Ana Sayfa / Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi / Esbab-ı Mucibe’den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE

Esbab-ı Mucibe’den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE

Esbab-ı Mucibe’den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE isimli başyapıtın ikinci baskısı Yeditepe Üniversitesi Yayınları tarafından 2018 yılı Nisan ayında basılarak raflarda yerini almıştır. Kitabın ilk baskısından sonra aradan geçen 7 yıl boyunca hukuk dünyasına Hukukta Gerekçe başlığı ile tartışılan konular güncelliğini koumuş, kitabın inceleme konusu önemini yitirmemiştir.

Hilmi Şeker: “Bu kitap için harcanan günlerin, memleketin gerekçe ile bir nebze olsun tanışmasına değdiğini düşünüyorum. O günden bugüne, gerekçeye olan ilgimizin azalmasına, yaşananlar izin vermedi. Soluklanmaya, kötü, yanlış ve üzücü örnekler bir türlü izin vermedi. Algıda seçicilik, içinde gerekçe geçen her şeye dikkat kesilmesine neden olurken, gerekçenin birçok kurumla olan ilişkisi ve bu ilişkinin kötü gittiğinde yaratacaklarının boyutları bizi her fırsatta yorum yapmaya, yazmaya ve anlatmaya mecbur etti.”
Esbab-ı Mucibe’den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE’nin İkinci Baskısı

Yazar Hilmi Şeker’in deyimiyle “Ulus aşırı yapılanmalarla özdeşleşen çağın geliştirdiği gerekçe konfigürasyonundan bihaber tartışmalar, klasik gerekçe devrinden kalma sığ ve dar gerekçe yaklaşımıyla ahkâm kesmeye devam etmiş ve diyalojik ilkelerle gerekçe arasındaki ilişkinin kötü yönetilmesinin vücuda getirdiği sorunlar daha da büyümüştür.”

Esbab-ı Mucibe‘den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE’nin ilk baskısını okuyup heyecanla ikinci baskıyı bekleyenler yanında ilk baskıyı kitapçılarda bulamayanlar eserin raflarla yeniden ne zaman buluşacağını hararetle sormuşlardır.

Hilmi Şeker ve Hukuk Ansiklopedisi Editörü İbrahim Aycan bir arada

Eserin birinci baskısının oluşturduğu yankı kimi yazarların eserden ilham almalarını ve gerekçe konusunu irdeleyen yeni eserlerin ortaya çıkmasını da sağlamıştır ve önemli bir kazanım elde edilmiştir.

Yazarın, birinci baskı ile ikinci baskı arasında geçen zamana ilişkin tespitleri can yakıcıdır: “Gerekçesizlik özgürlük karşıtı tutumundan ödün vermedi. Birleştirme kurumunu yozlaştıran, sömüren gerekçelendirme, birleştirdiği iddianamelerle devasa davalar inşa etti. Davalar homurdanarak konuşmaya başladı. Birleştirme, adlileşmenin aktüel buluşu haline geldi. İddianame ve gerekçelerin CD’lerle tebliği olağanlaştı. Binlerce sayfa içinde özgürlüğüne, yaşamına ve malvarlığına hükmeden nedenceleri, elinde büyüteçle arama bulma imkânsızlık ve eziyetine, birey katlanmak zorunda bırakıldı. Yargı, insan trajedisine son vermek yerine, gerekçesizlikle yeni trajediler yarattı.”

Hilmi Şeker: “Kibrine yenik düşen içtihat, kendi etrafında dönmeye başladı ve sermayesini tüketti.”
Dil, Yargılama ve Gerekçe

Yazar, Esbab-ı Mucibe‘den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE eserinde dil ile yargılama ve gerekçe arasındaki yakın ilişkiye ayrı bir önem vermis, hukukta gerekçenin etnik, politik, ideolojik ve dini aidiyetleri negatif bir unsur olarak algılayıp hukukun ruhunu ve uygulamanın aklını yok etmemesi gerektiğini vurgulamaktadır. Kitabın ikinci baskı hazırlık sürecinde yabancı mahkeme kararlarının gerekçesiz biçimde tanınma ve tenfizlerinin yapılması yönündeki içtihat eleştiri konusu yapılmıştır.

Yazar Hilmi Şeker

Hukukta Gerekçe isimi kitap, gerekçesizliğin ve doyuruculuktan uzak gerekçenin sakıncaları konusunda Anayasa yargısını da kapsama alanına almış, kör bir eleştiri yerine ufuk açıcı önermelerde bulunmuştur.

Esbab-ı Mucibe‘den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE eserinin ikinci baskısı ile okuyucunun karşısına yeniden çıkan Yazar Hilmi Şeker “Birey, toplum, kamu ve doğayla ibralaşmayı tutkuya dönüştüren bir yargı ve yargılama” dileğiyle kitabını takdim etmektedir.

Hilmi Şeker-Hukuk Felsefesi ve Güncel Sorunlar Paneli sonrası hukukçularla bir arada
Esbab-ı Mucibe’den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE’nin Birinci Baskısı

Esbab-ı Mucibe’den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE isimli 1594 sayfalık meşhur kitap 2010 yılının başlarında yoğun bir emek sonucunda tamamlanmış ve Birinci Baskısını yapmıştır. Kitap, Sonsözü, Kaynakçası ve Kavram İndex’i de dahil 1594 sayfadır. Kitap sekiz bölümden oluşmakta oluşmaktadır. Başlıklar, ‘Hukusal Dizgede Gerekçe’, ‘Hukuk Öğretisinde Gerekçenin Görünümü’, ‘Gerekçeli Karar ve Dil İlişkisi’, ‘Uygulamadaki Sapma Biçimleri ve Sapmaların Genetiği’, ’Hakem ve Yabancı Mahkeme Kararlarının Tenfiz ve Tanınmasında Gerekçe’, ’Gerekçeli Karar Hakkına Aykırılığın Etki ve Sonuçları’, ‘Yargıçların Sorumluluğu’ ve ‘Sapmaların Nedenleri’ şeklindedir.

Hilmi Şeker, sabırlı çalışması sonucunda 1594 sayfalık ‘Esbab-ı Mucibe’den Retoriğe Hukukta Gerekçe’ isimli kitabını 2010 yılının başlarında yazmıştır.

Hilmi Şeker’in bu özgün yapıtı hukuk literatüründe büyük bir boşluğu doldurmuştur.

Hilmi Şeker, gerekçeyi, tarihsel kökenlerinden alarak, esbab-ı mucibe’den retoriğe kadar genişleyen bir izlekte günümüze kadar taşıma çabasında olmuştur. Uygulama, dil, tarih ve sapmalar ekseninde oldukça geniş bir inceleme ve eleştiriye tabi tutulmuş, akıcı bir anlatım ve yazma başarısını yakalamıştır. Kitap, hukukçular açısından olduğu gibi tarih, edebiyat ve felsefe eksenli okumalar yapan pek çok okur içinde ufuk açıcıdır. Hilmi Şeker, her şeyden önce kendi alanını ve bu alan içerisinde oldukça geniş bir yer tutan gerekçeyi incelerken göstermiş olduğu yoğun çabaya ek olarak, gerekçeyi anlamlı bir temelde ortaya koyup açıklamaya çalışırken yapmış olduğu postmodernite, modernite, klasizm, dil, cinsiyet, dil ve söylem, anlam, dil ve edebiyat okumalarıyla da kitaba ayrı bir zenginlik katmıştır.

Sümerli Yargıçlara Adanan Kitap

Yazar, temel hak ve özgürlüklerle hukukun üstünlüğünün her daim muhafaza edilmesi gerektiğine özel vurgu yapmıştır. Esbab-ı Mucibe’den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE isimli kitabın takdimi şu şekildedir: “Bu çalışmayı; yalın ve özverili yaşamayı borçlandığım, babam Talha’ya, yaşamını bizlere adayan annem Feride’ye, düşünen ve yazanlara, yazmama neden olanlara, fikirlerinden etkilendiğim aydınlara, felsefeci ve sosyologlara, insan hakları için küçükte olsa katkısını esirgemeyenlere, hukukun egemenliği için uğraş verenlere, hukuku adalete, gerçeği hukuka dönüştürenlere, umar ve beklentisi, adalet, eşitlik, özgürlük ve hakça paylaşım olanlara, sırlarla mücadele edenlere, muhalif düşünce geliştiren  muhaliflere, düşüncenin gücüyle dokunulmazlıkları tuz buz eden aydınlara, bilinen ilk pratisyenler, suskun Kadın davasının isimsiz mimarlarına, Sümerli yargıçlara adıyorum.”

Şeker, kitabın birinci baskısına yazmış olduğu önsözde gerekçeyi şöyle nitelendirmektedir:
“…Gerekçenin, hukukun üstün olduğu yerlerde bağlayıcı, Kara Avrupası hukukunda yönlendirici olduğunu, Sözleşme ile birlikte adil yargılanma hakkının bir parçası olarak, demokratik hukuk devletlerinde, gönüllere taht kurduğunu, kendisine gereksinim duyulan her durumda, birey ve toplumun hizmetine hazır hale geldiği, ona duyulan ihtiyacın sönümlenmesiyle bir adım geriye çekilmeyi bildiğini, gelecekte de kendisine ayrılan kulvarda hedefleri için koşmaya devam edeceğine inandık. Adaleti erek edinen hukuk sistemlerinin, yargıcın gerekçe üzerinden bu hedefi gerçekleştirme fikrine sıcak baktığını, bu bakış açısının bireysel beklentilerin sürpriz kararlarla açılmasına onay vererek, gerekçeler aracılığıyla hukukun adalete dönüştürülmesine izin verdiğini belirledik. Gerçeklikten adalet ve hukukun yaratmaya onay veren dizgelerde kamu gücü, ulusal çıkarı oluşturan referansların, güçlü demokrasi ve hukuk anlayışı tarafından sınanarak, kontrol altında tutulduğunu böylece onların totaliter eğilimlerinin iğdiş edildiğini saptadık. Anılan sistemlerin, gerekçenin etki ve sonuçların hedefleri koyan sistemlerin ise, inşa ettiklerini gördük. Gerekçenin antik doğasının, yaratılan teknik, bireysel ve sığ bir atmosfer içinde yok edildiğini ya da teğet geçildiğini izledik. Kimi sistemlerin ise bireysel olanı kamusal beklentilerle bir arada yürütmeyi yeğleyerek gerekçeye nefes aldırdıklarını saptadık. Yargılamaya temin edilmek istenen amacını, sistemlerin gerekçe –hüküm bağlamlı paradigmalarını belirleyen temel parametre olduğunu saptadık…”
Hilmi Şeker Hakkında
Esbab-ı Mucibe’den-Retoriğe HUKUKTA GEREKÇE, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi Başkanı Hilmi Şeker tarafından yazılmıştır. Hilmi Şeker, 1988 yılında Ankara Üniversitesi Hukuk fakültesinden mezun olmuş ve kısa bir süre avukatlık yaptıktan sonra hakimliğe atanmıştır. Çalışma hayatını İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde sürdürmekte, çeşitli dergi ve gazetelerde makaleler yazmaktadır. Şeker, Hukuk ve felsefeyi bir araya getirerek okuyan, düşünen, yorumlayan bir yargıçtır.

Kitabın önsözü ve içeriği

Hilmi Şeker ile yapılan Hukukta Gerekçe başlığı ile yapılan söyleşi

Bunu okudunuz mu?

Evrensel İslam İnsan Hakları Bildirgesi

Evrensel İslam İnsan Hakları Bildirgesi         Sadece yüce Allah hükmün yazarıdır, failidir, insanın haklarının kaynağıdır. …