. Fakat bu harekatı askeriye muayyen bir gayeyi istihdaf ettiği için asker geri alınmış, asıl harekatı askeriyeyi icap ettiren hastalık, ne tahlil ve ne de tedavi edilmiştir. Yalnız hafifletilmiştir. Cumhuriyet devrinin, şiarı, memleketin esaslı ihtiyaçlarını esasından tedavi etmek ve asıl hastalığı tedavi eylemek olduğu için burada da medeni usullerle bir tedbir düşündü ve bu programı ile memleketin her yerinde olduğu gibi buraların da Cumhuriyetin feyizlerinden istifade etmesini temin edecektir. Şimdi müzakere edilecek kanun bu kanundur. Orada anormal bir şey yoktur. Efkan umumiyeye arz etmek isterim ki, memleketimizde anormal bir vaziyet yoktur.” 

Tunceli ve İlçelerini Gösteren Harita

Tunceli Vilâyetinin İdaresi Hakkında Kanun

ÎDARI KISIM
BİRİNCİ MADDE

Tunceli vilâyetine ordu ile irtibatı baki kalmak ve rütbesinin salâhiyetini haiz bulunmak üzere korkomutan rütbesinde bir zat vali ve kumandan seçilir.

Vali ve kumandan usulü veçhile Millî Müdafaa vekâletinin muvafakati alınmak şartile Dahiliye1 vekilinin inhası ve Tcra Vekilleri Heyetinin kararile tayin olunur.

Bu vali ve kumandan teşkil edilen Dördüncü umumi müfettişliğin de umumî müfettişidir.

İKİNCİ MADDE

Vali ve kumandan vilâyet umur ve muamelâtında ve vilâyet memurları hakkında, vekillerin kanunen haiz oldukları bütün salâhiyetleri haizdir.

Vali ve kumandan lüzum gördüğü takdirde vilâyeti teşkil eden kaza ve nahiyelerin hudud ve merkezlerini değiştirir ve keyfiyeti Dahiliye vekâletine bildirir.

ÜÇÜNCÜ MADDE

Bu vilâyetin kaza kaymakamları ve nahiye müdürleri usulü dairesinde Millî Müdafaa vekâletinin muvafakati alındıktan sonra vali ve kumandanın inhası ve Dahiliye vekilinin tasvibi üzerine kararname ile ve orduya irtibatları baki kalmak şartile muvazzaf subaylardan dahi tayin olunabilir.

Bunların ve vilâyet kadrosunda iş gören subayların hak ve kıdemleri mahfuzdur. Buradaki hizmetleri askerî hizmetten sayılır ve maaşları rütbelerine göre Millî Müdafaa vekilliği bütçesinden verilir.

Dördüncü MADDE

Tayini valive kumandana aid memurların ve müstahdemlerin harcırahları geldikleri yerden memur oldukları mahalle kadar verilir

BEŞİNCİ MADDE

Vali ve kumandan vilâyette kullanılan asker memurlar hakkında inzibatî bakımdan askerî kanunların  kendisine verdiği disiplin salâhiyetini kullanır.

Diğer memurlar hakkında da ihtar vetevbih cezalarından başka kanunların inzıbat komisyonlarına verdiği maaş katı. kıdem tenzili salâhiyetlerini de resen kullanır ve bu cezalar sicile geçer. Sınıf tenzili ve memuriyetten ihraç cezaları inzibat komisyonu kararile tatbik edilir.

Hâkimler kanunu hükümleri mahfuzdur. Ancak vali ve kumandan adliye memur ve kâtibleri hakkında hâkimler kanunu hükümlerine göre bunların âmirler tarafından verilebilecek cezaları dahi tatbika salahiyetlidir.

ALTINCI MADDE

Bu vilâyette umumî meclis vazifesini valinin veya tevkil edeceği zatın riyaseti altında vilâyet idare heyeti azalarile kaza kaymakamlarından mürekkeb bir heyet görür. Daimi encümen işini valinin veya tevki edeceği zatın riyaseti altında defterdar, maarif müdürü, Nafıa başmühendis veya bunların vazifelerini görenlerden mürekkeb bir heyet görür. İdarei hususiye vilâyet kanununun diğer hükümleri meridir.

YEDİNCİ MADDE

Vali ve kumandan lüzum gördüğü belediyelerde reislik vazifesini kaymakamlara ve nahiye müdürlerine verebilir.

ADLİ KISIM
Birinci fasıl
Hazırlık tahkikatı
SEKİZİNCİ MADDE

Hazırlık tahkikatında Cumhuriyet müddeiumumileri şahidleri celpname ile davet ederler. Davete itaat etmiyenlerin kanunî akıbetleri dahi celpnamede gösterilir. Acele olan mevkııflu işlerde Cumhuriyet müddeiumumisi celpname tebliğ ettirmeksizin mahkemenin kurulduğu merkez haricinde bulunan şahidler için ihzar müzekkeresi verebilirler. Şu kadar ki bu müzekkere ile ihzar edilenlere Cumhuriyet müddeiumumiliğince celpname ile gelen şahidler hakkındaki muamele tatbik olunur.

DOKUZUNCU MADDE

Cumhuriyet müddeiumumileri hazırlık tahkikatında hâkimlerin haiz oldukları salâhiyetleri kullanırlar.

ONUNCU MADDE

Hazırlık tahkikatında Cumhuriyet müddeiumumileri, maznunları ve şahidleri ayrı, ayrı veya toplu olarak birbirlerile yüzleştirebilirler.

İkinci fasıl
Amme hukuku davası
ON BİRİNCİ MADDE

Cumhuriyet müddeiumumileri ilk tahkikata tâbi tutmaya lüzum görmedikleri işleri iddianame ile doğrudan doğruya mahkemeye verebilirler. İlk tahkikat icabı kanunen mecburî olan suçlarda dahi müddeiumumiler bu salâhiyeti istimal edebilirler.

ON İKİNCİ MADDE
Dava açılması izne bağlı olan işlerde izin verme salâhiyeti vali ve kumandanındır.
Üçüncü fasıl
İlk tahkikat
ON ÜÇÜNCÜ MADDE

Hâkimiu reddine dair olan dileğin kabul edilmemesine aid olan kararlar katidir.

ON DÖRDÜNCÜ MADDE

Hazırlık tahkikatında Cumhuriyet muddeiumumileri tarafından kâtib huzurile yapılan tahkik işleri ilk tahkikatta tekrarlanmaz.

ON BEŞİNCİ MADDE

İlk tahkikatın açılması kararı aleyhine itiraz edilemez.

ON ALTINCI MADDE

10 nen maddedeki salâhiyeti sorgu hâkimi de haizdir.

ON YEDİNCİ MADDE

Cumhuriyet müddeiumumileri ilk tahkikat sonunda iddianamelerini iki gün içinde yazmağa mecburdurlar.

ON SEKİZİNCİ MADDE

İddianame maznuna tebliğ edilmez.

ON DOKUZUNCU MADDE

Ağır cezayı müstehzim suçların tahkikatı mevkufen yapılır ve bu mevkufların duruşmadan evvel tahliyelerine dair olan kararlar ancak valinin muvafakati ile icra olunur. Bu tahliye kararlarının tasdikına karşı itiraz edilemez.

YİRMİNCİ MADDE

Eski hale getirme talebinin reddine dair olan kararlar katidir.

YİRMİ BİRİNCİ MADDE

İlk tahkikat sırasında verilen tevkif kararlarına maznun tarafından itiraz edilemez.

Dördüncü fasıl
Duruşma
YİRMİ İKİNCİ MADDE

Suçların tcsbitine dair olan zabıt varakaları:

1 – Hangi senenin hangi ay ve gününde nerede tanzim olunduğunu ve yazanların resmî sıfat ve hüviyetlerini,
2 – Vaka ve delilleri ve suçu vücude getiren eşya ve âlet ve sairenin mahiyet ve miktar ve vasıflarını ve nerede ve ne suretle görülüb zabtedilmiş olduklarını,
3 – Maznunun isim ve hüviyet ve sıfat ve mahalli ikameti ile ifadesini muhtevi olmak lâzımdır.

Zabıt varakası tanzim eden memur ile maznun ve hariçten hazır bulunan en az iki kimse tarafından imza edilir. Bu şartları tamamen haiz olan zabıt varakaları sahteliği sabit oluncaya kadar muteberdir.

Maznun zabıt varakasını imzadan çekinirse sebebini el yazısı ile varakanın altına yazıb imza eder. Yazı bilmezse çekinme sebebi hazır olanlar tarafından yazılarak imza edilir. Sebebsiz istinkâf halinde de keyfiyet bu veçhile tesbit olunur. Sebeb bildirilirse mahkeme o sebeblerin mahiyetinc göre tetkikat yapabilir. Bu zabıt varakasının sahteliğini iddia eden maznun mahkemeye sahtelik hakkında kanaat verecek deliller göstermeğe mecburdur. Maznunun iddiasını haklı gösterecek sebebi er karsısında zabıt varakasını imza etmiş olan şahidler dinlenir ve iktiza eden diğer deliller de toplanır, işi sürüncemede bırakmak kasdi ile sahtelik iddiasında bulunanlara yol gösterenlerden 100 liradan aşağı olmamak üzere ağır para cezası alınır. Bu kimseler avukat veya dava vekili iseler haklarında mercilerince ayrıca inzibatî ceza da tatbik olunur.

YİRMİ ÜÇÜNCÜ MADDE

13, 19 ve 21 nci maddeler hükümleri duruşma da da tatbik olunur.

YİRMİ DÖRDÜNCÜ MADDE

Gecikmesinde zaruret bulunan haller dışında mahkeme icab eden tebliğleri yaptırarak iddianamenin verilmesinden itibaren nihayet beş gün içinde duruşma yapar.

Maznun subut delili erile birlikte mahkemeye verilirse hemen duruşma yapılarak hüküm verilir. Mâni sebebler olmadıkça duruşma bir celsede bitirilir. Cümhuriyet müddeiumumisi de iddiasını ayni celsede beyan etmeye mecburdur.

YİRMİ BEŞİNCİ MADDE

Talik veya tehir müddetleri zaruret olmadıkça beş günü geçemez.

YİRMİ ALTINCI MADDE

Cumhuriyet müddeiumumisinin muvafakatile şahidlerin Cumhuriyet müddeiumumileri veya sorgu hâkimi tarafından zabtedilmiş olan ifadelerinin okunmasile iktifa olunabilir.

YÎRMİ YEDİNCİ MADDE

Delillerin toplanmasından sonra Cumhuriyet müddeiumumisi iddiasını hemen bildirir. Duruşmanın müteaddid celseler sürmüş olması ve evrakın tetkika muhtaç bulunması gibi sebeblerile iddiasını serdetmek için Cumhuriyet müddeiumumisine nihayet beş gün müsaade edilebilir.

YİRMİ SEKİZİNCİ MADDE

Maznun ve müdafiine müdafaalarını hazırlamaları için nihayet iki gün müsaade olunabilir. Hüküm, duruşmanın hitamından itibaren nihayet üç gün içinde bildirilir.

YİRMİ DOKUZUNCU MADDE

İlbaylık içindeki ceza mahkemelerinde verilen hükümler temyize tâbi olmayıb katidir.

OTUZUNCU MADDE

Menkul ayın davaları ve icar müddeti biten mecurun tahliyesi davaları ve üç yüz lirayı geçmeyen alacak davaları üzerine verilen hükümler katî olub temyize tâbi değildir.

Beşinci fasıl
Türlü hükümler
OTUZ BİRİNCİ MADDE

Vali ve kumandan emniyet ve asayiş noktasından lüzumlu görürse vilâyet halkından olan ferdleri ve aileleri vilâyet içinde bir yerden diğer yere nakletmeğe ve bu gibilerin vilâyet içinde oturmalarını menetmeğe salahiyetlidir.

OTUZ İKİNCİ MADDE

Vali ve kumandan herhangi bir şahıs hakkındaki takibatın tehirine ve cezaların teciline salahiyetlidir. Bu tehir veya tecil müruru zamanın işlemesine mâni olmaz.

OTUZ ÜÇÜNCÜ MADDE

İdam hükümlerinin vali ve kumandan tarafından tecile lüzum görülmediği takdirde infazı emrolunur.

OTUZ DÖRDÜNCÜ MADDE

Tunceli vilâyeti içinde oturanlardan biri tarafından Elâziz, Malatya, Sivas, Erzincan, Erzurum, Gümüşane, Bingöl vilâyetlerine geçerek buralarda Türk ceza kanununun ikinci kitabının birinci babının, ikinci ve yedinci babının birincive 455 nci madde hariç kalmak üzere 9 ncu babının birinci ve onuncu babının ikinci fasıllarında yazılı suçları işleyenler, bunların ortak ve yatakları ve yukarıda isimleri geçen komşu vilâyetlerde işlenmiş olub Tunceli vilâyeti içinde işlenen suçlarla irtibatı olan suçlar Tunceli vilâetindeki salahiyetli makam ve mahkemelerce bu kanundaki usule göre takib ve muhakeme olunur.

OTUZ BEŞİNCİ MADDE

Bu kanunun hükümleri makabline şamildir. Ancak bu kanun meriyete girdiği tarihe kadar Temyiz hakkını kullanmış olanların evrakı Temyiz mahkemesince tetkik olunur.

OTUZ ALTINCI MADDE 

Tunceli vilâyeti merkezinde bir ağır ceza mahkemesi ile asliye mahkemeleri ve kazalarda birer asliye mahkemesi kurulur.

OTUZ YEDİNCİ MADDE

Bu kanun neşri tarihinden 1 kanunusani 1940 tarihine kadar meri olacaktır.

OTUZ SEKİZİNCİ MADDE

Bu kanun hükümlerini İcra Vekilleri Heyeti yerine getirir.

Cumhuriyet Reisliğine yazılan tezkerenin tarih ve numarası : 26 – XII -1935 ve 1/304

Bu kanunun neşir ve ilânının Başvekilliğe bildirildiğine dair Cumhur Reisliğinden gelen tezkerenin tarih ve numarası : 31 – XII -1935 ve 4/1353

Bunu okudunuz mu?

Köy Enstitüleri Kanunu

Köy Enstitüleri Kanunu, 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 sayılı yasa olarak mecliste kabul edilmiş ve …